zaman tüneli

bim'in çıkaracağı enerji içeceğine isim önerileri.
devamını gör...

o kendini biliyor.
devamını gör...

dönen salıncak vardı para verirdik onun sahibine onun sahibide döndürürdü bizi sonra başımız dönünce korkardık haha
devamını gör...

banyodan çıkarsın, keyfin yerindedir, tertemiz olmuşsundur... sonra gözün duş giderine çarpar. orada biriken saçlardan oluşan tuhaf bir yumak vardır... adım adım çılgın bir nazi bilim insanına dönüşmeye başlarsın... kendi dna'ndan ve dökülen saçlarından oluşan o tuhaf şeye can vermek adına biraz şampuan, az biraz saç kremi ve bilimum kimyasal atığı iksir niyetine o giderin üzerine boca edersin.

artık banyonun seramikleri birer laboratuvar, duş başlığı da frankenstein'ın elektrik şebekesidir. eline aldığın duş jeli şişesini bir tüp gibi kavrar, "yaşayacaksın kızım! can bulacaksın!" fısıltılarıyla o kıl kitlesinin üzerine tanrısal bir ihtişamla damlatırsın.

işte o saniye her şey bir bilim kurgu filmine döner, yeni bir canlı ortaya çıkar. o canlı tıpkı senin gibidir ama sen değildir aynı zamanda; bir anda evinde hak iddia etmeye başlar. artık bir süper güçtür, durdurulamaz bir canavarı yaratmışsındır.
devamını gör...

özellikle astigmat bireylerin tam daire algısı zayıf olduğu için yaşanan yanılgı dır.
örneğin bu gün ay %92 aydınlık bu 3 gün sonra dolunay yani %100 aydınlık olacak. aha afyonumdan ekran şeysi;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimse bilmesin....susss. lahmacun bin tl olmasın...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

forum.goodgame farmer

hatırlayanların gözü yaşlı..
devamını gör...

ok. nema problema.

ama benim anlamadıgım gidiyorlar, takılıyorlar, donuyorlar.
bizim butun sureclerde sadık olmamızı bekliyorlar. en ufak hafif flört gibi olayımızda cıngar cıkarıyorlar.

ilgim olan bi cocuk vardı. bana geceleri bara gidip takıldıgını anlattı. ben de anladım olmayacagını. bi cocukla yakınlasmam oldu. o donem sana degmez filan dedi bana.

bu erkeklerin kafa ultra adaletsiz calısıyor;)

net ol, net olim.
adını koymazlar, sonra senin bi cocukla kahve icmenden bile buyuk olay cıkartırlar mesela;)
seni terk ederler, baska biriyle hukuk kurdugunda seni dusman bellerler;)

kafaları cok guzel bu erkek cinsinin;)

sana bpynuz ustune boynuz takarlar gıkın cıkmaz, sen hafif flortoz bir diyalogun icin gunlerce ozur dilersin;)

amaaan. erkek dunyasında yasıyoruz işte;)
devamını gör...

kendimi hiçbir kategoriye sokamadım, olmadı.

delilerin, rahatsızların, ipsiz sapsızların olduğu bir ek kontenjan açılırsa oradan dahil olmak isterim.
devamını gör...

bir zamanlar forumunda çok vakit geçirdiğim ve sözlüklerden önce topluluk kültürünü ilk defa tatmamı sağlayan efsane çiftlik oyunu. forumun asıl amacı oyunla ilgili konularda yardım almak olsa da daha çok oyun dışı konular için kullanılırdı ve tamamı goodgame farmer oyuncularından oluşan unutulmaz ve samimi bir ortamı vardı. ne yazık ki 2013'te oyun kaldırılıp yerine yeni sürümü olan goodgame bigfarm gelince bir süre sonra forum da kapatıldı ve o ortamdan kopmak zorunda kaldım..
devamını gör...

böyle kaslarınızın müthiş gevşediği, derin ve huzurlu bir uykunun tüm bedeninizi ele geçirdiği muhteşem bir gece olması umuduyla.
iyi geceler sözlük.
devamını gör...

korkulması gereken cesaret midir? ulan bu akıllılar ne yapıyor? bir cahilin cesaretini tahmin edemiyorsa tüüüüüüüüüü.
devamını gör...

zugi başgann. paralel rte oraya da kayyum atar ben diyim.
devamını gör...

ben seni tis zamanı görürüm başkan.
devamını gör...

kendi kendine konuşurken birden iç sesin, yapacağız edeceğiz diye höykürmeye başlaması durumu.
arkadaş iç sesten siyasi parti mi olur? ayrıca farkındalık dediğin böyle bir şey olmamalı.
neyse, biramdan bir yudum alıyorum.
devamını gör...

hayatın hızına, kısa bir süreliğine de olsa “dur” demek…

en büyük ihtiyacım bazen gitmek yerine yavaşlamak oluyor. son dört gün tam da buydu benim için… uzaklardan gelen canlarımla birlikte, mavinin sonsuzluğuna bakıp yeşilin iyileştirici fısıltısına teslim oldum. ruhum da bedenim gibi yorulmuş, nefes almak istiyormuş.

sabahları kuş sesleriyle uyanıp, gün boyu ağustos böceklerinin hiç susmayan ezgisini dinlemek… denizin tuz kokusunu içine çekmek, rüzgârın ağaçların arasından geçerken çıkardığı o huzurlu sesi dinlemek… bunlar artık lüks sayılıyor belki ama aslında insanın özüne dönüşü bence.

en çok da bulunduğumuz yerin insanları etkiledi beni. dünyanın karmaşasından kaçıp aynı sığınağa gelmiş birkaç yabancı… ama yabancı değillerdi aslında. geldikleri yeri öyle içten sahiplenmişlerdi ki, tavırlarında gösteriş değil samimiyet, konuşmalarında çıkar değil insanlık vardı. sanki zaman orada biraz daha yavaş akıyor, insanlar birbirine biraz daha nazik davranıyordu. dünyadan kopmuş küçük bir köşe değil, ruhun kendini yeniden bulduğu bir limandı.

arada bir durup; neden koştuğunu, neyin peşinden gittiğini, omuzlarına yükün ne zaman çöktüğünü fark etmek gerekiyor. ve tam o anda kendi şifana sarılmak… bazen bu şifa bir fincan kahve yerine denizin kokusu, çamların reçine kokusu, yeşilin binbir tonu, ufka kadar uzanan o sonsuz çizgidir. saatlerce bakıp hiçbir şey düşünmeden sadece var olabilmektir.

imkân bulduğunuz ilk anda kaçın. gerçekten kaçın… telefonlardan, gürültüden, yetişme telaşından, bitmeyen dertlerden… zihninizde biriken çöp tenekesini boşaltın. çünkü boşaltmadığınız her yük, bir gün ruhunuzu çürütmeye başlıyor.

bu dört günün en güzel yanı ise uzaklardan gelen canlarımdı. halasının boncuklarıyla kurduğu dostluk görülmeye değerdi. yarı türkçe yarı felemenkçe bana heyecanla bir şeyler anlatmaya çalışmaları… gözlerindeki ışığı anlayabilmek için dile ihtiyaç olmadığını bir kez daha hatırlattılar bana.

“hala, tattoo çizebilir miyim?” diye izin isteyip bacağıma kocaman bir çiçek çizmeleri… yedikleri dondurmayı “çok güzel” diyerek bana da tattırmak istemeleri… boyama kitaplarının başında saatler geçirmek, oyunlarla günü renklendirmek, küçücük mutluluklardan kocaman anılar biriktirmek…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

çocuklar insana yaşamayı yeniden öğretiyor. onlar zamanı hor kullanmıyor, güzelleştiriyorlar. biz büyüdükçe unuttuğumuz ne varsa, hepsini minicik elleriyle yeniden hatırlatıyorlar.

dönerken valizime ruhumu huzurla, kalbimi sevgiyle, hafızamı unutulmayacak anılarla doldurup güzelce yerleştirdim.

en iyi terapi bana göre denizin kıyısında, kuşların şarkısında, çocukların kahkahasında ve sevdiğin insanların gözlerinin içine bakarken ki an da saklıdır. gerisi sadece hayatın gürültüsü…

* *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaptığım eylem.
bir belediye işletmek kolay mı lan? çok zorlandım başta tabi. başka paralel evrenlerden yardım aldım. iyi de yaptım. tıkırında ilerliyor her şey. mahalleler sakin, ilçeler huzurlu. il mi? uçuyor ayol bildiğin.
devamını gör...

bir de tasnifçiler var.

sürekli yaftalamak sürekli tespit kasmak. istatistik tutmak.


e tutacak bişey olmayınca.

röntgenci gibi bişeydi bu tipler.

neyse ki gittiler de rahat ettik.
devamını gör...

benim bu kafayı dağıtmak için yaptıklarım sıralı tam liste;

-örgü, seramik, dikiş, minyatür, resim, takı, botanik, bulmaca, müzik, dizi/film, kitap, online oyunlar.

ek olarak tamirat tadilat da var, sapık gibi kapı gıcırtılarını falan takip edip wd40 ile geziyorum evde.

bu kadar dağılmaya ihtiyacı olan bir kafa, insanı biraz düşündürmüyor değil. #annesiüzülmesindiyeintiharetmeyenlerderneği
devamını gör...

sözlüklerden önce topluluk kültürünü tattığımız o ortamlar..
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim