zaman tüneli
izmir"de güzellik merkezi skandalı
fotoğrafta yanlış görmüyorsam sakalı var.
çok başarılı bir kamuflaj olmamış gibi sanki.
yani gidenlere üzülemedim pek*
çok başarılı bir kamuflaj olmamış gibi sanki.
yani gidenlere üzülemedim pek*
devamını gör...
son hikaye
hiçbir şey yoktu. sadece perdeler ve kitaplığın gölgesi. soluk soluğa kaldığımı fark ettim. şakaklarım zonkluyordu. telefonu elime alıp harita uygulamasını açtım ve koordinatları yazdım. sinyal aranıyor.
telefonun ekranında harita yüklenirken hoparlörden garip bir dip ses yayılmaya başladı. tıpkı kasetteki gibi derin bir cızırtı ve arka planda fısıldayan yüzlerce insan sesi. ekrandaki uydu görüntüsü o koordinatlara odaklandı. normalde orada sık, bakir bir orman örtüsü görünmeliydi. ancak ekran aniden parazitlendi.
pikseller kaydı, renkler bir anlığına mor ve yeşile döndü. o parazitin arkasında, birkaç saniyeliğine uydu görüntüsünün altında yatan gerçeklik belirdi. yan yana dizilmiş simsiyah, çatısı bükülmüş ahşap evler, bir labirent gibi birbirinin içine giren dar sokaklar ve dairesel bir meydan. sonra görüntü tekrar bozuldu ve yerini yeşil orman örtüsüne bıraktı. tıpkı bir bilgisayar programının hatalı bir kaplamayı gizlemesi gibi.
ensemdeki tüyler ayağa kalktı. derimin altında, tam kemiklerimin üzerinde buz gibi bir şeyin gezindiğini hissettim. burnuma aniden keskin bir koku geldi. yanmış ahşap, çürümüş yapraklar ve nemli toprak kokusu.
o koku odadan gelmiyordu. doğrudan zihnimin içinden yayılıyordu.
telefonun ekranında harita yüklenirken hoparlörden garip bir dip ses yayılmaya başladı. tıpkı kasetteki gibi derin bir cızırtı ve arka planda fısıldayan yüzlerce insan sesi. ekrandaki uydu görüntüsü o koordinatlara odaklandı. normalde orada sık, bakir bir orman örtüsü görünmeliydi. ancak ekran aniden parazitlendi.
pikseller kaydı, renkler bir anlığına mor ve yeşile döndü. o parazitin arkasında, birkaç saniyeliğine uydu görüntüsünün altında yatan gerçeklik belirdi. yan yana dizilmiş simsiyah, çatısı bükülmüş ahşap evler, bir labirent gibi birbirinin içine giren dar sokaklar ve dairesel bir meydan. sonra görüntü tekrar bozuldu ve yerini yeşil orman örtüsüne bıraktı. tıpkı bir bilgisayar programının hatalı bir kaplamayı gizlemesi gibi.
ensemdeki tüyler ayağa kalktı. derimin altında, tam kemiklerimin üzerinde buz gibi bir şeyin gezindiğini hissettim. burnuma aniden keskin bir koku geldi. yanmış ahşap, çürümüş yapraklar ve nemli toprak kokusu.
o koku odadan gelmiyordu. doğrudan zihnimin içinden yayılıyordu.
devamını gör...
zamanımı alma beni al
yedi kocalı hürmüz'ün çağcıl temsilcisi "efsane kadın" seda sayan motto'su dur:
"zamanımı alma beni al" dedikleri evlendiği adamlar dır. kadırgalı aysel de denen seda sayan; son sayıma göre yedinci nikahında dır.
'flört yapamadığım için evleniyorum, flörtle zamanımı almamaları içinde doğrudan " zamanımı alma beni al" diyorum' demiştir.
gen-z kızlara örnek olsun ablaları.*
seda sayan 7 kere evlendi
hem projeleriyle hem de özel hayatıyla sık sık gündeme gelen seda sayan 2022 yılında 37 yaşındaki çağlar ökten ile dünyaevine girdi. toplamda 6 kere evlenen sayan 7. evliliğini de çağlar ökten ile yaptı. zaman zaman aralarındaki yaş farkı gündem olsa da seda sayan ile çağlar ökten magazin gündeminden düşmüyor. estetikleriyle adeta gençlere taş çıkartan 62 yaşındaki sayan şimdilerde ise evlilik itirafıyla dikkat çekti.
buradan
"zamanımı alma beni al" dedikleri evlendiği adamlar dır. kadırgalı aysel de denen seda sayan; son sayıma göre yedinci nikahında dır.
'flört yapamadığım için evleniyorum, flörtle zamanımı almamaları içinde doğrudan " zamanımı alma beni al" diyorum' demiştir.
gen-z kızlara örnek olsun ablaları.*
seda sayan 7 kere evlendi
hem projeleriyle hem de özel hayatıyla sık sık gündeme gelen seda sayan 2022 yılında 37 yaşındaki çağlar ökten ile dünyaevine girdi. toplamda 6 kere evlenen sayan 7. evliliğini de çağlar ökten ile yaptı. zaman zaman aralarındaki yaş farkı gündem olsa da seda sayan ile çağlar ökten magazin gündeminden düşmüyor. estetikleriyle adeta gençlere taş çıkartan 62 yaşındaki sayan şimdilerde ise evlilik itirafıyla dikkat çekti.
devamını gör...
dürüst
şuana kadar başıma gelen pek çok şey ben dürüst olmadığım içindi. bazen kendime, bazen başkalarına...bu yüzden insan dürüst yaşamalı...
devamını gör...
son hikaye
karalamanın alt kısmında kırmızı kalemle yazılmış koordinatlar vardı: 40°58'12.4"n 40°42'08.1"e.
cebimden telefonumu çıkardım. parlak dijital ışık odadaki kasvetli karanlığı büzüştürdü. o an, telefonun kamerasının yansımasında garip bir şey gördüm. arkamda duran simsiyah kadife perdenin hemen yanında, uzun, kıvrımlı bir karaltı duruyordu. insan boyutlarındaydı ama duruşu doğal değildi. omuzları çökmüş, kafası yana doğru imkansız bir açıyla bükülmüştü.
hızla arkama döndüm.
cebimden telefonumu çıkardım. parlak dijital ışık odadaki kasvetli karanlığı büzüştürdü. o an, telefonun kamerasının yansımasında garip bir şey gördüm. arkamda duran simsiyah kadife perdenin hemen yanında, uzun, kıvrımlı bir karaltı duruyordu. insan boyutlarındaydı ama duruşu doğal değildi. omuzları çökmüş, kafası yana doğru imkansız bir açıyla bükülmüştü.
hızla arkama döndüm.
devamını gör...
son hikaye
1974 yılına ait bir doğu karadeniz haritasıydı bu. dağlar, vadi yatakları, nehirler ve rakım çizgileri milimetrik olarak çizilmişti. fakat vadinin en derin, en sarp noktasında bir gariplik görünüyordu.
vadideki bir bölge, siyah mürekkeple öfkeyle karalanmıştı gibiydi. mürekkep o kadar bol dökülmüştü ki kağıt orada sertleşmiş, bükülmüştü. babam o karalamanın tam üzerine, o keskin el yazısıyla şu satırları kazımıştı: burada kimse doğmadı. burada kimse ölmedi. eğer bir gün burayı hatırlarsan, kendi gözlerini söküp at.
vadideki bir bölge, siyah mürekkeple öfkeyle karalanmıştı gibiydi. mürekkep o kadar bol dökülmüştü ki kağıt orada sertleşmiş, bükülmüştü. babam o karalamanın tam üzerine, o keskin el yazısıyla şu satırları kazımıştı: burada kimse doğmadı. burada kimse ölmedi. eğer bir gün burayı hatırlarsan, kendi gözlerini söküp at.
devamını gör...
son hikaye
ilk fotoğrafta bir sokak görünüyordu. 1970'lerin kıyafetleriyle yürüyen insanlar vardı. ama fotoğraftaki insanların yüzleri yoktu. sonradan silinmiş gibi değildi; sanki fotoğraf çekildiği anda o insanların yüzlerinde burun, göz ya da ağız yoktu. düz, pürüzsüz bir deri tabakası duruyordu başlarının üzerinde. bir diğer fotoğrafta ahşap bir ev vardı ama evin pencereleri içe doğru değil, dışa doğru bükülmüş, duvarlar organik bir doku gibi birbirine kaynamıştı.
klasörün en alt gözünde, defalarca katlandığı için kenarları tiftiklenmiş, ağır bir kağıda basılmış topoğrafik bir harita vardı. haritayı masanın üzerine yavaşça yaydım. kat yerleri yırtılmak üzereydi.
klasörün en alt gözünde, defalarca katlandığı için kenarları tiftiklenmiş, ağır bir kağıda basılmış topoğrafik bir harita vardı. haritayı masanın üzerine yavaşça yaydım. kat yerleri yırtılmak üzereydi.
devamını gör...
tam bir mal olmak
olur öyle.
bir 15 dakikaya her şey yoluna girer*
sonuçta bir emek verdiniz, vücudunuz dehidrasyona uğradı. soğuk bir su içip, nabzı düşürün. sigarayı hemen yakmayın.
geçer birazdan.
bir 15 dakikaya her şey yoluna girer*
sonuçta bir emek verdiniz, vücudunuz dehidrasyona uğradı. soğuk bir su içip, nabzı düşürün. sigarayı hemen yakmayın.
geçer birazdan.
devamını gör...
değerli
ben onu çok üzüyorum...çok değerli, çok şapşik, çok güzel...
devamını gör...
son hikaye
içinde deri kaplı, siyah bir klasör duruyordu. klasörü kaldırdığımda parmaklarıma yapışkan, gres yağına benzeyen ama kokusu çürümüş yağı andıran bir tabaka bulaşıdı. tiksinerek elime bir bez aldım ve klasörü masanın tam ortasına koydum. kapağı açtım.
içindeki sayfalar tipik resmi belgeler gibi görünüyordu.
sayfaları hızla çevirmeye başladım. tıbbi terimler, beyin dalgası grafikleri ve kayıp insan listeleri... listelerdeki isimlerin üzeri kırmızı mürekkeple çizilmişti. ama en ürpertici olanı, belgelerin arasına iğnelenmiş siyah beyaz fotoğraflardı.
içindeki sayfalar tipik resmi belgeler gibi görünüyordu.
sayfaları hızla çevirmeye başladım. tıbbi terimler, beyin dalgası grafikleri ve kayıp insan listeleri... listelerdeki isimlerin üzeri kırmızı mürekkeple çizilmişti. ama en ürpertici olanı, belgelerin arasına iğnelenmiş siyah beyaz fotoğraflardı.
devamını gör...
normal sözlük hesap silme sahtekarlığı
bu başlığı akışa alamayacak kadar gerçeklerden korkan, kaçan zavallılar; herkes farkında buranın ne olduğunun.
devamını gör...
son hikaye
elim kaset çaların üzerinde donup kaldı. kalbim göğüs kafesimi zorluyordu. babam emlak memuru değil miydi? hayatı boyunca haritalarla, köylerle ne işi olmuştu?
en alt çekmecenin kilitli olduğunu fark ettim. anahtar deliği diğerlerinden daha küçüktü. masanın altına eğildim. ahşabın kenarına saplanmış paslı bir iğne veya tel parçası gördüm. teli çekip çıkardım ve kilit deliğine sokup zorladım. içerideki pürüzlü mekanizma birkaç denemeden sonra tıkırdadı ve çekmece hafifçe dışarı kaydı.
en alt çekmecenin kilitli olduğunu fark ettim. anahtar deliği diğerlerinden daha küçüktü. masanın altına eğildim. ahşabın kenarına saplanmış paslı bir iğne veya tel parçası gördüm. teli çekip çıkardım ve kilit deliğine sokup zorladım. içerideki pürüzlü mekanizma birkaç denemeden sonra tıkırdadı ve çekmece hafifçe dışarı kaydı.
devamını gör...
sözlük yazarlarının lüksleri
vichy dercos selenyum sulfit sampuani vucut sabunu olarak kullanmak
devamını gör...
son hikaye
ağır bir cızırtı odayı doldurdu. şerit dönerken arka planda sert bir rüzgar sesi ve belirsiz tıkırtılar duyuluyordu. ardından babamın sesi duyuldu. gençti, sesi daha gür ama dehşet dolu bir tonda titriyordu: kayıt sekiz. vadideki dördüncü gün. isimleri unutmaya başladılar. önce muhtar kendi karısının adını unuttu. dün gece köyün meydanındaki ahşap çeşmeyi aradık, çeşme yoktu. hiç yapılmamış gibi toprak düzdü. onlara sorduğumda çeşmeyi hiç duymadıklarını söylediler. ama ben dün sabah oradan su içmiştim.
burası bir şeyi sindiriyor. hafızayı değil, madden yok ediyor. eğer bu kayıt bulunursa...
cümle tamamlanmadı. kasetten dehşet verici bir ses yükseldi. bu bir insan çığlığı değildi. yüzlerce ahşap tahtanın aynı anda kırılmasına ve ıslak bir etin parçalanmasına benzeyen, boğuk, çürük bir sesti. ardından bir cızırtı başladı ve kaset durdu.
burası bir şeyi sindiriyor. hafızayı değil, madden yok ediyor. eğer bu kayıt bulunursa...
cümle tamamlanmadı. kasetten dehşet verici bir ses yükseldi. bu bir insan çığlığı değildi. yüzlerce ahşap tahtanın aynı anda kırılmasına ve ıslak bir etin parçalanmasına benzeyen, boğuk, çürük bir sesti. ardından bir cızırtı başladı ve kaset durdu.
devamını gör...
son hikaye
masanın üzerindeki kilitli çekmeceleri incelemeye başladım. ilk çekmeceyi çektiğimde içi kurumuş mürekkep hokkaları, paslı pergeller, ucu kırılmış dolma kalemler ve garip çizimlerle doluydu. çizimleri elime aldım. sarımsı kağıtların üzerine insan bedenleri çizilmişti ama kas yapıları ve kemik dizilimleri garipti. bacaklar ters bükülmüş, yüzlerin bulunması gereken yerler ise tamamen boş bırakılmış, siyah mürekkeple taranmıştı.
ikinci çekmecede eski teyp kasetleri vardı. üzerlerinde sadece tarihler yazılıydı: 12.10.1974, 19.11.1974, 03.01.1975…masanın köşesinde duran, üzeri toz kaplı eski kaset çaları fark ettim. fişini duvardaki prize taktım. cihazdan duman kokusuna benzeyen hafif bir yanık kokusu yükseldi ama kırmızı ışığı yandı. 12.10.1974 tarihli kaseti cihazın içine yerleştirip play tuşuna bastım.
ikinci çekmecede eski teyp kasetleri vardı. üzerlerinde sadece tarihler yazılıydı: 12.10.1974, 19.11.1974, 03.01.1975…masanın köşesinde duran, üzeri toz kaplı eski kaset çaları fark ettim. fişini duvardaki prize taktım. cihazdan duman kokusuna benzeyen hafif bir yanık kokusu yükseldi ama kırmızı ışığı yandı. 12.10.1974 tarihli kaseti cihazın içine yerleştirip play tuşuna bastım.
devamını gör...
posetindagame
#4034693
sen ara hele.
tam kapının önünde olacağım.
sabırlı insanım. her şeyin vakti zamanını beklerim.
sakın bu sözlerimi tehdit olarak algılama lütfen.
he, bana nickaltı girdin, anladık.
buraya fazla uzandın. benim de öyle yanlış zamanıma çattın ki kardeş, ben de kafama seni taktım. sakın sakın, şahsi algılama.
hadi bakalım,
ben sıfır.
sen ara hele.
tam kapının önünde olacağım.
sabırlı insanım. her şeyin vakti zamanını beklerim.
sakın bu sözlerimi tehdit olarak algılama lütfen.
he, bana nickaltı girdin, anladık.
buraya fazla uzandın. benim de öyle yanlış zamanıma çattın ki kardeş, ben de kafama seni taktım. sakın sakın, şahsi algılama.
hadi bakalım,
ben sıfır.
devamını gör...
duş aldıktan sonra terlemek
klimalarınız mı kapalı niye terliyorsunuz ki?
devamını gör...
sorunlarla baş etme yöntemleri
böl parçala yönet.
devamını gör...
son hikaye
her adımımda zemindeki ahşap parkeler esniyor, sanki altlarında canlı bir şey varmış gibi inliyordu. sandalyeyi geriye çektim ve oturdum. ahşap soğuk ve yapış yapıştı. oturduğum an üstüme çöken ağırlık, babamın hayattayken üzerimde kurduğu baskının aynısıydı.
bana bir kez olsun sarılmamış bir adamdı o. doğum günlerimi hatırlamaz, yüzüme bakarken gözlerimin içine değil, sanki kafatasımın arkasındaki bir noktaya bakardı. bir keresinde, sekiz ya da dokuz yaşımdayken bu odanın kapısını aralamıştım. masanın başında oturmuş, elindeki büyüteçle bir fotoğrafa bakıyordu. sesimi duyup başını kaldırdığında bana yönelttiği o bakışı hayatım boyunca unutamadım. bir baba bakışı değildi o. yabancı, nefrete benzeyen soğuk bir tiksintiydi. seni henüz silmedim demişti fısıltıyla. dışarı çık. o zaman bu cümlenin ne anlama geldiğini anlamamıştım. şimdi ise hücrelerime kadar titriyordum.
bana bir kez olsun sarılmamış bir adamdı o. doğum günlerimi hatırlamaz, yüzüme bakarken gözlerimin içine değil, sanki kafatasımın arkasındaki bir noktaya bakardı. bir keresinde, sekiz ya da dokuz yaşımdayken bu odanın kapısını aralamıştım. masanın başında oturmuş, elindeki büyüteçle bir fotoğrafa bakıyordu. sesimi duyup başını kaldırdığında bana yönelttiği o bakışı hayatım boyunca unutamadım. bir baba bakışı değildi o. yabancı, nefrete benzeyen soğuk bir tiksintiydi. seni henüz silmedim demişti fısıltıyla. dışarı çık. o zaman bu cümlenin ne anlama geldiğini anlamamıştım. şimdi ise hücrelerime kadar titriyordum.
devamını gör...
esenler otogarı tuvaleti
devamını gör...