zaman tüneli
günde 10 bardak filtre kahve içmek
günde 10 bardak filtre kahve içmenin faydalarını sözlükteki tanım sayımdan anlayabilirsiniz sanırım.
bu kadar gereksiz şeyi yazacak enerjiyi başka nereden buluyor olabilirim ki? kahve içmesem şu an koltukta boş boş duvara bakıyor olurdum muhtemelen. gerçi 10 bardak biraz fazla olabilir, ben yine de kahveme laf ettirmem.
bu kadar gereksiz şeyi yazacak enerjiyi başka nereden buluyor olabilirim ki? kahve içmesem şu an koltukta boş boş duvara bakıyor olurdum muhtemelen. gerçi 10 bardak biraz fazla olabilir, ben yine de kahveme laf ettirmem.
devamını gör...
yeni nickler alıp feyk feyk gezmek
bunu yapanlar varmış. hastalıklı bir iş.
devamını gör...
arkadaş olmadan önce sorulacak sorular
üç şeyi seviyor mu diye sorarım ama doğrudan değil. konusunu açarım fikrini öğrenirim. eğer kedileri sevmiyorsa, köpekleri sevmiyorsa kısaca hayvanları sevmiyorsa bizden olmaz.
mustafa kemal'in devlet adamlığını değil ama askerliğini tartışıyorsa hiç işim olmaz.
mustafa kemal'in devlet adamlığını değil ama askerliğini tartışıyorsa hiç işim olmaz.
devamını gör...
kendi feykinle kendini övmek
#4090057 üstü kapalı pavel senin feykin diyorsun. o sensin. çocuklarımın adını nereden öğrendin bilmiyorum. komik değilsin. tadımı da kaçıramazsın.
devamını gör...
çirkin olmanın avantajları
eşinizin veya sevgilinizin katil olması ihtimali ortadan kalkıyor.
devamını gör...
kendin hakkında bir entry bırak
kendimi anlatmakta pek iyi değilim galiba. biri bana nasılsın diye sorduğunda genelde iyiyim diyorum. bazen gerçekten iyiyim, bazen de anlatmaya nereden başlayacağımı bilmiyorum. karşımdaki insanın bütün gününü benim kafamın içiyle doldurmak istemiyorum.
küçük şeylere çok sevinebiliyorum. sokakta yürürken güzel bir kedi görmek, hiç beklemediğim bir anda sevdiğim bir şarkının çalması, annemin bana meyve soyup getirmesi mesela. ama aynı küçük şeyler bazen beni üzebiliyor da. eski bir fotoğrafın arkasındaki tarihi görmek gibi. o günün üzerinden kaç yıl geçtiğini bir anda fark ediyorum ve içimden bir şeyler geçiyor.
çok fazla düşünüyorum. bazen biriyle yaptığım konuşmayı akşam yatağa yatınca yeniden oynatıyorum kafamda. keşke şunu deseydim, neden öyle güldüm, acaba yanlış mı anladı diye diye kendimi yoruyorum. ertesi gün karşımdaki insanın hiçbir şey hatırlamadığını öğrenince de biraz utanıyorum.
bir de büyümekle ilgili bir meselem var sanırım. yaşım ilerliyor ama içimde hâlâ bazı şeyleri annesine sormak isteyen, bir şeyden korkunca birinin elini tutmak isteyen küçük bir kız var. dışarıdan bakınca insanın her şeyi kendi başına halletmesi gerekiyormuş gibi geliyor. bazen ben de hallediyorum ama keşke her zaman güçlü olmak zorunda olmasam.
herkesi sevemiyorum, herkes tarafından da sevilmek zorunda değilim biliyorum. yine de birinin beni yanlış anlaması içime oturabiliyor. sonra kendi kendime kızıyorum, bu kadar önemseme diye. insan kendine de söz geçiremiyor işte.
buraya yazmak biraz iyi geliyor. kimseye anlatmadığım şeyleri birkaç cümleyle bırakıp gidiyorum. belki birileri okuyor, belki kimse okumuyor. ikisi de olur. bazen insanın içinden geçenlerin bir yerde durduğunu bilmesi yetiyor.
kendimi tek bir kelimeyle anlatmam gerekse ne derdim bilmiyorum. biraz dalgın, biraz inatçı, biraz çabuk kırılan ama belli etmemeye çalışan biri diyebilirim. bir de hala her şeyin güzel olabileceğine inanan tarafım var. çok mantıklı bulmasam da ondan vazgeçmek istemiyorum.
neyse, kendimi anlatayım derken yine uzattım. çayım soğudu. gidip yenisini koyayım.
küçük şeylere çok sevinebiliyorum. sokakta yürürken güzel bir kedi görmek, hiç beklemediğim bir anda sevdiğim bir şarkının çalması, annemin bana meyve soyup getirmesi mesela. ama aynı küçük şeyler bazen beni üzebiliyor da. eski bir fotoğrafın arkasındaki tarihi görmek gibi. o günün üzerinden kaç yıl geçtiğini bir anda fark ediyorum ve içimden bir şeyler geçiyor.
çok fazla düşünüyorum. bazen biriyle yaptığım konuşmayı akşam yatağa yatınca yeniden oynatıyorum kafamda. keşke şunu deseydim, neden öyle güldüm, acaba yanlış mı anladı diye diye kendimi yoruyorum. ertesi gün karşımdaki insanın hiçbir şey hatırlamadığını öğrenince de biraz utanıyorum.
bir de büyümekle ilgili bir meselem var sanırım. yaşım ilerliyor ama içimde hâlâ bazı şeyleri annesine sormak isteyen, bir şeyden korkunca birinin elini tutmak isteyen küçük bir kız var. dışarıdan bakınca insanın her şeyi kendi başına halletmesi gerekiyormuş gibi geliyor. bazen ben de hallediyorum ama keşke her zaman güçlü olmak zorunda olmasam.
herkesi sevemiyorum, herkes tarafından da sevilmek zorunda değilim biliyorum. yine de birinin beni yanlış anlaması içime oturabiliyor. sonra kendi kendime kızıyorum, bu kadar önemseme diye. insan kendine de söz geçiremiyor işte.
buraya yazmak biraz iyi geliyor. kimseye anlatmadığım şeyleri birkaç cümleyle bırakıp gidiyorum. belki birileri okuyor, belki kimse okumuyor. ikisi de olur. bazen insanın içinden geçenlerin bir yerde durduğunu bilmesi yetiyor.
kendimi tek bir kelimeyle anlatmam gerekse ne derdim bilmiyorum. biraz dalgın, biraz inatçı, biraz çabuk kırılan ama belli etmemeye çalışan biri diyebilirim. bir de hala her şeyin güzel olabileceğine inanan tarafım var. çok mantıklı bulmasam da ondan vazgeçmek istemiyorum.
neyse, kendimi anlatayım derken yine uzattım. çayım soğudu. gidip yenisini koyayım.
devamını gör...
kendi feykinle kendini övmek
güldüren eylem.
kimmiş bu tatliş, aaa benmişim.
kimmiş bu tatliş, aaa benmişim.
devamını gör...
günde 10 bardak filtre kahve içmek
şarkısı var bunun üregim güp güp edir di görün neylemişem diye!
devamını gör...
pavelviktorovichryzhenko (yazar)
#4090048 şeyi yazmayı unutmuşsun balım. burnumun estetik parasını sözlük karşıladı. boşunamı her ay ilk on’dayız?
devamını gör...
günde 10 bardak filtre kahve içmek
burada bardak ölçüsü önemli. ben 10 bardak içmedim ama kahveyi kupa ile içiyorum. eskiden 1. 06 litre alan kahve makinesini gün içinde bitirmişliğim vardır. artık max 2-3 kupa içiyorum.
devamını gör...
ünlülerle özdeşleşen kelime ve cümleler
ben çorap kadınıyım. sen seversin, sevmezsin. beni ilgilendirmez.
devamını gör...
kendin hakkında bir entry bırak
kaç yıllık arkadasamın hoşlandığı kız beraber sinemaya gitmeyi teklif etti ama kabul etmedim. böyle de adam biriyim.
devamını gör...
çirkin olmanın avantajları
daha iyi sevişiliyor. çirkin s..şi diye bir hakikat var dostlarım. yani allah bir taraftan vermese öbür tarafı veriyor.
devamını gör...
çirkin olmanın avantajları
bir avantajı yoktur. dış görünüş her şeydir. çirkin bir kadın olursanız başka bir şeyin önemi kalmaz. çirkin erkek olmak da kötüdür ama onda en azından başka şeylerle kurtarma ihtimaliniz var.
devamını gör...
sözlükten hatun kaldırmak
böyle adam kaldırma suçu gibi sanırım.
(tck 109/1): bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.
(tck 109/1): bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.
devamını gör...
13 ekim 2026 galatasaray-barcelona maçı
bahis lobisinin manipüle etmesi durumunda 0-1 veya 1-1 gibi bir sonuçla bitebilir. artık günümüzde üst düzey futbolu bile çok uluslu bahis şirketleri yönlendiriyor.
devamını gör...
sözlükten hatun kaldırmak
bilmiyorum be abi, belki birileri kapalı kapılar ardında sözlükten erkek düşürmek diyordur. hatta sözlüğün demografik dağılımına bakılırsa o daha olası!

sen düşme ahmedim!

sen düşme ahmedim!
devamını gör...
kendin hakkında bir entry bırak
dün doğum günümdü. sevdiğim adamın bitmeyen sürprizleriyle müthiş bi doğum günü geçirdim. onun ailesi tarafından şımartıldım, kendisi zaten prensesi olduğumu iliklerime kadar hissettirdi. beni seven herkes mesajlarla, güzel dileklerle kutladılar. iş yerimde sürpriz yapıldı, yüzüme kocaman gülücükler kondurdular.
sonra eve geldim. annem kızkardeşim belli ki bir şeyler hazırlamışlar, fazla da acemiler belli ediyorlar kendilerini. anlamamış gibi davranıyorum tabi ben. ee bir de yorgunum, uyuklamamam için dört dönüyorlar kırmıyorum tabi ben de onları. ağrıdan çatlayan baş ağrıma aldırmadan ve kapanan göz kapaklarımı alnıma yapıştırıp oturuyorum. derken pastayla geldiler, alkışlarla kutladılar doğum günümü.
babam pastayı görünce etrafında kedi dili olmasını sorun edip diline takıp durdu. heves eden anneme pastanın çok güzel olduğunu söyleyip durdum. masaya oturuldu, babam pastayı konuşmaya devam etti, niye bunu aldınız sorusu bitmek bilmedi (bunları söylerken yemeye devam ediyor), berbat etmek için elinden geleni yaptı. yediğim şey bi bok muydu yoksa benim doğum günü pastam mı bilmiyorum, en son tartışarak kalktım masadan. herkes kalktı ayrı bir yere geçti ve konu kapandı. pasta mideye ulaştı, kendi yolunu bulup çıkacak ama çocuğunun doğduğu günü ağız tadıyla kutlamaya razı olmayan bir babanın sözleri çokta akıldan çıkmayacak.
fakat 30 yaşın şöyle bir etkisi varmış, eskiden olsa ağlardım. şimdi sadece yutkunuyorum.
sonra eve geldim. annem kızkardeşim belli ki bir şeyler hazırlamışlar, fazla da acemiler belli ediyorlar kendilerini. anlamamış gibi davranıyorum tabi ben. ee bir de yorgunum, uyuklamamam için dört dönüyorlar kırmıyorum tabi ben de onları. ağrıdan çatlayan baş ağrıma aldırmadan ve kapanan göz kapaklarımı alnıma yapıştırıp oturuyorum. derken pastayla geldiler, alkışlarla kutladılar doğum günümü.
babam pastayı görünce etrafında kedi dili olmasını sorun edip diline takıp durdu. heves eden anneme pastanın çok güzel olduğunu söyleyip durdum. masaya oturuldu, babam pastayı konuşmaya devam etti, niye bunu aldınız sorusu bitmek bilmedi (bunları söylerken yemeye devam ediyor), berbat etmek için elinden geleni yaptı. yediğim şey bi bok muydu yoksa benim doğum günü pastam mı bilmiyorum, en son tartışarak kalktım masadan. herkes kalktı ayrı bir yere geçti ve konu kapandı. pasta mideye ulaştı, kendi yolunu bulup çıkacak ama çocuğunun doğduğu günü ağız tadıyla kutlamaya razı olmayan bir babanın sözleri çokta akıldan çıkmayacak.
fakat 30 yaşın şöyle bir etkisi varmış, eskiden olsa ağlardım. şimdi sadece yutkunuyorum.
devamını gör...
çirkin olmanın avantajları
çirkinlik de güzellik de biraz neye göre, kime göre meselesi değil mi? birinin dönüp ikinci kez bakmadığı insana başkası hayranlık duyabiliyor. hem insan kendini hangi ara bu kadar kesin sınıflara ayırdı, onu da anlamıyorum.
bir de çirkin olmanın avantajları diye düşününce aklıma ilk olarak insanların seni daha az fark etmesi geliyor ama belki de bu bile kişiden kişiye değişiyordur. kimi görünmez olmaktan şikayet eder, kimi kendi halinde kalabildiği için mutlu olur.
bence asıl mesele insanın kendini başkalarının gözünden görmeye alışması. herkesin beğenisine göre yaşasak işimiz var.
bir de çirkin olmanın avantajları diye düşününce aklıma ilk olarak insanların seni daha az fark etmesi geliyor ama belki de bu bile kişiden kişiye değişiyordur. kimi görünmez olmaktan şikayet eder, kimi kendi halinde kalabildiği için mutlu olur.
bence asıl mesele insanın kendini başkalarının gözünden görmeye alışması. herkesin beğenisine göre yaşasak işimiz var.
devamını gör...
