zaman tüneli
jinekolog doktor ahmet gebe (yazar)
nick altıma saçmalamış mal. abi senden önce ben vardım burada. günümü rezil edemeyeceksin.
devamını gör...
ewed
pick me boy olduğum doğrudur, sonsuza kadar eweeeeeed!! 112!!
devamını gör...
kendinizi en gariban hissettiğiniz an
lise son sınıfta derslerim iyi olduğu için beni zorla dershaneye yazdırdılar. sanki haftaiçileri yetmiyormuş gibi, haftasonları da çekiyordum o saçmalıkları. okumak istemiyordum ben. ama ille de okutacaklardı, ille de beni. ama neden?
ara sıra uğruyordum işte. karşı sınıfta da bir kız vardı. müşerref. ismi çirkin, kendisi güzeldi işte. arada bakışıyorduk falan. bununla aynı duraktan otobüse biniyorduk akşamları. dershaneden çıkınca güzergahını biliyordum sonuçta. arada da bir kafe vardı. tam oraya gelince gidip buna çay içmeyi teklif edecektim. işte ben öyle düşünmüştüm.
düştüm arkasına. bu önde yürüyor. ben arkada. tam kafenin oraya geldik, buna arkadan yaklaştım ve o anda tamda kafede çay içmeye değil, sadece otobüse binmeye yetecek kadar param olduğu geldi aklıma. eve yürüyerek dönmesine dönerdim ama o paraya da değil iki, bir tane bile çay etmiyordu.
tam bunlar kafamda dönüp dururken; kafam allak bullak olmuşken yani, ağzımdan; bir şey soracaktım diye bir cümle kaçtı. ses dalgaları kulaklarına yolculuk ederken, onları havada tutmak isterdim, daha da önemlisi cebimde iki çay parası olsun isterdim. istemekle oluyor mu? olmuyor işte.
döndü arkasını; buyur dedi, sor. öyle mal gibi kaldım karşısında. dilim lal oldu resmen. sadece avel avel bakakaldım hatunun yüzüne.
eee sor işte diye üsteliyordu. ama benim beynim artık soru üretebilecek durumda değildi. hadi sor artık diyordu. yok yani. ne sorulur ki? iki kere iki kaç gibi saçma sapan şeyler geliyordu aklıma ama neyse ki kendime hakim olup, daha fazla saçmalamadım.
sen en iyisi git başkasına sor diye trip attı bana ve çekti gitti. öylece bakakaldım arkasından. birkaç dakika mal gibi orada dikildim. kendime geldiğim de halime gülüyordum, küfür ediyordum kendi kendime. tam bir malsın diyordum. olur öyle.
ara sıra uğruyordum işte. karşı sınıfta da bir kız vardı. müşerref. ismi çirkin, kendisi güzeldi işte. arada bakışıyorduk falan. bununla aynı duraktan otobüse biniyorduk akşamları. dershaneden çıkınca güzergahını biliyordum sonuçta. arada da bir kafe vardı. tam oraya gelince gidip buna çay içmeyi teklif edecektim. işte ben öyle düşünmüştüm.
düştüm arkasına. bu önde yürüyor. ben arkada. tam kafenin oraya geldik, buna arkadan yaklaştım ve o anda tamda kafede çay içmeye değil, sadece otobüse binmeye yetecek kadar param olduğu geldi aklıma. eve yürüyerek dönmesine dönerdim ama o paraya da değil iki, bir tane bile çay etmiyordu.
tam bunlar kafamda dönüp dururken; kafam allak bullak olmuşken yani, ağzımdan; bir şey soracaktım diye bir cümle kaçtı. ses dalgaları kulaklarına yolculuk ederken, onları havada tutmak isterdim, daha da önemlisi cebimde iki çay parası olsun isterdim. istemekle oluyor mu? olmuyor işte.
döndü arkasını; buyur dedi, sor. öyle mal gibi kaldım karşısında. dilim lal oldu resmen. sadece avel avel bakakaldım hatunun yüzüne.
eee sor işte diye üsteliyordu. ama benim beynim artık soru üretebilecek durumda değildi. hadi sor artık diyordu. yok yani. ne sorulur ki? iki kere iki kaç gibi saçma sapan şeyler geliyordu aklıma ama neyse ki kendime hakim olup, daha fazla saçmalamadım.
sen en iyisi git başkasına sor diye trip attı bana ve çekti gitti. öylece bakakaldım arkasından. birkaç dakika mal gibi orada dikildim. kendime geldiğim de halime gülüyordum, küfür ediyordum kendi kendime. tam bir malsın diyordum. olur öyle.
devamını gör...
besti
şu an dreamtürk'te klibi dönen aşkfeys, abi şu tip yüzlere hasta oluyorum ya, bir de daha egzajere versiyonları var, fuckfeysler, onlar daha tatlı ve çekici oluyorlar. böyle bir şey işte ya, ewed.
devamını gör...
kendinizi en gariban hissettiğiniz an
üniversitede paramız bittiği ve sigara alamadığımız için ütümüzü satmıştık 100 liraya.
devamını gör...
kendinizi en gariban hissettiğiniz an
ortaokulda arkadaşlar kararlaştırmışlar okulu asacaklar. tabi benim olaydan haberim son anda oldu ve samimiyete güvenerek "nereye gidecez, nasıl edecez" falan soruyorum. bi an durup bana baktılar ve "paran var mı da soruyon?" dedi biri. harbiden cebimde sadece yol param vardı ama gurur yaptım ve var tabi olum ne sandınız dedim.
gittiğimiz yerde benim yol param sadece suya yetti, bi şişe suyla geçirdim tüm günü. onu da bitmesin diye gıdım gıdım içtim ki feriha görse alnımdan öper. dönüşte bunlar bindi belediye otobüsüne bende para yok. şoför de alamam diyince mal gibi baktım bunlara hani belki biri insafa gelir de yerime öder diye ama nerdeee.. daha çok "biliyorduk zaten para olmadığını allahın fakiri" modundaydı hepsi.
ikinci ya da üçüncü otobüs şoförüne bildiğin ağladım "param yok ağbi, lütfen ağbi ben de pineyim noluy" diye dolu gözlerle. adam acıdı aldı da çile bitmedi ki. daha bunun köye dönüşü var bide ve köy dolmuşunda param yok dersem bu laf babama kadar gidecek ve akşama güzel bi dayak yiyecem "naptın lan parayı" diye. para isteyebileceğim hısım akraba da yok ortalıkta haliyle korka korka bindim dolmuşa da. yolu yarıladık muavin başladı para toplamaya, ben kafamı çevirip duruyorum bi o yana bi bu yana ki bana sormasın. o kadar çocukça ki hani ben ona bakmazsam beni görmez güdüsü tamamen. gördü, seslendi, baktı param yok "indirelim seni o zaman burda" diye bide alaya aldı. zaten belediye otobüsle gözümün pınarında duran yaşlar başladı yanaklarımdan akmaya, yalvarcam nerdeyse "yapma ağbi, etme ağbi" diye. neyse ki yaşları gördü de gerek kalmadı, uzatmadı gitti başımdan.
bak kaç sene geçti hayatımda o kadar utandığım gün olmamıştır.
gittiğimiz yerde benim yol param sadece suya yetti, bi şişe suyla geçirdim tüm günü. onu da bitmesin diye gıdım gıdım içtim ki feriha görse alnımdan öper. dönüşte bunlar bindi belediye otobüsüne bende para yok. şoför de alamam diyince mal gibi baktım bunlara hani belki biri insafa gelir de yerime öder diye ama nerdeee.. daha çok "biliyorduk zaten para olmadığını allahın fakiri" modundaydı hepsi.
ikinci ya da üçüncü otobüs şoförüne bildiğin ağladım "param yok ağbi, lütfen ağbi ben de pineyim noluy" diye dolu gözlerle. adam acıdı aldı da çile bitmedi ki. daha bunun köye dönüşü var bide ve köy dolmuşunda param yok dersem bu laf babama kadar gidecek ve akşama güzel bi dayak yiyecem "naptın lan parayı" diye. para isteyebileceğim hısım akraba da yok ortalıkta haliyle korka korka bindim dolmuşa da. yolu yarıladık muavin başladı para toplamaya, ben kafamı çevirip duruyorum bi o yana bi bu yana ki bana sormasın. o kadar çocukça ki hani ben ona bakmazsam beni görmez güdüsü tamamen. gördü, seslendi, baktı param yok "indirelim seni o zaman burda" diye bide alaya aldı. zaten belediye otobüsle gözümün pınarında duran yaşlar başladı yanaklarımdan akmaya, yalvarcam nerdeyse "yapma ağbi, etme ağbi" diye. neyse ki yaşları gördü de gerek kalmadı, uzatmadı gitti başımdan.
bak kaç sene geçti hayatımda o kadar utandığım gün olmamıştır.
devamını gör...
ewed
manası çok derin. gel beni al anlamı çıkar.
çapkinim hovardayim 24 ayardayim anlamına da gelir
çapkinim hovardayim 24 ayardayim anlamına da gelir
devamını gör...
jinekolog doktor ahmet gebe (yazar)
ablam boşver böyle tipitipleri kendi haline bırak. değmez uğraşmaya.
devamını gör...
dm kutusunu çok kullanan yazarlar istatistiği
olsun böyle bir şey ya. uzak duralım. bizim sözlüğün neresinde takıldığımız belli zaten.d
devamını gör...
ewed
sinir baba
devamını gör...
kalıbının sesini çıkaramayan insanlar
yahu arkadaş bakıyorsun mesela manda kasa bir ablamız marketten içeri giriyor, bir konuşmaya başlıyor aman allahım, kedi miyavlamasından farksız ama daha kötüsü, yani öyle miyavlar gibi konuşanları çekici bulurum ama ya da öküz gibi adam geliyor içeri bir konuşmaya başlıyor, yüzünü öte yana çevir hülya avşar zannedersin. hele ki bir de işidli militan gibi gezen bazı tipler var ki bir konuşmaya başlasın, kerimcan'ın vur bana şarkısı çalmaya başlar zihninde, homofobik hislerle koşturup, kaçar gidersin ortamdan. ewed.
devamını gör...
dm kutusunu çok kullanan yazarlar istatistiği
yalan yok sözlük açıldı açılalı 2000 kişiyle mesajlaşmışımdır
devamını gör...
dm kutusunu çok kullanan yazarlar istatistiği
en çok fingirdeyene esro erol stüdyolarında beleş çay.
devamını gör...
kendinizi en gariban hissettiğiniz an
şuan. üşüdüğüm için utanmasam mont giyeceğim. markete gidemiyorum. acıktım. yemek yapamıyorum. * dışardan söyleyemiyorum kartla ödenmiyor çoğu yerde. ödenenleri ben sevmiyorum. * neyse montumu giyip sigara almaya gidecek gibiyim. bağımlılık açlıktan öte.
devamını gör...
ehliyet sınavı hocasına verdiğim ibretlik ayar
okurken şoka girdim. nasıl bir gizemle yazdıysa artık!
devamını gör...
dm kutusunu çok kullanan yazarlar istatistiği
sözlük istatistikleri bölümünde yayınlanması gereken liste. adı fingirdekler listesi olabilir.
haftalık aylık yıllık olarak yayınlanırsa daha bir makbule geçer.
haftalık aylık yıllık olarak yayınlanırsa daha bir makbule geçer.
devamını gör...
sözlüğün gizli fingirdekleri
ben daha çok entry beğenerek fingirdiyorum. her entryi beğeniyorum, herkese fav atıyorum. artık kim denk gelirse.
devamını gör...
sözlüğün gizli fingirdekleri
giyinmeye zaman bulamıyorum. "fingirdek" statüsü için bu sayılır mı?
devamını gör...
sözlüğün gizli fingirdekleri
ben gizlenmeden fingirder ama gizli gizli sevişirim. şarkıda da dediği gibi;
yok öyle uzaktan gülüşler,
yerse benle kuytuya gel.
yok öyle uzaktan gülüşler,
yerse benle kuytuya gel.
devamını gör...
roma imparatoruna verdiğim ibretlik ayar
beyler toplanın, zaman makinesini icat edip m.ö. 44 yılına, roma’ya gittiğim döneme dair tarihe altın harflerle kazınan o efsane anımı anlatıyorum.
o gün kolezyumda takılıyorum, ortam cıvıl cıvıl. imparator sezar tahtına kurulmuş, millete caka satıyor. yanda senatörler yalakalıktan kırılıyor, sezar ne dese ooo ulu sezar, kralsın sezar diye alkış tutuyorlar. ben de en arkada kola çekirdek yapıyorum. bir ara sezar ayağa kalktı, altın kaplama kupasını havaya dikip bağırmaya başladı. ben koskoca roma’nın tek hakimiyim. dünyadaki her şey benim, benden büyük güç yok. istersem şu köleyi aslanlara attırırım, istersem kralları ayağımda öptürürüm, kimse bana hoşt diyemez.
ortamda buz gibi bir sessizlik oldu beyler. herkes tırsmış, kafayı öne eğmiş. benim de zaten finaller yeni bitmiş, kafam bozuk, canım sıkkın. dedim ki kendi kendime ulan şu adama hayatının ayarını ver de tarih görsün.
yavaşça kalabalığın arasından sıyrılıp sezar’ın tahtının tam önüne kadar yürüdüm. muhafızlar mızrakları çekti ama sezar eliyle durdurdu, bırakın konuşsun bu çulsuz gariban der gibi bıyık altından sırıttı. bana baktı, söyle bakalım fani, koskoca roma imparatoru’na diyecek neyin olabilir ki dedi.
arkamı dönüp tribünlerdeki binlerce romalıya baktım. sonra tekrar sezar’a dönüp cebimden çıkardığım kuru bir ekmek kırıntısını gösterdim ve aynen şu sözleri yapıştırdım.
bak sezar kardeş. sen bugün altın tahtında oturup caka satıyorsun ama unuttuğun bir şey var. şu elindeki kupa bir gün toprak olacak, içtiğin şarap toprak olacak, bastığın mermer de toprak olacak. yarın öldüğünde seni gömecekleri iki metrelik çukur da toprak olacak. sen koskoca roma’nın imparatorusun ama bir avuç toprağa hükmetmek için binlerce insanı harcıyorsun. şimdi söyle bana, toprak mı senin kulun kölen, yoksa sen mi toprağın kölesisin?
kolezyumda çıt çıkmıyor beyler. rüzgarın esintisi duyuluyor resmen. sezar’ın elindeki altın kupa pat diye yere düştü, şarap mermerlere saçıldı. adamın rengi griye döndü, gözleri doldu. senatör brütüs arkada hüngür hüngür ağlamaya başladı. sezar yavaşça tahtından indi, yanıma geldi, elimi öpüp sen nelerin peşindesin be adam diye fısıldadı.
sonra ne mi oldu? sezar o gün tacı bıraktı, ben artık imparatorluk yapamam, gidip tarlada marul yetiştireceğim deyip karadenize yerleşti. bütün kolezyum ayağa kalkıp beni alkışladı, halk reyiz çok haklı la diye tezahürat yaptı. bu da böyle ibretlik bir anımdır, imparator bile olsan racon keseceğin adamı iyi seçeceksin.
o gün kolezyumda takılıyorum, ortam cıvıl cıvıl. imparator sezar tahtına kurulmuş, millete caka satıyor. yanda senatörler yalakalıktan kırılıyor, sezar ne dese ooo ulu sezar, kralsın sezar diye alkış tutuyorlar. ben de en arkada kola çekirdek yapıyorum. bir ara sezar ayağa kalktı, altın kaplama kupasını havaya dikip bağırmaya başladı. ben koskoca roma’nın tek hakimiyim. dünyadaki her şey benim, benden büyük güç yok. istersem şu köleyi aslanlara attırırım, istersem kralları ayağımda öptürürüm, kimse bana hoşt diyemez.
ortamda buz gibi bir sessizlik oldu beyler. herkes tırsmış, kafayı öne eğmiş. benim de zaten finaller yeni bitmiş, kafam bozuk, canım sıkkın. dedim ki kendi kendime ulan şu adama hayatının ayarını ver de tarih görsün.
yavaşça kalabalığın arasından sıyrılıp sezar’ın tahtının tam önüne kadar yürüdüm. muhafızlar mızrakları çekti ama sezar eliyle durdurdu, bırakın konuşsun bu çulsuz gariban der gibi bıyık altından sırıttı. bana baktı, söyle bakalım fani, koskoca roma imparatoru’na diyecek neyin olabilir ki dedi.
arkamı dönüp tribünlerdeki binlerce romalıya baktım. sonra tekrar sezar’a dönüp cebimden çıkardığım kuru bir ekmek kırıntısını gösterdim ve aynen şu sözleri yapıştırdım.
bak sezar kardeş. sen bugün altın tahtında oturup caka satıyorsun ama unuttuğun bir şey var. şu elindeki kupa bir gün toprak olacak, içtiğin şarap toprak olacak, bastığın mermer de toprak olacak. yarın öldüğünde seni gömecekleri iki metrelik çukur da toprak olacak. sen koskoca roma’nın imparatorusun ama bir avuç toprağa hükmetmek için binlerce insanı harcıyorsun. şimdi söyle bana, toprak mı senin kulun kölen, yoksa sen mi toprağın kölesisin?
kolezyumda çıt çıkmıyor beyler. rüzgarın esintisi duyuluyor resmen. sezar’ın elindeki altın kupa pat diye yere düştü, şarap mermerlere saçıldı. adamın rengi griye döndü, gözleri doldu. senatör brütüs arkada hüngür hüngür ağlamaya başladı. sezar yavaşça tahtından indi, yanıma geldi, elimi öpüp sen nelerin peşindesin be adam diye fısıldadı.
sonra ne mi oldu? sezar o gün tacı bıraktı, ben artık imparatorluk yapamam, gidip tarlada marul yetiştireceğim deyip karadenize yerleşti. bütün kolezyum ayağa kalkıp beni alkışladı, halk reyiz çok haklı la diye tezahürat yaptı. bu da böyle ibretlik bir anımdır, imparator bile olsan racon keseceğin adamı iyi seçeceksin.
devamını gör...