bi kaç saat önce yaşadım, ilk defa kız arkadaşıma çiçek yollamak istedim, kesin adam bu mesaja anırarak gülmüştür…
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
tek başıma, minibüste sessizce ağlaya ağlaya, çaresizce hastaneye gitmiştim. ölüme en yakın hissettiğim gündü :| (uyku ve anksiyete ile boğuşuyodum)
devamını gör...
minik bir takı ya. kendine hediye bile alamayacaksan niye yaşıyorsun yani...
çok gariban hissediyorum şu an.
mükemmel bir küpeydi ama benim olamadı.
devamını gör...
kredi kartı geçmediydi markette. topu topu 43.000 tl limit var bunun yarısını bile harcamamışım ama kart hazretleri red veriyor.
devamını gör...
annemin kalbi durduğu o an. hala gözlerimin önünde. şu evi de değiştiremedik, salonda otururken hep gözümde canlanıyor.. ah annecim..
devamını gör...
monaco ve zürih de yaşayan insanları gördükten sonra.
devamını gör...
şuan. üşüdüğüm için utanmasam mont giyeceğim. markete gidemiyorum. acıktım. yemek yapamıyorum. * dışardan söyleyemiyorum kartla ödenmiyor çoğu yerde. ödenenleri ben sevmiyorum. * neyse montumu giyip sigara almaya gidecek gibiyim. bağımlılık açlıktan öte.
devamını gör...
ortaokulda arkadaşlar kararlaştırmışlar okulu asacaklar. tabi benim olaydan haberim son anda oldu ve samimiyete güvenerek "nereye gidecez, nasıl edecez" falan soruyorum. bi an durup bana baktılar ve "paran var mı da soruyon?" dedi biri. harbiden cebimde sadece yol param vardı ama gurur yaptım ve var tabi olum ne sandınız dedim.

gittiğimiz yerde benim yol param sadece suya yetti, bi şişe suyla geçirdim tüm günü. onu da bitmesin diye gıdım gıdım içtim ki feriha görse alnımdan öper. dönüşte bunlar bindi belediye otobüsüne bende para yok. şoför de alamam diyince mal gibi baktım bunlara hani belki biri insafa gelir de yerime öder diye ama nerdeee.. daha çok "biliyorduk zaten para olmadığını allahın fakiri" modundaydı hepsi.

ikinci ya da üçüncü otobüs şoförüne bildiğin ağladım "param yok ağbi, lütfen ağbi ben de pineyim noluy" diye dolu gözlerle. adam acıdı aldı da çile bitmedi ki. daha bunun köye dönüşü var bide ve köy dolmuşunda param yok dersem bu laf babama kadar gidecek ve akşama güzel bi dayak yiyecem "naptın lan parayı" diye. para isteyebileceğim hısım akraba da yok ortalıkta haliyle korka korka bindim dolmuşa da. yolu yarıladık muavin başladı para toplamaya, ben kafamı çevirip duruyorum bi o yana bi bu yana ki bana sormasın. o kadar çocukça ki hani ben ona bakmazsam beni görmez güdüsü tamamen. gördü, seslendi, baktı param yok "indirelim seni o zaman burda" diye bide alaya aldı. zaten belediye otobüsle gözümün pınarında duran yaşlar başladı yanaklarımdan akmaya, yalvarcam nerdeyse "yapma ağbi, etme ağbi" diye. neyse ki yaşları gördü de gerek kalmadı, uzatmadı gitti başımdan.

bak kaç sene geçti hayatımda o kadar utandığım gün olmamıştır.
devamını gör...
üniversitede paramız bittiği ve sigara alamadığımız için ütümüzü satmıştık 100 liraya.
devamını gör...
lise son sınıfta derslerim iyi olduğu için beni zorla dershaneye yazdırdılar. sanki haftaiçileri yetmiyormuş gibi, haftasonları da çekiyordum o saçmalıkları. okumak istemiyordum ben. ama ille de okutacaklardı, ille de beni. ama neden?

ara sıra uğruyordum işte. karşı sınıfta da bir kız vardı. müşerref. ismi çirkin, kendisi güzeldi işte. arada bakışıyorduk falan. bununla aynı duraktan otobüse biniyorduk akşamları. dershaneden çıkınca güzergahını biliyordum sonuçta. arada da bir kafe vardı. tam oraya gelince gidip buna çay içmeyi teklif edecektim. işte ben öyle düşünmüştüm.

düştüm arkasına. bu önde yürüyor. ben arkada. tam kafenin oraya geldik, buna arkadan yaklaştım ve o anda tamda kafede çay içmeye değil, sadece otobüse binmeye yetecek kadar param olduğu geldi aklıma. eve yürüyerek dönmesine dönerdim ama o paraya da değil iki, bir tane bile çay etmiyordu.

tam bunlar kafamda dönüp dururken; kafam allak bullak olmuşken yani, ağzımdan; bir şey soracaktım diye bir cümle kaçtı. ses dalgaları kulaklarına yolculuk ederken, onları havada tutmak isterdim, daha da önemlisi cebimde iki çay parası olsun isterdim. istemekle oluyor mu? olmuyor işte.

döndü arkasını; buyur dedi, sor. öyle mal gibi kaldım karşısında. dilim lal oldu resmen. sadece avel avel bakakaldım hatunun yüzüne.

eee sor işte diye üsteliyordu. ama benim beynim artık soru üretebilecek durumda değildi. hadi sor artık diyordu. yok yani. ne sorulur ki? iki kere iki kaç gibi saçma sapan şeyler geliyordu aklıma ama neyse ki kendime hakim olup, daha fazla saçmalamadım.

sen en iyisi git başkasına sor diye trip attı bana ve çekti gitti. öylece bakakaldım arkasından. birkaç dakika mal gibi orada dikildim. kendime geldiğim de halime gülüyordum, küfür ediyordum kendi kendime. tam bir malsın diyordum. olur öyle.
devamını gör...
zannederim şu an.
devamını gör...
hiç öyle hissettiğimi hatırlamıyorum. kavramlar gibi hisler de zıtlığıyla varolur.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kendinizi en gariban hissettiğiniz an" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim