zaman tüneli

devamını gör...

bir erkek olarak bu soruya cevap vermem doğru olmaz ama şu ünlü feminist nora bilmem kim erkekleri gözlemlemek için erkek gibi takıldığında gözlemlediklerinden yola çıkarak kadının sırf kadın olduğu için bile toplumda değerli oluşu, iletişim eksikliği çekmemesi, yalnızlıktan istediği an kurtulabilmesi, anlattığında anlattığını dinleyecek başka kadınlar ya da erkekler bulabilmesi diyebiliriz sanırım.
devamını gör...

her lehcesi baska bir dil. pirmasenste konusulan almancayi hamburglu anlamaz. bavaryadakini berlindeki anlamaz.
devamını gör...

benim çok sevmediğim bir dildir. nedense telaffuzunu fazla kaba buluyorum. sanırım edebiyatçı olmamın getirdiği negatif bir husus bu. güzel söz sanatına odaklı olduğumuz için, kelimelerin telaffuz edilirken ortaya çıkarttığı vurgulara çok takılıyorum. bu yüzden almanca bana (kelimelerin okunuşu açısından) inanılmaz rahatsız edici geliyor.

lisans eğitimim amerikan edebiyatı odaklıydı. akademik kariyerimi edebiyat- sanat ve kültür bileşeninde inşa ettim. bu yüzden hem türkçe hem ingilizce betimleme sanatına ve arkasındaki kültürel değerlere hakimim. alanım sebebiyle dünya edebiyatından seçmeler de aldım. bu yüzden yazdığım şeyler havadan, bilgisizce yazıya dökülmüş cümleler değil. deneyime ve birikime dayanan söylemlerdir.

genel açıdan alman edebiyatını da yetersiz buluyorum. bu benim kişisel görüşümdür. evet, fazlasıyla nitelikli yazar ve şair var. yazarlara veya şairlere gerekli eleştiriyi yapabilmek için, dönemleriyle vermek gerekiyor. benim bahsettiğim bu değil. en azından bu başlıkta değil. onu ayrı bir başlıkta konuşuruz.

edebiyat kelimelerle ritim oluşturma sanatıdır. dilin buna izin vermesi gerekir ki, okudugun cümleler sana kendini iyi hissettirsin. türk edebiyatında bu his genelde kafiye ve redifle desteklenir. ingilizce de anlam veya birbirine benzeyen kelimeleri eşleştirerek. yani temelde okuduğunuz dizelerden/ cümlelerden etkilenir ve kişisel motto haline getirirsiniz.


bu konuda almanca romanlar bir derece işlevselliği korur çünkü romanda beklediğimiz şey ritimsel bir uyumdan çok, uzun vadeli kurgu tutarlılığıdır fakat şiirde telaffuz çok görünür oluyor. almanca , bir dil olarak, duyguların geçirgenliğini bence fazlasıyla kırıyor çünkü almancanın genel telaffuzu çok kaba. misal: belkide dünyanın en güzel iltifatını ediyorsunuz fakat dil o kadar sert bir okunuşa sahip ki, kelimeler hakaret ediyormuşsunuz gibi bir tonla çıkıyor.. bunu bir aşk şiirini okurken hayal edin.. dilin yapısı tek başına okuduğum şeyin bir aşk şiiri olduğunu hissettirmiyor...
tabi bu kişisel bir düşüncedir. tam tersine, bu kaba okunusu ve dil bilgisi yapısını tezat vurgu olarak gören ve seven kişilerde olabilir ama benim hoşuma gitmiyor. ben vurguyu telaffuz da değil, anlamda ve kelime oyunlarında seviyorum.

yine de sevmediğim bir dildir.
neden olduğunu biliyorsunuz.
devamını gör...

türkiye ye fransa dan kesin donus yaptıgımda, 25 yasındaki kilom.
boyum 1.71.
devamını gör...

devamını gör...

temelli dönmek.

25 yasındaydım.
1 sene chicago yakınında, 5 sene paris te yasadıktan sonra kesin donus yaptım.
atatürk havalimanına indim. valizimi aldım. kapıya cıktım. sigara yaktım, bizimkileri bekliyorum, almaya geleceklerdi.
birden son ses muzik bir araba gecti:
-gunahkarsın ama helalim yapıcam seni, arlanacaksın.

arabesk bir şarkı.

ben yurtdısında yasarken ozel hayatımdan dolayı suclu hissetmemiştim hic.
kendii kendime dedim ki türkiye ye hosgeldin.
devamını gör...

evlenmek.
devamını gör...

boşnakça'nın etkin ve güzel kullanımına bir örnek
devamını gör...

ben seviyorum bu dili. rammstein sağolsun çok sevdirdi hatta bi ara öğrenmeye çok çabaladım ama olmadı çünkü fazla zor geldi. fakat kulağa çok hoş geliyor. fransızca gibi ağzını yaya yaya konuşulsa almancayı da romantik bulurlardı ama malesef
devamını gör...

kendisine bakmayı sevmeyen her kadın için, kadın olmak zordur. kadın olmak ekstra hijyen ve full bakım gerektirir. bir kere kadın vücudunun %95'ni temizliyor. sürekli olarak tüysüz ve tertipli görünmekle uğraşıyoruz. sadece saç/ makyaj yapmak ayrıca oje sürmek bile insanın hayatından ciddi bir zamanı götürüyor.

bu kadar öz bakımınıza düşkün değilseniz, inanılmaz "salmış ve özensiz" gözüküyorsunuz. her sabah saatlerce saçını maşa yapan/ düzleştiren kadınlar var. 5-6'da uyanıp pürüzsüz makyaj, pürüzsüz bir saç ile dışarı çıkıyorlar. tabi bunlara her sabah ve aksam var olan cilt /saç bakım rutinleri de ekleniyor.. düşünün bu işin içerisindeki emeği.. ve bunun her gün yeniden yeniden uygulandığını unutmayın..

bu yüzden erkek olmak, kadına göre daha konforlu. kadın bedeni üzerine yerleştirilen güzellik standartları, kadınlara günlük hayatta çok vakit kaybettiriyor. hoş! ben güzellik standartlarını ve toplumsal dayatmaları eleştiren biriyim. bakımlıyım ama toplumun dayattığı seviyelerde değil. öz saygımı başkalarının onayıyla inşa etmediğim için, özgüvenimin ekmeğini bu konularda fazlasıyla yiyorum.

yani kadın olmak harika bir şey ama sistemin dayattığı güzellik algısı yüzünden, inanılmaz zor bir hale geldi.
devamını gör...

hemoroid ömür boyu kurtulamadığınız bir sorundur. damarların gevşeyerek, anüsün dışına doğru taşması( sarkması) durumuna verilen addır. diğer adı bağsurdur. ameliyatı vardır fakat ameliyatını olsanızda, tuvalet alışkanlarınız ve var olan dışkılama biçiminiz sebebiyle tekrarlayabilir. özellikle kadınlarda hamilelik sürecinde gelişebiliyor.

hemoroidin en büyük destekçisi ıkınmak ve tuvalette uzun süreli kalmaktır. anüs dışına taşan bu damar tabakları ufak ufak yuvarlak şişlikler şeklinde görünürler. zaman zaman şişip, zaman zaman ufak durabilirler. bilhassa kabızlık dönemlerinde veya cok ıkındığınız zamanlarda , damarlar zorlandığı için hemoroid inanılmaz belirgin hale gelir ve şişer. bu size anüste dolgunluk hissi, acı ve kaşıntı yapabilir...


hemoroidi sevmek lazım. tamamen tuvalet alışkanlıklarıyla bağlantılı bir durum olduğu için, sık sık tekrarlayabiliyor. yönetemediğiniz şeyle anlaşmayı öğrenmeniz gerekiyor. hayat mutsuz olmak için kısa.


düzenli doktora görünerek, ilaçları ve kremleriyle kontrol altında tutmayı denemek gerekiyor. allah daha büyük dert vermesin. en azından çaresi var.
devamını gör...

helali yapıp paklandırmak, arlandırmak.
devamını gör...

kendisiyle ilgili neden böyle bir başlık açıldı bilmiyorum. kendisini bir süre baya yakından takip etmiştim çünkü hayatı ile alakalı birçok soru işaretlerim vardı.

kendisi çok güzel bir kadın değil ama kendisine has bir aurası ve marjinalliği var. oğulları inanılmaz yakışıklılar. aslında zamanında dikkatimi çekmesinin sebebi oğullarıydı.

bennu kibirli bir insan değil. bu yüzden hakkında çok bilgiye sahip değiliz fakat aslında çok köklü bir aileden geliyor. bennu eski bir model, oyuncu ve fotoğrafçıdır. gençlik yıllarında new york ve paris gibi merkezlerde büyümüş, estetik algısı yüksek bir figürdür. aslında sıradışı hayatının sebebi, içinde büyüdüğü üst düzey elit yaşam biçimidir. aile kökenini ve kendisinin geçmişini çok sık medyada görmediğimiz için, bu yaşam tarzı ve aykırı düşünce yapısı neye dayanıyor diye sorguluyoruz. aslında aile mirasına ve genetik şansa dayanıyor. amerika'da ve fransa'da büyümüş bir kadın olarak, türk geleneselliğine sahip olmasını zaten bekleyemeyiz. bu yüzden oğulları da o kültür tabanlı yetişiyor.

gelelim oğullarına....


ilk 3 çocuğu 1999 yılında evlendiği fotoğrafçı koray erkaya'dan. bu adamdan olan tüm büyük oğulları ortalamanın çok çok üstünde yakışıklılar.

en küçük oğlu ise ahmet ağaoğlu ile birlikteliğinden doğmuştur.

büyük çocuklarının hepsi oyunculukla veya mankenlikle uğraşıyorlar. sektörde anneleri sebebiyle fazlaca da tanınıyorlar. bir kere şunu söylemeden geçemeyeceğim, bütün oğulları new york doğumludur. dünyanın farklı ülkelerinde de yaşamışlardır hatta bir ara bohem bir hayat yaşamak amacıyla bennu oğullarını bali'de büyütmüştür...bu detayların hepsi birleşince,
merakımı zamanında bir hayli çekmişlerdi.

bennu aslında tüm türkiyenin dikkatini çeken bir anne. öyle ki alem dergisine bile oğullarıyla kapak yapıldığı bir dönem oldu. görseli aşağıya ekliyorum. bu resimde bazı oğulları garip duruyor. gerçekte böyle değiller. uzun uzun araştırırsanız hepsini görürsünüz.

nedense çocuklar annelerinin soyadını kullanıyorlar. oğullarının isimleri şöyle:

ilk evlilik:
daren gerede erkaya
dilan gerede erkaya
miro gerede erkaya

2. evlilik
kai ağaoğlu


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


inanılmaz marjinal bir anne olmasının ötesinde, her oğlu da inanılmaz marjinal. fiziksel olarak çok dikkat çekiyorlar çünkü yüz yapıları, ifadeleri çok farklı duruyor. anne olarak, çok iyi bir genetiği varmış demeden geçemiyorum.
devamını gör...

bu arafta kimseye yer yok sizlere bile.

aklın yoktu diye sevinme, ehliyetin burada değil,

hiçbir yere ait olamadın diye buraya aitsin sanma,

ilmeğin, giyotinin, iğnenin, kurşunun hesabının sorulmayacağı yer burası değil..

burası arada bile kalamamış yitiklerin arafıdır. ne bir balta görmüş ne sapından haberi olmuş, yaşarken yaşadığını sanmış, öldüğünün farkına bile varmamış olanlar.

bana normal deli gerek değil, bugün boynuna kolye olarak rosegold portable mini vibrasyonlu 3 kademe ayarlı dildo takan kadının videosunu izledim. 54 yaşında ama 70 gösteriyordu, burası onun arafı.

boynuna kolye olarak şeftali rengi portable mini sulanabilir 3 kademe ayarlı vagina takmayı hayal eden adam burası senin de arafın.

bana haysiyet cellatları getirin, en kesif en cazgır iftiraları atabilip en çok taraftar toplayabilenlerden olsun. ona en masumu kurban vereceğim. öyle bir öldürsün ki masumu gerçekten öldüğünü anlamasın sonunda, buraya geldiğinde geldiği yeri ben söyleyene kadar bilemeyecek.

bir yere ait olamayanı değil bir yerden bir yere giderken arkasından bakılmayanı getirin bana.
devamını gör...

onu anlayabiliyorum. çoğu kişi ruhunun acısını bedensel zevklerle dindirmeye çalışır.
devamını gör...

masmalesef ki bana çok eril gelen bir hareket. kendim de canım isterse sıkılırsam arada içerim. ama erkeğe yakışıyor.
devamını gör...

eski malum sözlükten oldu da ne oldu. ayrıca buradaki herkesten çok ama çok uzak allah’ın unuttuğu bir yerde yaşıyorum. tamam 30+ değilim ama artık kaldırmıyor kalbim uzak mesafeyi. bu yüzden olmasın.
devamını gör...

yalnız şeytan olabilir miydi? olmaz. bir şeytana yalnızlık yakışır mıydı çocuklar. elinizi vicdanınıza koyun..

benim yalnız kalmama vicdanınız elveriyor mu? hak ediyor muyum bu kadar yalnızlığı?

ağzıma sıçtınız. haftalarca.. aylarca.. sene geçti. kireç attınız üstüme.. sarmısak doğrayanlarınız oldu. mezarıma tükürür gibi haç fırlatıp, iblis geber dediniz. artık kimse beni anmıyordu bile. s

bu kadar mıydı? nefretiniz.

bazılarınız halk kahramanı olmaya kalktı. ben demiştimler.. yoldaş'a kolum girsinler.. şeytanı mıhladımlar. ovv.. her kadının, kahramanı oldunuz. her eve sığdınız o ara. felsefe yapanlar çıktı (rbf) iyi de yaptı köfte. onu, biz yarattıklar. darkside'lar falan.. sıısıs. herkes şovunu yaptı. bravo.

aşırı komiksiniz.

lan hiç mi düşünmediniz. şeytan, geri gelirse diye. s

beyinsizliğinizi hiç anlayamıyorum. ne kadar tane tane, küfür etmeden konuşuyorum dimi. s ama anlayamıyorum. bu çapsızlık. ben bile size yakıştıramıyorum. daha zeki olduğunuzu düşünmüştüm hep. üzüldüm açıkçası.

yoldaş yol verse, alayınızın gırtlağından çıkacağım da, kuzenimi kıramıyorum. o da biliyor hak ettiğinizi içten içe.

bana müsade edeceksiniz. 1 yıl boyunca arkamdan atıp tuttunuz. biraz da sıra bende. sısısıs
devamını gör...

nefret ediyorum.
ama yalan yok, eşime yakıştırıyorum. bazen içerken gizlice fotoğraflarını çekiyor ve bakıyorum...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim