kendime verdiğim tüm zararlar * için kendimden özür dilemek istiyorum. gerçi hala daha zarar vermeye devam ediyorum. bu, boş bir özür mü olur, özürlerim birikir yaralarıma merhem mi olur? bilmiyorum. denemekten zarar gelir mi, gelirse neler değişir? çok bir şey fark eder mi? benliğimin beni kaybedişi nerede, ona ne zaman erişirim? ona erişene kadar bir şeyler daha farklı olacak mı? aynılıklar içinde hapis miyim? ben kimim? kendi kafesimi mi yaptım yoksa başka bir kafesten çıkamayan biri miyim? ne ifade ediyorum? değerimi insanlar üzerinden mi belirliyorum? ben bir hiç miyim, düşüncelerim önemsiz mi? bir gün iyi olabilecek miyim? hüzün mü beni buluyor yoksa onu çağıran ben miyim? hayatın derinliği anlamlarda mı saklı yoksa mutlu olmak mı yasaklı? huzurun önünde gerçekten var mı bir duvar? peki bu duvarın tuğlaları nereden, kimden yoksa benden mi? insan bilmez mi kendini? bilmiyor işte, iyiyim sanıyor. peki iyi olmak ne?
bu haftanın sıkıntısından, yoruculuk ve bunaltıcılığından defalarca ruhumun çekilip son anda tekrar bedenime girmesiyle yaşadığım bir haftaydı. ve bugün kendimle baş başa hiçbir iş güç yapmadan ve saçma sapan muameleler görmeden geçirdiğim, tek uğraşımın kahvaltı ve akşam yemeği bir de filmlik tatlı hazırlığı olduğu bir gün oldu. kendime geldim resmen oh be. *
hocam senin bu ibretlik ayar, olaylarındaki ibreti alan kitle kimler tam olarak hani muhatap ders alır * diğerleri de ibret alır sendeki diğerleri kim?
kendisinin neyden mutlu neyden mutsuz olduğunu ve bunların hangilerinin değiştirilebilir olduğunu analiz edip kendini keşfetme yolculuğunda ilk durakta bir rota çizebilir.
hiç de efsane değil, o yayın gelirse söyle diyen babam ve gelip söylediğimde beklemediği için tekrar yayının gidişi, o ayarlamaya çalışmalar, kaos ve tamam biraz abartmış olabilirim ama her olaydan da efsanelik çıkarmayın yahu.
parçalı kırığı teğet geçen ayak çatlatma olayı. * işi en büyük yapan ayağımın normalde dönemeyeceği bir açıda dönerek burkulmasına düşüş anımda şahitlik etmekti, gözümün önünde ayağıma garip bir şeyler oldu resmen.
seçmeli bir dersime -zor içerikli ve manyak hocalı seçmeli ders bulma uzmanıydım- giren kibir=profesörlük sanan kişinin yurtta kalan, aile evinde kalsa bile çok yük olmamaya çalışan insanlarla dolu sınıfta yediğimiz yiyeceklerle alay etmişti, beynimizi bozuyormuş pardon kanka ya nasıl atladım bu detayı.
aynı kişi bir kere de dersini tartışma gibi bizim de aktif olacağımız şekilde işleme talebine sizin fikriniz mi var da öyle işleyeceğim demişti.
kibir abidesi.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.