zaman tüneli

museviliği yasaklayacaksak hristiyanlığı ve islam dinini de yasaklamak lazım o zaman.

konu israilse benim yahudilerle israille ilgili yazılarımı oku.

1. 70km enine ülkeyi nasıl koruyacaksın.

2. konyada urfada çoluğu çocuğu köpeklere yediren politikacıların yahudimi?

3. sen avmde yanan vatandaşının, koylerde kursuna dizilen vatandaslarının, yolda kolunu bacagini kaybeden askerlerinin hesabini sordunmu?

özetle senin yahudiyi örnek alman lazım.
devamını gör...

futbol hakkında cahil idim.

sözlük yazarı olduğumdan beri ligimiz ve milli takım hakkında bir kaç şey öğrenir oldum. herkesin ne konuştuğunu anlamaya çalışırken metazori, meraktan değil de zorunluluktan gibi...
devamını gör...

zannedersem düttürü dünya filminde pavyonun ilk göründüğü sahnede bu çalıyordu. 80'lerin sevilen bir türküsüydü. türküde, filmin atmosferiyle çok bağdaştırdığım, neşeli gibi görünüyoruz ama aslında halimiz fena tavrını hep hissetmişimdir. o yüzden ilk entrydeki modern versiyon bana pek hitap etmiyor.
devamını gör...

(bkz: merkebin zekeri)
devamını gör...

(bkz: deyyus)

kareli gömlek üzerine süveter giymiş, takkeli, beyaz sakallı dede küfrü bu. bu küfrü edenin bastonu da olurdu genelde. he bir de şişe dibi gözlük var tabi.

ama ben de severim. arada kullanırım hala.
devamını gör...

ben 1.erapta oturuyorum bizim sitede.
bugun 2.etapa gidip bi çay ictim.
komsularım iyi insanlarmıs;)

havuz basında cayımı icerken komsuları inceledim:

1-bi boyle dort oda bir salon bir ev vardı. bi balkona camasır askısı filan tıkıstırılmıs. yatak odası kullanılmıyor gibi. baska bir balkona geniş ve şık yeme kösesi yapılmıs. bu bana 60 yasında mutlu evlilik gibi geldi. gezsinler tozsunlar. bu degil dedim. kendim icin istedigim bu degil.

2-bi tane cıtır cist vardı balkonda. 20 yaslarında. ev karman corman. kucuk. ama cok asıklar belli. umurları degil. aşk yuvası yapmıslar. 20 yasında olsaydım bu olurdu dedim. ama su an bu da degil.

3-bir cift vardı. asık. mutlu. iki oda bi salon mutevazı bir evde. yatak odasını ortmusler, mahremleri kıymetli. ev duzenli ve temiz. bir balkonun camlarını sonuna kadar acmıslar renkli. esi dostu sohbeti bas basa yemegi. evet bu dedim. ben bunu arıyorum;)
devamını gör...

insanları rahatsız etmeden cıvıtalım
çük atmayalım
özelden meme atabilirsiniz
o ayrı
devamını gör...

çukurova üniversitesi göl manzarası nerede var ya. hele gün batımı izlemek
devamını gör...

en iyi baş etme yöntemi, tramvay altında kalmak üzere olan birini kurtarmaktır. geçenlerde balat'a gittim, hem de tek başıma. ama ne zaman tek başıma bir yerlere gezmeye gitsem başıma en olmadık şeyler gelir sanki yoldaşım şeytanmış gibi. neyse, tramvaydan inip karşıya geçmek üzereyken benden birkaç adım öndeki kadını kolundan tuttuğum gibi geri çekmemle birlikte kadıncağız, karşı yönden gelen tramvayın altında kalkmaktan son anda kurtuldu. bir de panikle "napıyorsun be ablacım!" diye kadına bağırdım. hadi teşekkür etmesini geçtim, yüzüme bile bakmadan "dalmışım yaa!" diye cevap verdi bana umursamazca...benim ise olayın etkisiyle dakikalarca elim ayağım titredi. şimdi hangimiz travma geçirdi, hangimiz tramvayla baş etti, belli değil anasını satıyım.*
devamını gör...

uzun oturma ve trip atma
devamını gör...

dün geceki gibi çük atalım sözlüğe diyeceksen ben pişman oldum . daha atmam
devamını gör...

dil tarihte okuduğum için çok yolumun düşmediği ama düştüğünde gayet beğendiğim ankara üniversitesi tandoğan kampüsü olandır.
devamını gör...

kendi mesleğimle ilgili bile her şeyi bilmem o derece bir cahillik. bana ev yaptırana şans dilerim mesela.
devamını gör...

az biraz cıvıtsak mı

eylülde yoldaşa toplu para yatacak
moderasyon alımı yapacak
o zamana kadar at koşturucam
ses etmeyin
devamını gör...

kendimde güç gördüğüm zamanlarda ki bu zaman ayda 1 kere filan oluyor tenis. diğer zamanlarda koşu, aerobik, yüzme, step allah ne versiyse yani. yapın efendim spor önemli. hareket etmeyen adam depresyona girer
devamını gör...

sene bilmem ne... gecenin bir vakti yataktan yüzü koyun bir şekilde yukarı doğru yükselirken buldum kendimi... ama nasıl bir huzur, nasıl bir mutluluk anlatamam, hayatınızda asla yaşayamayacağınız cinsten bir hafiflik hissi... yukarı doğru yükselirken yanımda uyuyan hatun kişi uyanıp, bağırıp çağırmaya, ağlamaya başladı. arkama doğru bakıp "nolur alma onu yalvarırım bırak" falan diye dövünüyor ama ben halimden o kadar memnunum ki; umrumda değil.. velhasıl tam tavandan yukarı geçecekken birden bırakıldım ve çat diye yatağa yapıştım. yapışmam ile beraber uyandım. uyandım da benim gırtlak yatağın kenarına denk gelmiş ve nefessizlikten boğuluyormuşum meğersem... her boğulayazan canlı gibi mosmor olmuşum, kafam şişmiş, öğürüp kusarak, kan ter içinde attım kendimi yataktan... 10 dakikada falan anca geldim kendime... o günden sonra ölüme yakın deneyim yaşayanların anlattıkları o hafifleme hissini de öğrenmiş oldum çok şükür... ha hatun kişisi mi? osura osura uyuyordu, ben kalkınca o da kalktı. "ne böğurüyosun yahu uykumun içine ettin" dedi ve uyumaya devam etti...
devamını gör...

zerdüşt, zındık, mendebur.
devamını gör...

bence oylama yapalım. ezici çoğunluk ( kadın-erkek) okey derse mahalle baskısı yok demektir.

atacak olana demokratik zemin sağlayalım.

meme görmek isteyenler?
devamını gör...

soyka.
devamını gör...

george perec'in aynı isimli romanından uyarlama, bernard queysanne ile birlikte yönetmenliğini yaptığı 1974 yapımı bir fransız filmi. film aynı tarihte jean vigo ödülüne layık görülmüştür.

filmin başlangıcından itibaren ikinci tekil şahıs kullanan bir anlatıcıdan dinleriz kahramanımızın yaşadığı içsel yolculuğu. 25 yaşında paris'te bir üniversite öğrencisinin her şeyi bir kenara bırakıp, durup yaşamı seyretmeye karar verişini izleriz. yaşama dair tüm anlamsızlıkları sindirmesini ve hatta bunu bir iç sıkıntısı ile değil sakin bir kabulleniş ile karşıladığını görürüz. beklentisiz ve kayıtsız bir yaşam sürmek ne denli mümkün? tüm bu karmaşanın içinde durup öylece, yalnızca etrafa bakmak neden hiç aklımıza gelmez? bunu düşündürür bize film. izlemesi zor bir filmdir. zira film boyunca diyalog bulunmaz, renkli film yerine kasıtlı bir şekilde siyah-beyaz çekilmiştir, paris'in boş sokakları, kafeleri, parkları ve yönetmenin çocukluk evi de bu buhranlı filmin içinde görsel bir şölen olarak karşımıza çıkar.

benim de en sevdiğim filmlerden biri olur kendisi. tesadüfen 25 yaşında, başkahramanımız ile aynı buhranlı günleri yaşıyor ve balkondan aşşa kendimi atmamak için bir sebep arıyorken izlemiş bulundum... izledikten sonra atmak daha cazip gelse de bir şekilde kendimi tuttum, böyle güzel filmler izlemeye devam etmem gerekir diye düşündüm. heheh. *

25 yaş krizini hafife almamak lazım. insanın tüm bu anlamsızlığı kabullenip cebinde taşıyarak ve bunu hatırlamamaya çalışarak yaşaması gerektiğini kafasına kakan yaştır 25. bir eşiktir. işte bu film de tam olarak o eşiği anlatan, -benim için- çok özel bir filmdir.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim