zaman tüneli




dereler çağlar oldu
gözlerim ağlar oldu
gelmedin yıllar oldu
böyle olur mu?
devamını gör...

(bkz: insan vitrini)
devamını gör...

aylardır kullanmıyorum. ama kullanırken de kimseye salça olmuyordum. kızların dm kutusundaki 4927. erkek olarak ne halt edeyim ki diyordum. bana yazan kızlara yazıyordum sadece.

zaten sosyal medyada oldum olası kimsenin peşinden koştuğumu hatırlamıyorum. çocukken bazı arkadaşlarım internet kafelerde msn'de kızlardan istediğini alabilmek için maymuna dönerdi. geri kalanımız yarım saat uzata uzata saatlerce oyun oynardık. (çocuk başımıza ne özgürmüşüz aslında. memleket baya güvenliymiş demek) ben msn yerine herkes içinde reddedilme pahasına gidip eski usül hoşlandığım kıza çıkma teklif ederdim. çoğu reddetti, olsun. o zamanlar koysa da tecrübe oldu, bakış açımı genişletti. arada kabul edenlerle de güzel ilişkilerim olmuştu. ama yürümedi, çocukluk ergenlik işte. ayrılmasak o kızlardan biriyle evliydim muhtemelen.

neyse, msn ve facebook'un bir süre sonra sarmaması gibi instagramı da bıraktım. reklamlar bir yandan, reel'ler(reels'ler) bir yandan baya can sıkıcı olmuştu. aslında ilgi alanlarıma göre gayet güzel profilleri takip ediyordum. ama çok vakit kaybettiriyor. bir de ne biçim algoritması varsa beğenmediğim bir şeye yorum yapsam ona benzer bir sürü başka hedeyi karşıma çıkarıyor. ana sayfa zaten takip etmediğim tavsiye edilen hesaplarla doldu. uygulamada zaman geçirtmek için her hinliği yapıyorlardı. bunlara ek olarak instagramı kullanmamak için daha pek çok sebebim var.

o yüzden olumsuz eleştirenleri anlıyorum. mesela gerçek hayatta 10 tane arkadaşınız varsa ne ala. ama 1000 takipçinizden 10 kişi gönderinizi beğenince sanki hiç kimse beğenmemiş gibi olumsuz tarafa odaklanabiliyorsunuz. uygulama zaten ne pahasına olursa olsun etkileşimi ödüllendiriyor, az takipçili az beğenili güzel profillerin güzel gönderilerini public hesap bile olsa ararsanız buluyorsunuz. insanları ve ilişkileri içi boş etkileşime indirgiyor. o da gerçek hayatta algılarımızı ve hayatımızı olumsuz yönlendiriyor.
devamını gör...

devamını gör...

devamını gör...

devamını gör...

devamını gör...

insan bazen birine karşı hissettiklerini sakladıkça kendi içinde kayboluyor.
yokmuş gibi davranmak bir süre işe yarıyor sanıyorsun ama aslında insanı en çok kendi sessizliği yoruyor. içinde büyüyen şeyi bastırdıkça davranışların da değişiyor, en ufak şeyi kafaya takıyorsun, kelimelere anlam yüklüyorsun, bazen her şeyi üstüne alıyor bazen hiçbir şeye tepki veremiyorsun.
sanki insan kendinden biraz uzaklaşıyor, kendine yabancılaşıyor..
çok garip.
devamını gör...

müthiş. bana şirince'de bile söker...

-insan kusar ya tüm gün içtin.
-tamam sen geç ben geliyorum.
-bak sabah erken kalkacağız.
-ya tamam.
03:52...

*

08:47...
-neredesin?
-yokuşu in köşede artemis.
-ne yapıyorsun orada sabahın köründe?
-bira içiyorum erken kalkacağız demedin mi? gel hadi oyalanma. gideriz buradan.

*

ben hanımcıyımdır. ne derse o. hep söz dinlerim. sevgili de hanımdır.
devamını gör...

yönetim organizasyon , finansal analiz ve finans yönetimi gibi iki ana uzmanlık alanına ayrılır,yüksek ve doktora yapmak istiyenler akademi düşünenler bu iki ana daldan birini seçerler.genelde kolay bir bölüm gibi görünse de özellikle finans temelli dersler,istatistik,mali hukuk ve denetim gibi dersler ögrencileri zorlar,hemen her okulda okulun uzamasına bu gibi dersler neden olur.
devamını gör...


sen orada, ben burada
bir şey gelmez elimizden
sen orada, ben burada
ben de özledim ben de...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunlar daha önce yazıldı çizildi ama yine yazalım
(bkz: seshayvani)
devamını gör...


bu gece de ben sensiz köşemde içiyorum
dinledikçe şarkımızı kendimden geçiyorum
bakma çöken karanlığa kara benim bahtımdır
bakma sönen ufuklara sönen benim hayatımdır
devamını gör...


menekşeler, laleler baharı müjdeliyor
rengarenk güzellikler tıpkı sana benziyor
devamını gör...

burunlarına ikişer çubuk sokulmuş olarak asılırdı zavallılar.
devamını gör...

hazretleri diyene kızanları delirtecek hitaptır. duhan (tütün) yasagını koyan osmanlı padişahlarından hep böyle bahsedilmiş.
devamını gör...

- kalp atışlarını duyabiliyorum.
+ onlar senin ayak seslerin.

daha güzelini hayatım boyunca duymadım.
devamını gör...

kur'anı arapça okumayı gerekli gören güruh aslında dürtüsel olarak kur'anı koruma isteğiyle hareket ediyorlar fakat farkında değiller. bu durumu kendilerince "orijinal halini okumak, arapçasının daha kerametli olması" gibi ifadelerle rasyonalize* etmeye çalışıyorlar.

oysaki asıl amaç çok daha basit. kur'anın dokunulmazlığı ve erişilmezliği bozulmasın istiyorlar. bir müslümanın gözünden bakın. kur'anın herkes tarafından yerelleştirilmiş haliyle okunup anlaşılması demek; kur'an'da anlatılanların dışarıdaki kişiler tarafından onaylanabilmesi, reddedilebilmesi, yorumlanabilmesi anlamına gelir. kur'an anlaşılmaz bir dildeyken tanrısal bir objedir ama eğer bizim dilimizde okunursa o zaman biz kur'an'ın muhattabı oluruz yani bizim seviyemize inmiş olur. siz de kabul edersiniz ki bu, semavi dinlerde pek kabul görecek bir anlayış değildir. zira bu dinlerde kulların ilah karşısında acziyet ve çaresizlik duygularını hissedip boyun eğmesi beklenir. müslüman kelime anlamıyla teslim olan demektir.

"eee madem öyle peki araplar niye kendi dillerinde okuyor anlıyor ?" diyebilirsiniz. aslında anlamıyorlar. kur'an, 1500 yıl öncesinin arapçasıyla yazılmış. üstelik öyle gündelik bir dil de değil, oldukça ağır süslü bir dil kullanılmış. bizim için orhun kitabelerini anlamak ne kadar zorsa, onlar için de kur'anı anlamak o kadar zordur.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim