zaman tüneli

böyle kaslarınızın müthiş gevşediği, derin ve huzurlu bir uykunun tüm bedeninizi ele geçirdiği muhteşem bir gece olması umuduyla.
iyi geceler sözlük.
devamını gör...

korkulması gereken cesaret midir? ulan bu akıllılar ne yapıyor? bir cahilin cesaretini tahmin edemiyorsa tüüüüüüüüüü.
devamını gör...

zugi başgann. paralel rte oraya da kayyum atar ben diyim.
devamını gör...

ben seni tis zamanı görürüm başkan.
devamını gör...

kendi kendine konuşurken birden iç sesin, yapacağız edeceğiz diye höykürmeye başlaması durumu.
arkadaş iç sesten siyasi parti mi olur? ayrıca farkındalık dediğin böyle bir şey olmamalı.
neyse, biramdan bir yudum alıyorum.
devamını gör...

hayatın hızına, kısa bir süreliğine de olsa “dur” demek…

en büyük ihtiyacım bazen gitmek yerine yavaşlamak oluyor. son dört gün tam da buydu benim için… uzaklardan gelen canlarımla birlikte, mavinin sonsuzluğuna bakıp yeşilin iyileştirici fısıltısına teslim oldum. ruhum da bedenim gibi yorulmuş, nefes almak istiyormuş.

sabahları kuş sesleriyle uyanıp, gün boyu ağustos böceklerinin hiç susmayan ezgisini dinlemek… denizin tuz kokusunu içine çekmek, rüzgârın ağaçların arasından geçerken çıkardığı o huzurlu sesi dinlemek… bunlar artık lüks sayılıyor belki ama aslında insanın özüne dönüşü bence.

en çok da bulunduğumuz yerin insanları etkiledi beni. dünyanın karmaşasından kaçıp aynı sığınağa gelmiş birkaç yabancı… ama yabancı değillerdi aslında. geldikleri yeri öyle içten sahiplenmişlerdi ki, tavırlarında gösteriş değil samimiyet, konuşmalarında çıkar değil insanlık vardı. sanki zaman orada biraz daha yavaş akıyor, insanlar birbirine biraz daha nazik davranıyordu. dünyadan kopmuş küçük bir köşe değil, ruhun kendini yeniden bulduğu bir limandı.

arada bir durup; neden koştuğunu, neyin peşinden gittiğini, omuzlarına yükün ne zaman çöktüğünü fark etmek gerekiyor. ve tam o anda kendi şifana sarılmak… bazen bu şifa bir fincan kahve yerine denizin kokusu, çamların reçine kokusu, yeşilin binbir tonu, ufka kadar uzanan o sonsuz çizgidir. saatlerce bakıp hiçbir şey düşünmeden sadece var olabilmektir.

imkân bulduğunuz ilk anda kaçın. gerçekten kaçın… telefonlardan, gürültüden, yetişme telaşından, bitmeyen dertlerden… zihninizde biriken çöp tenekesini boşaltın. çünkü boşaltmadığınız her yük, bir gün ruhunuzu çürütmeye başlıyor.

bu dört günün en güzel yanı ise uzaklardan gelen canlarımdı. halasının boncuklarıyla kurduğu dostluk görülmeye değerdi. yarı türkçe yarı felemenkçe bana heyecanla bir şeyler anlatmaya çalışmaları… gözlerindeki ışığı anlayabilmek için dile ihtiyaç olmadığını bir kez daha hatırlattılar bana.

“hala, tattoo çizebilir miyim?” diye izin isteyip bacağıma kocaman bir çiçek çizmeleri… yedikleri dondurmayı “çok güzel” diyerek bana da tattırmak istemeleri… boyama kitaplarının başında saatler geçirmek, oyunlarla günü renklendirmek, küçücük mutluluklardan kocaman anılar biriktirmek…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

çocuklar insana yaşamayı yeniden öğretiyor. onlar zamanı hor kullanmıyor, güzelleştiriyorlar. biz büyüdükçe unuttuğumuz ne varsa, hepsini minicik elleriyle yeniden hatırlatıyorlar.

dönerken valizime ruhumu huzurla, kalbimi sevgiyle, hafızamı unutulmayacak anılarla doldurup güzelce yerleştirdim.

en iyi terapi bana göre denizin kıyısında, kuşların şarkısında, çocukların kahkahasında ve sevdiğin insanların gözlerinin içine bakarken ki an da saklıdır. gerisi sadece hayatın gürültüsü…

* *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaptığım eylem.
bir belediye işletmek kolay mı lan? çok zorlandım başta tabi. başka paralel evrenlerden yardım aldım. iyi de yaptım. tıkırında ilerliyor her şey. mahalleler sakin, ilçeler huzurlu. il mi? uçuyor ayol bildiğin.
devamını gör...

bir de tasnifçiler var.

sürekli yaftalamak sürekli tespit kasmak. istatistik tutmak.


e tutacak bişey olmayınca.

röntgenci gibi bişeydi bu tipler.

neyse ki gittiler de rahat ettik.
devamını gör...

benim bu kafayı dağıtmak için yaptıklarım sıralı tam liste;

-örgü, seramik, dikiş, minyatür, resim, takı, botanik, bulmaca, müzik, dizi/film, kitap, online oyunlar.

ek olarak tamirat tadilat da var, sapık gibi kapı gıcırtılarını falan takip edip wd40 ile geziyorum evde.

bu kadar dağılmaya ihtiyacı olan bir kafa, insanı biraz düşündürmüyor değil. #annesiüzülmesindiyeintiharetmeyenlerderneği
devamını gör...

sözlüklerden önce topluluk kültürünü tattığımız o ortamlar..
devamını gör...

eyle hoştır.
devamını gör...

bir tartışma başlar, artık içine attığın her kısmı kusmaya başlarsın... derinlerdeki her şey yüzeye çıkmaya başlar, bağırırsın, çağırırsın... suçlamak için biriktirdiklerinin sırasıdır artık, suçlamaya başladığın ilk an karşı taraf ''bununla alakalı bana bir örnek ver...'' diyerek tuzağa çeker seni, o an tüm yaşanmışlıkları düşünürsün ama aklına hiçbir şey gelmez... anne karnından yeni doğmuş gibi bomboş ve berrak bir zihin karşılar seni, yaşanan her kısım silinmiştir sanki...
devamını gör...

parti dolabı; yılbaşı coşkusunu, 14 şubat ve evlilik yıl dönümü gibi romantik anları ve en neşeli doğum günlerini unutulmaz kılmak için bir araya getiriyor. kutlamalarınıza sihirli bir dokunuş katan göz alıcı süslemeler ve konsept setlerle özel günlerinizi en güzel şekilde taçlandırın. hayalinizdeki atmosferi yaratacak binlerce renkli parti malzemesi şimdi sizi bekliyor!

partidolabi.com/
devamını gör...

buraya atacağım diye dinledim, mahvoldum geldim.

devamını gör...

(bkz: sözlükte tanışıp kanlı olmak)
devamını gör...

iyi bir üniversiteye gir ve karı kız kovala.
devamını gör...

yiyin.
için.
sevişin.
gezin.
eğlenin.
tadını çıkartın.

bunu ölene kadar tekrarlayın.
devamını gör...

tedrici olarak çıldırmasının sebebi, iklime dayalı olarak artan eklem romatizmasının tedavisi için içkisine sürekli belli oranda cıva katılmasıymış. stalin döneminde açılan mezarı ve cesedi üzerinde yapılan incelemeler sonucu kemiklerinde bol miktarda cıva bulunmuş.
devamını gör...

ailenizin maddi imkanı varsa üniversiteye gidin ve uzatabildiğiniz kadar uzatın okulu, iş hayatına ne kadar geç başlarsanız o kadar iyi. inanın hiçbir şey kaybetmiyorsunuz. aksine 20-25 yaş arasında yaşayabileceğiniz özgürlüğü, rahatlığı bir daha hiçbir zaman yaşayamıyorsunuz ve bu herhangi bir iş deneyimi ile kıyaslanamayacak kadar kıymetli.

ha imkan yoksa, okulu falan siktir ediyorsunuz hangi sektör olduğu hiç fark etmeden bir yerden başlayıp bir şekilde yolunuzu buluyorsunuz.

çok bir seçeneğiniz yok, evet. ha evlilik falan filan derseniz de ---> saçmalamayınız, geçiniz.
devamını gör...

babaannem, halam, babam... sizi yerim...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim