zaman tüneli
normal sözlük yazarlarının başarıları
bilim, sanat ve spor alanlarında çeşitli başarılarım ve ödüllerim vardır. cv isteyen kimse dm den mail adresini yazarsa, komple cv'yi paylaşabilirim. bu arada: "iş başvuru formunu nereye bırakıyoruz, iş neydi ve aylık ne kadar veriyorlar?"
devamını gör...
fenerbahçe'ye gereken santrafor
lewandowski+onuachu bizi rahat şampiyon yapar bence.
devamını gör...
macaristan seçimlerinde orban'ın kaybetmesi
ge*rge s*ros'un evladı al*x s*ros'un övmelere doyamadığı seçim sonucudur.
bu bile benim için şüphelenmeye sebeptir.
inanılmaz seviyede bir propaganda güçleri var. şimdi de macar halkının kaderi ile ilgili zafer çığlıkları atıyorlar.
"şöyle bir gözden geçirelim, 2024 yerel seçimleri hemen öncesi kimler nerelerle temas etmiş, seçimden sonra neler olmuş?" desem neredeyse kimse ilgilenmeyecek.
oradan esecek tatlı meltemlerin hayalleri ile yaşayan arkadaşlarım, kusura bakmayın ama dost acı söyler:
tosbağa ters dönmüş kalmış, "şu güneşin önüne bir bulut gelsin" diye dua ediyormuş ya, bu da o hesap...
bu bile benim için şüphelenmeye sebeptir.
inanılmaz seviyede bir propaganda güçleri var. şimdi de macar halkının kaderi ile ilgili zafer çığlıkları atıyorlar.
"şöyle bir gözden geçirelim, 2024 yerel seçimleri hemen öncesi kimler nerelerle temas etmiş, seçimden sonra neler olmuş?" desem neredeyse kimse ilgilenmeyecek.
oradan esecek tatlı meltemlerin hayalleri ile yaşayan arkadaşlarım, kusura bakmayın ama dost acı söyler:
tosbağa ters dönmüş kalmış, "şu güneşin önüne bir bulut gelsin" diye dua ediyormuş ya, bu da o hesap...
devamını gör...
türkiye'de diktatörlük var mıdır sorusu
kişiler gelip geçicidir, halk kalıcıdır ve asıl gücü elinde bulundurandır. herkesin bilinçli vatandaş olarak; haklarını aradığı, sorguladığı, gördüğü her tür aksaklığı ilgili yerlere sürekli bildirerek tüm pislikleri temizlediği günleri hasretle bekliyoruz diyelim.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
muhtemelen linç yiyeceğim ama simyacı bir dönem elimden düşmüyordu. altını çizdiğim yerler, başkalarına attığım alıntılar, “hayatımı değiştirdi” tripleri… klasik paket işte. hatta öyle bir noktaya geliyorsun ki, kitabı bildiğin kendini savunur gibi savunuyorsun.
bence bazı kitaplar metin olarak değil, zaman olarak çalışıyor. sen hangi ruh hâlindeysen, kitap da tam oraya oturuyor. o sıralar insan biraz daha açık oluyor böyle şeylere. bir şeylerin anlamlı olduğuna inanmak istiyor, biraz yol arıyor, biraz işaret bekliyor. kitap da tam o boşluğa denk geliyor.
ama geçen gün tekrar açayım dedim. o ilk seferdeki büyü yok. gerçekten yok.
mesela o meşhur cümle:
“bir şeyi gerçekten istersen, bütün evren onu gerçekleştirmek için iş birliği yapar.”
ilk okuduğum dönem motive edici gelmişti. hatta bir süre buna gerçekten inanmıştım. ama şimdi dönüp bakınca, bu cümle bana derin değil, fazla cilalı geliyor. çünkü hayat öyle işlemiyor. evren senin, benim için mesaiye kalmıyor. çoğu zaman kimse senin ne istediğini umursamıyor bile.
o yüzden simyacı bana artık şöyle geliyor:
kişisel gelişim zırvalarının, mistik bir doğu masalı ambalajına sarılıp “edebiyat” diye servis edilmiş hâli.
hikâye var gibi yapıyor ama aslında sürekli aynı noktaya bağlanıyor:
inan, takip et, iste… olacak. ama o “olacak” kısmının altı boş.
nasıl olacak, ne kaybedeceksin, neyi göze alacaksın… yok.
sadece süslü aforizmalar.
şimdi dönüp bakınca şunu fark ediyorum, ben o kitabı savunurken aslında kitabı savunmuyormuşum. o dönemki kendimi savunuyormuşum.
çünkü o cümleler o zamanlar bana iyi gelmişti. bir şeyleri toparlıyormuş gibi hissettirmişti. insan bazen anlam bulamayınca anlam uyduruyor.
ben de uydurmuşum.
kitap sadece uygun bir zemin olmuş.
e sonra büyüyorsun. biraz tökezliyorsun, biraz hayal kırıklığı yaşıyorsun. o zaman o cümleler birden “derin” olmaktan çıkıyor.
biraz naif, biraz toy kalıyor.
yani aslında kitap değişmiyor. sen değişiyorsun.
işin en zor kısmı da, bir şeyi sevmiş olduğunu kabul etmek kolay ama artık sevmediğini kabul etmek zor.
çünkü o zaman geçmişteki hâlinle de yüzleşiyorsun.
evet sayın yazarlar, benim itirafım da bu.
simyacı belki bok gibi bir kitap değil ama benim sandığım kadar iyi de değilmiş.
ben ona anlam yüklemişim, o da taşıyormuş gibi yapmış.
şimdi geriye sadece bunu kabul etmek kalıyor.
bence bazı kitaplar metin olarak değil, zaman olarak çalışıyor. sen hangi ruh hâlindeysen, kitap da tam oraya oturuyor. o sıralar insan biraz daha açık oluyor böyle şeylere. bir şeylerin anlamlı olduğuna inanmak istiyor, biraz yol arıyor, biraz işaret bekliyor. kitap da tam o boşluğa denk geliyor.
ama geçen gün tekrar açayım dedim. o ilk seferdeki büyü yok. gerçekten yok.
mesela o meşhur cümle:
“bir şeyi gerçekten istersen, bütün evren onu gerçekleştirmek için iş birliği yapar.”
ilk okuduğum dönem motive edici gelmişti. hatta bir süre buna gerçekten inanmıştım. ama şimdi dönüp bakınca, bu cümle bana derin değil, fazla cilalı geliyor. çünkü hayat öyle işlemiyor. evren senin, benim için mesaiye kalmıyor. çoğu zaman kimse senin ne istediğini umursamıyor bile.
o yüzden simyacı bana artık şöyle geliyor:
kişisel gelişim zırvalarının, mistik bir doğu masalı ambalajına sarılıp “edebiyat” diye servis edilmiş hâli.
hikâye var gibi yapıyor ama aslında sürekli aynı noktaya bağlanıyor:
inan, takip et, iste… olacak. ama o “olacak” kısmının altı boş.
nasıl olacak, ne kaybedeceksin, neyi göze alacaksın… yok.
sadece süslü aforizmalar.
şimdi dönüp bakınca şunu fark ediyorum, ben o kitabı savunurken aslında kitabı savunmuyormuşum. o dönemki kendimi savunuyormuşum.
çünkü o cümleler o zamanlar bana iyi gelmişti. bir şeyleri toparlıyormuş gibi hissettirmişti. insan bazen anlam bulamayınca anlam uyduruyor.
ben de uydurmuşum.
kitap sadece uygun bir zemin olmuş.
e sonra büyüyorsun. biraz tökezliyorsun, biraz hayal kırıklığı yaşıyorsun. o zaman o cümleler birden “derin” olmaktan çıkıyor.
biraz naif, biraz toy kalıyor.
yani aslında kitap değişmiyor. sen değişiyorsun.
işin en zor kısmı da, bir şeyi sevmiş olduğunu kabul etmek kolay ama artık sevmediğini kabul etmek zor.
çünkü o zaman geçmişteki hâlinle de yüzleşiyorsun.
evet sayın yazarlar, benim itirafım da bu.
simyacı belki bok gibi bir kitap değil ama benim sandığım kadar iyi de değilmiş.
ben ona anlam yüklemişim, o da taşıyormuş gibi yapmış.
şimdi geriye sadece bunu kabul etmek kalıyor.
devamını gör...
türkiye'de diktatörlük var mıdır sorusu
daha beteri var
akape................
akape................
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
bazen bi gazla bir şeyler yazıyorum, sonra tekrar okuyorum, düşünüyorum, avukatlarıma gönderiyorum ve ardından da: "ne gerek var ki, değmez." diyorum ve siliyorum. sadece arada bir anlık gazımı atıyorum ve iyi geliyor. özetle; boşluğa doğru dert anlatmanın tarifsiz rahatlamasını hissediyorum bazen, kısa süreliğine de olsa.
devamını gör...
bir evi daha yaşanılır kılan detaylar
az eşya, bol kitap, birkaç saksı çiçeği, bir de minnak kız bebem olsa tadından yenmez.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının başarıları
devamını gör...
hoş geldin beybaba denilen yuzır
kurulmuş içkili sofraya davet edilen yaşlı yuzırdır.
susuz içer, meze yerine hatıralarını anlatır. az sonra kalkar, ceketini ilikler ve edebiyle süzülerek bahriye ciftetellisi oynar...
susuz içer, meze yerine hatıralarını anlatır. az sonra kalkar, ceketini ilikler ve edebiyle süzülerek bahriye ciftetellisi oynar...
devamını gör...
isa al-masih
devamını gör...
belediyeye şikayet edilen bir tekne sahibini beddua bombası
ülkedeki hiçbir şey için bu kadar dertlenmeyen, kural tanımaz bencil bir yavşağın havlamasıdır. etrafa salyalarıyla birlikte saçtığı tüm negatifinin kendisine geri döneceği kesindir.
devamını gör...
sarı şam hırkası misvak ve kenarları kesik bıyık
"bir başka ideal alemden haber veren sembollerden başka bir şey değildir eyy ahali!"
şeklinde bağırmıştı okey oynayanlara kahvede rahmetli muşlettin amca.
şeklinde bağırmıştı okey oynayanlara kahvede rahmetli muşlettin amca.
devamını gör...
tevrat esaslarına dayanarak arzın yaşını tayin
"böyle şeyler resmi devlet programlarına girmemeli ahlaksiz batıda eyyy ahali'
diye bağırmıştı rahmetli muşlettin amca kahvede.
diye bağırmıştı rahmetli muşlettin amca kahvede.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
devamını gör...
yar saçların lüle lüle orban sana güle güle
kaybeden putin ve trump olmuştur
kazanan macar halkı olmuştur.
www.youtube.com/shorts/MUc4...
www.youtube.com/shorts/09uq...
kazanan macar halkı olmuştur.
www.youtube.com/shorts/MUc4...
www.youtube.com/shorts/09uq...
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük. sabah uyandığımda bilyoner tezveren baba türbesi gibi yeşiller içindeydi. como-inter maçı sanki diko'ya yardım maçı olarak düzenlenmiş. 4 kuponum birden tutmuş. davulcunun işi iyi olunca kasnağa vururmuş hesabı keyfim yerinde. sizlere de keyifli, bol kazançlı, mutlu mesut bir hafta diliyorum.
devamını gör...




