zaman tüneli
vaz geçmek
ne güzelmiş lan...
devamını gör...
girişi efsane olan şarkılar
supernatural sezon finallerinde çalan carry on wayward son.
devamını gör...
the odyssey
filmi izlemedim, zaten sinemaya çok giden biri değilim.
belki ilerde internetten izlerim.
nolan'ın filmlerini severim esasen ancak bazen nolan'ın haddinden fazla abartıldığını düşünüyorum.
evet cgi yerine gerçek sahneler çekmeye çalışması takdir edilesi. filmlerinde kostüm, kullanılan malzeme ve fizik kurallarına çok dikkat etmesi çok güzel.
mesela bu filmde o dönem kullanılan çalgı aletleri ile müzik yapmış.
çok güzel ama imax fantazisini saçma buluyorum.
tmm yine filmli çek de tüm filmi 70mm imax çekmek nedir? hayvan gibi kamera. yanlış bilmiyorsam her 3dk'da bir kaseti değiştirmek gerekiyormuş.
çektin de noldu şimdi başın göğe mi erdi.
kaldı ki diğer filmlerde karşılaştırma yapınca hiç de başarılı durmuyor.
bu film yine hasılat rekoru kırar ama bence nolan bilerek dandik bir film çekse dahi onu alkışlayacak olan milyonların olduğunu düşünüyorum.
belki ilerde internetten izlerim.
nolan'ın filmlerini severim esasen ancak bazen nolan'ın haddinden fazla abartıldığını düşünüyorum.
evet cgi yerine gerçek sahneler çekmeye çalışması takdir edilesi. filmlerinde kostüm, kullanılan malzeme ve fizik kurallarına çok dikkat etmesi çok güzel.
mesela bu filmde o dönem kullanılan çalgı aletleri ile müzik yapmış.
çok güzel ama imax fantazisini saçma buluyorum.
tmm yine filmli çek de tüm filmi 70mm imax çekmek nedir? hayvan gibi kamera. yanlış bilmiyorsam her 3dk'da bir kaseti değiştirmek gerekiyormuş.
çektin de noldu şimdi başın göğe mi erdi.
kaldı ki diğer filmlerde karşılaştırma yapınca hiç de başarılı durmuyor.
bu film yine hasılat rekoru kırar ama bence nolan bilerek dandik bir film çekse dahi onu alkışlayacak olan milyonların olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
müzik tarihimizde cendere gibi bir şaheser olması
#4024830
hem başlığa, hem tanıma, hem de mahlasa bakınca doğruya doğru tespit. cendere'nin o dramatik havası bir anda mahalleyi kurban kesim alanına döndürüyor.
hem başlığa, hem tanıma, hem de mahlasa bakınca doğruya doğru tespit. cendere'nin o dramatik havası bir anda mahalleyi kurban kesim alanına döndürüyor.
devamını gör...
pictorem
nasıl yani?
kim bu?
kim buuu?
kim bu?
kim buuu?
devamını gör...
müzik tarihimizde cendere gibi bir şaheser olması
şarkılar orjinal degil desek aslında yalan olmaz bayağı eski şarkıları güncellemiş bas eklemiş vs yani tamamen ona ait degil
devamını gör...
müzik tarihimizde cendere gibi bir şaheser olması
iyi ki var, benim için ikonik bir anı yaratmıştır.
lisede sınıf turnuvası vardı. kimse kaleye geçmek istemeyince ben geçtim ama nasıl bir geçiş. altımda pantolon üstümde okul kıyafeti. herkeste ronaldo, messi, haaland, alex formaları. ben hiç umursamıyorum. tribünler falan dalga geçiyor. neyse maç başladı atıyorlar tutuyorum, atıyorlar tutuyorum. rakip tribün sustu beni izliyor. öyle ki maç uzatmaya gitti, penaltılarda dikkatimi dağıtmak için her şeyi yapıyorlar. neyse kazandık maçı. koridorda bağıra çağıra sınıfa çıkıyoruz, takım beni övüyor falan. karizma yüzde yüz. saygınlık kazandık, pek sevilmezdim zaten sınıfın bir kısmı tarafından.
ertesi gün kupa maçı. ben biraz geç çıktım tabii ayakkabı bağlıyordum. bahçe kapısından bir girdim bahçeye ben kaleye geçene kadar cendere çaldı. nasıl rolleniyorum göreceksiniz. ilk yarı 3-1 geride kapadık. adamlar futbol altyapısından çıkma. defans nal topluyor bizim.
devre arası defanstaki arkadaşa dedim "bak, kaleye geçiyorsun. rahat ol zor top gelmeyecek. gelirse de canın pahasına at, şampiyon olacağız."
hücum hattımız sağlam pire gibi adamlar var da beslenemiyorlar. bir pozisyonumuzda 5 kere şut çektiler girmedi. kale dinindeydi pozisyon.
ikinci devre başladı. adamlar yine üstümüze üstümüze geliyor. orta saha gibi takılan arkadaşımı çektim yanıma. dedim ki "benim önümde koş, baktın yetişemeyeceğim defansa gel." allah var çocuk sanki bu anı bekliyordu. izbandut gibi adamdan top çaldı, iki kere de yere yatırdı. yetmedi ileriye öyle güzel iki top attı ki 3-3 oldu skor.
uzun bir süre baskı yedik o dakikada. arkadaşım birini tutsa öbürü geçiyor. ben de boşta kim varsa yapışıp omuz atıyorum tüm topları auta çıkarıyorum.
uzatmalarda bizim forvetler uzaktan denemeye başladı şansa bala korner kazandık. herkesi ileri çıkardım orta çizgide bekliyorum.
top bana geldi, kaleye baktım. çevreme baktım. baktım üstüme gelen yok bir iki saniye kaleyi ölçüm biçtim. artık şutum kötü olmasına rağmen ben de vurucam, en kötü uzatmaya gideriz.
gerilmeden bir vurdum, kalecinin elinden sekti gol girdi. önce gittim takımla coştum sonra tribüne koştum. sanıyorum ki 8-9 erkek beraber barzo barzo bağıra çağıra seviniriz. ama sorun şu ki erkeklerin hepsi sahada. (evet 30 kişilik sınıfta 5 erkektik) karizmayı çizdirmemek için su istedim n'apayım.
maç bitti toplandık falan. kızlar biz koridora çıkınca yine cendere açtı. lige çıkmış bursaspor gibi kasıla kasıla yürüyorduk.
lisede sınıf turnuvası vardı. kimse kaleye geçmek istemeyince ben geçtim ama nasıl bir geçiş. altımda pantolon üstümde okul kıyafeti. herkeste ronaldo, messi, haaland, alex formaları. ben hiç umursamıyorum. tribünler falan dalga geçiyor. neyse maç başladı atıyorlar tutuyorum, atıyorlar tutuyorum. rakip tribün sustu beni izliyor. öyle ki maç uzatmaya gitti, penaltılarda dikkatimi dağıtmak için her şeyi yapıyorlar. neyse kazandık maçı. koridorda bağıra çağıra sınıfa çıkıyoruz, takım beni övüyor falan. karizma yüzde yüz. saygınlık kazandık, pek sevilmezdim zaten sınıfın bir kısmı tarafından.
ertesi gün kupa maçı. ben biraz geç çıktım tabii ayakkabı bağlıyordum. bahçe kapısından bir girdim bahçeye ben kaleye geçene kadar cendere çaldı. nasıl rolleniyorum göreceksiniz. ilk yarı 3-1 geride kapadık. adamlar futbol altyapısından çıkma. defans nal topluyor bizim.
devre arası defanstaki arkadaşa dedim "bak, kaleye geçiyorsun. rahat ol zor top gelmeyecek. gelirse de canın pahasına at, şampiyon olacağız."
hücum hattımız sağlam pire gibi adamlar var da beslenemiyorlar. bir pozisyonumuzda 5 kere şut çektiler girmedi. kale dinindeydi pozisyon.
ikinci devre başladı. adamlar yine üstümüze üstümüze geliyor. orta saha gibi takılan arkadaşımı çektim yanıma. dedim ki "benim önümde koş, baktın yetişemeyeceğim defansa gel." allah var çocuk sanki bu anı bekliyordu. izbandut gibi adamdan top çaldı, iki kere de yere yatırdı. yetmedi ileriye öyle güzel iki top attı ki 3-3 oldu skor.
uzun bir süre baskı yedik o dakikada. arkadaşım birini tutsa öbürü geçiyor. ben de boşta kim varsa yapışıp omuz atıyorum tüm topları auta çıkarıyorum.
uzatmalarda bizim forvetler uzaktan denemeye başladı şansa bala korner kazandık. herkesi ileri çıkardım orta çizgide bekliyorum.
top bana geldi, kaleye baktım. çevreme baktım. baktım üstüme gelen yok bir iki saniye kaleyi ölçüm biçtim. artık şutum kötü olmasına rağmen ben de vurucam, en kötü uzatmaya gideriz.
gerilmeden bir vurdum, kalecinin elinden sekti gol girdi. önce gittim takımla coştum sonra tribüne koştum. sanıyorum ki 8-9 erkek beraber barzo barzo bağıra çağıra seviniriz. ama sorun şu ki erkeklerin hepsi sahada. (evet 30 kişilik sınıfta 5 erkektik) karizmayı çizdirmemek için su istedim n'apayım.
maç bitti toplandık falan. kızlar biz koridora çıkınca yine cendere açtı. lige çıkmış bursaspor gibi kasıla kasıla yürüyorduk.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
açıp sövsene bana...çok pis sövüyorsun biliyorum, gri tonlarda...
devamını gör...
bugün hayatında olduğu için şükran duyduğun üç şey
her şey tek bir şey ile bağlantılı.
kalbim, zihnim, ruhum.
bu üçü yüksek oranda ben dediğimiz şeyi oluşturuyor. kalbim de elbette bedenimin bir parçası.
ama ben,
ne bedenim ne zihin.
ruhum ise ben değil.
öyleyse şükürler olsun benim olmayan ama benimle olan her şeye.
tüm eksikliklerime ya da eksik sandıklarıma.
eksiklikler arzularımın sebebi.
arzular da yaşamanın bir tür gayesi.
fazla olanlar da arzuların eseri.
onlardan vazgeçmek dahi bir arzu meselesi.
arzudan vazgeçmek bile bir arzu değil mi?
öyleyse benimle kalacak olan üç şeyi yeniden derlemeli.
kalbim, zihnim, ruhum.
sizi birlikte, ekip ruhunu en iyi yansitan şekilde var olurken görmek istiyorum. hadi goçum hadi yiğidim hadi bakim sen halledersin.
ya hakk!
kalbim, zihnim, ruhum.
bu üçü yüksek oranda ben dediğimiz şeyi oluşturuyor. kalbim de elbette bedenimin bir parçası.
ama ben,
ne bedenim ne zihin.
ruhum ise ben değil.
öyleyse şükürler olsun benim olmayan ama benimle olan her şeye.
tüm eksikliklerime ya da eksik sandıklarıma.
eksiklikler arzularımın sebebi.
arzular da yaşamanın bir tür gayesi.
fazla olanlar da arzuların eseri.
onlardan vazgeçmek dahi bir arzu meselesi.
arzudan vazgeçmek bile bir arzu değil mi?
öyleyse benimle kalacak olan üç şeyi yeniden derlemeli.
kalbim, zihnim, ruhum.
sizi birlikte, ekip ruhunu en iyi yansitan şekilde var olurken görmek istiyorum. hadi goçum hadi yiğidim hadi bakim sen halledersin.
ya hakk!
devamını gör...
müzik tarihimizde cendere gibi bir şaheser olması
bu konuda aklıma hep hakan boyav'ın şu sözleri geliyor;
youtube.com/shorts/PY7pm-tA...
youtube.com/shorts/PY7pm-tA...
devamını gör...
en seksi türk sanatçı
aybüke pusat der susarım.
çekik gözlü çilli hatunlar eklesin.
çekik gözlü çilli hatunlar eklesin.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
blade runner 2099
amazon prime yapımı bir blade runner dizisi. başrollerinde hunter schafer, michelle yeoh ve tom burke’nin oynadığı dizinin yayınlanma tarihi 25 kasım 2027.
devamını gör...
la belle dame sans regrets
sting'in 1996 senesinde söylediği caz ve bossa nova esintileri taşıyan güzel şarkısı. yalnız sting bu şarkıda fransızca'nın anasıyla tersten ve düzden cima etmiştir.
devamını gör...
neuromancer dizi
william gibson’un neuromancer romanından uyarlanan dizide başrolleri callum turner, briana middleton, mark strong ve peter sarsgaard paylaşıyor. dizinin yayınlanma tarihi 22 ocak 2027.
devamını gör...
matchbox the movie
bir sam hargrave filmi .başrollerinde john cena, jessica biel ve gülşifte ferahani’nin oynadığı filmin gösterim tarihi 9 ekim 2026.
devamını gör...
alo yoga
devamını gör...


