zaman tüneli
düşün ki kedin bunu okuyor
kedim yok annem temizlik hastası.
devamını gör...
tom bombadil'in kim olduğunu sorup elfçe öğrenmek
#4033531
hunisi eksik abi hehe..
ben beğeniyorum ama yazdıklarını, farklı bir tarzı var konular kafa açıyor. kıyak kafayla okuması da güzel olur hehe...
yapay zekai değildir umarım...
hunisi eksik abi hehe..
ben beğeniyorum ama yazdıklarını, farklı bir tarzı var konular kafa açıyor. kıyak kafayla okuması da güzel olur hehe...
yapay zekai değildir umarım...
devamını gör...
nefret ve merhamet arasında kalmak
hayat tam olarak böyledir zaten yeri gelir düşmana bile merhamet edersin.
devamını gör...
mutlu sonlu masaj
bedelli mutluluk çıkmış parasını veriyorsun seni mutlu ediyorlar.
devamını gör...
mekke savunma antlaşması
israil buraya bir saldırı yapsa hiç biri karşılık veremez kınama dışında.
devamını gör...
seni seviyorum diyemeyen erkekler
seni sevmiyordur işte ne bekliyorsun.
devamını gör...
seni seviyorum diyemeyen erkekler
bir de herkese diyenler var. diyemeyen daha samimi geldi ya
devamını gör...
tom bombadil'in kim olduğunu sorup elfçe öğrenmek
lotr fanlarının olduğu bir ortama denk gelince konunun dönüp dolaşıp lotr'a gelmesi ne yazık ki yazılı olmayan korkunç bir kural, bilirsiniz.
yine böyle bir akşam “gandalf aslında...” diye başlayan bir cümleyi fiziksel olarak duymamak için elime telefonu almışken tom bombadil'in adı geçti. ben de naçizane “bu adam niye var?” diye sordum.
sorduğum anda masada bir şeyler değişti. nasıl desem, bir karanlık hava, kötü bir enerji dalgası... sanki yanlışlıkla birisinin eski sevgilisine yürüme hissiyatına benzer bir gerginlik sardı etrafımızı.
hiç unutmuyorum, arkadaşım “tom bombadil'e adam diyemezsin...” dedi. ben daha “özür dilerim” diyemeden yüzüğü neden takmadığını anlatmaya başladı. asıl mevzu diğer arkadaşımın “olayın aslında bombadil'le alakası yok!” demesiyle koptu. üç saatlik silmarillion özeti dinlemeye başladım. hangi elf hangi çağda nerede yaşamış, kim kiminle evlenmiş, kim nereye gitmiş derken arkadaşlarımın “aslında elfleri anlamak için dillerini bilmek lazım” demeleriyle keşke kalkıp gitseydim dedim...
artık tom bombadil değildi konu, orta dünya'nın ontolojik yapısıydı. valar'ı, maiar'ı, birinci çağ'ı, elflerin tarihi derken quenya ile sindarin arasındaki farkı anlattılar. gecenin sonunda elfçe telaffuzumu düzeltiyorlardı.
yine böyle bir akşam “gandalf aslında...” diye başlayan bir cümleyi fiziksel olarak duymamak için elime telefonu almışken tom bombadil'in adı geçti. ben de naçizane “bu adam niye var?” diye sordum.
sorduğum anda masada bir şeyler değişti. nasıl desem, bir karanlık hava, kötü bir enerji dalgası... sanki yanlışlıkla birisinin eski sevgilisine yürüme hissiyatına benzer bir gerginlik sardı etrafımızı.
hiç unutmuyorum, arkadaşım “tom bombadil'e adam diyemezsin...” dedi. ben daha “özür dilerim” diyemeden yüzüğü neden takmadığını anlatmaya başladı. asıl mevzu diğer arkadaşımın “olayın aslında bombadil'le alakası yok!” demesiyle koptu. üç saatlik silmarillion özeti dinlemeye başladım. hangi elf hangi çağda nerede yaşamış, kim kiminle evlenmiş, kim nereye gitmiş derken arkadaşlarımın “aslında elfleri anlamak için dillerini bilmek lazım” demeleriyle keşke kalkıp gitseydim dedim...
artık tom bombadil değildi konu, orta dünya'nın ontolojik yapısıydı. valar'ı, maiar'ı, birinci çağ'ı, elflerin tarihi derken quenya ile sindarin arasındaki farkı anlattılar. gecenin sonunda elfçe telaffuzumu düzeltiyorlardı.
devamını gör...
yeterince takdir edilmemiş mfö şarkıları
(bkz: https://www.youtube.com/wat...)
mfö'den anlamayana! peki peki anladık.
mfö'den anlamayana! peki peki anladık.
devamını gör...
seni seviyorum diyemeyen erkekler
ulan onu da diyemiyorsan sevme ayı!
devamını gör...
seni seviyorum diyemeyen erkekler
ayar oluyorum bu tiplere.
yanş somra deyince belli etmiyor muyum cevabı alınca iyice uyuz oluyorum. iletişim özrü.
yanş somra deyince belli etmiyor muyum cevabı alınca iyice uyuz oluyorum. iletişim özrü.
devamını gör...
okay okay
devamını gör...
mekke savunma antlaşması
20. yy düzeni çöküyor. yenisi hala kurulmadı devletler yeni ittifaklar arıyor.
abd-iran savaşında apaçık ortaya çıktı. abd müttefiklerini koruyamıyor. körfez ülkeleri arayış içinde, geçtiğimiz aylarda pakistan-hindistan çatıştı. türkiye-avrupa birliği ilişkilerinin tarihi 60 yılı aştı hala kapıda bekliyoruz.
daha önce benzer bir uygulama yapılmıştı. şubat-mart 2016'da suudi arabistan'da 20'den fazla islam/arap ülkesi ile bir birlik kurulmuş yaklaşık 200 bin asker ile dönemin en büyük askeri tatbikatlarından biri yapılmıştı. (islam ordusu ''kuzeyin gök gürültüsü tatbikatı'' 11 mart 2016)
yakında bölge ülkelerinden mekke savunma anlaşmasına yeni katılımlar olur. türk devletleri de katılırsa güçlü bir ittifak olur.
atatürk'de 8 temmuz 1937'de sadabat paktını kurmuştu. (türkiye, iran, ırak ve afganistan).
abd-iran savaşında apaçık ortaya çıktı. abd müttefiklerini koruyamıyor. körfez ülkeleri arayış içinde, geçtiğimiz aylarda pakistan-hindistan çatıştı. türkiye-avrupa birliği ilişkilerinin tarihi 60 yılı aştı hala kapıda bekliyoruz.
daha önce benzer bir uygulama yapılmıştı. şubat-mart 2016'da suudi arabistan'da 20'den fazla islam/arap ülkesi ile bir birlik kurulmuş yaklaşık 200 bin asker ile dönemin en büyük askeri tatbikatlarından biri yapılmıştı. (islam ordusu ''kuzeyin gök gürültüsü tatbikatı'' 11 mart 2016)
yakında bölge ülkelerinden mekke savunma anlaşmasına yeni katılımlar olur. türk devletleri de katılırsa güçlü bir ittifak olur.
atatürk'de 8 temmuz 1937'de sadabat paktını kurmuştu. (türkiye, iran, ırak ve afganistan).
devamını gör...
koaksiyel hoparlör
hoparlörlere baktığınızda genelde iki adet yuvarlak görünür. biri bass sesleri diğeri tiz ve mid leri verir. birde üç yollu hoparlörler vardır, üç delik vardır bass, tiz, mid. koakisyel hoparlörler ( sanırım patent kef'e ait) bir bass hoparlör var görünüşte ama göbeğindeeeeee karnabahar gibi gizlemişler onları oraya. yerden kazanç, sesten kazanç, tek delik...




devamını gör...
türkiye'de adalet bakanı olması
adamda tam fetöcü tipi var. ama hangisinde söylemem. bin tane bakan geldi geçti, biri işte tahmin edin.
devamını gör...
nefret ve merhamet arasında kalmak
birbirleriyle vs oluşturacak iki duygu değildir nefret ve merhamet. hem kim ben nefretten yanayım der ki? herkes klavye meleği pardon yeryüzü meleği değil mi zaten?
devamını gör...
godspeed you black emperor yüzünden müzikten atılmak
godspeed you! black emperor sevmediğimi söylediğim için müzikten atıldım. evet yanlış okumadın, müzikten atıldım. olayın bu kadar büyüyeceğini tahmin etmedim açıkçası...
sonuçta ''sevmedim.'' demenin kimseye hakaret etmediğini düşündüm, elimde selfie çubuğuyla konser basmadım, grubun fotoğrafına kalemle bıyık çizmedim, kimsenin babasına sövmedim. sadece dinledim ve hoşuma gitmedi.
ama grubun fanları bunu kişisel algıladılar. hangi şarkıyı dinlediğimi sordular, storm'u 3 kez dinledim diye cevap verdim... işte işler orada değişti. keşke dilim kopsaydı da demeseydim onu... çünkü godspeed you! black emperor fanları normal fan değilmiş. bunlar müzik dinlemiyor, müziğin mevcut düzenine karşı mücadele ediyorlar. müzik anarşistiymiş bunlar... grubun kendisi zaten yıllardır “müzik endüstrisine başkaldırı” falan diye anılıyor, ben de saf saf karşılarında oturup “ama şarkıyı sevmedim” diyorum. belli ki yanlış yerde yanlış cümleyi kurmuşum.
biri bana “sen müziği tüketilecek bir ürün sanıyorsun” dedi. diğeri “godspeed'i beğenmek zorunda değilsin ama neden beğenmediğini politik olarak sorgulaman gerekiyor” diyerek aşağıladı... ben o sırada sadece 22 dakikalık bir şarkının 18. dakikasında neden şarkıya girmediler acaba bir sorun mu oldu diye düşünüyorum...
karşımdaki insanlar müziğin kurallarını reddediyor, ben ise şarkının biraz daha kısa olmasını istiyorum. adamlar kapitalizme, müzik endüstrisine ve ana akım kültüre savaş açmış; benim derdim “bu şarkı biraz uzun değil mi?'' gibi bir soru olunca baktım olay kötü bir yere gidiyor... bana artık bakmıyorlar bile, görmezden geliniyorum...
en son biri bana “sen zaten müziği yanlış yerden dinliyorsun” dedi. haklı olabilir... keşke nerede dinleyebileceğimi de sorsaydım diyorum hatırladıkkça... çünkü ben hala bir şarkıdan keyif almaya çalışıyorum. meğer burada keyif almak da burjuva bir alışkanlıkmış... gözümün yaşına, ağlamamın şiddetine bakmadılar... attılar beni müzikten... “peki şimdi ne dinleyeceğim?” diye bağırarak, ağlayarak sorarken cevap bile vermediler. en son yere bağdaş kurmuş ağlarken içlerinden birisi acıdı da ''git radiohead dinle sen...'' diyerek son sözü söyledi...
şimdi evde sessizce oturup radiohead açtım. daha fazla ileri gitmeyeceğim. bugünlük bu kadar müzik yeter.
sonuçta ''sevmedim.'' demenin kimseye hakaret etmediğini düşündüm, elimde selfie çubuğuyla konser basmadım, grubun fotoğrafına kalemle bıyık çizmedim, kimsenin babasına sövmedim. sadece dinledim ve hoşuma gitmedi.
ama grubun fanları bunu kişisel algıladılar. hangi şarkıyı dinlediğimi sordular, storm'u 3 kez dinledim diye cevap verdim... işte işler orada değişti. keşke dilim kopsaydı da demeseydim onu... çünkü godspeed you! black emperor fanları normal fan değilmiş. bunlar müzik dinlemiyor, müziğin mevcut düzenine karşı mücadele ediyorlar. müzik anarşistiymiş bunlar... grubun kendisi zaten yıllardır “müzik endüstrisine başkaldırı” falan diye anılıyor, ben de saf saf karşılarında oturup “ama şarkıyı sevmedim” diyorum. belli ki yanlış yerde yanlış cümleyi kurmuşum.
biri bana “sen müziği tüketilecek bir ürün sanıyorsun” dedi. diğeri “godspeed'i beğenmek zorunda değilsin ama neden beğenmediğini politik olarak sorgulaman gerekiyor” diyerek aşağıladı... ben o sırada sadece 22 dakikalık bir şarkının 18. dakikasında neden şarkıya girmediler acaba bir sorun mu oldu diye düşünüyorum...
karşımdaki insanlar müziğin kurallarını reddediyor, ben ise şarkının biraz daha kısa olmasını istiyorum. adamlar kapitalizme, müzik endüstrisine ve ana akım kültüre savaş açmış; benim derdim “bu şarkı biraz uzun değil mi?'' gibi bir soru olunca baktım olay kötü bir yere gidiyor... bana artık bakmıyorlar bile, görmezden geliniyorum...
en son biri bana “sen zaten müziği yanlış yerden dinliyorsun” dedi. haklı olabilir... keşke nerede dinleyebileceğimi de sorsaydım diyorum hatırladıkkça... çünkü ben hala bir şarkıdan keyif almaya çalışıyorum. meğer burada keyif almak da burjuva bir alışkanlıkmış... gözümün yaşına, ağlamamın şiddetine bakmadılar... attılar beni müzikten... “peki şimdi ne dinleyeceğim?” diye bağırarak, ağlayarak sorarken cevap bile vermediler. en son yere bağdaş kurmuş ağlarken içlerinden birisi acıdı da ''git radiohead dinle sen...'' diyerek son sözü söyledi...
şimdi evde sessizce oturup radiohead açtım. daha fazla ileri gitmeyeceğim. bugünlük bu kadar müzik yeter.
devamını gör...
güne bir motivasyon cümlesi bırak
ne edersen kendine.
devamını gör...

