zaman tüneli
aşkım ben mi messi mi
(bkz: tabii ki ibrahim üzülmez)
devamını gör...
iran savaşının abd'ye maliyeti 37,5 milyar dolar
son kullanma tarihi yaklaşan ve envanterini düşemeyecekleri mühimmatların imha bedeli olarak okunabilecek beyanat. 37.5 veya 50 orası bilinmez ama bu maliyet birilerini yine ve yeniden zengin etmiştir. bedelini hem doğrudan hem de dolaylı olarak bütün insanlık bir şekilde öder. ona kafa takmayın siz..
devamını gör...
melamet hırkası
sufi hırkasıdır.
bu arada hatırlatalım; sufizm yani tasavvuf gerçekte islam'ın tam karşıtı bir öğretidir. yani din dışıdır.
ruhçuluğun truva atı olan tasavvufun içyüzünü anlattığımız videomuz:
bu arada hatırlatalım; sufizm yani tasavvuf gerçekte islam'ın tam karşıtı bir öğretidir. yani din dışıdır.
ruhçuluğun truva atı olan tasavvufun içyüzünü anlattığımız videomuz:
devamını gör...
iran savaşının abd'ye maliyeti 37,5 milyar dolar
savaşın maliyeti abd için mesele değil, bunu amerika’nın küresel askeri, politik gücünün uluslararası alanda reklam giderleri olarak düşünün.
ancak savaşla beraber gerek trump’ın tutarsız söylemleri gerek beyaz amerikalıların amerikanın israil’in güdümüne girdiği endişesiyle pentagon’a olan inancının sarsılması birlikte düşünüldüğünde amerika bu savaş ile ulaşmak istediği hiç bir hedefine ulaşamadı desek yanlış olmaz.
işte bu daha ağır bir bedel.
ancak savaşla beraber gerek trump’ın tutarsız söylemleri gerek beyaz amerikalıların amerikanın israil’in güdümüne girdiği endişesiyle pentagon’a olan inancının sarsılması birlikte düşünüldüğünde amerika bu savaş ile ulaşmak istediği hiç bir hedefine ulaşamadı desek yanlış olmaz.
işte bu daha ağır bir bedel.
devamını gör...
friedrich engels platz
viyana' da tuna nehri kıyısında bulunan bir meydan. buradan 31 no'lu tramvay geçer. ayrıca 2 no'lu tramvay'ın da son durağıdır.
devamını gör...
volta
kamyoneti varmış bunun, lara’da kırmızı ışıkta yanımda durunca farkettim, oyyyy çen büyüyünce gamyon mu olucam dedim, shell’den yeni kahve almış bir kadın sürüyordu kasada çiçekler vardı, kadın pıhhhhhh edip kahveyi döşe püskürttü ağzından, elektronik devrelerine filan geldi ellam istop etti çalışmadı, kendimi suçlu hissettim o an.
devamını gör...
iran savaşının abd'ye maliyeti 37,5 milyar dolar
100 milyar doları aştığını kendileri de arada belirtiyorlar. 35 ise politik açıklama.
devamını gör...
ankara
sizin nefretiniz belki başkasının hayalidir, bilemezsiniz.
trafik mi var? siz bunun gerçekten trafik olduğunu mu düşünüyorsunuz? ulan devletin tüm kurumlarının genel müdürlüğü dikmen caddesinde ama trafik yoğun da olsa akıyor. sen bi de malatyayı gör. akmıyor arkadaş! niye? özpütürgeliler kuruyemiş mal indiriyor çünkü.
mogan var ondan sonra ya, su akar deli bakar hesabı ördekleri seyredebiliyorsun. ördekler negzel. bir yerde ördek varsa kim ne derse desin orada endorfini serotonini acayip yüksek mutlu insanlar var. ürdektir hujtır lo, keşki ürdek olsam, hoffff!
güvercinler var bir de. fıtıdı fıtıdı ne güzel yürüyorlar. gerçi hemen yanındaki çevik kuvvetle ironik bi kontrast oluşturuyor bu peyzaj ama olsun, güvercin iyidir iyi!
kültür var sanat var sonracıma, gordion var lan boru mu? avm olan değil ayküsüzler, adam teeeeyn kaç bin yıl önce burada bi ışık görmüş yurt yapmış.
sakarya var, son haçlı ordusunu durdurduğumuz yer, attığım her adımda bir şehidin hatırasını incittiğimi düşünüp damarlarımdan kan çekilir.
ankara benim gözümde yaşlı bir imparatorluğun küllerinden genç bir cumhuriyetin doğuşudur. polatlı’daki top sesleri meclisten duyulurken canını dişine takmış memleket evlatlarının sevdiklerinin selameti ve huzuru için hayattan kopuşudur.
o güzel insanların aziz hatıralarına hürmetle, ben ankara’yı seviyorum.
trafik mi var? siz bunun gerçekten trafik olduğunu mu düşünüyorsunuz? ulan devletin tüm kurumlarının genel müdürlüğü dikmen caddesinde ama trafik yoğun da olsa akıyor. sen bi de malatyayı gör. akmıyor arkadaş! niye? özpütürgeliler kuruyemiş mal indiriyor çünkü.
mogan var ondan sonra ya, su akar deli bakar hesabı ördekleri seyredebiliyorsun. ördekler negzel. bir yerde ördek varsa kim ne derse desin orada endorfini serotonini acayip yüksek mutlu insanlar var. ürdektir hujtır lo, keşki ürdek olsam, hoffff!
güvercinler var bir de. fıtıdı fıtıdı ne güzel yürüyorlar. gerçi hemen yanındaki çevik kuvvetle ironik bi kontrast oluşturuyor bu peyzaj ama olsun, güvercin iyidir iyi!
kültür var sanat var sonracıma, gordion var lan boru mu? avm olan değil ayküsüzler, adam teeeeyn kaç bin yıl önce burada bi ışık görmüş yurt yapmış.
sakarya var, son haçlı ordusunu durdurduğumuz yer, attığım her adımda bir şehidin hatırasını incittiğimi düşünüp damarlarımdan kan çekilir.
ankara benim gözümde yaşlı bir imparatorluğun küllerinden genç bir cumhuriyetin doğuşudur. polatlı’daki top sesleri meclisten duyulurken canını dişine takmış memleket evlatlarının sevdiklerinin selameti ve huzuru için hayattan kopuşudur.
o güzel insanların aziz hatıralarına hürmetle, ben ankara’yı seviyorum.
devamını gör...
poine kelimesinin kökeni
poine kelimesi eski yunancaya göre ceza ve intikam anlamlarına gelir.
antik ve modern yunan mitolojilerinde ise tanrıça nemesis’in cezalandırma görevini verdiği hizmetkarının ismidir.
antik dillerde ise poena olarak geçer.
antik ve modern yunan mitolojilerinde ise tanrıça nemesis’in cezalandırma görevini verdiği hizmetkarının ismidir.
antik dillerde ise poena olarak geçer.
devamını gör...
flörtün biz size döneriz demesi
maaşı mutlaka sorun. işe alacak sanırım.
devamını gör...
uzaylılara verdiğim ibretlik ayar
olay dün gece 3 sularında balkonda sigara çayı köklerken yaşandı, tamamen gerçektir.
hava zifiri karanlık, mahallede tık yok. birden gökyüzünde yeşil yeşil parıldayan koca bir tabak belirdi. dedim herhalde cigarayı çok içtik sıyırdık ya da belediye yeni ışıklandırma yaptı. ufo tam bizim balkonun hizasına kadar indi, kapısı tıssss zıbıff puffff diye açıldı. içinden zayıf, kafası bal kabağı gibi, gözleri kömür siyahı bir hayvanımsı çıktı. floating disk gibi bir şeyin üstünde duruyor.
süzüldü geldi, bana baktı. aynen şu konuşma geçti:
uzaylı: insan... biz andromeda galaksisinden geldik. sizin teknolojiniz emekleme aşamasında. güneş sisteminizi yok edecek güce sahibiz. bize boyun eğeceksin.
harbi harbi sesini beynimin içinde duyuyorum binin. hiç bozuntuya vermedim. sigaramdan derin bir fırt çektim, dumanı tam bunun yeşil suratına doğru üfledim.
ben: yeğenim, siz 2.5 milyon ışık yılı öteden buraya kadar boru gibi benzin yakarak geldiniz değil mi?
uzaylı: evet, evrenin en ileri medeniyetiyiz.
ben: peki madem o kadar ilerisiniz, gece vakti 3. kattaki çulsuz adamın balkonuna gelip güç gösterisi yapacak kadar gerizekalı mısınız?
uzaylı bir an duraksadı, gözleri seğirdi.
ben: söyle bakayım, senin o memlekette asgari ücret kaç galaktik kredi? iki ışık yılı öteye ışınlanırken köprüden kaç para kesiyorlar? buraya kadar gelip bana şekil yapacağına, gidin de kendi galaksinizdeki enflasyonu çözün amk zebanisi.
uzaylı kekelemeye başladı: ama bizim kuantum motorlarımız...
ben: geç o işleri. sen şimdi o ışık hızlı uzay gemini alıyorsun, geldiğin yere doğru usulca vites arttırıyorsun. bir daha da gece vakti balkonumun önünde çalışır vaziyette rölantide bekleme yapmıyorsun, benzin pahalı zaten milleti darlama.
yemin ediyorum uzaylının gözleri doldu. hiçbir şey diyemedi. bindi tabağına, topuklaya topuklaya uzayda kayboldu.
bu da böyle bir anımdır.
hava zifiri karanlık, mahallede tık yok. birden gökyüzünde yeşil yeşil parıldayan koca bir tabak belirdi. dedim herhalde cigarayı çok içtik sıyırdık ya da belediye yeni ışıklandırma yaptı. ufo tam bizim balkonun hizasına kadar indi, kapısı tıssss zıbıff puffff diye açıldı. içinden zayıf, kafası bal kabağı gibi, gözleri kömür siyahı bir hayvanımsı çıktı. floating disk gibi bir şeyin üstünde duruyor.
süzüldü geldi, bana baktı. aynen şu konuşma geçti:
uzaylı: insan... biz andromeda galaksisinden geldik. sizin teknolojiniz emekleme aşamasında. güneş sisteminizi yok edecek güce sahibiz. bize boyun eğeceksin.
harbi harbi sesini beynimin içinde duyuyorum binin. hiç bozuntuya vermedim. sigaramdan derin bir fırt çektim, dumanı tam bunun yeşil suratına doğru üfledim.
ben: yeğenim, siz 2.5 milyon ışık yılı öteden buraya kadar boru gibi benzin yakarak geldiniz değil mi?
uzaylı: evet, evrenin en ileri medeniyetiyiz.
ben: peki madem o kadar ilerisiniz, gece vakti 3. kattaki çulsuz adamın balkonuna gelip güç gösterisi yapacak kadar gerizekalı mısınız?
uzaylı bir an duraksadı, gözleri seğirdi.
ben: söyle bakayım, senin o memlekette asgari ücret kaç galaktik kredi? iki ışık yılı öteye ışınlanırken köprüden kaç para kesiyorlar? buraya kadar gelip bana şekil yapacağına, gidin de kendi galaksinizdeki enflasyonu çözün amk zebanisi.
uzaylı kekelemeye başladı: ama bizim kuantum motorlarımız...
ben: geç o işleri. sen şimdi o ışık hızlı uzay gemini alıyorsun, geldiğin yere doğru usulca vites arttırıyorsun. bir daha da gece vakti balkonumun önünde çalışır vaziyette rölantide bekleme yapmıyorsun, benzin pahalı zaten milleti darlama.
yemin ediyorum uzaylının gözleri doldu. hiçbir şey diyemedi. bindi tabağına, topuklaya topuklaya uzayda kayboldu.
bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...
flörtün biz size döneriz demesi
kesin dönmeyecek, beklemeyin hiç.
devamını gör...
beyin yaşı
15 ten sonra gelişmeyi bıraktı gibi bir durum söz konusu bende.
devamını gör...
normal sözlük
ana sayfadan kaldırılıp sözlük bölümüne taşınmış. mantıklı hareket. gözden uzak olan, gönülden de ırak olur. bi mevzu olduğu zaman infial olmasının önüne geçilir.
devamını gör...
çocuklar duymasın vs avrupa yakası
biri genel izleyiciye, diğeri ab grubu izleyiciye hitap eder.
devamını gör...
aşkım ben mi messi mi
adam pek benim tipim değil ama hoş bir aurası var. vücudu da iyi. messiyi tercih ederdim.
devamını gör...
anlatınca geçer mi sandın
geçmiyor. ama gerçekten dinleyen, anlamaya çalışan biri varsa, yük biraz hafifliyor.
devamını gör...
beyin yaşı
bazı insanlar için kimlik yaşının epey üzerinde, bazı insanlar için kimlik yaşının epey altında.
ben mi? beynim yok.
bir de hanımın yaşı var tabii.
ben mi? beynim yok.
bir de hanımın yaşı var tabii.
devamını gör...
çocuklar duymasın vs avrupa yakası
bir komedi dizisi ile komedi dizisi olduğunu zanneden dizinin saçma karşılaştırmasıdır. çocuklar duymasın hayattan izler taşır denmiş. hocam avrupa yakası da beşiktaş, nişantaşı hayatını anlatıyor. gelenekselci bir anne babanın yobaz oğluyla okumuş gazeteci modern ama ailesinin sözünden 30 küsur yaşında olmasına rağmen çıkamayan kızlarını anlatıyor. çok daha derinlikli ve bir sürü renkli karakterin geçip gittiği bir diziyle "mutfak, bababababa, havuç, dominant teyze, light erkek" saçmalıklarını bir tutmanız da sizin cahilliğiniz olsun.
devamını gör...
