zaman tüneli
geceye bir söz bırak
toprak altında düz yatabilmek için toprak üstünde ahlaklı olabilmek gerek.
devamını gör...
yelme
türk ordusunda as kuvvetlerin çok önünde giderek düşmanın yerini tespit eden, pusu ihtimallerini yok eden ve düşmanı ani baskınlarla yıpratan hafif süvari keşif kolları.
modern türkçede "öncü birlik" denir.
sözcüğün kökü: yel. (hızlı giden, yel gibi esen manasında)
modern türkçede "öncü birlik" denir.
sözcüğün kökü: yel. (hızlı giden, yel gibi esen manasında)
devamını gör...
yund
eski türkçede "at" anlamına gelen bir sözcük. osmanlıda da kullanılmıştır. bugün uygurcada hala kullanılır.
yund eti yıpar
(at eti güzel kokar)
yund eti yıpar
(at eti güzel kokar)
devamını gör...
gömüt
eski türkçede mezar. lakin daha çok eş anlamlısı (bkz: kurgan) tercih edilirdi.
devamını gör...
bark
bark, eski türkçede "türbe."
ölen bir kişinin anısını yaşatmak için mezarının üzerine inşa edilen küçük dini anıt yapıları ifade eder.
ölen bir kişinin anısını yaşatmak için mezarının üzerine inşa edilen küçük dini anıt yapıları ifade eder.
devamını gör...
sügüş
günümüz türkçesiyle söğüş.
eski türklerde toyun ardından verilen büyük ziyafetlerde, etlerin ve yağmalanacak malların protokole göre kapışılması esasına dayanan, sosyal bağları güçlendiren "kurallı yağma" geleneği.
eski türklerde toyun ardından verilen büyük ziyafetlerde, etlerin ve yağmalanacak malların protokole göre kapışılması esasına dayanan, sosyal bağları güçlendiren "kurallı yağma" geleneği.
devamını gör...
türkiye a milli futbol takımı
muhtemelen paraguay'la berabere kalır. tahminim 0-0. akabinde fişek gibi oynayan, ev sahibi taraftar ve hakem desteğini de almış abd'ye yenilerek, maksimum 1 puanla grubu bitirir. böylece bizi vatan namus, natali kambus teranelerine daha fazla maruz kalmadan, kendi çöplüklerine dönerler.
devamını gör...
metsuke
şogunluk adına çalışan, daimyoların gizli faaliyetlerini, yolsuzluklarını ve isyan hazırlıklarını denetleyen feodal istihbarat ve teftiş görevlileri.
bir nevi japonya'nın orta çağdaki istihbarat teşkilatıdır.
(bkz: japon tarihi)
bir nevi japonya'nın orta çağdaki istihbarat teşkilatıdır.
(bkz: japon tarihi)
devamını gör...
kuge
meiji restorasyonu öncesi dönemde kyoto'daki imparatorluk sarayına bağlı olan, siyasi güçlerini samuraylara kaptırsalar da kültürel prestijlerini koruyan aristokrat sınıfı.
(bkz: japon tarihi)
(bkz: japon tarihi)
devamını gör...
bir daha dünyaya gelirse yazarların yaşamak istediği ülkeler
uga buga ülkelerinden birinde dış dünya ile bağlantısı olmayan medeniyet görmemiş kabilelere mensup bir şekilde dünyaya gelmek isterdim. şimdiki hayatıma nazaran daha mutlu olurdum
devamını gör...
er gazinosu
son günlerde sözlüğü benzettiğim mekandır. mekan evet.
devamını gör...
yıllık yazısı
bitmedi mi bu saçmalık
devamını gör...
yıllık yazısı
ekseriyesi samimiyetsiz, basma kalıp cümlelerden kurulu, noktayı koysam da bitse kafasında olan, sanki ömür billah birlikte olunacakmışcasına yazılan, yüzünü bir daha görmeyecek olduğunuz ergenlere; ergence saçma sapan cümlelerle hitap edilen yıllardır ülkenin bir adım ileri gidememesinin müsebbibi olan yazılardır.
devamını gör...
mesaj alımı kapalı olan yazar
açık olmasi ile kapalı olmasi arasinda fark yok her turlu mesaj gelmiyo
devamını gör...
mesaj alımı kapalı olan yazar
şu ılık mılık muhabbetinden ev de yemek temizlik ütü işi yaptıkça istemsizce durup düşünüyorum, lan yoksa acaba! diye.
yapmayın demeyin böyle şeyler, açlıktan ölüp evi çöp götürecek.
yapmayın demeyin böyle şeyler, açlıktan ölüp evi çöp götürecek.
devamını gör...
bushido
samurayların uymak zorunda olduğu; sadakat, onur, özdenetim ve ölümüne cesaret ilkelerini barındıran "savaşçının yolu" anlamına gelen ahlak kodu.
devamını gör...
daimyo
şoguna bağlı olan, geniş topraklara, özel samuray ordularına hükmeden ve feodal düzenin temelini oluşturan güçlü bölge liderleridir. genel kanının aksine onları feodal derebeyi olarak tanımlamak pek doğru olmaz. hem kültürel hem de yapısal olarak avrupada bildiğimiz derebeylerinden çok farklıdırlar.
avrupada derebeyi ile vasalı* arasındaki ilişki karşılıklı bir sözleşmeye dayanırdı. eğer derebeyi sözünü tutmaz, vasalını korumaz veya haksızlık yaparsa vasalın sözleşmeyi feshetme ve başka bir lorda sığınma hakkı vardı. daimyo ile samurayları arasındaki ilişki ise tamamen gönül ve ahlak bağlarına dayanırdı. daimyo zalim veya başarısız olsa bile, samurayın ona sadakatsizlik etmesi en büyük onursuzluk sayılır ve genellikle intihar eder veya etmeye zorlanırlardı.
avrupalı derebeyleri altındaki şövalyelere doğrudan toprak verirlerdi. şövalye o toprağın ve üzerindeki köylülerin hakimi olur, kendi gelirini toplardı. daimyolar, samuraylarına genellikle doğrudan toprak vermezlerdi. toprak daimyoya ait kalır, samuraylara bir yetişkinin bir yıllık pirinç tüketimi ölçüsü kadar pirinç maaşı ödenirdi. yani samuraylar toprağa bağlı feodal beylerden ziyade, daimyoya bağlı profesyonel birer askeri idareciydi.
avrupalı derebeyleri kendi şatolarında kraldan oldukça bağımsız yaşarlardı. kral onları kontrol etmekte zorlanır, isyanlar çok sık yaşanırdı. özellikle tokugawa şogunluğu* döneminde daimyoları kontrol etmek için rehin sistemi uygulandı. daimyolar bir yıl kendi topraklarında, bir yıl ise şogun'un başkenti edo'da* yaşamak zorundaydı. kendi topraklarına döndüklerinde ise ailelerini edo'da "rehin" olarak bırakırlardı. bu durum avrupalı hiçbir derebeyinin kabul etmeyeceği bir merkezi kontrol mekanizmasıydı. böylelikle daimyolar asla isyana teşebbüs edemezdi.
(bkz: tokugawa şogunluğu)
(bkz: şogun)
(bkz: şogunluk)
(bkz: japon tarihi)
(bkz: samuray)
avrupada derebeyi ile vasalı* arasındaki ilişki karşılıklı bir sözleşmeye dayanırdı. eğer derebeyi sözünü tutmaz, vasalını korumaz veya haksızlık yaparsa vasalın sözleşmeyi feshetme ve başka bir lorda sığınma hakkı vardı. daimyo ile samurayları arasındaki ilişki ise tamamen gönül ve ahlak bağlarına dayanırdı. daimyo zalim veya başarısız olsa bile, samurayın ona sadakatsizlik etmesi en büyük onursuzluk sayılır ve genellikle intihar eder veya etmeye zorlanırlardı.
avrupalı derebeyleri altındaki şövalyelere doğrudan toprak verirlerdi. şövalye o toprağın ve üzerindeki köylülerin hakimi olur, kendi gelirini toplardı. daimyolar, samuraylarına genellikle doğrudan toprak vermezlerdi. toprak daimyoya ait kalır, samuraylara bir yetişkinin bir yıllık pirinç tüketimi ölçüsü kadar pirinç maaşı ödenirdi. yani samuraylar toprağa bağlı feodal beylerden ziyade, daimyoya bağlı profesyonel birer askeri idareciydi.
avrupalı derebeyleri kendi şatolarında kraldan oldukça bağımsız yaşarlardı. kral onları kontrol etmekte zorlanır, isyanlar çok sık yaşanırdı. özellikle tokugawa şogunluğu* döneminde daimyoları kontrol etmek için rehin sistemi uygulandı. daimyolar bir yıl kendi topraklarında, bir yıl ise şogun'un başkenti edo'da* yaşamak zorundaydı. kendi topraklarına döndüklerinde ise ailelerini edo'da "rehin" olarak bırakırlardı. bu durum avrupalı hiçbir derebeyinin kabul etmeyeceği bir merkezi kontrol mekanizmasıydı. böylelikle daimyolar asla isyana teşebbüs edemezdi.
(bkz: tokugawa şogunluğu)
(bkz: şogun)
(bkz: şogunluk)
(bkz: japon tarihi)
(bkz: samuray)
devamını gör...
evrene bir mesaj bırak
benim sevmem, sevilmem, cok uzun yıllar surecek bir ilişki yasamam ya da evlenmem yasak. ok. isyan edip intihar etmekten daha iyi bir cozum bulmam lazım.
kısa sureli ilişkileri de ben artık istemiyorum.
erkek meselesini dunyamda kapatıyorum.
işim gucum arkadaslar seyahatler dans spor takılıcam bundan sonraki hayatımda.
tek bir ricam var. gecmişimdeki adamlarla anılarımı silmeyin.
evrene bıraktıgım mesajım bu.
kısa sureli ilişkileri de ben artık istemiyorum.
erkek meselesini dunyamda kapatıyorum.
işim gucum arkadaslar seyahatler dans spor takılıcam bundan sonraki hayatımda.
tek bir ricam var. gecmişimdeki adamlarla anılarımı silmeyin.
evrene bıraktıgım mesajım bu.
devamını gör...

