all tiny beautiful things yazar profili

all tiny beautiful things kapak fotoğrafı
all tiny beautiful things profil fotoğrafı
rozet
karma: 4117 tanım: 212 başlık: 30 takipçi: 59

son tanımları


ekrem imamoğlu'nun tutuklanmasının nedeni

bugün ibb’nin düzenlediği şahane bir çalıştaya çalıştığım kurumu temsilen katıldım.
şehrin yönetimimdeki diğer kamu kurumlarını, köklü üniversitelerin çok yetkin akademisyenlerini davet etmişler ve konuşulan konular da kent yaşamı üzerine çok kritik alanlarda oldu.

çalıştayın konusu, düzenlendiği alan bugün ibb yönetiminin vatandaşa nasıl baktığının da bir göstergesi aslında.
eskiden ibb başkanının köşkü olan, üst düzey ibb yöneticilerinin villaları olarak kullanılan tüm yapılar ibb’nin çalışma alanlarına dönüştürülmüş ve bunun yanında da vatandaşın faydalanacağı bir kütüphane ve sosyal alanlar imal edilmiş olan florya ipa (istanbul planlama ajansı) içerisindeydi etkinlik.

şehrin kaynaklarını vatandaşıyla paylaşan bir anlayış sebebiyle, şehri nasıl yöneteceğini işini bilen insanlara danıştığı için, mega projeleri onaylamadığı, rantın önüne ket vurduğu için, 7’den 70’e her insana hitap eden bir yönetim şekli geliştirmek istediği için ve en önemlisi insanlara umut verdiği için bugün ekrem imamoğlu 4 duvar arasında.

bugün buna daha da kani oldum. ama bu ateş yandı artık ve o kadar güzel insanlar bu meşaleyi taşıyor ki; insan buradan aydınlık bir yere varılacağına inanmadan edemiyor.
burası da ekrem imamoğlu’nun halka açtığı o yer;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlük yazarlarının gurur duydukları özellikleri

paylaşmakla ilgili hiçbir sorunum olmaması.
belki çok şeyim olmadığı için bu kadar kolaylıkla paylaşıyorumdur, belki altında bambaşka bir psikolojik sebep vardır ama maddi\manevi her şeyimi kolaylıkla verebilirim.
dünya eninde sonunda nedir ki elimizdekileri sadece kendimize saklayacağız?
devamını gör...

binali yıldırım

canımız ülkemizde bir komedi programında şaka yapan ve o şakaya gülen kişi aylarca hapishanede yatmıştı.
ve şimdi rahmi koç'un yersiz fıkrası için sadece rahmi koç'a soruşturma açıldı.
eeee, daha önce şakaya gülen de tutuklandığına göre bu bir emsaldir ve binali yıldırım ile rahmi koç silivri'de iddianame hazırlanana kadar hapis yatmalıdır.
madem canımız ülkemiz bir hukuk devleti, ben bu sebeple eşitlik talep ediyorum.

not: bana göre bir ırk üzerinden yapılan şaka dini şakaya göre çok daha ofansiftir ve din şakası cezalandırılıyorsa, ırkçılık şakası kesinlikle cezalandırılmalıdır.
not 2: kişisel görüşüme göre de her şeyin şakası yapılabilir. komikse güleriz, değilse de; "ne gerek vardı?" deriz. şakanın cezalandırılması epey ofansif mizahtır esasında.

tanım: bu ülkede başbakanlık yapmış, çok büyük bir aile servetine sahip ama bu serveti asla sorgulanmayan imtiyazlı bir eski siyasetçidir.
devamını gör...

baba benim beynim var mı sorusu

bu soruyu çok ünlü bir oğulun çok ünlü bir babaya sorduğundan adım kadar eminim ama ispatlayamam.
bir de o baba ve oğlu açıklayamam, cevabı silivri garantili.
devamını gör...

onur akın

başlıkla alakasız yazılar yazmaktan hoşlanmıyorum, elimden geldiğince de sözlük kurallarına uygun, kendimce dört başı mamur yazılar yazıyorum.
ama engel olamayacağım bazı yazarlara cevap verme isteğime.
insanlar 25 yılda memleketi bu hale getirmiş "o" kişiyi koşulsuz şartsız hala lider (!), hala vatansever (!), hala bilge (!) olarak kabul ediyor ama chp seçmeni ülkesinin hayrına olmadığını, ülkesine zarar verdiğini düşündüğü birini aforoz ettiğinde dönek (!) ilan ediliyor.
özür dileriz ya sizin kadar gerizekalı olmadığımız için, özür dileriz sizin kadar gözü kör olmadığımız için.

tanım: desteklediği birinin ülkesi için zararlı olduğunu görünce o kişiden desteğini çekmiş bir sanatçıdır kendisi.
devamını gör...

özgür özel

herkesin yeni parti kurmasını beklediği, chp'nin seçilmiş genel başkanıdır kendisi.
yeni partiyi herkes çocuk oyuncağı sanıyor galiba.
yeni partiyi kurdun, eeee, sonra? hazine yardımın yok, il-ilçe başkanlıkların yok, vatandaşın tamamına erişme imkanın yok, televizyonlarda karşılığın yok.
nasıl ki ülkemizde sandığa gidip "ampül"e basanlar varsa, sandığa gidip "6 ok"a basanlar var. o insanlara nasıl anlatacaksın kılıçdar ihanetini?

chp, özgür özel'in sonuna kadar çarpışmadan elbette ki terk etmeyeceği bir baba ocağı.

ama maalesef çok zorlu bir yükün altında ve kk kendisine bugün fetöcü iması da yaptı.
şu anda üzerindeki oyun çok net, dokunulmazlığı kaldırılarak ekrem imamoğlu gibi betona gömülmek isteniyor.
devamını gör...

günün fotoğrafı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
karnını doyurdu ve yolu gösterdi;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

özgür özel’in makam araçları satışa çıkarıldı

çoktan yayınlanmış, sonra da yalanlanmış haberin gerçeğini paylaşmak yerine trollükle uğraşan bir yazarın açtığı başlık.

haberin doğrusu şu;
(bkz: https://www.birgun.net/habe...)

sergilenen araçlardan biri 2022 yılında kılıçdaroğlu döneminde alınmış ve kendisi tarafından makam aracı olarak kullanılmış.
diğer araç da partinin kendi parasıyla henüz bu yıl satın alınmış ve ikisine ait fatura da mevcutmuş.
(bkz: https://x.com/alidenizcakir...)

ne güzel bir ülke kuruldu değil mi? muhalefete istediğin çamuru at, sonra haber yalanlanınca da sen sadece haberi sil ama asla tekzip yayınlama; yandaş kanallarda ya da sosyal medyada istediğin algıyı oluştur.
zaten biliyorsunuz ki, yanlış bilgiyi alenen yayma suçunu sadece muhalif gazeteciler ve muhalif vatandaş işliyor; akepe bu suçtan muaf.

yazıklar olsun göz göre göre yalanlarla uğraşan herkese, yazıklar olsun türkiye cumhuriyeti'nin varlığı pahasına koltuklara yapışanlara, yazıklar olsun amerikanın türkiye'ye layık gördüğü monarşiye ülkeyi adım adım sürükleyenlere ve onlara çanak tutanlara, yazıklar olsun ülkede inşa edilen yoksulluğu görmeyip saraylara tapanlara.

bu ülkede doğrusu yapılacak haber çok sevgil* troller. ülkenin 4 bir yanını talan etmek pahasına verilen maden izinlerinden başlayabilirsiniz mesela.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının hissettikleri

bu başlığa 2 kez yazmışım ve hiçbirinde de kendimle ilgili bir hissimi anlatmamışım. canımız ülkemiz kendi dertlerimizi unutturdu bize.
bu yazılardan bir tanesinde ülkede yaşanan değişimle birlikte umut dolmuşum, her şeyin çok güzel olacağına inanmışım.
ah canım ben, ne kadar da safmışım.
(bkz: https://normalsozluk.com/en...)
ikinci yazımda bizi umutla dolduran o değişim ikliminin iktidar eliyle nasıl baltalandığını, mutluluğumuzun nasıl da boğazımıza dizdirildiğini ve nasıl boğulduğumu anlatmışım.
canım kendim, ne kadar da haklıymışım.
(bkz: https://normalsozluk.com/en...)

ve bugün. ah bugün. yeterince cesaretim olsa kendimi öldürürüm sanırım. hayır, akli melekelerim yerinde olmadığından değil. insanların acımasızlığına katlanamadığım için. aklımın ipleri biraz gevşese sanırım kendimi öldürebilirim, ya da ölümümün bir şeyleri değiştirebileceğini bilsem.

biz bunu mu hak ettik sahiden? böyle bir ülke miydi bize reva görülen?
kıt kanaat hayatta kaldığımız, tepemize çökecek evlerde anca barınabildiğimiz, betona boğulan şehirlerde gökyüzünü görmeden işten eve, evden işe gidebildiğimiz, anca karnımızı doyurduğumuz ama beslenemediğimiz, suratına tükürmeyeceğimiz insanların bize ideolojilerini dayattığı, hastanelerde sürüm sürüm süründüğümüz bir yaşamak mı gerçekten bizim payımıza düşen?

verdiğimiz oyun bile çalındığı, doğan bebeklerin dahi geleceği olmayan bir ülke yaratanlar mutlu mu bu tablodan?
köleleşen insanlar, talan edilen ormanlar, haksızlıkla 4 duvar arasına kapatılan insanlar, öldürülen çocuklar, çalışırken ölen çocuklar, katledilen kadınlar, işkence edilen hayvanlar mutlu ediyor mu ülkeyi bu hale sürükleyen insanları?
benim kalbim ağrıyor tüm bu kötülüklerin ve saymadığım binlerce kabusun ortasında.
kendimi sokaklara attım, ne yapacağımı bilemez halde dolanıyorum. kendimi hiçbir yere sığdıramıyorum.

oysa nazım hikmet'in de dediği gibi;

alt tarafı bir çiçek koklayıp,
bir hayvan sahiplenip,
birkaç insan tanıyıp,
sevip gidecektik bu dünyadan.


not: arkadaşlar kendimi öldürmemek için sebeplerim var ve yeni bir tanesi daha eklendi.
ilk sebebim tayyip'in öldüğünü görmek,
ikinci sebebim bahçeli'nin öldüğü günü görmek,
ve o yeni yüklenen üçüncü sebep kılıçdar'ın ölümünü görmek.
tutunacağız bu hayata, güneşli günlere uyanmak umuduna sarılarak tutunacağız.
devamını gör...

kedi köpek anneliği

ben çok uzun zamandır, hakkında uzunca söyleyeceklerim olan konularda çok kısa cümleler kuruyorum. yorgunluktan mı, artık döndür dolaş aynı şeyleri konuşmaktan bunalmak mı, hiçbir şeyin değişmemesinin yılgınlığı mı bilmiyorum ama hiçbir şeyi uzun uzadıya anlatmak istemiyorum.

son günlerde körüklenen hayvan nefreti hakkında da, hayvanlara yönelen şiddet hakkında da binlerce şey söyleyebilirim, sayfalarca anlatabilirim.
keza "kedi-köpek annesi" olmakla ilgili de sayfalarca anlatacak şeyim var. ama bahsettiğim sebeplerle yılgınım.

sadece buna kafayı takanlara şunları söyleyeceğim;
"size mi soracağız kimin annesi\babası olacağımızı?
size mi hesap vereceğiz neyi yavrumuz olarak seçtiğimiz konusunda?
size mi kaldı bizim çocuk yapıp yapmak istemediğimiz?
kimsiniz ya siz, hadsizler?
çekin artık elinizi de, dilinizi de hayatlarımızdan.
uzak durun bizim onurlu hayatlarımızdan.
yeter artık.
çocukların öldüğü, doğanın talan edildiği, hayvanların katledildiği, insanların karanlığa mahkum edildiği, adaletin guguk olduğu bir ülkeyi yaratıp bir de evlerimizin içine mi gireceksiniz?
nefes alamıyoruz artık pisliklerinizin kokusundan."
devamını gör...

deniz gezmiş

"acıyorsam sana anam avradım olsun,
ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!"
devamını gör...

la fiesta del chivo

son zamanlarda okuduğum kitaplarla ilgili bir şeyler yazamadım ama bu kitaba kayıtsız kalamazdım. böyle bir başyapıta teşekkür etmenin bir yoludur belki de hakkında bir şeyler yazmak.

teke şenliği, nobel ödüllü yazar mario vargas llosa’nın 2000 yılında yayımlanan, 2003 yılında da türkçe olarak basılan 550 sayfalık bir başyapıt.

uzun zamandır böylesine dehşetli, karanlık, ürkütücü ve gerçekliğiyle beni sarsan bir kitap okumamıştım. şahane bir dil, çok maharetli bir anlatım kurgusu, ustalıklı bir üslup ve maalesef insanı karamsarlığa sürükleyen karanlık bir hikaye okuyoruz.

aslında hikaye dediğime bakmayın, bu kitap 31 yıl boyunca dominik cumhuriyetinde hüküm süren rafael trujillo’nun tek adam yönetiminin gerçek bir anlatısı. zaten insanı sarsan da bu yaşananların gerçek olması ve günümüzle kurulan benzerlik bağları oluyor.

olayları 3 farklı pencereden izliyoruz ve bu pencerelerde de sıkça zaman sıçramaları yaşanıyor. kah trujillo’nun suikast gününe gidiyoruz (trujillo’nun bir suikaste kurban gideceği sürpriz değil), kah ilk seçildiği döneme gidiyoruz; kah suikast gününün içinde bir hatırlamayla trujillo’nun en güçlü olduğu dönemde buluyoruz kendimizi. kitap bu anlatım şekliyle de bize yazarın ustalığını, zamanı eğip bükerek incecik bir sınırda okuyucuyu da peşinde sürükleyecek kudrete sahip olduğunu gösteriyor.

kitabın konusuna gelirsek 2-3 cümleyle anlatmak mümkün. 31 yıl boyunca tek adamla yönetilen bir ülkenin her kurumunun yağmalanması, halkın perperişan bir halde hayatta kalma mücadele vermesi, trujillo’nun delüzyonunun her geçen gün artması ve bu döngü içinde de acımasızlığın, vahşetin, katliamların dozunun yükselmesi. tek adam yönetiminin bir ülkeyi nasıl erozyona uğrattığını ilmek ilmek okuyoruz.

ve ben bu kadar toplumsal bir hikaye okuduğumda elimde olmadan ülkemizle paralellik kuruyorum. bu kitapta da çok fazla paralellik kurdum ve etrafımla da konuşurken sık sık; “iyi ki bugün bizi yönetenler sosyal medya denen şey yokken yönetmemişler.” dedim.

öte yandan kitap düzenin değişeceğine dair bir umut veriyor; bu diktatörlüğün de sonu olduğuna dair, tüm dalkavukların, zübüklerin gemiyi terk edeceğine dair… ama sonra bir aydınlanma geliyor ve bir diktatörü başa getirmiş, o diktatörü tüm zorbalıklarına rağmen çok uzun yıllar alaşağı edememiş bir toplum yine yeniden bir diktatöre teslim etmez mi kendisini? o yüzden ilk anda bulabildiğim umudu sonrasında kaybettim ve günün birinde ancak dominik olabileceğimizi fark ettim.
devamını gör...

ilber ortaylı

tüm bilgisini, akademik önemini ve hocalığını bir kenara bırakarak söylüyorum söylediklerimi.

ilber ortaylı ölmeden birkaç gün önce bir arkadaşıma, ona ve onun gibi insanlara ne kadar kızdığımı anlatmıştım. ne söylese herkesin pür dikkat dinleyeceği, “bu adamın da bildiği bir şey var” diyeceği, hiçbir şekilde bedel ödemek zorunda kalmayacak bir insanın; ülkemizde bu denli bir erozyon yaşanıyorken, cumhuriyet bu kadar hırpalanıyorken, insanlar hukuksuz uygulamalar karşısında hayatlarından oluyorken; bir kısım karun gibi zenginleşiyor, diğer tarafta bir lokma ekmeğe muhtaç kitleler yaratılıyorken susmasını kabul edemiyordum. ve “umarım ölmeden bir şeyler söyler” demiştim.

o sırada da ölüm döşeğindeymiş zaten ve hiçbir şey söylemeden gitti. geriye, binali yıldırım ile sultanahmet meydanı’nda gevrek gevrek gülerek seçim propagandası yapması ve 19 mart’ta başlayan süreçte hapse giren arkadaşlarının hakkını savunan öğrencileri azarlaması kaldı.

büyük hocadır, âlimdir belki; ama her şeyini borçlu olduğu cumhuriyeti savunmaya yüreği yetmemiş bir düzen adamıdır.
devamını gör...

duvar yazısı fotoğrafları

tam da kirama maaşımdan fazla zam gelen şu günlerde:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
not: bu arada her şeye maaşımdan fazla zam geliyor. teşekkürler akepe.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının hissettikleri

canımız ülkemizde işler rayından iyice fırladığından beri, yani yaklaşık 10 yıldır (benim için 10, başkası için 5 ya da 20 olabilir) tadım tuzum yok. hele hele iktidarın iyice gaza bastığı son zamanlarda adeta bir kabusun içindeyim hissine kapılıyorum sürekli.

hiçbir yere gitmek istemiyorum, hiçbir şey yapmak istemiyorum, yeme bozuklukları yaşıyorum ve zorluklarla hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. sadece çok hassas olduğum hayvanlar konusunda güç bulabiliyorum kendimde. geri kalan her şey hayatın akışında yuvarlanıp gidiyor.

hayatımı siyaset yönetiyor artık ve ülkenin mevcut gidişatını dile getirmeyen hiç kimseye 5 dakikadan uzun süre katlanamıyorum. ülkenin dertleriyle dertlenmeyenlerle hiçbir ortak nokta bulamıyorum ve gün geçtikçe daha da sıkıcı bir kimliğe bürünüyorum.

herkes başka şeylerden konuşabilmeyi nasıl beceriyor bilmiyorum. varsa tavsiyesi olan dinlerim bu arada çünkü canımız ülkemizde kendine balans ayarı çekmek için bir psikoloğa-psikiyatriste de gidemiyorsun. korkunç emekler vererek sadece hayatta kalabiliyoruz ve geri kalan her şey lüks sınıfına giriyor.

toplum olarak bu fakirliğimize, çaresizliğimize, ülkemizin talan edilmesine direnmiyor; burjuvayı ve sarayları alaşağı etmiyor oluşumuz da acayip canımı sıkıyor. o kadar sıkışmış hissediyorum ki, hayatı ahlaklı yaşamaya duyduğum iştah bile bana huzur veremiyor artık.

ben genel olarak iç huzuru kaçmayan birisiydim, kaya gibi direnirdim her şeye. hayatta hiçbir zaman maddi bir hırsım olmadı mesela ve sadece küçücük anlara yüklediğim anlamlarla tutunurdum her şeye. öfkesiz olmaktan bahsetmiyorum bu arada. adaletsizliklere, hukuksuzluklara, birilerinin yok sayılmasına, ayrıcalıklı sınıflara, hayatların yaşanmasına izin vermeyenlere ve sayamadığım tüm ezici tiranlara karşı her zaman öfkeli oldum.

toparlayamıyorum da söyleyeceklerimi, zaten eskisi gibi güzel cümleler de kuramıyorum. nasıl yitip gittiğimi anlamıyorum; anlatamıyorum. belki kolektif bir şeyin içinde bulunmaya ve yalnız olmadığımı anlamaya ihtiyacım vardır.
öyle işte. iyi değilim sanırım uzun zamandır.
devamını gör...

diyelim ki onlar bunu okuyor

aradan yıllar geçti. seni hatırladığım günler sayılı artık. ama ne zaman sezen aksu çalınsa bir yerden kulağıma aklıma sadece sen geliyorsun.
bana bazı şeyleri yaşatmasan daha iyi olabilirdi ama yine de en güzel hikayemdin.
mutlu ol, ya da olma, orasıyla inan ilgilenmiyorum. ama günün birinde bir anda aklına geleyim ve de ki; "en güzel hikayemdin."
devamını gör...

kızlar niye siyaset ve futbol ile ilgilenmiyor sorusu

siyaset ve futbolun aynı kefede anılması hem saçmalık hem de bir bakıma haklı bir argüman.

saçmalık şuradan kaynaklı; ideal bir evrende siyaset, vatandaş ile toplum arasındaki tüm ilişkileri düzenleyen ve hayatın nasıl yaşanacağını doğrudan belirleyen bir mekanizma. bu noktada, kapitalizmin neredeyse kelime karşılığı haline gelmiş bir kitle eğlencesi ve avuntusu olan futbolun siyaset gibi bir bilimle aynı cümlede anılması bile absürt.

öte yandan futbolun da, siyasetin de kelli felli, ayrıcalıklı tiplerin çıkarlarına hizmet ediyor olması ve ikisinden de bir pislik akması, onları birbirine çok yakıştırıyor.

ama ben siyasetin ideal haline obsesif bir şekilde takıntılıyım ve bu noktadaki inancımı da asla yitirmiyorum. buradan bakınca siyasetle epey ilgili olmamın yanında futboldan tiksiniyorum ve tamamen gerzekçe buluyorum.
oldu mu sayın erkek bireyler?
devamını gör...

yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi

(bkz: #3883302
ben mi bu kadar deliriyorum tüm bu olanlar karşısında bilmiyorum ama gece tam yatacakken okuduğum; “akın gürlek yeni adalet bakanı” haberi tüm günümün içine s*çtı.
devamını gör...

akın gürlek'in yeni adalet bakanı olarak atanması

bu atama bir cesaretlendirmedir, tarafınızı belli edin çağrısıdır.
bu atama; “istediğimiz kararlara imza atanlara her türlü koltuğun önü açık” diyerek göz kırpmaktır.
ve tam da ibb davası öncesi akepenin en büyük elidir.

maalesef 20 yıllık akepe yönetiminin en faşist son 13 yılında (gezi milattır) kurumlara militan ruhlu bir sürü yandaş dolduruldu. ve artık bu insanlar canımız türkiyemizi tamamen bölüp parçalayarak tüm varlıklarını yok etmeye yönelik asla korkmadan, fütursuzca hizmet edecek. hesap verilmediğini de hepsi çok iyi biliyor. artık hepsinin gözü daha kara, hepsi çok daha cesur ve maalesef bu davaya (!) tamamen adanmış durumda.

türkiye’de hiçbir şey buradan dönmez artık. bizim de bahtımıza düşen böyle şahane bir ülkede, böyle bir zamana denk gelmekmiş.
ya dün istanbul gibi dünyanın gözbebeği bir şehirde konserler iptal edildi, üzerine de zorluya vali ceza verdi. pardon, tek ayak üzerinde de duralım mı vali bey?

gerçekten her gün göğsümün üzerinde bir öküz taşıyorum. bitmiyor çilemiz, çaresizliğimiz. nasıl üstesinden geliyor hayatını dürüstlüğe adamış insanlar bilmek istiyorum.
devamını gör...

noktalama işaretleri ile bir emoji bırak

⊂_ヽ
  \\ allah
   \( ͡° ͜ʖ ͡°) seni
    > ⌒ヽ gittiğin
   /   へ\ yere
   /  / \\ yakıştırsın
   レ ノ   ヽ_ ama
  / / günü
  / /| gelince
 ( (ヽ. ben de
 | |、 \ sana
 | 丿 \⌒) yapıştırırım
 | |  ) /
ノ ) lノ
(_/


ben yapmadım ama yapanı da, sözü söyleyeni de takdir ediyorum.
teşekkürler özgür özel, içimizi soğuttun. umarım senin de bir nebze soğumuştur.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim