zaman tüneli

mskü kamu yönetimi.
devamını gör...

erkek kadından küçük olmamalı.
devamını gör...

sevdiginiz biri tarafindan yapilmasi durumunda sizi birçok soru işaretiyle birakacak ve oldukça üzecek bir durumdur. bir yandan ona ulaşmak isterken diğer yandan saygı duyup kabullenmeniz gerekir.

aklınızda sürekli aynı sorular döner, neyi yanlış yaptım, son konuşmada neyi eksik ya da fazla söyledim, gerçekten bu kadar kolay silinebilir miydim? cunku insan kendini cevapsız bırakılmış hisseder. cevap alamadığınız için zihniniz boşlukları kendi senaryolarıyla doldurur. bazen öfkelenir, cogu zaman özlersiniz.

ama siz yine de böyle mantıklı mantıklı konustuguma bakmayin, ben de ne yapacagimi bilmez haldeyim.
devamını gör...

evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; uzak diyarların birinde, görkemli sarayında yaşayan, gücüyle gururlanan bir kral varmış. bu kralın dünyalar güzeli üç kızı varmış. günlerden bir gün kral, hem kızlarının kalbindeki yerini görmek hem de kendi hükümdar gururunu okşamak için onları taht odasına çağırmış ve sormuş: *"söyleyin bakalım kızlarım, beni ne kadar seviyorsunuz?"*
büyük prenses öne çıkıp babasının önünde eğilmiş ve gözleri parıldayarak, *"babacığım,"* demiş, *"seni dünyadaki tüm altınlar kadar, hazinelerin o göz alıcı parıltısı kadar çok seviyorum."* kral bu cevaptan hoşnut kalmış, göğsü kabarmış.
ardından ortanca prenses söz almış ve gülümseyerek, *"güzel babam, ben seni en nadide mücevherler, yakutlar ve elmaslar kadar, o sarayları süsleyen ihtişam kadar çok seviyorum"* demiş. kralın keyfi daha da yerine gelmiş, kızlarının ona verdiği bu yüksek değerle gururlanmış.
sıra, kralın en çok üzerine titrediği en küçük prensese gelmiş. küçük kız, babasının gözlerinin içine sevgiyle bakmış ve tüm samimiyetiyle, *"babacığım,"* demiş, *"ben seni yemekteki tuz kadar seviyorum."*
bu sözleri duyan kralın yüzündeki gülümseme bir anda donmuş. saray odasında derin bir sessizlik tecelli etmiş. kral, tuzun her yerde bulunan, topraktan çıkan, ucuz ve sıradan bir şey olduğunu düşünerek bu cevabı kendisine bir hakaret saymış. *"tuz kadar mı?"* diye gürlemiş öfkeyle. *"sen benim gibi ulu bir hükümdarı, şu değersiz, beyaz toz parçasıyla mı kıyaslıyorsun? demek ki senin gözünde değerim bu kadarmış!"* kızının sevgisizliğine hükmeden kibirli kral, öfkesine yenik düşerek küçük prensesi o gece sarayından ve krallığından ebediyen sürmüş. prenses, gözünde yaşlarla, kalbindeki saf sevginin anlaşılmamasının verdiği kırgınlıkla sarayı terk edip bilinmezliğe doğru yola çıkmış.
aradan aylar, mevsimler geçmiş... kralın içindeki öfke yavaş yavaş yerini bir boşluğa bıraksa da gururu hâlâ dimdik ayaktaymış. bir gün, komşu ülkenin hükümdarı tarafından onuruna verilen çok büyük ve görkemli bir ziyafete davet edilmiş. şatonun büyük salonunda sofralar kurulmuş; gümüş tepsilerde en nadide etler, kuş sütü eksik ikramlar, krallara layık zenginlikte yemekler masaları doldurmuş.
kral, iştahla önüne konulan en görkemli yemeğe çatalını uzatmış, ağzına götürmüş. fakat çiğner çiğnemez yüzünü buruşturmuş; yemek tamamen tatsız, lezzetsiz ve yavanmış. bir diğer tabağı denemiş, ardından bir başkasını... çorbadan da etten de aldığı her lokma aynı derecede boş ve anlamsızmış. çünkü bu ziyafetteki hiçbir yemeğe tek bir zerre bile tuz atılmamış. kral, açlığına rağmen önündeki o muazzam zenginliği yiyemez hale gelmiş.
işte tam o an, açlığın ve tatsızlığın ortasında kralın zihninde bir şimşek çakmış. önündeki altın tabaklara, salondaki mücevherlere bakmış; hiçbirinin açlığını gidermediğini, hiçbirinin o yemeklere tat vermediğini fark etmiş. küçümsediği, ucuz gördüğü o bir tutam tuzun aslında en lüks ziyafeti bile yaşanılır kılan, hayatın ta kendisi olan hayati bir cevher olduğunu anlamış. küçük kızının, *"seni tuz kadar seviyorum"* derken; *"seni hayatımın vazgeçilmezi, varlığımın en temel tadı ve anlamı kadar seviyorum"* demek istediğini idrak etmiş.
sarayın parıltısının gözünü kör ettiği kral, tahtından inip derin bir pişmanlığın pençesine düşmüş. hatasını anlar anlamaz ziyafeti yarıda kesip adamlarına emir vermiş ve her yerde biricik kızını aratmış. nihayetinde, bir köy evinde sade bir hayat süren küçük prensesini bulmuş. kral, kızının karşısında diz çöküp sarılarak ondan özür dilemiş.
judith malika liberman’ın anlatımıyla da ruh bulan bu kadim masal; sevginin abartılı övgülerde, altınların parıltısında ya da mücevherlerin sahte ihtişamında değil; tıpkı tuz gibi gösterişsiz, sessiz ama hayatın devam etmesi için mutlak ve vazgeçilmez olan o sade gerçeklikte saklı olduğunu bizlere fısıldar. kulaktan kulağa aktarılan bu öykü, o günden sonra tüm krallıkta hakiki sevginin nişanesi olarak anılmaya devam etmiş.
devamını gör...

"doğrudur, anneni pazarlıyoruz. maalesef kürtajı unuttuğumuz için sen doğdun. pişmanım." diye cevap verilmemiş olmasına şaşırdığım söylemdir.
devamını gör...

böyleli gibi.
kadın yazarlar ne yazarsa yazsın beğenilmesi
devamını gör...

7 milyon dolar.
devamını gör...

ankara tıp.
devamını gör...

4 yıl sonra baktım da gayet normal devam ediyomuş.
devamını gör...

hayatım boyunca her seçimde oy vermek gibi bir mallık yaptığım parti. bildiğin akpye oy vermişiz aslında.
devamını gör...

mimar sinan güzel kızlar fakültesi.
devamını gör...

samsun'da akp'li terme belediye meclisi üyesi rümeysa eker'in sosyal medya hesabından yaptığı, paylaşım. kendisi bayağı pezevenk tanımış anlaşılan diye devam etmek lazım .

www.odatv.com/guncel/samsun...
devamını gör...

amaaan koy g*te diyorum ben kendi kendime.
devamını gör...

lionel messi.
ülkesine tüm sporlar içerisindeki en büyük kupayı kazandırdı. bunu da ronaldo 2016 benzeri neredeyse figüran oldu diyeceğimiz şekilde yapmadı.
messi her yönden domine etti turnuvayı: gol, asist, gol katkısı, dripling, kilit pas, mvp, motm her şeyiyle domine ederek kazandı kupayı.
devamını gör...

yasama yerine yalama yapmasıdır.
devamını gör...

adıyaman kahta myo- laborant ve veteriner sağlık
bilecik şeyh edebali üniversitesi - çocuk gelişimi + formasyon
anadolu üniversitesi - tıbbi dökümantasyon ve sekreterlik 2. sınıf.

şimdiki aklım olsa ön lisans okumadan evvel ortaöğretim ile atanır ön lisans ile de maaş arttırırdım. cahillik işte.
devamını gör...

kül ve fotoğraf

evin misafir odasındaki eski masanın üzerinden albüm düşerken içinden bir fotoğraf çıktı ve sobanın tam bitişiğine geldi.

hakkı, “hadi uyan, durağa geldik,” dedi.
otobüsten indiklerinde saat akşam dokuz civarıydı.

“gel,” dedi, “bir bira içelim.”
içeri girdiler. sigara dumanından göz gözü görmüyordu. özellikle kenar bir masayı seçtiler. paraları ancak ikişer biraya yetiyordu.


sobanın bitişiğine düşen fotoğraf yavaşça sararmaya başladı.

“iki bira,” dedi hakkı.
biralar soğuk ama suluydu. ilk yudumu içer içmez içlerindeki sıkıntı geçti.
birbirlerini sekiz aydır falan tanıyorlardı. ama hissettiklerini anlamaları bir ay önce falan olmuş olmalıydı.
bu ilişki nereye varacak, ikisi de bilmiyordu. ama hakkı açılmaya karar vermişti.

o gün vardiyadan çıktıklarında hakkı:
“hadi bir şeyler içmeye gidelim,” dedi.
nasıl karşılanacağını bilmeden ona duygularını söyleyecekti. ona karşı bir şeyler hissettiğini ve bu duygunun gerçek olduğunu biliyordu. ama konuşmaya korkuyordu. o yüzden bu zamana kadar kendini engellemişti.

o sırada barda üzerlerinde gezinen bakışları hissetti. ürperdi. gözlerdeki sorgulamayı fark etti. gayriihtiyari sandalyede geriye çekildi. kafalar önlerine döndü. biraz sonra hoyrat kahkahalar tüm barı doldurdu.

önce fotoğrafın sobaya yakın tarafı ısınmaya başladı. sağda hakkı, ortada çocuklar, en uçta karısı vardı.

hakkı ailesinin zoruyla on beş yıl önce evlenmişti. “yaşın geçiyor, konu komşu niye evlenmiyor diye dedikodu çıkarır,” baskısıyla bu evliliği yapmıştı.

onun saçını eliyle düzeltişini gördü. içi eridi.

karısıyla ilk çocukları olduğunda artık boşanamayacağını fark etmişti. yaşadığı tek duygu çaresizlikti.

ikinci biralar masaya geldiğinde onun gözlerinin içine baktı. tırnaklarının etini yiyordu. hakkı'nın ne söyleyeceğini anlamıştı. hakkı onun gözlerinde utangaç bir bakış gördü.

fotoğraf sıcaklığın etkisiyle tamamen sararmaya, sonra da kıvrılmaya başladı.

hakkı, etleri yenmekten paramparça olmuş eli tuttu.
“seni seviyorum,” dedi. “artık saklamayacağım.”
karşısındaki ses şefkatle:
“ben de,” dedi.

ikisi için de birilerine karşı böyle duygular hissetmek mucize gibi geliyordu. birbirlerine bakıp sevgiyle gülümsediler. bunca acımasızlığın, bunca kötülüğün içinde sanki aşk onlarla birlikte kendini yeniden hatırlamıştı.
saatler saatleri kovaladı. coşkuyla konuşuyorlardı. biri bitirmeden diğeri başlıyordu. zaman önemsizdi, hiçti. barın kapanma vakti geldiğinde saatin farkında bile değillerdi.

dışarı çıktılar. gece yarısı o soğuk sokakta el ele yürüdüler. soğuktan mı, aşktan mı bilinmez, ikisinin de yanakları kızarmıştı. bir kuytuda ilk öpüşmenin heyecanını tattılar. birdiler. hiçbir şeyin önemi yoktu. korku yerini güvene bıraktı. o tek, yalnız yol ikisine çıkmıştı.

sıcaktan tamamen içine doğru kapanan fotoğrafta önce hakkı'nın yüzü kayboldu, sonra karısının, sonra da çocuklarının. ve en son sağ uçtan yanmaya başladı. alev tüm eve yayıldı.

hakkı onu kendine doğru çekti ve gözlerine uzun uzun baktı. saçlarını okşadı.
“seni seviyorum be ahmet,” dedi.
ahmet, hakkı'nın elini tuttu. sıcacıktılar.

yangın önce evi kül etti. sonra tüm mahalleyi. sonra koca bir ülkeyi.
bazen bir kıvılcım yeter.
devamını gör...

eskiden türk ordusu göreve derlerdi.
şimdi level atlamışlar özgür özel, nato'yu göreve çağırıyor. nato'nun üye ülkelerin yargı ve siyaset işlerine ''gerektiğinde müdahale'' yetkisi olduğunu mu sanıyor?
(bkz: https://www.newsweek.com/tu...).
(bkz: https://haber.sol.org.tr/ha...).
mavi bavula 1 milyon! chp'li belediye başkanları anlatıyorlar. özgür özel sıkıştı bütün tuşlara basıyor.
çekirdek, kola izliyoruz eğlenceli.
devamını gör...

her skeci yaran müthüş ikili. bazı skeçleri durduk yere aklıma geliyor kendi kendime deli gibi gülüyorum hatta.

soundoff, turbulence, do not press the button ve şu arkadaş favorim:
devamını gör...

aslında seni tamamen affetmedim. sadece dost kontenjanından birini daha çıkarıp bir başkasını denemeye ne gücüm ne sabrım var.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim