all tiny beautiful things yazar profili

all tiny beautiful things kapak fotoğrafı
all tiny beautiful things profil fotoğrafı
rozet
karma: 3313 tanım: 171 başlık: 23 takipçi: 48

son tanımları


yazarların kendi gündemleri

bazen bir şeyleri yoluna koymak zaman alır. hatta bazen bu çok fazla zaman alır. ama insanın hayatını yoluna koymaktan başka bir çaresi var mıdır?

insan hayatını ya şimdi yoluna koyar, ya da çok geç olmuşken bunu yapmak zorunda kalır. ve çok geç olmuşken hayatın nasıl delik deşik hale geleceğinden bahsetmek bile istemiyorum.

bir yandan da hayatını yoluna koymak için her zaman biraz geç, her zaman biraz erkendir...
ben bunu yapmak için bugünü seçiyorum. bomboş geçirdiğim günleri, ayları, hatta yılları şu andan itibaren arkamda bırakıyorum; özüme, eski kendime dönüyorum. her şeyi hakkıyla yaptığım, yılmadığım, azimle çalıştığım, kendimle yarıştığım günlere dönüyorum.
biraz daha geç olmadan şimdi yola çıkıyorum.

ve korkmuyorum kendimden, başaramamaktan. ben artık hayal ettiğim şeylere ulaşamasam bile; "denedim olmadı" demek istiyorum.
devamını gör...

yazarların yazarlara söylemek istedikleri

az önce gümüşsuyu’ndan kabataş’a yürüdüm ve birden yanımdan 15 yıl önceki ben merdivenleri zıplaya zıplaya indi.
ah ne günlerdi, dersten çıkardık, taksimde yer içerdik, gece olurdu ama bitmezdi de bitmezdi enerjimiz. koşarak merdivenleri inme yarışı yapardık ve yarı sarhoş halimizle düşmeden inmeyi becerirdik.

aradan 15-20 yıla yakın zaman geçti ve bugün bu merdivenleri gözlerim dolu dolu, yavaş yavaş yürüyerek indim.
hayat nereye akarsa aksın o günlerimin gamsız, tasasız hallerini özlüyorum ve ne zaman o günlerin tortusuyla karşılaşsam nostalji batağına saplanıyorum.
devamını gör...

türkiye solu türk ve sünni müslüman realitesini tanımalıdır

türkiye solu ne zaman kendi kimliğini bir kenara koyup sağ kesimin ideolojisinden sorumlu hale geldi anlamakta zorlandım ben. ama yine de şöyle diyelim, türkiye’nin sosyalist hareketi, bu toprakların kültürel, etnik ve dini çeşitliliğini görmezden gelmez.

ancak “türk ve sünni müslüman realitesini tanımak” demek, bu çoğunluğun tüm siyasal ve toplumsal tercihlerini onaylamak demek değil.

bir kısım müslümanların cemaat kollarına koşmaları ne zaman sol kesimin müsebbibi olduğu bir konu oldu onu da tartışmak lazım tabi.
muhafazakar tayfa geçmiş zamanda yaşama fantezisini sonlandırıp ülkenin 80 darbesinden bu yana siyasal islamın kucağında oturduğunu görse konuları başka türlü irdeleyebilir belki.
devamını gör...

yaşlandığını anlamak

konforu her şeyin önüne koymayı önceledikçe hep imrendiğim "yaşlı rahatlığı"na kavuştuğumu, dolayısıyla da artık yaşlanmaya başladığımı anladım.
eskiden hap kadar dantel külotlar giyerken, artık memelerimin altına kadar çekilebilen pamuklu donlar tercih ediyorum mesela.
ve bir arkadaşımdan aldığım öneriyle de giymediğim, zaten asla bacağımdan geçmeyecek olan dantel külotlarla da kese yapıyorum, çok güzel kir çıkarıyor.

insana yaşlandıkça her anlamda bir rahatlama geliyor, uluorta donlarını da konuşabiliyor mesela.
devamını gör...

ilim ile bilim farkı

"hadis bilimi" cümlesini okuduktan sonra bilim kelimesinin komple lügatımızdan kaldırılması gerektiğine kanaat getirdim.
kardeşim muhammed'in peygamber olması falan inançla ilgili bir mesele, burada mutlak bir doğru yok. böyle bir kabulle yola çıktığın bir insanın söylediği iddia edilen, ya da söylediği sözler nasıl bilim olabiliyor?
allah akıl fikir versin. (bu cümle bile kulağıma çok daha bilimsel geldi şu an.)

not: müslümanların kendi inançlarını mutlak doğru kabul edip tüm tartışmaları bu kabullere tutunarak devam ettirmeleri çok saldırgan ve çaresizce. lan zaten mesele senin inanç sisteminin doğruluğunun ispatlanamaması. ve ispatlanamayan hiçbir şey de bilim ya da gerçek sınıfına giremiyor maalesef.
devamını gör...

ne gerek vardı hissi

ben bunu boş bir cümle kurduğumda ya da açıklama yaptığımda hissederim genellikle.
ağzımdan o bomboş açıklamalar çıkar ve anında içimden kendimi yargılarım. "bok vardı da söyledin, ne gerek vardı buna" diye.
devamını gör...

linç yiyecek bir fikir bırak

sex illa ki ten uyumu gerektiren bir şey değildir. hatta ten uyumu denen şey yakınlaşmanın verdiği hazdır büyük oranda.
haz da duygusal bağdan ya da uzun süreli uyumdan değil, anın heyecanından da ortaya çıkabilir.

yani cinsellik tabuları yıkılmalıdır bana kalırsa.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının düşünceleri

anneliğin çok kutsanması ile ilgili her tabuyu yıkmamız gerektiğini düşünüyorum.
ve bir insanın kendi çocuğunu her şeyin önüne koyduğu, çocuğuna karşı çok büyük bir sevgi büyüttüğü için kutsanmasını anlamıyorum.

annelik bencilliktir en başta, çünkü insanın sadece kendisiyle ilgili bir kararının sonucu dünyaya çocuk getirmesidir.
sonrası da annenin sadece o çocuğun sevgisini, başarısını, mutluluğunu merkeze koyduğu bir toksiklik hikayesidir bana kalırsa.

ben bunları 37 yaşında, çocuğu olmayan bir kadın zaviyesinden söylüyorum. birilerine göre bu yer zavallı olabilir, “sen anne değilsin, ne anlarsın ki?” denilebilir ama bu düşüncelerin arkasında bencil, delirmiş, kıskanç bir benlik yok.

ben bu düşünceleri hayatı başka başka açılardan algılamaya çalışan biri olarak gözlemleyerek, okuyarak ve izleyerek geliştirdim. sonrasında da çok yakın arkadaşımın çocuğuyla kurduğu toksik ilişki neticesinde, 4 yılda pekiştirdim.

hepimiz biliyoruz cihan cihantimur ve annesi eylem tok olayını. eylem tok katil oğlunu yurtdışına kaçırdığında arkadaşım bana; “telefonları saklaması çok kötü ama oğlunu kaçırmasını anlayabiliyorum” demişti ve bu benim zihnimden çıkmıyor.
orada bir annenin evladı hapise girecektiyse, ki girmeyeceğini hepimiz biliyoruz, bir başka annenin evladı toprağın altına girdi, bir baba da arkasında bir evlat bıraktı. ve o çocuk hapse girseydi yaptığı şeyin bedelini ödeyecekti, bir haksızlığa uğramış olmayacaktı.

ama o anda eylem tok konuşulduğu ve arkadaşımın gözünde “oğlunu koruyan bir anne” olduğu için başka bir çerçeve çizmeden buna empati yapabildi. o an ölen kişinin annesi konuşulsaydı da başka bir detaya bakmadan “adalet yerini bulsun” diye haykıracaktı büyük ihtimalle.

umarım anlatmayı başarmışımdır.
bence annelik olaylara objektif bakmayı köreltiyor ve çocuğunun bekası uğruna kimlerin feda olacağını göz ardı ediyor.
ve bu yüzden annelik kutsal addedilecek bir şey değil, korkulacak bir şey benim açımdan.

not: adalet duygusunu yitirmemiş, yeri geldiğinde çocuğunun da bedel ödemesini göğüsleyebilen anneler baş tacıdır ve onların yetiştirdikleri çocuklar da büyük ihtimalle dik duruşludur.
devamını gör...

kadıköy'de yemek yenecek yer

risk almak istemediğim zamanlarda hep kurtarıcım olmuştur;
(bkz: çiya sofrası)
devamını gör...

güne bir kedi bırak

niyetim sehpada boylu boyunca uzanan tombalağı bırakmaktı ama çirkef küçük kedi araya girdi. o yüzden güne 2 kedi bırakıyorum. stokta 2 kedoş daha var, zaman gelir 4 kedi de bırakabilirim yani.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlük bir dizi olsa olacağı dizi

shtisel olurdu bence.
çok rutin ama bir yandan da izlemekten asla kopamadığın, içinde seni çeken bir şey olan ama o şeyin ne olduğuna dair hiçbir fikrin olmayan, izlemeye devam etmeni mantıklı bir şekilde açıklayamadığın bu dizi sözlüğün monotonluğu ile bir paralellik içinde bence.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkiye'de mutlu olunur mu sorusu

öncelikle mutlu olmakla ilgili yanlış anlamaları gidermek gerekir. mutluluk sürdürülebilir, her zaman aynı düzeyde tutulabilecek bir his değil.
yıllardır görmediğin bir arkadaşınla karşılaşırsın, onu gördüğüne mutlu olursun; almak istediğin bir şeyi alırsın, mutlu olursun; tatile gitmek istersin, tatil bileti alırsın ve mutlu olursun...
mutluluk böyle bir şeydir ve eğer bunu kavrayamayıp sürekli mutluluk kovalarsan tatminsizlikler, ya da daha büyük beklentiler girer işin içine. oradan da çıksa çıksa huzursuz bir hayat çıkar.

o yüzden "türkiye'de mutlu olunur mu?" diye sorarsak, "evet olunur" diyebiliriz. ama başlıktaki kasıtla düşünürsek cevap değişir. hayatın dertlerini gören, dünyadaki adaletsizlikleri gören, kısacası hassas bir ruh hiçbir yerde mutlu olamaz.
üzgünüm ama "bilmek" acı veren bir şeydir. fakat bu acıyı göğüslemek de onurlu bir yaşamın temel taşıdır.
burada asıl önemli olan bizim hayatı haz peşinde koşan geri zekâlılar sürüsünün bir parçası olarak mı yaşamak istediğimiz, yoksa tüm bedelleri göze alarak dik durduğumuz bir ömür mü sürmek istediğimiz.
devamını gör...

içindeki ses sana ne söylüyor sorusu

bana böyle söylemler hep çok cringe gelmiştir. hayata fazlasıyla materyalist baktığım, "içinizdeki gücü keşfedin" minvalindeki söylemleri boş bulduğum için herhangi bir konuda da içimdeki ses hiçbir şey söylemez.
susar benim içim genel olarak. zaten ben dışımdan yeterince konuştuğum için etrafımda da başka bir konuşmaya ihtiyaç duymam.
devamını gör...

bakkaldan alışveriş yapmayan insan

ben çelişkilerin insanıyım.
bireyselliği çok sevmeme ve insanlara tahammül edemememe rağmen sıkı bir small talk uzmanıyım.

sabahları bindiğim otobüs durağındaki insanlarla selamlaşmalarım mutlaka ilerler ve artık birlikte oturmak zorunda hissettiğim bir göreve evrilir.

mahallenin bakkalıyla da tam olarak öyle bir noktaya vardığımız ama benim muhabbet etmeye hiç gönlüm olmadığı için gitmiyorum.

kulaklığımı takıp dolaştığım, expres kasadan kendi işimi kimseyle yüz göz olmadan hallettiğim, özetle yalnızlığımın dibini sıyırdığım marketler benim en büyük dostum.
devamını gör...

fütüristik darbe

fatih altaylı'nın koltuğunda konuşan özgür özel'in 29 marttan beri süregelen tüm bu süreci tanımlama şekli.
gönül ister ki 21.yüzyılda darbe konuşmayalım, insanların depremde binaların altında kalarak can vermesini konuşmayalım, bir takım insanların herkesin hakkını çalarak çoluğunu çocuğunu iyi liselere/üniversitelere sokuşunu konuşmayalım, liyakatsizliği konuşmayalım, ormanların talan edilişini konuşmayalım, hayvanların katledilişini konuşmayalım, protesto özgürlüğünü kullanan insanların hapislere tıkılmalarını konuşmayalım, "siyasi tutuklu" kavramının normalleşmesini konuşmayalım ama maalesef her gün bunların konuşulduğu, mutsuz, umutsuz ve umarsız günlerden geçiyoruz.

ve gelecek cumhurbaşkanı adayının gölgesinden dahi korkan bir iktidarın tüm tuşlara basarak yaptığı bu darbe girişiminin "fütüristik darbe" olarak tanımlanması ve tarihe de böyle not düşülmesi gerekliliği bana mantıklı geldi.

bu da yayını izlemek isteyenlere gelsin;
buradan
devamını gör...

demokrasinin en büyük kusuru

“demokrasi, neyi okuyacağını bile seçemeyen insanlara, ülkeyi yönetecek kişiyi seçme hakkı vermesidir.” minvalinde bir söz kalmış aklımda.

buradan bakarsak, bizim ülkemiz için şöyle bir tablo var ortada: sabahtan akşama kadar insanlara ahaber izletilip reis güzelleniyor; rte için dünya lideriymişcesine destanlar yazılıyor, dünyanın en muteber insanıymışcasına eleştiri kanalları kapatılarak kutsanmış bir figüre dönüştürülüyor; ülkenin en iyi okullarına kayyumlar atanıp en kilit bürokratik noktalara cemaatler konuluyor; en prestijli okullar alternatif tarih kurgusuyla adeta birer beyin yıkama merkezine dönüştürülüyor ve günün sonunda da insanların önüne sandık konulup buna demokrasi deniyor.

biraz oksimoron bir durum aslında türkiye'nin mevcut konjonktüründe demokrasi.
ve aslında demokrasinin kusurunu en özet şekilde anlatan o sözle bitirelim yazımızı; "cehaletin bir görüş olduğu fikri, demokrasinin en büyük felaketidir."
devamını gör...

719 öğrencinin lgs'de full çekmesi

sınavla ilgili günlerdir konuşulan şaibeleri bir kenara koyarsak; bu sınıfın pür pak bir sınav olduğunu , 719 öğrencinin de aslanlar gibi tüm soruları cevapladığını varsayarsak bile çok ciddi bir sorun var ortada:
bu sınav eleyici olmak zorundadır. 700 küsur öğrencinin ful yapabildiği, binlerce öğrencinin sadece 1 yanlışının ya da boşunun olduğu bir sınav hiçbir şeyi ölçemez, öğrencileri eleyemez.
sırf bu noktadan bakıldığında bile sınavla ilgili çok ciddi kusurlar olduğu açıktır.

diğer hususlara girmeye bile gerek yok, bu ülkenin gençlerinin geleceğinin her defasında kimlere kimlere feda edildiği hepimizin malumu.
yazık, çok yazık.
devamını gör...

üç harfli koca anlamlı kelimeler

aklıma ilk gelen kelime "yol" oldu nedense.
hem sevdiğim bir kelimedir, hem metaforik anlamlara da açıktır, hem de bir yandan içinde huzur barındırır bence.
devamını gör...

yusuf tekin'in halka hakaret etmesi

maalesef partili cumhurbaşkanı dönemi başlayalı beri sapla saman birbirine karışmış; devlet, iktidar, parti kavramları iyiden iyiye laçkalaşmıştır.
bir bakanın gençlerin geleceğini belirleyen sınav hakkındaki spekülasyonlarla alakalı sorulan sorulara verdiği hakaret dolu, kendince laf sokmalı cevaplar da bu durumların nişanesidir.

türkiye siyasetinde çok garip bir dönemdeyiz. netlik yok, doğruluk yok, hukuk diliyle konuşmak yok; sadece tek bir adamın koltuğunu korumak uğruna yalanlar söylemek var, eğip bükerek algı yapmak var, şiirle maniyle muhalefet küçümsemek var.
ve maalesef milli eğitim bakanı da bu çürümüş düzenin en güzel özetidir.
devamını gör...

normal sözlük'ün entelektüel yazarları

ben bu sözlükte entelektüel konularda yazı yazma mottosu ile yola çıkmıştım. biraz öyle de yürütmeye çalıştım; okuduğum kitaplar, izlediğim şeyler gibi konularda yazdım ve kişisel hayatıma, duygularıma girmemeye çalıştım.
ama zor galiba, insan bir noktadan sonra onu alıp yerden yere vuran bir konudan bahsetmek istiyor. etten kemikteniz, kanımız canımız var ve ben yapamadım o kadar motamot davranmayı.
özetle olmaya çalıştığım ama olamadığımdır.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim