zaman tüneli
konuşursam bazı yazarların başının belaya gireceği gerçeği
hesaplayamadıklarınızı hesaplayan biri olduğunu gösterir.
yazarların kirli çamaşırlarını, suç kapsamına girecek hareketlerini dile getirirsem, yani konuşursam çok kötü şeyler olur, söylemidir.
vallahi de gayretullah'a dokundunuz...
biz serdengeçtileriz. bekleriz lakin unutmayız.
yazarların kirli çamaşırlarını, suç kapsamına girecek hareketlerini dile getirirsem, yani konuşursam çok kötü şeyler olur, söylemidir.
vallahi de gayretullah'a dokundunuz...
biz serdengeçtileriz. bekleriz lakin unutmayız.
devamını gör...
üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler
okumayın.
okuyorsanız da muhakkak ingilizce öğrenin, tercihen yanına bir dil koyun (ispanyolca çok iş yapacak ileride)
ortamlarda boş beleş adamlar tanımayın; ortamlara girin, topluca etkinliklere yahut eğlencelere katılın ama o ortamdaki tipleri ciddiye almayın.
ankara’da okuyorsanız hacettepe ve odtü gibi (özellikle odtü) üniversitelerde okuyan insanlarla arkadaş olun, odtü’de okuyan çoğu insan gerek hayat tarzı gerekse de dünya görüşü açısından diğer üniversitelerde okuyanlardan kat kat iyiler.
3-4 samimi dostunuz olsun, bu samimi dostlarınız zeki ve bir şeyler için çabalayan tipler olsun.
asla okeye, cafe’ye, net cafe’ye, nargileye falan gitmeyin; gidin ancak ayda yılda bir gidin, okuldan çıkar çıkmaz buralarda soluk almayın.
ankara’da iseniz sahafları gezin, gezdiğim sahaflarla ettiğim muhabbetler bana hem çok sağlam dostluklar hem de çok sağlam bilgiler öğretti. (talep gelirse liste yaparım muhakkak gidilmesi gereken sahaflar diye)
konsere ve tiyatro etkinliklerine gidin, yurtdışından yabancı bir grup geliyorsa muhakkak gidin zira o adamlar yılda bir gelirler yahut çok nadir gelirler. yerel bar ve mekanlarda sahne alan alternatif sanatçıların konserlerine gidin, hem onlara destek olursunuz hem de onlarla dost olarak alternatif müziğin seyri hakkında bilgi almış olursunuz.
bol bol kitap okuyun, hazırlık dönemimde okuduğum kitapların haddi hesabı yoktu. kitapları memlekete götürmek için kocaman valiz almıştım hehehehe :)
okuyorsanız da muhakkak ingilizce öğrenin, tercihen yanına bir dil koyun (ispanyolca çok iş yapacak ileride)
ortamlarda boş beleş adamlar tanımayın; ortamlara girin, topluca etkinliklere yahut eğlencelere katılın ama o ortamdaki tipleri ciddiye almayın.
ankara’da okuyorsanız hacettepe ve odtü gibi (özellikle odtü) üniversitelerde okuyan insanlarla arkadaş olun, odtü’de okuyan çoğu insan gerek hayat tarzı gerekse de dünya görüşü açısından diğer üniversitelerde okuyanlardan kat kat iyiler.
3-4 samimi dostunuz olsun, bu samimi dostlarınız zeki ve bir şeyler için çabalayan tipler olsun.
asla okeye, cafe’ye, net cafe’ye, nargileye falan gitmeyin; gidin ancak ayda yılda bir gidin, okuldan çıkar çıkmaz buralarda soluk almayın.
ankara’da iseniz sahafları gezin, gezdiğim sahaflarla ettiğim muhabbetler bana hem çok sağlam dostluklar hem de çok sağlam bilgiler öğretti. (talep gelirse liste yaparım muhakkak gidilmesi gereken sahaflar diye)
konsere ve tiyatro etkinliklerine gidin, yurtdışından yabancı bir grup geliyorsa muhakkak gidin zira o adamlar yılda bir gelirler yahut çok nadir gelirler. yerel bar ve mekanlarda sahne alan alternatif sanatçıların konserlerine gidin, hem onlara destek olursunuz hem de onlarla dost olarak alternatif müziğin seyri hakkında bilgi almış olursunuz.
bol bol kitap okuyun, hazırlık dönemimde okuduğum kitapların haddi hesabı yoktu. kitapları memlekete götürmek için kocaman valiz almıştım hehehehe :)
devamını gör...
sözlükte uzun yazı yazınca okunmama sorunsalı
kalemin kuvvetli olsa okurduk. şaka şaka mejayi da okumuyorduk ama okumuş gibi şukuluyorduk.
devamını gör...
yazarların çaldığı enstrüman
hayatta ve ilişkilerimde olduğum gibi müzikte de yaranamayan, anlaşılmayan karakteriyle kendisine yer bulan(en azından bulmaya çalışan) gariban dostu bas gitar enstrümanını çalmaya uğraşıyorum yıllardır
devamını gör...
güzelliğinden ne anlattığına konsantre olamıyorum demek
memenden demek daha doğru olur, çek şu memeyi gözümün önünden diye de devamında azarlanır.
devamını gör...
üvey baba'daki gaddar halil
öyle bir yerdeyiz ki, öyle bir yerdeyiz ki.. aah ah, ülke nereden nereye düştü, nööreedöeen nööreye..
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevdiği dizi
devamını gör...
prison break black creek
hulu yapımı yeni bir prison break dizisi . başrollerinde emily browning ve lukas gage yer alıyor .dizinin yayınlama tarihi henüz belli değil.
devamını gör...
sözlükte uzun yazı yazınca okunmama sorunsalı
okudum kanka çok güzel yazmışsın, madalya müracaatlarına koysana. ben okuyorum bu arada uzun yazıları, hızlıca okuyorum tabi.
devamını gör...
sokakta giyemediğini plajda giydiren motivasyon
plajda giymesi gereken şeyi sokakta giymesin de ne yaparsa yapsın. üstü çıplak ya da bikiniyle sokakta gezenlere nedense ayarım.
devamını gör...
üvey baba'daki gaddar halil
çocukken en nefret ettiğim dizilerden biriydi. halil'in bitmek bilmeyen işkencelerinin izletildiği, lamia ve annesinin asla çözülemeyen pısırıklığı üzerine odak alınmış bir diziydi. tüm dizi boyunca halilin öz ailesini dövmesini izletiyorlardı. o dönemlerde dahi tahammül edemiyordum. resmen ana konusu istismar olan bir dizi izleniyordu. şemsi inkaya'nın ( halil karakterine hayat veren oyuncu) diziyi ansızın bırakmasıyla reytingleri düştü ve hızlıca final yaptı. esasen, uzun süre televizyonda oynayan bir dizi olmasına rağmen, hiçbir karakterin sonu belirlenememiştir.
geçmişte medyanın ve televizyon sektörünün daha özgür olduğunu görmek beni ayrı üzüyor. geçmişteki hiçbir kurguyu şu an televizyona uyarlayamazsınız. ne aykırı yapımlarla büyümüşüz. nasıl güzel subliminaller, kinayeler varmış..
çılgın bediş, dadı, tatlı hayat, iyi aile robotu, çarli iş başında , sevgili dünürüm, aşkım aşkım ve niceleri.. diyaloglar çok sertmiş ve çokta güldürüyormuş.
ülkeler ileriye gider, biz geçmişimizden de geriye..
yeşilçam dönemi bile şu andan daha özgürmüş. filmleri izleyince bilhassa kıyafet tercihleri ve filmlerin çekildikleri ortamlardan anlıyorsunuz. kalbi kırılıyor insanın. nasıl bir dönemin içine düştük..
geçmişte medyanın ve televizyon sektörünün daha özgür olduğunu görmek beni ayrı üzüyor. geçmişteki hiçbir kurguyu şu an televizyona uyarlayamazsınız. ne aykırı yapımlarla büyümüşüz. nasıl güzel subliminaller, kinayeler varmış..
çılgın bediş, dadı, tatlı hayat, iyi aile robotu, çarli iş başında , sevgili dünürüm, aşkım aşkım ve niceleri.. diyaloglar çok sertmiş ve çokta güldürüyormuş.
ülkeler ileriye gider, biz geçmişimizden de geriye..
yeşilçam dönemi bile şu andan daha özgürmüş. filmleri izleyince bilhassa kıyafet tercihleri ve filmlerin çekildikleri ortamlardan anlıyorsunuz. kalbi kırılıyor insanın. nasıl bir dönemin içine düştük..
devamını gör...
nickaltına tank girme kampanyası
başlıyoruz.
___________( •̪●)
░░░░░░███████ ]▄▄▄▄▄▄▄
▂▄▅█████████▅▄▃▂
ı███████████████████].
◥⊙▲⊙▲⊙▲⊙▲⊙▲⊙▲⊙◤...
böyle bir tank isteyen yazarlara tankımız hediye edilecektir.
___________( •̪●)
░░░░░░███████ ]▄▄▄▄▄▄▄
▂▄▅█████████▅▄▃▂
ı███████████████████].
◥⊙▲⊙▲⊙▲⊙▲⊙▲⊙▲⊙◤...
böyle bir tank isteyen yazarlara tankımız hediye edilecektir.
devamını gör...
ismail kartal'ı istifası
30 dakika önce istifası kabul edilmiş.
devamını gör...
ismail kartal
roma maçındaki beraberlik kötü bir sonuç sayılmaz. beşiktaş maçında bu karar alınmıştır.
azizden habersiz kimse istifa edemez.
roma maçını bekle o zaman istifa et hem bana birini bulmak için bikaç gün vermiş olucan.
aziz demiştir.
kulislerden bilgimiz yok. ama azizi 20 senedir tanıyoruz olayın seyri muhtemelen budur.
azizden habersiz kimse istifa edemez.
roma maçını bekle o zaman istifa et hem bana birini bulmak için bikaç gün vermiş olucan.
aziz demiştir.
kulislerden bilgimiz yok. ama azizi 20 senedir tanıyoruz olayın seyri muhtemelen budur.
devamını gör...
varoş dertleri
(bkz: bira)
devamını gör...
nickaltısı dutluk gibi olan yazar
benimdir.
70-80 sayfalık nickaltılara kıyasla “7” olan nickaltımla iftihar etmişimdir hep, çok olan malın değeri az olur!
bak ne geldi aklıma, altay tankı ilk ortaya çıktığında inci’de “nickaltına tank girme kampanyası” vardı hehehehe.
biz de iha/siha mı yapsak la?
70-80 sayfalık nickaltılara kıyasla “7” olan nickaltımla iftihar etmişimdir hep, çok olan malın değeri az olur!
bak ne geldi aklıma, altay tankı ilk ortaya çıktığında inci’de “nickaltına tank girme kampanyası” vardı hehehehe.
biz de iha/siha mı yapsak la?
devamını gör...
sözlükte uzun yazı yazınca okunmama sorunsalı
neyi okumayacağız?
devamını gör...
rakı olsa da içsek dedirten şarkılar
hiç alamam olmayan şeyler. epica eşliğinde rakı içtiğimi bilirim. derdin varsa, bir de damar müzik açarsan, derdin katlanır, kafan daha hızlı güzel olur. hiç gerek yok. adabınla iç, kalk.
devamını gör...
sözlükte uzun yazı yazınca okunmama sorunsalı
başlık açma ve tanım girme hevesimi kökünden kırmıştır.
7-8 paragraflık bir metni bile okumaktan acizdir yazarlarımız maalesef, 2-3 cümlelik bir başlık yahut boş beleş muhabbetler ve süni kavgalar yok satar sözlükte.
inci de böyleydi ancak inci’de ciddi ciddi hem hikaye hem de araştırma/inceleme/tespit okuyan bir kesim vardı. burada ise kendimi seksenlerdeki 46’lık basri gibi hissediyorum.
bak bunu da okumayacaklar!
(bkz: 46’lık basri)
7-8 paragraflık bir metni bile okumaktan acizdir yazarlarımız maalesef, 2-3 cümlelik bir başlık yahut boş beleş muhabbetler ve süni kavgalar yok satar sözlükte.
inci de böyleydi ancak inci’de ciddi ciddi hem hikaye hem de araştırma/inceleme/tespit okuyan bir kesim vardı. burada ise kendimi seksenlerdeki 46’lık basri gibi hissediyorum.
bak bunu da okumayacaklar!
(bkz: 46’lık basri)
devamını gör...
