zaman tüneli
x'te örgüt propagandası yapan hemşire
tuzla devlet hastanesi'nde çalıştığı söylenen ceren isimli bir sağlık görevlisinin x paylaşımlarıdır. örgütün stratejisi artık anadolu'ya tamamen yayılarak işgali tamamlamaktır.
x.com/DailyTurkst/status/20...
x.com/DailyTurkst/status/20...
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
şimdi bir yayın olsa fena olmaz mı, kaçak çayımı da demlemişkene, ewed..
devamını gör...
yngwie j. malmsteen
tamam virtüözdür, yalayıp yutmuştur, çok hızlıdır, aslen klasik müzik eğitimi almıştır, fender; onun adına oluklu klavyesi olan model çıkarmıştır.
hendrix'e tapar.... ama 10 dk sonra kafa siker, saatlerce dinlenecek biri değildir.
hendrix'e tapar.... ama 10 dk sonra kafa siker, saatlerce dinlenecek biri değildir.
devamını gör...
paris sendromu
(bkz: bu muymuş)
devamını gör...
yönetim istifa
aylardır çaylak çaylak ezilen yoldaşlarım.
şimdi bizim günümüz. yönetim düşene kadar yazıyoruz.
şimdi bizim günümüz. yönetim düşene kadar yazıyoruz.
devamını gör...
john petrucci
teknikte zirvedir, bu işin ilahı olmuştur adam.
devamını gör...
yngwie j. malmsteen
ankara’ya gelse de dünya gözüyle doya doya dinlesek dedirten, barok müziği ile metali harmanlayabilmiş ve sweap tekniğinde çığır açmış bir efsanedir.
ebru adında izmirli daş gibin bir eşi vardır ancak isveç kekosu abimiz “ebru demek zor yeah, ben sana april” diyeceğim diyerekten kadının adını “april malmsteen” yapmıştır hehehehe :)
ayrıca eşine aşırı bağlıdır; bir konserde kendisini görmüş ve yıldırım nikahıyla evlenmiştir, eşi için de özel olarak “angels of love” albümünü yapıp eşini de cover yapmıştır (adam aşık aga!)
eşi için özel olarak bestelediği şarkı için;
ebru adında izmirli daş gibin bir eşi vardır ancak isveç kekosu abimiz “ebru demek zor yeah, ben sana april” diyeceğim diyerekten kadının adını “april malmsteen” yapmıştır hehehehe :)
ayrıca eşine aşırı bağlıdır; bir konserde kendisini görmüş ve yıldırım nikahıyla evlenmiştir, eşi için de özel olarak “angels of love” albümünü yapıp eşini de cover yapmıştır (adam aşık aga!)
eşi için özel olarak bestelediği şarkı için;
devamını gör...
psikologların danışan seçmesi
#4055307 tenekedeki peynirde dişlerinin izi vardı mehdi..
devamını gör...
bazı psikologların yalancı olma ihtimali
delisin diyemiyorlar lafı kıvırıp duruyorlar.
devamını gör...
hormonları aşk sanmak
bir tablonun güzelliğini tuvaldeki boyanın kimyasal bileşenlerine, usta işi bir romanı kağıdın üzerindeki mürekkep lekesine indirgemek ne kadar sığ kaçıyorsa, aşkı da sadece hormonların dansına bağlamak aynı indirgemeci çukura düşmektir.
biyoloji bu hikayede sadece ham maddedir; asıl mesele o ham maddeden nasıl bir heykel yontulduğudur. evrimsel mekanizma iki insanı bir araya getirmek, genetik çeşitliliği sağlamak ve türün devamını güvenceye almak için kusursuz bir biyolojik rüşvet tasarlamıştır. helen fisher bu düzeneği şehvet, çekim ve bağlanma olmak üzere üç ayrı nörolojik devreye ayırır. ilk evredeki dopamin patlaması ve prefrontal korteksin eleştirel filtreyi geçici olarak gevşetmesi, doğanın sunduğu yüksek faizli bir kimyasal avanstır. donatella marazziti'nin 1999 yılında yaptığı araştırmada aşıkların serotonin seviyesinin obsesif kompulsif bozukluk hastalarıyla aynı dip seviyelerde çıkması, sistemin hedefe kilitlenmek için oluşturduğu geçici bir stres halidir. dorothy tennov'un limerans dediği bu zihinsel tutulma hali, aşkın kendisi değil; olsa olsa onu tetikleyen ham yakıttır.
hormonları aşk sananların asıl çöküşü tam da bu kimyasal yangın söndüğünde başlar. vücut homeostaz gereği aşırı dopamin salgısını dizginler, serotonin seviyeleri normal bandına döner ve o sis perdesi dağılır. bu geçişi idrak edemeyen insan "büyü bozuldu, aşk bitti" zannedip yeni kimyasal dozların peşine düşer, bir seraptan diğerine koşar. madde bağımlılığı ile aşkın nörolojik yolları benzer ödül merkezlerini kullansa da sinirbilimci marc lewis'in işaret ettiği kritik bir ayrım vardır: uyuşturucuda arzulanan nesne doğrudan sentetik bir moleküldür; aşkta ise beyin oksitosin ve vazopressin devreleriyle ödülü somut bir moleküle değil, doğrudan başka bir insan zihnine, ortak hafızaya ve sosyal etiketleme sürecine mühürler.
biyolojik sis dağıldıktan sonra geriye kalan boşluğu neyle doldurduğunuz ilişkinin kaderini belirler. aşk, pasifçe maruz kalınan bir zehirlenme hali değil; her gün bilinçli olarak yinelenen bir inşa sürecidir. sosyolog lee robins'in vietnam savaşı'ndan dönen askerler üzerinde yaptığı araştırma, eroin bağımlısı gazilerin %90'ından fazlasının yeni bir çevre ve bilinçli tercihle bu bağımlılığı geride bıraktığını göstermiştir; insan bilinci biyolojik devrelerin kölesi değildir. hormonlar sadece ateşi yakacak kıvılcımı çakar, o ateşi diri tutacak olan ise iki insanın birlikte biriktirdiği bilişsel kütüphane, ortak ahlak ve adanmışlıktır.
mürekkep sadece kimyasal bir lekedir; roman ise iki insanın birlikte yazdığı hikayedir.
biyoloji bu hikayede sadece ham maddedir; asıl mesele o ham maddeden nasıl bir heykel yontulduğudur. evrimsel mekanizma iki insanı bir araya getirmek, genetik çeşitliliği sağlamak ve türün devamını güvenceye almak için kusursuz bir biyolojik rüşvet tasarlamıştır. helen fisher bu düzeneği şehvet, çekim ve bağlanma olmak üzere üç ayrı nörolojik devreye ayırır. ilk evredeki dopamin patlaması ve prefrontal korteksin eleştirel filtreyi geçici olarak gevşetmesi, doğanın sunduğu yüksek faizli bir kimyasal avanstır. donatella marazziti'nin 1999 yılında yaptığı araştırmada aşıkların serotonin seviyesinin obsesif kompulsif bozukluk hastalarıyla aynı dip seviyelerde çıkması, sistemin hedefe kilitlenmek için oluşturduğu geçici bir stres halidir. dorothy tennov'un limerans dediği bu zihinsel tutulma hali, aşkın kendisi değil; olsa olsa onu tetikleyen ham yakıttır.
hormonları aşk sananların asıl çöküşü tam da bu kimyasal yangın söndüğünde başlar. vücut homeostaz gereği aşırı dopamin salgısını dizginler, serotonin seviyeleri normal bandına döner ve o sis perdesi dağılır. bu geçişi idrak edemeyen insan "büyü bozuldu, aşk bitti" zannedip yeni kimyasal dozların peşine düşer, bir seraptan diğerine koşar. madde bağımlılığı ile aşkın nörolojik yolları benzer ödül merkezlerini kullansa da sinirbilimci marc lewis'in işaret ettiği kritik bir ayrım vardır: uyuşturucuda arzulanan nesne doğrudan sentetik bir moleküldür; aşkta ise beyin oksitosin ve vazopressin devreleriyle ödülü somut bir moleküle değil, doğrudan başka bir insan zihnine, ortak hafızaya ve sosyal etiketleme sürecine mühürler.
biyolojik sis dağıldıktan sonra geriye kalan boşluğu neyle doldurduğunuz ilişkinin kaderini belirler. aşk, pasifçe maruz kalınan bir zehirlenme hali değil; her gün bilinçli olarak yinelenen bir inşa sürecidir. sosyolog lee robins'in vietnam savaşı'ndan dönen askerler üzerinde yaptığı araştırma, eroin bağımlısı gazilerin %90'ından fazlasının yeni bir çevre ve bilinçli tercihle bu bağımlılığı geride bıraktığını göstermiştir; insan bilinci biyolojik devrelerin kölesi değildir. hormonlar sadece ateşi yakacak kıvılcımı çakar, o ateşi diri tutacak olan ise iki insanın birlikte biriktirdiği bilişsel kütüphane, ortak ahlak ve adanmışlıktır.
mürekkep sadece kimyasal bir lekedir; roman ise iki insanın birlikte yazdığı hikayedir.
devamını gör...
dave mustaine
riff mi çalıyor, solo mu atıyor kendisi de karar verememiştir bence.
devamını gör...
psikologların danışan seçmesi
bir teneke yarım yağlı peynirle ödeyecegimi duyunca mümü beni kabul etmemışti.
devamını gör...
capelo (yazar)
#4048341 bir haftayı geçmiş hala silmemiş yazdığını. bayağı gelişme var.
devamını gör...
bu akşam sözlüğün çok sakin olması gerçeği
ben tütsü yaktım size kızlar
devamını gör...
dave mustaine
tam bir riff canavarı.
gitarı kendisinden daha iyi çalan tonla isim vardır (bkz: yngwie j. malmsteen), (bkz: joe satriani), (bkz: john petrucci) ancak kendisi gibi riff yazabilen bir başka isim yoktur.
metallica ile çalıştığı yıllarda yazdığı riffler aşmıştır ancak çıkıp da “ride the lightning’i ve call of cthulu’yu adam tek başına yazdı” demek doğru olmaz; james, kirk ve cliff o son dokunuşları yapmasa çok yavan kalırdı o şarkılar.
bir de son yaptığı “ride the lightning” cover’ı bence olmamıştır; james ve dave arasında bariz bir ses tonu farkı var.
gitarı kendisinden daha iyi çalan tonla isim vardır (bkz: yngwie j. malmsteen), (bkz: joe satriani), (bkz: john petrucci) ancak kendisi gibi riff yazabilen bir başka isim yoktur.
metallica ile çalıştığı yıllarda yazdığı riffler aşmıştır ancak çıkıp da “ride the lightning’i ve call of cthulu’yu adam tek başına yazdı” demek doğru olmaz; james, kirk ve cliff o son dokunuşları yapmasa çok yavan kalırdı o şarkılar.
bir de son yaptığı “ride the lightning” cover’ı bence olmamıştır; james ve dave arasında bariz bir ses tonu farkı var.
devamını gör...
psikologların danışan seçmesi
psikoterapi sürecinde psikoloğun ona gelen her danışanı kabul edip süreci devam ettirmesi beklenmez. burada ölçüt danışanın yüksek yararı ve psikoloğun donanımı olmalı. danışanın başvurma nedeni, beklentileri, psikoloğun uzmanlık ve deneyim alanı gibi kriterle birlikte kurulacak terapötik bağ değerlendirilmeli ve gerekli yönlendirmeler yapılmalı. burada danışan seçmek değil de uzman yönlendirmesi denilmesi daha uygun olabilir.
örnek vermek gerekirse travma ve afet alanında çocuklarla çalışmış biri olarak deneyimim bu alanda şekillenmiş oldu, gelen yetişkinlerin yönlendirmesini çalışma arkadaşıma yaptım. ya da yine yeme bozukluğu ile ilgili bir eğitim ya da deneyimim bulunmaması sebebiyle gelen danışanı süpervizörüme yönlendirdim.
etik dışı davranışları norma eklememekteyim. teşekkürler.
örnek vermek gerekirse travma ve afet alanında çocuklarla çalışmış biri olarak deneyimim bu alanda şekillenmiş oldu, gelen yetişkinlerin yönlendirmesini çalışma arkadaşıma yaptım. ya da yine yeme bozukluğu ile ilgili bir eğitim ya da deneyimim bulunmaması sebebiyle gelen danışanı süpervizörüme yönlendirdim.
etik dışı davranışları norma eklememekteyim. teşekkürler.
devamını gör...
trende sakız çiğneyenler
yav arkadaş ortak alanda cak cuk sakız çiğnemeyi bırakın artık, kulaklığım takılı olduğu halde şapırdatma sesi duyuyorum hiç mi başkasında duyunca rahatsız olmuyorsunuz
devamını gör...
doktorların hasta seçmesi
kısa mesafe almıyorlar...
devamını gör...
doktorların hasta seçmesi
milyonda bir olan sudan sebeplerle olan hadisedir sonu ya kavga ya şikayette biter
devamını gör...
