zaman tüneli
normal sözlük en pick me boy yazarı anketi
ankete toplam katılımcı sayısı 30
verilen oy sayısı 80
yersen...
vpn den girip istediğin kadar oy ver.
bu da iyi numaraymış.
bir tane de anket yok ki şaibesiz olmasın.
verilen oy sayısı 80
yersen...
vpn den girip istediğin kadar oy ver.
bu da iyi numaraymış.
bir tane de anket yok ki şaibesiz olmasın.
devamını gör...
normal sözlük'te alınan en son mesaj
-gitgelleri olan bi abla ama dobra falan da değildir dikkat et bi bakmışsın iban ister.
devamını gör...
kendini ana karakter sanmak
herkes yani...
devamını gör...
normal sözlük en pick me boy yazarı anketi
başka oylama olamayacak sanırım, beni pick enlere teşekkür ederim. hayırlı anketler..
devamını gör...
mütemadiyen silkelenen halk
akıllanmayacak, bundan sonra da silkelenmeye devam edilecektir.
(bkz: kusura bakmayın arkadaşlar halkta para var)
(bkz: kusura bakmayın arkadaşlar halkta para var)
devamını gör...
kendini ana karakter sanmak
bulunduğun ortama göre değişir. her koşulda kendini ana karakter, etrafındakileri figüran sanırsan, çevreni hafife alırsan üzgünüm ama benmerkezci, empati yoksunu, gösterişçi bir narsistsindir.
devamını gör...
trump'ın avukatına çorumlu damat
şaşırtıcı haber; alina hanımla turhan bey tanışmış, sevişmiş, evlenmişler. artık 69-79 ne isterlerse yapacaklar bize de şaşırmak kalsın. ana çiftimiz;

aha haberi ve linki;
abd başkanı donald trump’ın eski kişisel avukatı ve danışmanı alina habba ile türk iş adamı turhan mildon, new york'ta görkemli bir düğünle hayatlarını birleştirdi. uluslararası kamuoyunun yakından takip ettiği düğünden dikkat çeken görüntüler gündeme damga vurdu.
buradan
bu da alina gelinimiz:

aha haberi ve linki;
abd başkanı donald trump’ın eski kişisel avukatı ve danışmanı alina habba ile türk iş adamı turhan mildon, new york'ta görkemli bir düğünle hayatlarını birleştirdi. uluslararası kamuoyunun yakından takip ettiği düğünden dikkat çeken görüntüler gündeme damga vurdu.
bu da alina gelinimiz:
devamını gör...
sözlüğü falcı bacı sanmak
devamını gör...
bir kızın en güzel çeyizi bakılmamış falıdır
umarım kocan fal bakabilen biri olur, yoksa poine moine, eed.
devamını gör...
sözlüğü falcı bacı sanmak
ben geçen sözlükten birine baktım ağlayarak teşekkür etti.. harbi tuturmuşum. sonra salladığımı itiraf ettim kızıp gitti..
devamını gör...
bir kızın en güzel çeyizi bakılmamış falıdır
ilk önce kocama fal kapatcam, ewed.
devamını gör...
sözlüğü falcı bacı sanmak
ilgi çekme yöntemidir. işe yarıyor mu? ne yazık ki evet...
devamını gör...
sözlüğü falcı bacı sanmak
bacı değilim.
devamını gör...
alice doesn't live here anymore
bazen henüz çocukken öğretilir insana hayatla tek başına baş edemeyeceği. cesaretimiz daha yolun başında kırılır, un ufak olur. bir başkası olmadan yaşayamama düşüncesi, düzen bozulmasın, işler yürüsün diye kendi sesimizi kısarak yaşamamıza yol açar. aman ilişkiler sürsün, ağzımızın tadı kaçmasın kaygısı ya da işler kötü gitse bile bunun "böyle olması gerektiği" bilgisi, hayallerimizi kenara itmemize sebep olur.
scorsese’nin alice’i de bu insanlardan biri işte. the wizard of oz’a selam ettiği açılış sahnesinde, kızıl bir gökyüzünün altında şarkı söyleyerek evine yürüyen küçük alice’i görürüz. müzikle olan alakası, sırf iyi öpüştüğü için evlendiği kocasının mutfağına kadar sürer. evde memnun etmeye çalıştığı iki erkeğin istekleri, kendi hayatının önüne geçer. kabullenilmiş bir mutsuzluk içindedir ama bunu sorgulamak aklına bile gelmez. çünkü onun bildiği hayat zaten budur. her gün birbirlerini yeseler de kocasını terk etmek onun için hiçbir zaman bir seçenek değildir.
kocasının ani ölümüne verdiği tepki de acıdan ziyade, bildiği tek dünyayı kaybetmenin getirdiği o büyük dehşetle alakalıdır. oğlunun "babamın ölümüne üzülmedin mi?" sorusuna verdiği "acımı dışarı yansıtmıyorum" cevabı da verdiği tepkinin korkuyla alakalı olduğunu düşündürür. zira izleyici olarak biz de kocasını kaybetmiş bir kadının yasına şahit olmayız. ne yapacağını bilmez halde savrulan ve çareyi çocukluğunun geçtiği yere dönmekte bulan kayıp bir kadın vardır karşımızda. kaybolmuş hâlde yaşamaya ve anneliğin getirdiği sorumlulukları yerine getiren alice, yolculuk boyunca batar, çıkar, sonra yine batar ama bir şekilde ayakta kalmanın yolunu yine bulur.
üstelik "hayatımda bir erkek olmadan yaşamayı bilmiyorum" diye ağlayan alice’in, en hesapsız desteğinin yine kadınlardan geldiğini de görürüz. biri eski arkadaşı, diğeri ise lokantada birlikte çalıştığı flo. zaten o lokantada çalışırken hayatın kendisi için ne anlama geldiğini kavramaya başlar. aynı tozun toprağın içinde nefes alan başka bir kadının omuzu çok kıymetlidir. fakat ona, onun da çok kıymetli olduğunu, bir seçeneğinin olduğunu, kendi hayatını onun için geride bırakabileceğini söyleyen sevgilinin varlığı şüphesiz çok daha kıymetlidir.
yine dışardan gelen sınırlamalar ve baskı ile orada kalsaydı, monterrey’e ulaşıp ulaşmamanın çok da önemli olmadığını, asıl meselenin kendi hayatı üzerinde söz sahibi olduğunun farkında olmasıyla alakalı olduğunu bilmeyecekti. eski hâlini geride bıraktığında, nereye ne kadar uzak olduğunun da hangi adreste oturduğunun da bir önemi kalmıyor. alice artık başkalarının hayatının merkezinde kendine yer açmaya çalışarak yaşamıyor. nerede oturduğunun önemi yok, çünkü kendi hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu ve dilediği zaman çekip gidebileceği cesarete sahip olduğunu artık biliyor.
scorsese’nin alice’i de bu insanlardan biri işte. the wizard of oz’a selam ettiği açılış sahnesinde, kızıl bir gökyüzünün altında şarkı söyleyerek evine yürüyen küçük alice’i görürüz. müzikle olan alakası, sırf iyi öpüştüğü için evlendiği kocasının mutfağına kadar sürer. evde memnun etmeye çalıştığı iki erkeğin istekleri, kendi hayatının önüne geçer. kabullenilmiş bir mutsuzluk içindedir ama bunu sorgulamak aklına bile gelmez. çünkü onun bildiği hayat zaten budur. her gün birbirlerini yeseler de kocasını terk etmek onun için hiçbir zaman bir seçenek değildir.
kocasının ani ölümüne verdiği tepki de acıdan ziyade, bildiği tek dünyayı kaybetmenin getirdiği o büyük dehşetle alakalıdır. oğlunun "babamın ölümüne üzülmedin mi?" sorusuna verdiği "acımı dışarı yansıtmıyorum" cevabı da verdiği tepkinin korkuyla alakalı olduğunu düşündürür. zira izleyici olarak biz de kocasını kaybetmiş bir kadının yasına şahit olmayız. ne yapacağını bilmez halde savrulan ve çareyi çocukluğunun geçtiği yere dönmekte bulan kayıp bir kadın vardır karşımızda. kaybolmuş hâlde yaşamaya ve anneliğin getirdiği sorumlulukları yerine getiren alice, yolculuk boyunca batar, çıkar, sonra yine batar ama bir şekilde ayakta kalmanın yolunu yine bulur.
üstelik "hayatımda bir erkek olmadan yaşamayı bilmiyorum" diye ağlayan alice’in, en hesapsız desteğinin yine kadınlardan geldiğini de görürüz. biri eski arkadaşı, diğeri ise lokantada birlikte çalıştığı flo. zaten o lokantada çalışırken hayatın kendisi için ne anlama geldiğini kavramaya başlar. aynı tozun toprağın içinde nefes alan başka bir kadının omuzu çok kıymetlidir. fakat ona, onun da çok kıymetli olduğunu, bir seçeneğinin olduğunu, kendi hayatını onun için geride bırakabileceğini söyleyen sevgilinin varlığı şüphesiz çok daha kıymetlidir.
yine dışardan gelen sınırlamalar ve baskı ile orada kalsaydı, monterrey’e ulaşıp ulaşmamanın çok da önemli olmadığını, asıl meselenin kendi hayatı üzerinde söz sahibi olduğunun farkında olmasıyla alakalı olduğunu bilmeyecekti. eski hâlini geride bıraktığında, nereye ne kadar uzak olduğunun da hangi adreste oturduğunun da bir önemi kalmıyor. alice artık başkalarının hayatının merkezinde kendine yer açmaya çalışarak yaşamıyor. nerede oturduğunun önemi yok, çünkü kendi hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu ve dilediği zaman çekip gidebileceği cesarete sahip olduğunu artık biliyor.
devamını gör...
mümkünlerin kıyısı
“mümkünlerin kıyısı” deyince insanın aklına gerçekleşmesi mümkün olduğu halde bir türlü cesaret edemediği şeyler geliyor. bazen bir adım atsan hayatının tamamen değişebileceğini biliyorsun ama o kıyıda durup ihtimalleri düşünmek daha kolay geliyor. gerçekleşmemiş ihtimallerin, “acaba”ların ve henüz yaşanmamış hayatların bir sınırı gibi aslında. belki de insanın en çok merak ettiği yer tam olarak orası.
devamını gör...
ipad 11
apple'ın a16 işlemcili ve 11 inç tabletidir. bana 128gb yeter diye bunu aldım ama 256gb ve 512gb seçenekleri de var. ayrıca pembe mavi gibi birçok renk seçeneği olması da güzel.
bence öğrenciler ve ipad'e ile çalışmaya yeni başlayanlar için çok çok yeterli ve fiyatı uygun bir model.
en uygun pozitif teknoloji'den öğrenci indirimiyle 24.000 tl'ye bulabildim. 1 aydır da kullanıyorum hiçbir takılma donma yaşamadım. kesinlikle bu modeli tavsiye edebilirim.
bence öğrenciler ve ipad'e ile çalışmaya yeni başlayanlar için çok çok yeterli ve fiyatı uygun bir model.
en uygun pozitif teknoloji'den öğrenci indirimiyle 24.000 tl'ye bulabildim. 1 aydır da kullanıyorum hiçbir takılma donma yaşamadım. kesinlikle bu modeli tavsiye edebilirim.
devamını gör...
kendini ana karakter sanmak
hepimizin hayatında bir dönem “bu hikâyenin başrolü benim” triplerine girdiği oluyor.
devamını gör...
sevgilisini sevilebilme becerisi için kullanmak
annelik "hormonlar ile güdülenmiş bir süreç" ve bu süreç "sevginin temel tanımı".
evcil hayvanların, sokak hayvanlarının annelik güdülerinin bir "yanardağ gibi yükselmesi"ne sonra "hiç olmamış" gibi sönmesine bakarak anlayabilirsiniz.
söylemim şu; annemiz bizi sevdiği için kendimizi "sevilebilirlik garantisinde" sanmamız büyük ama yaygın yanılgılardandır.
seçimden önce yüksek zam alan memur memnuniyeti. üç ay sonra uçacak o gelen. haberi yok.
sen yuvadan ayrışınca sevgi sorunsalın ne olacak? cıscıbıl ortada kalacaksın ya da annemi rahmetli olunca ne olacak?
işte bazen ilişkileri ve partnerimizi bizim "kendi sevilebilirliğimizi test etmek için" kullanırız. iki yüzlüce, sevgisiz, saygısız bu davranışımızı lanetliyorum. nerden mi biliyorum? yaptım da ordan...
evcil hayvanların, sokak hayvanlarının annelik güdülerinin bir "yanardağ gibi yükselmesi"ne sonra "hiç olmamış" gibi sönmesine bakarak anlayabilirsiniz.
söylemim şu; annemiz bizi sevdiği için kendimizi "sevilebilirlik garantisinde" sanmamız büyük ama yaygın yanılgılardandır.
seçimden önce yüksek zam alan memur memnuniyeti. üç ay sonra uçacak o gelen. haberi yok.
sen yuvadan ayrışınca sevgi sorunsalın ne olacak? cıscıbıl ortada kalacaksın ya da annemi rahmetli olunca ne olacak?
işte bazen ilişkileri ve partnerimizi bizim "kendi sevilebilirliğimizi test etmek için" kullanırız. iki yüzlüce, sevgisiz, saygısız bu davranışımızı lanetliyorum. nerden mi biliyorum? yaptım da ordan...
devamını gör...

