zaman tüneli
sözlük yazarlarının öyküleri
göt
bir varmış, bir yokmuş.
bu ülkede herkesin sevdiği ama herkesin korktuğu, herkesin nefret ettiği ama herkesin boyun eğdiği bir adam yaşarmış.
bıyıkları yerlere değermiş. kocaman bir ağzı varmış. sürekli yalan konuşurmuş.
kocaman elleri varmış. tüm hayvanları kendine tabi kılarmış. arada bazılarını öldürürmüş. öldürmeyi çok sevmese de ancak ölümle korkutacağını bilirmiş.
hayvanlar hangi gün kime sıra geleceğini bilmezmiş. ama düşünmezmiş de. adam vermiş ya canı, alırmış da.
bu adamın kocaman ayakları varmış. ülkenin binbir zorlukla açan tüm çiçeklerini ezermiş. ezmeyi çok sevdiği için değil ha; ezmezse çiçeklerin evini saracağını bilirmiş.
çiçekler kabul edermiş başlarına gelenleri. çünkü bahçe adamınmış.
adamın küçük bir beyni, ondan daha küçük bir kalbi varmış.
adam bilirmiş ki düşünmesine gerek yokmuş. onun yerine düşünenler varmış. büyük bir kalbe de ihtiyacı yokmuş. bu ülkede sevgi sadece fotoromanlardaymış.
adamın ellerinden küçük ama kalbinden büyük bir organı varmış.
en çok onu sever, onun zarar görmesinden korkarmış.
ona göt dermiş.
göt, onun tek yaşayan uzvuymuş.
bir gün götün canı sıkılmış.
beyne demiş ki:
— nasıl mutlu olurum?
beyin düşünmeyi unutmuş. onun yerine düşünenlere sormuş:
— ne yapmalı?
düşünenler demiş ki:
— her gün biri birini sana getirsin.
adam, götünü mutlu etmek için önce hayvanları sıraya dizmiş. teker teker içine almış.
göt biraz gülümsemiş.
hayvanlar bitince sıra çiçeklere gelmiş. onları da itinayla içine almış.
ama doymuyormuş.
o vakit dışarıda olup bitenleri izleyen insanlara sıra gelmiş.
adam:
— gelin, demiş. girin bu sıcak yarığa.
teker teker girmiş hepsi.
göt biraz daha mutlu olmuş.
o mutlu olunca adam da mutlu olmuş.
göt:
— bu mu? en fazla yapabileceğin bu mu? diye sormuş.
adam, çevresinde ona yancılık yapan köylüleri almış ve götüne sokmuş.
ama göte bu da yeterli gelmiyormuş.
sondan önce yalakalarını da içine aldıktan sonra durmuş.
köyde kimse kalmamış neredeyse.
ama göt yine de yeterince mutlu değilmiş.
adama bağırmış:
— bu yapacağın en fazlası mı?
köyün en sonunda, küçük bir evde yaşayan bir kadın ve bir adam kalmış yalnızca.
adam zar zor yürüyerek eve dalmış.
kadına ve adama bakmış.
kalbe sormuş:
— bu ne?
kalp durmuş.
beyne sormuş:
— bu ne?
beyin durmuş.
onun yerine düşünenlere sormuş:
— bu ne?
düşünenler demiş ki:
— aşk.
adam aşkı almış, götüne sokmuş.
gerçek bir aşk, göt için bile büyükmüş.
patlamış.
adamın bütün parçaları etrafa dağılırken bir müzik duyulmuş.
çok sakin ve sıcacık.
bu müzik çevredeki bütün köylere yayılmış.
bütün götler oldukları yeri bilmişler.
belki bir aşk ölmüş ama bir umut doğmuş
bir varmış, bir yokmuş.
bu ülkede herkesin sevdiği ama herkesin korktuğu, herkesin nefret ettiği ama herkesin boyun eğdiği bir adam yaşarmış.
bıyıkları yerlere değermiş. kocaman bir ağzı varmış. sürekli yalan konuşurmuş.
kocaman elleri varmış. tüm hayvanları kendine tabi kılarmış. arada bazılarını öldürürmüş. öldürmeyi çok sevmese de ancak ölümle korkutacağını bilirmiş.
hayvanlar hangi gün kime sıra geleceğini bilmezmiş. ama düşünmezmiş de. adam vermiş ya canı, alırmış da.
bu adamın kocaman ayakları varmış. ülkenin binbir zorlukla açan tüm çiçeklerini ezermiş. ezmeyi çok sevdiği için değil ha; ezmezse çiçeklerin evini saracağını bilirmiş.
çiçekler kabul edermiş başlarına gelenleri. çünkü bahçe adamınmış.
adamın küçük bir beyni, ondan daha küçük bir kalbi varmış.
adam bilirmiş ki düşünmesine gerek yokmuş. onun yerine düşünenler varmış. büyük bir kalbe de ihtiyacı yokmuş. bu ülkede sevgi sadece fotoromanlardaymış.
adamın ellerinden küçük ama kalbinden büyük bir organı varmış.
en çok onu sever, onun zarar görmesinden korkarmış.
ona göt dermiş.
göt, onun tek yaşayan uzvuymuş.
bir gün götün canı sıkılmış.
beyne demiş ki:
— nasıl mutlu olurum?
beyin düşünmeyi unutmuş. onun yerine düşünenlere sormuş:
— ne yapmalı?
düşünenler demiş ki:
— her gün biri birini sana getirsin.
adam, götünü mutlu etmek için önce hayvanları sıraya dizmiş. teker teker içine almış.
göt biraz gülümsemiş.
hayvanlar bitince sıra çiçeklere gelmiş. onları da itinayla içine almış.
ama doymuyormuş.
o vakit dışarıda olup bitenleri izleyen insanlara sıra gelmiş.
adam:
— gelin, demiş. girin bu sıcak yarığa.
teker teker girmiş hepsi.
göt biraz daha mutlu olmuş.
o mutlu olunca adam da mutlu olmuş.
göt:
— bu mu? en fazla yapabileceğin bu mu? diye sormuş.
adam, çevresinde ona yancılık yapan köylüleri almış ve götüne sokmuş.
ama göte bu da yeterli gelmiyormuş.
sondan önce yalakalarını da içine aldıktan sonra durmuş.
köyde kimse kalmamış neredeyse.
ama göt yine de yeterince mutlu değilmiş.
adama bağırmış:
— bu yapacağın en fazlası mı?
köyün en sonunda, küçük bir evde yaşayan bir kadın ve bir adam kalmış yalnızca.
adam zar zor yürüyerek eve dalmış.
kadına ve adama bakmış.
kalbe sormuş:
— bu ne?
kalp durmuş.
beyne sormuş:
— bu ne?
beyin durmuş.
onun yerine düşünenlere sormuş:
— bu ne?
düşünenler demiş ki:
— aşk.
adam aşkı almış, götüne sokmuş.
gerçek bir aşk, göt için bile büyükmüş.
patlamış.
adamın bütün parçaları etrafa dağılırken bir müzik duyulmuş.
çok sakin ve sıcacık.
bu müzik çevredeki bütün köylere yayılmış.
bütün götler oldukları yeri bilmişler.
belki bir aşk ölmüş ama bir umut doğmuş
devamını gör...
şarkılarda geçen etkileyici sözler
susmasan olmaz mı?
anlatsan bir kere
önümde kilitli kapılar
anahtarları sende
gitmesen olmaz mı?
en azından bir gece
önümde bir kara orman yanıyor
gittiğinde
anlatsan bir kere
önümde kilitli kapılar
anahtarları sende
gitmesen olmaz mı?
en azından bir gece
önümde bir kara orman yanıyor
gittiğinde
devamını gör...
yazarların güne puanı
3
devamını gör...
yazarların güne puanı
5
devamını gör...
yalnızlık bunalımı
yalnızlık bile görünür kılınmak zorunda hissedilir oldu.
bu çağda iş değişti..her şey gibi kötünün kokusu kesifleşti iyinin güzelliğinin köreldiği gibi;
yalnızlıktan kötüsü, salt-sadece yalnız olmak değil..yalnızlığı bile paylaşma dürtüsü..görünürlük tuzağı bu tarz hataları acımasızca cezalandırıyor…derdine dert ekliyor insanoğlunun…
her şey gibi yalnızlığı dahi görünür hale getirme imkanlarının hadsiz olduğu bugün; yalnızlığınla haykırırken bile görünmez olmak
bu çağda iş değişti..her şey gibi kötünün kokusu kesifleşti iyinin güzelliğinin köreldiği gibi;
yalnızlıktan kötüsü, salt-sadece yalnız olmak değil..yalnızlığı bile paylaşma dürtüsü..görünürlük tuzağı bu tarz hataları acımasızca cezalandırıyor…derdine dert ekliyor insanoğlunun…
her şey gibi yalnızlığı dahi görünür hale getirme imkanlarının hadsiz olduğu bugün; yalnızlığınla haykırırken bile görünmez olmak
devamını gör...
sezar'ın hakkını sezara vereceğine sezar salatasına vermek
salatasını verseydiniz, tüm mutfağı idam ettirirdi. şu an çoğu restaurantta servis edilen salata, hakkıyla yapılan versiyonu değil. her şeyden çalıyorlar ama en çokta gramajdan. normalde, kocaman bir tabak dolusu tavuk ve yeşillikle servis edilmesi gerekir. ufacık kaplarda, minik porsiyonlarda değil.
sezar salata bir ana yemektir. başlangıç veya yemek yanında tüketilen ekstra aperitif değil. bu yüzden fazlasıyla dolu ve gramaj olarak yüklü bir tabak olarak gelmelidir.
örneklerini aşağıda görebilirsiniz:



hakkıyla yapılırsa, harika bir salatadır. acayipte tok tutar ve sosu sebebiyle de çok susatır.
sezar salata bir ana yemektir. başlangıç veya yemek yanında tüketilen ekstra aperitif değil. bu yüzden fazlasıyla dolu ve gramaj olarak yüklü bir tabak olarak gelmelidir.
örneklerini aşağıda görebilirsiniz:



hakkıyla yapılırsa, harika bir salatadır. acayipte tok tutar ve sosu sebebiyle de çok susatır.
devamını gör...
aldatılmaktan daha kötü olan şey
günümüzde aldatılmak çok normalleştirilen bir eylem halini aldı çünkü insanlar arasındaki "duygusal bağ" anlayışını bozdular.
eskiden sevmek çok değerli bir olguydu. tek bir insanla ömür geçirmek , tüm kötülüklere göğüs germek ve dışarıdaki olumsuzluklara rağmen aile olabilmek müthiş güzel bir husus gibi görülüyordu. bir anda popüler kültür bu algımızı bozdu ve topluma gecici- haz odaklı- sorumluluğun kesinlikle istenmediği ilişkilerin daha güzel olduğunu aşıladı. bunu izlediğimiz diziler üstündeki karakterlerden, filmlerde ki diyaloglardan sürekli bilinçaltımıza işlettik. günün sonunda öyle bir toplumuz ki kimse sevginin ne kadar değerli bir olgu olduğunu hatırlamıyor. sadakat? mumla bile bulamayacağınız bir karakteristik özellik halini aldı.
yok fuckbuddy, swinger, gang bang, open relationship, bdsm.. ve sayısız garip ilişki/ cinsellik yaşama biçimi.. hiçbirinin mantıklı ve etik açıdan kabul edilebilir bir yanı yok.
ayrıca, evli adamların/ kadınların bile tinder hesapları var. madem aldatacaksın, niye evleniyorsun? çoluk- çocuk yapmak neden ?
madem aldatıyorsun, zararın neresinden dönersen kârdır. boşansana? "evdeki dursun ama kendime edindiğim yeni partnerler de olsun" mantığı nedir?
insani olarak çöktük. bence bu aldatılmaktan da kötü. aldatılmanın acısı zamandır. yitirilmiş karakterin telafisi yok. unutmayın! bir insan kendisini kaybederse, geriye hiçbir şey kalmaz. dışarıda gezen çoğu insan sadece bedensel olarak alan kaplıyor. içeride bir karakter/ kişilik yok.
git gide lut kavmine dönüyoruz.
deccal uzun süredir insan formunda ortalıkta geziniyor bence.
eskiden sevmek çok değerli bir olguydu. tek bir insanla ömür geçirmek , tüm kötülüklere göğüs germek ve dışarıdaki olumsuzluklara rağmen aile olabilmek müthiş güzel bir husus gibi görülüyordu. bir anda popüler kültür bu algımızı bozdu ve topluma gecici- haz odaklı- sorumluluğun kesinlikle istenmediği ilişkilerin daha güzel olduğunu aşıladı. bunu izlediğimiz diziler üstündeki karakterlerden, filmlerde ki diyaloglardan sürekli bilinçaltımıza işlettik. günün sonunda öyle bir toplumuz ki kimse sevginin ne kadar değerli bir olgu olduğunu hatırlamıyor. sadakat? mumla bile bulamayacağınız bir karakteristik özellik halini aldı.
yok fuckbuddy, swinger, gang bang, open relationship, bdsm.. ve sayısız garip ilişki/ cinsellik yaşama biçimi.. hiçbirinin mantıklı ve etik açıdan kabul edilebilir bir yanı yok.
ayrıca, evli adamların/ kadınların bile tinder hesapları var. madem aldatacaksın, niye evleniyorsun? çoluk- çocuk yapmak neden ?
madem aldatıyorsun, zararın neresinden dönersen kârdır. boşansana? "evdeki dursun ama kendime edindiğim yeni partnerler de olsun" mantığı nedir?
insani olarak çöktük. bence bu aldatılmaktan da kötü. aldatılmanın acısı zamandır. yitirilmiş karakterin telafisi yok. unutmayın! bir insan kendisini kaybederse, geriye hiçbir şey kalmaz. dışarıda gezen çoğu insan sadece bedensel olarak alan kaplıyor. içeride bir karakter/ kişilik yok.
git gide lut kavmine dönüyoruz.
deccal uzun süredir insan formunda ortalıkta geziniyor bence.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
akrep burcu bir kadınla anlaşmak
bu burç işi değil, karakter işidir. burçlara inanmam. insanın karakteri onu büyüten insanlar aracılığıyla şekillendirilir. tabi, insanın kendi özü de önemlidir fakat en azından yetişkin bir insan olana kadar aldığımız kararlarda, verdiğimiz tepkilerde ailemizin etkisi büyüktür.
bir insanla sorun yaşıyorsanız, doğduğu eve bakın.
buna ekstra paranormal nedenler silsilesi yaratmaya bence gerek yok.
bir insanla sorun yaşıyorsanız, doğduğu eve bakın.
buna ekstra paranormal nedenler silsilesi yaratmaya bence gerek yok.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
o nasıl bir yar demekse 45 senedir her dinleyişte göğsümüzü yarıp geçiyor rahmetli barış abi.
devamını gör...
moskau
devamını gör...
ural kaspar
ural kaspar, gastronomi ve yeme-içme sektöründe faaliyet gösteren bir restoran işletmecisi ve iş insanıdır.
istanbul’un anadolu yakası'nda, özellikle suadiye semtinde mekan işletmektedir. daha önce the rua suadiye isimli restoranın sahibi olarak tanınmıştır. sonrasında aynı bölgede hola chica suadiye adlı mekanın işletmeciliğini ve sahipliğini yapmaya başlamıştır.
aynı iş sektöründe olmayan kimse kendisini tanımaz. medyada irem helvacıoğlu ile olan evliliği ve olaylı boşanması ile yer bulmuştur. sektöründeki tanınırlığın dışında, kendisini her kesimden insanın tanımasının sebebi irem hanımla olan olaylı bosanmasıdır.
kendisi beden dili ve dışarıdan görünümü sebebiyle beni ürkütür. mekan yönetmenin getirdiği bir takım jargonlar sebebiyle tekinsiz veya empatik bir iletişime çok açık olmayan biri gibi duruyor olabilir( bu kısmı bilemiyorum) fakat kendisi bana hiç olumlu bir izlenim vermez.
istanbul’un anadolu yakası'nda, özellikle suadiye semtinde mekan işletmektedir. daha önce the rua suadiye isimli restoranın sahibi olarak tanınmıştır. sonrasında aynı bölgede hola chica suadiye adlı mekanın işletmeciliğini ve sahipliğini yapmaya başlamıştır.
aynı iş sektöründe olmayan kimse kendisini tanımaz. medyada irem helvacıoğlu ile olan evliliği ve olaylı boşanması ile yer bulmuştur. sektöründeki tanınırlığın dışında, kendisini her kesimden insanın tanımasının sebebi irem hanımla olan olaylı bosanmasıdır.
kendisi beden dili ve dışarıdan görünümü sebebiyle beni ürkütür. mekan yönetmenin getirdiği bir takım jargonlar sebebiyle tekinsiz veya empatik bir iletişime çok açık olmayan biri gibi duruyor olabilir( bu kısmı bilemiyorum) fakat kendisi bana hiç olumlu bir izlenim vermez.
devamını gör...
ben annemi isterim
devamını gör...
başımıza icat çıkarma denilen çocuk (yazar)
neredesin sen nerede senin deli deli tanımların.
devamını gör...
dolana ay dolana
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
atmosfer dışında boşluğa ve sonsuzluğa süzülen kar tanesi gibi yazar, ne etliye ne sütlüye karıştığını görüp şahit olmadım yavan biçimde yazmak dışında.
devamını gör...
karagümrük yanıyor
devamını gör...
alors on danse
arabic version
devamını gör...

