zaman tüneli
babanın gönlünü eğlendirmek için çayhaneye gitmek
boş eylem, ewed.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
değişik.
devamını gör...
boş alan çaycı son kale (yazar)
beyaz troll dediğim kavramdan
insanlara zararı yok
kafa dağıtmalık
kendine troll biri
ekşi sözlüğün kalıplarından sıkılmış
daha özgür bir yer arayışıyla burayı bulmuş biri gibi
daha özgür derken modlar yok
modlar olsa ne kadar çekilmez bir yer olduğunu anlayıp giderdi.
insanlara zararı yok
kafa dağıtmalık
kendine troll biri
ekşi sözlüğün kalıplarından sıkılmış
daha özgür bir yer arayışıyla burayı bulmuş biri gibi
daha özgür derken modlar yok
modlar olsa ne kadar çekilmez bir yer olduğunu anlayıp giderdi.
devamını gör...
pkk
pe ke ke diyeceksiniz olm, adamların silahı altından artık, ewed.
devamını gör...
altın olamamak bakır da olmamak ipek olamamak çul da olmamak
ne boksun kızım sen, nesin o zaman demezler mi, ewed?
devamını gör...
pkk
devamını gör...
normal sözlüğe yeni isim önerisi
ex sözlük
sözlüğün yarısı birinin eski sevgilisi
bence güzel isim
veya kısmetse sözlük
kısmetse olurdan esinlendim
sözlüğün yarısı birinin eski sevgilisi
bence güzel isim
veya kısmetse sözlük
kısmetse olurdan esinlendim
devamını gör...
normal sözlüğe yeni isim önerisi
bize eylül'de açılış var dediler. sözlüğün açılışı kasım'a mı kaymış
limon sözlük
limon sözlük
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
yengemin erkek olduğu ihtimalini zaten aklımın ucundan geçirmiştim. bir kadın o kadar güzel olamazdı ki. yanılmamışım...
devamını gör...
dile takılan şarkı sözleri
edis'in yalancı şahidim coverı bu ara her yerde o kadar çalıyor ki bayılıcam. ''yalan yalan değil sözlerimdeki inan...''
devamını gör...
trump ' ın gölün adını değiştirmesi
inşallah "ukrayna'ya babamın adını vereceğim" falan diye tutturmaz.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
olsada birileri dolamıyor senin yerin
devamını gör...
trump ' ın gölün adını değiştirmesi
donald trump gene dahiyane (!!) bir kararname imzaladı ve abd kanada arasındaki büyük göllerden "lake ontario" (ontario gölü) nün ismini "lake america" olarak değiştirdi.
lake ontario marmara denizinden 1,8 kat daha büyük.
ancak kendi uçak şirketleri de dahil hiç kimse trump' ın verdiği bu kararları iplemiyor. geçen yıl da "meksika körfezi " nin adını "amerika körfezi" yapmıştı...ancak american havayollarında bile körfezin ismi hala "meksika körfezi"... çünkü o körfezin adı her zaman meksika körfeziydi.
lake ontario hakkında da kanadalı yetkililer "gülünç bir karar, ontario gölü trump ne derse desin ontario gölü olarak kalacak !!" dediler...
konuyla ilgili ciddi alman kaynak ;
der ontariosee liegt zwischen den usa und kanada. ım augenblick entzweit ein streit die beiden nachbarn. us-präsident trump sorgt nun mit einer namensänderung für weiteren ärger in kanada. www.tagesschau.de/ausland/a...
lake ontario marmara denizinden 1,8 kat daha büyük.
ancak kendi uçak şirketleri de dahil hiç kimse trump' ın verdiği bu kararları iplemiyor. geçen yıl da "meksika körfezi " nin adını "amerika körfezi" yapmıştı...ancak american havayollarında bile körfezin ismi hala "meksika körfezi"... çünkü o körfezin adı her zaman meksika körfeziydi.
lake ontario hakkında da kanadalı yetkililer "gülünç bir karar, ontario gölü trump ne derse desin ontario gölü olarak kalacak !!" dediler...
konuyla ilgili ciddi alman kaynak ;
der ontariosee liegt zwischen den usa und kanada. ım augenblick entzweit ein streit die beiden nachbarn. us-präsident trump sorgt nun mit einer namensänderung für weiteren ärger in kanada. www.tagesschau.de/ausland/a...
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
"böyle kahpedir dünya"
devamını gör...
fenerbahçe
bir semt adı.
devamını gör...
bim marketten ucuza defter almak
kendi ders dinleyip not alıp özet çıkaran defterler varken kırtasiyede, bimden defter mi alınır.
devamını gör...
saç traşı
bunun berbere gitmeden evde berber makinesiyle, sen uğraşmadan istediğin gibi yapılan modeli çıkana kadar teknoloji hep eksik kalacak benim için.
devamını gör...
babanın mobbingçi despot bir gerizekalı olması
(bkz: siz kaçın beni tanıdılar)
devamını gör...
bim marketten ucuza defter almak
defterin ucuzu- pahalısı olmaz. defterin işlevi nereden alırsanız alın aynıdır. üstüne yazı yazdığınız sayfa yığınının da, en üst fiyattan satın alınmasına bence gerek yoktur.
cocuklarınızı doğru motive ederek yetiştirmeniz önemlidir. maalesef, artık kırtasiye alışverişleri de sınıf baskının öne çıktığı alanlar haline geldi. aileler sürekli çocuklarına her şeyin en iyisini almak için uğraşırken, bu olayın dozunu fazlasıyla kaçırıyorlar. bütçe limitliyse, pahalı ürünlere yönelmeye gerek olmadığını düşünüyorum. suluğun, çantanın, kalem kutunun veya diğer araç gereçlerin pahalı olması neyi değiştirir? hepsi aynı fonksiyonel kullanımı sağlıyor.
burada sınıf algısını güçlendiren şey bilhassa bu ürünlerin estetik açıdan renkliliği. fiyatı yüksek olan her ürün, görsel olarak daha güzel/ ilgi çekici oluyor. cocuklar bu ürünleri gördüklerinde, istemsizce en pahalı olanı istiyorlar. böylelikle, kapitalist sistem size en pahalı ürünü cocukların üzerinden satın aldırıyor.
burada çocugu doğru konumlandırmak ve görselliğin önemli olmadığını öğretmek önemli. kibar, anlayışlı ve sağlıklı bir iletişim kurarak, marka bağımlısı- her seyin en iyisini almaya çalışan yetişkinlerin oluşmasını engellersiniz. unutmayın geleceğin yetişkini, bugün büyütülüyor. ne verirseniz, onu alacaklar.
"yokluk hissine kapılmasın, her şeyin en iyisine sahip olsun" mantığını anlıyorum fakat çocugunuzun kırtasiye alışverişini yapabilmek için kredi çekiyorsanız( dün haberlere konu oldu. bunu yapan insanlar var) orada durmanız gerekir. çocugunuza en iyisini yapmakla, hayatınızı riske edebilecek maddi yük edinmek arasında bir fark vardır. bütceniz neye yetiyorsa, ona gitmelisiniz. çocuklar gerçeklik algısının ve ekonominin farkına varmalıdır. bu bilinçli çocuk yetiştirmektir.
içinde doğduğumuz coğrafyada sosyal şartlar hiçbir zaman iyi olmadı. avrupa'da veya amerika'da yaşıyor olsaydık, size bu konuda çok farklı şeyler yazardım ama maalesef ki türkiye her zaman "yokluklar" ülkesi oldu. bu yüzden çocukların yoklugun ne olduğunu daha en başında öğrenmesi gerekiyor ki yaş ilerlediğinde istedikleri şeylerin maddi anlamda yükü arttıtığında "yapamama - alamama" durumunuzu kişiselleştirmesinler.
eğer bu konuşmayı yapamayacağınızı veya bu konuda iletişim kuramayacağınızı düşünüyorsanız, atılacak en güzel diğer adım
çocuklarınızı yanınıza almadan alışverişe çıkmaktır. bu gaddarca görünebilir fakat günün sonunda iki tarafa da( ebeveynler ve cocuk) eşit şekilde kazandırır. ebeveynler kendi bütçelerine uygun olan ürünleri seçerler ve eve getirirler. çocuklar eve gelen ürünleri otomatikman beğenirler çünkü diğer alternatifleri görmedikleri için, gelen ürünleri beğenmeme durumları olmayacaktır. psikolojik açıdan tatminsizliği kıyas yaratır. kıyas yapabilecekleri ortama sokmazsanız, alınan ürünlerden memnun olacaklardır.
bu yüzden 1 tl'ye satılan da defterdir. 1000 tl'ye satılanda. ikisi de aynı işlevdeyse, 1 tl'lik meşrudur.
cocuklarınızı doğru motive ederek yetiştirmeniz önemlidir. maalesef, artık kırtasiye alışverişleri de sınıf baskının öne çıktığı alanlar haline geldi. aileler sürekli çocuklarına her şeyin en iyisini almak için uğraşırken, bu olayın dozunu fazlasıyla kaçırıyorlar. bütçe limitliyse, pahalı ürünlere yönelmeye gerek olmadığını düşünüyorum. suluğun, çantanın, kalem kutunun veya diğer araç gereçlerin pahalı olması neyi değiştirir? hepsi aynı fonksiyonel kullanımı sağlıyor.
burada sınıf algısını güçlendiren şey bilhassa bu ürünlerin estetik açıdan renkliliği. fiyatı yüksek olan her ürün, görsel olarak daha güzel/ ilgi çekici oluyor. cocuklar bu ürünleri gördüklerinde, istemsizce en pahalı olanı istiyorlar. böylelikle, kapitalist sistem size en pahalı ürünü cocukların üzerinden satın aldırıyor.
burada çocugu doğru konumlandırmak ve görselliğin önemli olmadığını öğretmek önemli. kibar, anlayışlı ve sağlıklı bir iletişim kurarak, marka bağımlısı- her seyin en iyisini almaya çalışan yetişkinlerin oluşmasını engellersiniz. unutmayın geleceğin yetişkini, bugün büyütülüyor. ne verirseniz, onu alacaklar.
"yokluk hissine kapılmasın, her şeyin en iyisine sahip olsun" mantığını anlıyorum fakat çocugunuzun kırtasiye alışverişini yapabilmek için kredi çekiyorsanız( dün haberlere konu oldu. bunu yapan insanlar var) orada durmanız gerekir. çocugunuza en iyisini yapmakla, hayatınızı riske edebilecek maddi yük edinmek arasında bir fark vardır. bütceniz neye yetiyorsa, ona gitmelisiniz. çocuklar gerçeklik algısının ve ekonominin farkına varmalıdır. bu bilinçli çocuk yetiştirmektir.
içinde doğduğumuz coğrafyada sosyal şartlar hiçbir zaman iyi olmadı. avrupa'da veya amerika'da yaşıyor olsaydık, size bu konuda çok farklı şeyler yazardım ama maalesef ki türkiye her zaman "yokluklar" ülkesi oldu. bu yüzden çocukların yoklugun ne olduğunu daha en başında öğrenmesi gerekiyor ki yaş ilerlediğinde istedikleri şeylerin maddi anlamda yükü arttıtığında "yapamama - alamama" durumunuzu kişiselleştirmesinler.
eğer bu konuşmayı yapamayacağınızı veya bu konuda iletişim kuramayacağınızı düşünüyorsanız, atılacak en güzel diğer adım
çocuklarınızı yanınıza almadan alışverişe çıkmaktır. bu gaddarca görünebilir fakat günün sonunda iki tarafa da( ebeveynler ve cocuk) eşit şekilde kazandırır. ebeveynler kendi bütçelerine uygun olan ürünleri seçerler ve eve getirirler. çocuklar eve gelen ürünleri otomatikman beğenirler çünkü diğer alternatifleri görmedikleri için, gelen ürünleri beğenmeme durumları olmayacaktır. psikolojik açıdan tatminsizliği kıyas yaratır. kıyas yapabilecekleri ortama sokmazsanız, alınan ürünlerden memnun olacaklardır.
bu yüzden 1 tl'ye satılan da defterdir. 1000 tl'ye satılanda. ikisi de aynı işlevdeyse, 1 tl'lik meşrudur.
devamını gör...
