zaman tüneli
çapkın ve sapık arasındaki farklar
sapıklığın ölçütünün fakirlik ve tipsizlik olduğunu düşünen kıt akıllılara gel de tacizin, rızanın ne demek olduğunu anlat.
taciz ederken bile mağdurlar, kıyamam.
taciz ederken bile mağdurlar, kıyamam.
devamını gör...
çapkın ve sapık arasındaki farklar
çapkın, taciz etmez. karşıdakinin aklını çelmeye çalışırken bir şeylere zorlamaz, etkilemeye çalışır. istenmediğini anladığında da sıradaki hedefine yönelir. sapıksa istenmediği yerde durarak ve karşı tarafın hayır demesine rağmen durmayarak rahatsız etmek suretiyle tacizci sıfatına ulaşır.
devamını gör...
jartiyer
sısısı.
devamını gör...
kadın olmanın güzel yanları
duygularını ulu orta, apaçık sergileyebilme rahatlığı. benim başıma nadir gelir ama olsun. biraz erillik mevcut.
devamını gör...
kadın olmanın güzel yanları
erkek olmamak en güzel yanıdır tabii ki de. onun dışında, kadınlarda bir çok duygunun çevresel nedenler nedeniyle, kesinlikle biyolojik olmayan yetiştirilme tarzı gibi nedenler sebebiyle daha gelişmiş olduğunu düşünüyorum. bu duyguların ve bu duyguların yansıtılmasında kadınların daha başarılı olduğu ortada. benim için en güzel yanı bu.
devamını gör...
jartiyer
haşır neşir olduğum iç giyim türü.
devamını gör...
karışık kaset
devamını gör...
ayrılıp gelen
bu zamana kadar aklı neredeymiş denilmesi gereken kişi.
devamını gör...
gökyüzünün rengi yok
ölmek için doğanlar albümünden, bir farazi ve kodes kahra şarkısıdır. storytelling oldukça iyi işlenmiştir. beat zaten sizi hipnoz ediyor ama şarkının sözlerini anlamak için bir iki defa daha içine dalarak dinlemeniz gerekiyor. plot twist kısmı verse 2'de bulunuyor. keyifli dinlemeler..
duvarda asılı ucuz resim düştü parçalandı
uyandı gürültüye ve biraz saçını karıştırdı
saat kaçtı, neden böyle puslu odanın içi
üşendi kalkmak için yine yatınca geçti içi
çalar saat çaldı yorgun argın uyansa da
eline dolan suyun kireç kokusu yüzünde
işine geç kaldı zaten duramaz hiçbir sözünde
bu kış gününde nasıl büyüdü yolu da gözünde
yollar oldu yıl ve yetişti ilk metroya
kalabalık bir çığ gibiydi katıldı son konvoya
kapattı gözünü kapalı kalma hissi zorladı
sıktı dişini birkaç durak kapı açıldı fırladı
yine o kızla karşılaştı kırık merdivende
gözü takıldı yukarı gökyüzünün rengi nerde
kimisi der ki siyah kimisi çalıyor laciverte
belki kendi mavilerde belki mavi sahiden de
vedalaşıp baktı değiştirdi konumunu
sabah sabah kız aldıysa suyun kireç kokusunu
adımlarını ekle şehrin ucuz dokusunu
konu bu mu, bugün sahi konu bu mu?
hay aksi cüzdan evde kaldı deyip girdi işe
bıraktı nevaleyi ve yavaş yavaş gitti çişe
ayılmak istiyordu otomatından aldı şişe
saat sekiz buçuk biraz sonra başlar işe
bu öykü simsiyah ve kimsenin de keyfi yok
duvarlar aşılmaz ve gökyüzünün rengi yok
o ruhum umutsuz ve bunun başka dengi yok
inan ki çare yok, hiçbir şeye çare yok
bu öykü simsiyah ve kimsenin de keyfi yok
duvarlar aşılmaz ve gökyüzünün rengi yok
o ruhum umutsuz ve bunun başka dengi yok
inan ki çare yok, hiçbir şeye çare yok
çıkmadan 15 dakika önce içti kahvesini
sokağa ulaşmadan yere tükürdü telvesini
eli cebinde kısık sesle çaldı ıslık
eskiyen bir melodi eşlik etti kışlık eski
ucuz montu yansıdı vitrin camında
güldü büfeden aldı sigara açtı bir dal yaktı
dudaktan küfürle bir oldu, çıktı duman bin oldu
yere döküldü kül oldu bilseydi yakınken sonu
böyle batar mıydı şehrin içine defalarca
geriye sarsa filmi yaşanmış bütün bu hatalarla
tedavi yok ki kendi derdi yeter hastasına
doğum gününde yok ki bu mum koyan pastasına
evine vardı saat epey geçti yorgundu
gerekti ılık bir duş bir fincan da kuşburnu
şimdi kış durdu beynin içi de alev alev
yatağa serdi postu gece çökünce biter ödev
gözünü açtı ev arkadaşı yoktu yerinde
başı dönünce tutundu birden duvardan eliyle
kana dokundu şaştı kaldı koridor öyle kan gölüydü
yerde iki ceset, koltukta bir kişi
ve eline baktı silahı gördü adam işaret etti oturdu
bugüne kadar yaşama nedeni bu muydu?
sanki zaman durdu film şeridi başlamıştı
adamı hatırladı merdivende rastlamıştı
bu öykü simsiyah ve kimsenin de keyfi yok
duvarlar aşılmaz ve gökyüzünün rengi yok
o ruhum umutsuz ve bunun başka dengi yok
inan ki çare yok, hiçbir şeye çare yok
pek tabii bir (bkz: elzem (yazar)) ukdesidir.*
duvarda asılı ucuz resim düştü parçalandı
uyandı gürültüye ve biraz saçını karıştırdı
saat kaçtı, neden böyle puslu odanın içi
üşendi kalkmak için yine yatınca geçti içi
çalar saat çaldı yorgun argın uyansa da
eline dolan suyun kireç kokusu yüzünde
işine geç kaldı zaten duramaz hiçbir sözünde
bu kış gününde nasıl büyüdü yolu da gözünde
yollar oldu yıl ve yetişti ilk metroya
kalabalık bir çığ gibiydi katıldı son konvoya
kapattı gözünü kapalı kalma hissi zorladı
sıktı dişini birkaç durak kapı açıldı fırladı
yine o kızla karşılaştı kırık merdivende
gözü takıldı yukarı gökyüzünün rengi nerde
kimisi der ki siyah kimisi çalıyor laciverte
belki kendi mavilerde belki mavi sahiden de
vedalaşıp baktı değiştirdi konumunu
sabah sabah kız aldıysa suyun kireç kokusunu
adımlarını ekle şehrin ucuz dokusunu
konu bu mu, bugün sahi konu bu mu?
hay aksi cüzdan evde kaldı deyip girdi işe
bıraktı nevaleyi ve yavaş yavaş gitti çişe
ayılmak istiyordu otomatından aldı şişe
saat sekiz buçuk biraz sonra başlar işe
bu öykü simsiyah ve kimsenin de keyfi yok
duvarlar aşılmaz ve gökyüzünün rengi yok
o ruhum umutsuz ve bunun başka dengi yok
inan ki çare yok, hiçbir şeye çare yok
bu öykü simsiyah ve kimsenin de keyfi yok
duvarlar aşılmaz ve gökyüzünün rengi yok
o ruhum umutsuz ve bunun başka dengi yok
inan ki çare yok, hiçbir şeye çare yok
çıkmadan 15 dakika önce içti kahvesini
sokağa ulaşmadan yere tükürdü telvesini
eli cebinde kısık sesle çaldı ıslık
eskiyen bir melodi eşlik etti kışlık eski
ucuz montu yansıdı vitrin camında
güldü büfeden aldı sigara açtı bir dal yaktı
dudaktan küfürle bir oldu, çıktı duman bin oldu
yere döküldü kül oldu bilseydi yakınken sonu
böyle batar mıydı şehrin içine defalarca
geriye sarsa filmi yaşanmış bütün bu hatalarla
tedavi yok ki kendi derdi yeter hastasına
doğum gününde yok ki bu mum koyan pastasına
evine vardı saat epey geçti yorgundu
gerekti ılık bir duş bir fincan da kuşburnu
şimdi kış durdu beynin içi de alev alev
yatağa serdi postu gece çökünce biter ödev
gözünü açtı ev arkadaşı yoktu yerinde
başı dönünce tutundu birden duvardan eliyle
kana dokundu şaştı kaldı koridor öyle kan gölüydü
yerde iki ceset, koltukta bir kişi
ve eline baktı silahı gördü adam işaret etti oturdu
bugüne kadar yaşama nedeni bu muydu?
sanki zaman durdu film şeridi başlamıştı
adamı hatırladı merdivende rastlamıştı
bu öykü simsiyah ve kimsenin de keyfi yok
duvarlar aşılmaz ve gökyüzünün rengi yok
o ruhum umutsuz ve bunun başka dengi yok
inan ki çare yok, hiçbir şeye çare yok
pek tabii bir (bkz: elzem (yazar)) ukdesidir.*
devamını gör...
sürekli kavga eden sözlük erkekleri
burası iyice tavuk kümesine döndü kardeş, horozlar dövüşüyor doğal olarak.
hayatta kalanı sözlük kızları olarak girls night a kabul edip pijamalarımızı giyip peluş terliklerimizden kokteyl içirteceğiz.
hayatta kalanı sözlük kızları olarak girls night a kabul edip pijamalarımızı giyip peluş terliklerimizden kokteyl içirteceğiz.
devamını gör...
sürekli kavga eden sözlük erkekleri
her sözlükte olur "baskın erkek" alfa olma kavgaları.
yağlı güreş yapalım kazanan alfa olsun.
yağlı güreş yapalım kazanan alfa olsun.
devamını gör...
sürekli kavga eden sözlük erkekleri
bahahahahahahahahaha cudit butler
devamını gör...
karışık kaset
bugün bir çalma listesi oluşturmak iki saniyenizi alır. şarkıyı beğenirsiniz, artı butonuna basarsınız ve bitmiştir. eskiden ise karışık kaset yapmak, neredeyse elektrik santral inşa etmek kadar hassas ve stratejik bir süreçti. mesela radyo başı nöbeti ve rec tuşu çilesi vardır, yaşayanlar iyi bilirler. favori şarkınızın radyoda çalmasını bekler, elleriniz kalbinizde _lütfen araya dj konuşması girmesin_ diye dua ederek o efsanevi play + record tuşlarına aynı anda basardınız. eğer dj şarkının tam ortasında gevezelik yapmaya başlarsa, o kaset artık manevi olarak çöpe giderdi.
devamını gör...
kurbanda billurlar benim diye bağıran enişte (yazar)
#4029088 sizin hiçbir boka faydası olmayan tırt sevgileriniz çok umurumdaydı sanki. herkes sevdiğini s.k.r. ben s.k.lmeyi sevmiyorum. o sevgiler sana kalsın. umarım bol bol s.k.lrsin. s.k.nlerin bol olsun dayı.
bana gıcık oluyormuş. ben bir erkek olarak sana neden kendimi sevdirmek zorundayım ki? ben ibre değilim zira ama sen erkek sevicisin ve beni de sevmeye çalışıyorsun. yok. ben almayayım. sen kendine sevecek başka erkek bulursun. hadi rast gele.
bana gıcık olup, itici buluyormuş. oh be. rahatladım. çekici bulması gereken ben değilim zaten bence. yine de kimsenin yönelimini yargılayamam tabii. neyse. dötü kurtardık en azından.
tengri billurunu bol kılsın. kurbanda aldıkları yetmemiş besbelli. hala başka billurlar peşinde. yok ben dötçü değilim dayı. başka billurlara. hadi selametle...
bana gıcık oluyormuş. ben bir erkek olarak sana neden kendimi sevdirmek zorundayım ki? ben ibre değilim zira ama sen erkek sevicisin ve beni de sevmeye çalışıyorsun. yok. ben almayayım. sen kendine sevecek başka erkek bulursun. hadi rast gele.
bana gıcık olup, itici buluyormuş. oh be. rahatladım. çekici bulması gereken ben değilim zaten bence. yine de kimsenin yönelimini yargılayamam tabii. neyse. dötü kurtardık en azından.
tengri billurunu bol kılsın. kurbanda aldıkları yetmemiş besbelli. hala başka billurlar peşinde. yok ben dötçü değilim dayı. başka billurlara. hadi selametle...
devamını gör...
mehmet okuyan mealindeki dezenformasyonlar
kur'an'dan öğrenmeyen kur'an müslümanlığının öncülerinden m.o'nun tefsir/mealindeki bazı dezenformasyon ve iç tutarsızlıklar.
her sünni gibi yaptığı en temel manipülasyon allah’ın salatıyla ilgili: 33/56'daki allah’ın nebiye yaptığı salatın 'yardım, destek' manasında olduğu iddiası ve buna delil olarak 8/62'yi getiriyor uyanık! asıl gözden kaçırmaya çalıştığı salat ise allah’ın 'bize' yaptığı salat (33/43)! karanlıklardan aydınlığa çıkmamız için bize yaptığı salat! allah bizi karanlıklardan aydınlığa nasıl çıkartıyor? kur'an'da cevabı var ama namastecilerden asla duyamazsınız:
sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna kanıt içeren açıklayıcı ayetleri indiren o'dur. kuşkusuz allah, çok şefkatli'dir, rahmeti kesintisiz'dir. 57/9
karanlıklardan aydınlığa! 33/43 ve 57/9'da geçen ifade bu: ez-zulumattan en-nura... nasıl tercüme ederseniz edin! sonuç olarak, allah karanlıklardan aydınlığa çıkmamız için ayetlerini gönderdi bunu da nebisine salat ederek yaptı. 33/43, 33/56 ve 57/9 ayetleri arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz...
2) salli mi ekimus-salat mı?
namasteyi kurtarmak için yaptığı bir diğer temel dezenformasyon ekimis salat ve salli (salatın fiil hali) arasında. sayın m.o. tipik bir sünni iddiası olan es salat namaz ekimus salat namaz kılmaktır yalanını savunuyor. kur'an'da bulunmayan namaz, rekat gibi kavramları nereden bildiğini geçiyorum zaten kur'an'dan öğrendikleri yok! madem ekimus-salat "namaz kılmak" demek neden nisa 102'deki 2 adet "yusallu"ya namaz kılmak anlamı veriyorsun?
lem yusallu fel yusallu: namazını kılmamış olan diğer grup gelip seninle birlikte namazı kılsın! (m.o. meali)
nisa 102 herhangi bir ayet değil! 'bak savaşta bile terk edilmiyor' diyerek namazın varlığına delil diye getirdikleri ayet. bir şey savaşta bile bırakılmıyor diye namaz olmak zorunda değil! ayetleri kelime kelime incelemezseniz, hangi kelimeyi nasıl çevirdiklerine dikkat etmezseniz sizi ayakta uyutmaya devam ederler!
allah karanlıklardan aydınlığa çıkmamız için bize salat etmiş, karanlıklardan aydınlığa çıkalım diye bize ayetlerini göndermiş ama bu ayetlerin öğrenilmesi ile ilgili hiç konuşmamış! varsa yoksa kur'an'da olmayan rekatlı bir zamazingoyla allah’ın ayetleri allah'a geri üfleniyor, sonuç ortada! sonra bazıları da kur'an neden okunmuyor? diye merak ediyor! salat tekrar bir ritüele dönüştürüldüğü için...
mekkeli müşriklerin salatı neydi? kabe etrafında el çırpıp ıslık çalıyorlardı, adamlar allah'a biraz daha yaklaşmaya çalışıyorlardı ha! hani allah, kur'an düşmanı olsam kur'an'ın anlaşılmaması için uğraşsam ne yapardım? salatın bir ritüel olduğu algısını yayardım, ayetleri geri üfletir bunu da ibadet diye yedirirdim, ayetleri anlayıp ne yapacanız yahu!! oysa es-salat tamamen ayetlerle ilgili! allah bize ayetlerini göndererek salat etti bizden de ayetlerini takip etmemizi istiyor aksi halde zulümlerde, karanlıklarda kalmaya devam ederiz. salat bu şekilde ayakta kalır: ayetleri takip ederek! fakat salat, tesbih yerine bazen namaz yazdığınızda o artık ayet değil, allah'ın verdiği bilgi değil!
yaratıcımız ne istiyor? verdiği bilgiyi takip etmenizi mi yoksa geri üflemenizi mi...
kur'an'daki salat nedir?
ahzab suresi 43. ayet acikkuran.com/33/43
ahzab suresi 56. ayet acikkuran.com/33/56
hadid suresi 9. ayet acikkuran.com/57/9
arapça bilenlerin, allah'ın karanlıklardan aydınlığa çıkmamız için bize yaptığı salatı nasıl açıklayamadıklarına meallerin karşılaştırmasından bakın. hepsi ayrı telden çalıyor! rahmet, istiğfar, destek, feyiz havalarda uçuşuyor 57/9'un yanından geçen yok!
ahzab 43 meal karşılaştırmaları:
mealler.org/SureveAyetler.a...
konu arapça bilmek değil kur'an'dan öğrenmek...
3) bir çifte standart örneği vereyim:
beyefendi, fil suresinde anlatılan olayın bir yanardağ patlaması olduğunu düşünüyor. geleneksel öğretinin kuşlu doğaüstü olay açıklamasını kabul etmiyor ve "ebabil kelimesini biz bugün bir kuş ismi olarak kullanıyoruz ama kur'an'daki kullanımı böyle değil" diyor!
mübarek o halde salat, kıble, zekat, secde, rüku kelimelerinin kur'an'daki kullanımına niye dikkat etmiyorsun! o zaman namaste patlar değil mi! ebabil 1 kez geçiyor yakalıyorsun ama salat ve salatla ilişkilendirilmeye çalışılan kavramlar defalarca geçmesine rağmen bunlara hiç dikkat etmiyorsun!
4) başka bir çifte standart örneği:
recm konusunda da beyefendi kelimenin kur'an'daki kullanımını esas alıyor.
m.youtube.com/shorts/6KuGrc...
peki salat, kıble, secde, zekatın kur'an'daki anlamına neden dikkat etmiyorsun beyefendi! ucu namaza dokunuyor değil mi...
temel olarak sünniliğin uç, radikal, sert yorumlarından kurtulmak daha yenilir yutulur bir tatlı su sünniliği için yaptığı bu dezenformasyonları yakaladıkça buraya ekleyeceğim.
her sünni gibi yaptığı en temel manipülasyon allah’ın salatıyla ilgili: 33/56'daki allah’ın nebiye yaptığı salatın 'yardım, destek' manasında olduğu iddiası ve buna delil olarak 8/62'yi getiriyor uyanık! asıl gözden kaçırmaya çalıştığı salat ise allah’ın 'bize' yaptığı salat (33/43)! karanlıklardan aydınlığa çıkmamız için bize yaptığı salat! allah bizi karanlıklardan aydınlığa nasıl çıkartıyor? kur'an'da cevabı var ama namastecilerden asla duyamazsınız:
sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna kanıt içeren açıklayıcı ayetleri indiren o'dur. kuşkusuz allah, çok şefkatli'dir, rahmeti kesintisiz'dir. 57/9
karanlıklardan aydınlığa! 33/43 ve 57/9'da geçen ifade bu: ez-zulumattan en-nura... nasıl tercüme ederseniz edin! sonuç olarak, allah karanlıklardan aydınlığa çıkmamız için ayetlerini gönderdi bunu da nebisine salat ederek yaptı. 33/43, 33/56 ve 57/9 ayetleri arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz...
2) salli mi ekimus-salat mı?
namasteyi kurtarmak için yaptığı bir diğer temel dezenformasyon ekimis salat ve salli (salatın fiil hali) arasında. sayın m.o. tipik bir sünni iddiası olan es salat namaz ekimus salat namaz kılmaktır yalanını savunuyor. kur'an'da bulunmayan namaz, rekat gibi kavramları nereden bildiğini geçiyorum zaten kur'an'dan öğrendikleri yok! madem ekimus-salat "namaz kılmak" demek neden nisa 102'deki 2 adet "yusallu"ya namaz kılmak anlamı veriyorsun?
lem yusallu fel yusallu: namazını kılmamış olan diğer grup gelip seninle birlikte namazı kılsın! (m.o. meali)
nisa 102 herhangi bir ayet değil! 'bak savaşta bile terk edilmiyor' diyerek namazın varlığına delil diye getirdikleri ayet. bir şey savaşta bile bırakılmıyor diye namaz olmak zorunda değil! ayetleri kelime kelime incelemezseniz, hangi kelimeyi nasıl çevirdiklerine dikkat etmezseniz sizi ayakta uyutmaya devam ederler!
allah karanlıklardan aydınlığa çıkmamız için bize salat etmiş, karanlıklardan aydınlığa çıkalım diye bize ayetlerini göndermiş ama bu ayetlerin öğrenilmesi ile ilgili hiç konuşmamış! varsa yoksa kur'an'da olmayan rekatlı bir zamazingoyla allah’ın ayetleri allah'a geri üfleniyor, sonuç ortada! sonra bazıları da kur'an neden okunmuyor? diye merak ediyor! salat tekrar bir ritüele dönüştürüldüğü için...
mekkeli müşriklerin salatı neydi? kabe etrafında el çırpıp ıslık çalıyorlardı, adamlar allah'a biraz daha yaklaşmaya çalışıyorlardı ha! hani allah, kur'an düşmanı olsam kur'an'ın anlaşılmaması için uğraşsam ne yapardım? salatın bir ritüel olduğu algısını yayardım, ayetleri geri üfletir bunu da ibadet diye yedirirdim, ayetleri anlayıp ne yapacanız yahu!! oysa es-salat tamamen ayetlerle ilgili! allah bize ayetlerini göndererek salat etti bizden de ayetlerini takip etmemizi istiyor aksi halde zulümlerde, karanlıklarda kalmaya devam ederiz. salat bu şekilde ayakta kalır: ayetleri takip ederek! fakat salat, tesbih yerine bazen namaz yazdığınızda o artık ayet değil, allah'ın verdiği bilgi değil!
yaratıcımız ne istiyor? verdiği bilgiyi takip etmenizi mi yoksa geri üflemenizi mi...
kur'an'daki salat nedir?
ahzab suresi 43. ayet acikkuran.com/33/43
ahzab suresi 56. ayet acikkuran.com/33/56
hadid suresi 9. ayet acikkuran.com/57/9
arapça bilenlerin, allah'ın karanlıklardan aydınlığa çıkmamız için bize yaptığı salatı nasıl açıklayamadıklarına meallerin karşılaştırmasından bakın. hepsi ayrı telden çalıyor! rahmet, istiğfar, destek, feyiz havalarda uçuşuyor 57/9'un yanından geçen yok!
ahzab 43 meal karşılaştırmaları:
mealler.org/SureveAyetler.a...
konu arapça bilmek değil kur'an'dan öğrenmek...
3) bir çifte standart örneği vereyim:
beyefendi, fil suresinde anlatılan olayın bir yanardağ patlaması olduğunu düşünüyor. geleneksel öğretinin kuşlu doğaüstü olay açıklamasını kabul etmiyor ve "ebabil kelimesini biz bugün bir kuş ismi olarak kullanıyoruz ama kur'an'daki kullanımı böyle değil" diyor!
mübarek o halde salat, kıble, zekat, secde, rüku kelimelerinin kur'an'daki kullanımına niye dikkat etmiyorsun! o zaman namaste patlar değil mi! ebabil 1 kez geçiyor yakalıyorsun ama salat ve salatla ilişkilendirilmeye çalışılan kavramlar defalarca geçmesine rağmen bunlara hiç dikkat etmiyorsun!
4) başka bir çifte standart örneği:
recm konusunda da beyefendi kelimenin kur'an'daki kullanımını esas alıyor.
m.youtube.com/shorts/6KuGrc...
peki salat, kıble, secde, zekatın kur'an'daki anlamına neden dikkat etmiyorsun beyefendi! ucu namaza dokunuyor değil mi...
temel olarak sünniliğin uç, radikal, sert yorumlarından kurtulmak daha yenilir yutulur bir tatlı su sünniliği için yaptığı bu dezenformasyonları yakaladıkça buraya ekleyeceğim.
devamını gör...
küçük iskender
hep şu anekdot aklıma gelir...
küçük iskender can babayla içiyorlar
şiirler, miirler
geç vakit iskender can babaya yürüyor...
can baba;
hössstt lannn, silkecek olsam büyük iskenderi silkerdim....
küçük iskender can babayla içiyorlar
şiirler, miirler
geç vakit iskender can babaya yürüyor...
can baba;
hössstt lannn, silkecek olsam büyük iskenderi silkerdim....
devamını gör...
sürekli kavga eden sözlük erkekleri
sebebi neydi ki...
canları sıkılan erkeklerdir.
canları sıkılan erkeklerdir.
devamını gör...
esra dermancıoğlu
aurası yüksek bir kadın.
ama artık yaşlandı 5-10 yıl önce prime dönemiydi.
ama artık yaşlandı 5-10 yıl önce prime dönemiydi.
devamını gör...

