zaman tüneli

arapça bir kelime olan kannas (قَنَّاص), "keskin nişancı" veya "avcı" anlamına gelir. osman pamukoğlu bir röportajında görev yaptığı dönemde görev bölgesinde keskin nişancı tüfeği ihtiyacının olduğunu bizzat kendisinin isteği ile alım yapıldığını ifade etmişti.

bizim envanterimizde o dönemde nato silahı olarak keskin nişancı tüfeği sanırım yoktu. daha doğrusu dmr denen * yoktu.

benim bildiğim hk firması psg1 tüfeğini üretmişti. 1972 olimpiyat oyunlarından sonra bu tüfeğe ihtiyaç duyulmuş.

psg 1 aslında büyük oranda g3 tüfeği ile aynı mekanizmaya sahip olan ama belli konularda özelleştirilen böylece atış hassasiyeti artırılan bir tüfek olmuştu.

bu tüfeklerin üretimi hassas olduğundan öyle sürekli sırtta dağ tepe gezecek bir tüfek değildi. pahalı olan bir tüfeği de seri üretip orduya dağıtmak çok mümkün olmuyordu.

bu nedenle genelde o zamana kadar isabet oranı yüksek piyade tüfekleri dmr olarak kullanıldığı gibi amerikalılar vietnam savaşında bildiğin yivli av tüfeğini keskin nişancı tüfeği olarak kullandı.

bizim yivli av tüfeği geçmişimiz o dönemde olmadığı için m1 garand tüfeğini alıp kırıkkale tüfeği adıyla lisansla ürettik ama by tüfek temelde keskin nişancı tüfeği değildi.

günün sonunda sovyetlerin araplara sattığı uzun namlulu kalasnikof diyebileceğimiz svd tüfekleri ele geçtikçe ordu envanterine geçirildi.

bizim insanımız bu tüfeği çok sever. ben de severim ama kötü bir tüfektir. kötü derken belli bir menzilde merminin dağılımı açısından keskin nişancı tüfeği sınıfına girdiğini düşünmüyorum.

mesela svd ile 3 km mesafeye atış yapamazsınız. yani yaparsınız mermi gider o mesafeye ama arka arkaya 5 atış yapsanız belki hepsi belki hiçbiri hedefe isabet eder ama kurma kollu bu iş için üretilmiş bir tüfek 5 atışı da hem isabet ettirir hem de istediği yerden vurur.
devamını gör...

yoldaş dur az kapatma, akşam plan var.
cumartesi akşam sözlük mü kapatılır zaten herkes mekanda dışarıda ya.
hafta içi kapat, onu da kışın kapat.
herkes burada olsun, toplu bir rahatlama seansıyla birlikte ş'aapalım*
devamını gör...

o neydi virtual porn network mü.
devamını gör...

@3 liseli. xd
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

*
devamını gör...

#4039161 ya çok tatliş. külotlu yok muydu
devamını gör...

the odyssey’nin müziklerinde ludwig göransson’ın o kendine has tarafını hissediyorsunuz. müzik sadece filmin arkasında akan bir fon gibi değil, sanki hikayenin kendisine dönüşüyor.

antik bir dünyanın epik duygusunu, modern elektronik seslerle ve güçlü orkestra dokusuyla bir araya getiriyor. özellikle müziğin içindeki o ilkel, ham ve zaman zaman karanlık tınılar bana gerçekten başka bir çağın içindeymişim hissi veridi. ve bir yandan da çok çağdaş buldum.

sevdiğim tarafı da şu; farklı coğrafyaların, kültürlerin ve eski müzikal geleneklerin izlerini alıp bunları kendi diliyle yeniden kuruyor. bu yüzden müzik hem çok eskiymiş gibi geliyor hem de daha önce hiç duyulmamış gibi.

odysseus’un yolculuğunu sadece görüntülerle değil, seslerle de anlatıyor sanki. denizin, bilinmezliğin, savaşın, kaybolmanın ve eve dönme arzusunun bir karşılığı var müzikte.

şahane bir film müziği, bittiğinde bile müzik kafanızın içinde devam ediyorsa, o müziğin bir parçası oluyorsunuz artık.
çok iyi çok, dinlerken kayboldum… hele duduk şarkıya dahil olduğunda o ses tamamen sizi müziğin içine alıyor…
enfes…

(bkz: duduk)

devamını gör...

evet. çok tatlış oluyorlar ama her boka gülüyorlar.
devamını gör...

sevgili aptal'cım, çoğu tanımlarını severek okuyorum ama yakında bunun gibi başlıkların sebebiyle seni engellerim gibi duruyor canım kardeşim*
çünkü bunun sonu yok.
stand mixerinden buz aküsüne, salondaki lambaderden ardiyedeki kargaburuna kadar her şeye ayar vereceksin diye korkuyorum.
ama mesajını engellemem, gönül rahatlığıyla muhabbete gelebilirsin.
devamını gör...

çok acil işi gücü bırakıp çoraplarımı övebilir miyiz?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çalıştayımız 01.09.2026 da başlayacak. kayıt için yoldaşa dm.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
devamını gör...

beyler bayanlar toplanın, az önce saat 19:30 sularında evdeki 2004 model emektar buzdolabına hayatının dersini verdim. bu şerefsiz cihaz aylardır bana psikolojik harp uyguluyordu. kapağını ne zaman açsam içindeki sarı lamba titreyerek yanıyor, sanki sorgu odasındayım. üstüne üstlük motoru bir çalışmaya başlıyor, sanırsın f-16 pistten kalkış yapıyor. içine su koyuyorum oda sıcaklığında tutuyor, domates koyuyorum kutup ayısına çeviriyor.
az önce yine mutfağa süzüldüm, içim yanıyor, soğuk bir şey içip yatacağım. kapağı açmamla birlikte bu iblis yine başladı vutututu diye gürlemeye. sanırsın r-34 motoru. lamba bir yanıyor bir sönüyor, içerideki üç günlük kısır bile korkudan kaskatı kesilmiş. o an göz göz geldik termostat düğmesiyle. üzerinde 1 den 5 e kadar rakamlar var, bu çakal aylardır 2 de takılıyor, bana rol kesiyor.
sen kime şekil yapıyorsun ulan dedim. gittim ocaktan yeni kaynamış çaydanlığı kaptım getirdim. kapağı sonuna kadar açtım, dumanı üstünde tüten çaydanlığı en üst rafa, tam termostatın dibine bıraktım. sonra termostat ayarını gözünün yaşına bakmadan 5 e, yani tam sibirya soğuğuna getirdim.
dolap bir an duraksadı. sarı lambası son kez titredi. sen ne yapıyorsun cibiliyetsiz der gibi bir tıkırtı çıkardı.
bak oğlum dedim, ya adam gibi o suyu soğutursun, ya da seni yarın sahibindene öğrenci evine uygun, az kullanılmış diye 200 liraya koyar, nakliyesini de alıcıya kitleyip 5 erkeğin yaşadığı o kokuşmuş komün hayata sürgün ederim seni.
beyler yemin ediyorum makine mesajı aldı. motorun o gürültülü f-16 sesi anında kesildi. yerine vivaldiden dört mevsim çalacakmış gibi tatlı bir fısıltı geldi. çaydanlığı dışarı çıkardım, buzluktan şakır şakır kusursuz buz dökülme sesleri gelmeye başladı. kapağı kapattım, arkamı döndüm gidiyordum ki içinden hafif bir bip sesi geldi. özür diliyordu çakal.
şu an dolaptan aldığım buz gibi suyla bu satırları yazıyorum, boğazım donmak üzere. diyeceğim o ki teknolojiye boyun eğmeyin, mekanın sahibinin kim olduğunu her fırsatta gösterin.
devamını gör...

2026 yılında hala mı songül karlı?

sözlük dayıları, lütfen artık vpn kullanmayı öğrenin.
devamını gör...

mesele ehliyet sınavı değil, mesele türkiyede trafik denetlenmiyor.
insanlar işaretlerin hiçbirine uymuyor.
türklerin yurtdışında otomatik yaptığı ilk kaza stop işaretinde 4 nala geçmeye çalışırken birine toslamak.
trafiği denetlemiyosan sınav kolay olsa ne, olmasa ne?
trafiği denetlesen sürücü kursu sınavı yapanlarda dikkat eder.
dur işaretinde durduğumuz için tacize uğruyorum.
yaya geçidinde yol verdiğim için arkadaki adam her türlü artistliği yapıyor.
devamını gör...

olsa onu da "ooo faizlerin de kocamanmış" diye kaçırırsınız*
devamını gör...

ötede şikayet etsin ya.
devamını gör...

bir hilal uğruna ya rab, ne güneşler batmış*
devamını gör...

mük.

sormayın bunu artık hep böyle hissediyorum.
devamını gör...

evet beyler, size de merhaba 31ciler demeyi bir kenara bırakıyorum ve hepinizin hijyen sorunu olduğunu gözlemliyorum.*
ellerinizi temiz tutmanızda fayda var.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim