bugün ufak bi yaralanma geçirdim ve işten çıkıp hastaneye gittim tedavi süreci vs derken, yaşadığım olayın şokuyla duran kafam "eniştenizin "rapor al" gibi mantıklı bir cümlesiyle tüm rutinimi değiştirdi. gün geçmedi, akşam olmadı, her ne kadar sürekli şikayet etsem de işimi çok özlediğimi de farkettim. bi yandan yazıp bi yandan çizim yapıyorum. yarın gidince masamı öpcem
bugün değil de dün farkettim aslında. sahte kutlamaların, sevimsiz tebriklerin, içten gelmeyen sarılmaların, kısacası etrafımdaki kof kalabalığın (ki çok önceden) yerini daha samimi, daha içten sevgiler ve dostluklar almış. bi arkadaşımla aynı gün doğmuşuz. o mesela en alakasız insandan bile boş bir tebrik alırken öyle mutluydu ki.. insanlar arkasını döndüğünde yüzündeki gülümseme bile soluyor.. ki bunu da eleştirmiyorum insanların görülmeye de ihtiyacı var elbette.
ben dün bu mutluluğu dışarda değil de kendi içimde ve en yakınlarımda aradığımı farkettim. ve yeni yaşımda alabileceğim en güzel hediyeyi eski yaşım daha da katlanarak artan bir heyecanla bana bıraktı. şükür
çocukken (yani internetin, dokunmatik cep telefonunun olmadığı, dizi kültürünün bizi zehirlemediği, şimdiye nazaran daha temiz zamanlarda) akşamları atılan havai fişekleri izlemeyi çok severdim. kardeşimle paylaştığım odamızda kendime ayırdığım kısacık ama bir o kadar da hayal dolu anlarmış benim için.
şimdiii ben bu konuya nerden geldim. büyüdüm, çevre kirlendi, kültür kirlendi, ahlak kirlendi.. az evvel çok yakınımda bir yerde birkaç tane havai fişek atıldı. gördüğüm parıltılar ve patlama sesini duyduğumda eskiden duyduğum heyecan, yerini kimin bunu rastgele bir günde yaptığı sorusuna cevap aramaya bıraktı..
hayvanlara da yazık yapmayın..
heba ettiğim litrelerce sütten sonra ( ki onlar da peynir oldu, artan sular da çiçek diplerine dökülerek geri kazanım sağlandı) yapmayı öğrendiğim ve her hafta mahalle sütçüsünün gelişini 4 gözle beklediğim, doğal olduğuna inanarak probiyotiğine güvendiğim besindir.
bir ara tereyağıyla mayalamıştım sulu olmaması için, baya kaymaklı olmuştu yanlış hatırlamıyorsam. yoğurt için ayırdığınız sütün artanıyla da sütlaç ya da kefir yapıyorsunuz, efsoo
ama itiraf edeyim termometre kullanıyorum uygun derece için. parmağımla anlayacak kadar kıdemli olamadım
bu başlığı gördüğümden beri aklıma birazdan kelimelere de dökmeyi deneyeceğim şey geliyor;
kendi değerlerimden ödün vermeden de birinin beni hayatına dahil edebileceği gerçeği ile tanıştırdığın için, kendim olmaktan kaçıp sığındığım tercihlerimde aslında hatanın bende olmadığını anlamamı sağladığın için, tüm çene düşmelerimi bi şekilde toparlamaya çalışıp tatlı tatlı ayar verdiğin için, tekil olarak sürdürdüğümüz hayatlarımıza birbirimizi dahil etmeye çalışırken zorlanmamıza rağmen bunları konuşarak aşabildiğimiz için, seni uzaktan dahi her gördüğümde bulutların üzerinde yürüyecek derecede mutlu edebildiğin için, "doğru insan" tanımının gerçek olabileceğini kanıtladığın için, bu kadar kısa sürede kucağıma bir dolu anı doldurabildiğin için, bir şeyleri birlikte aşmaya gönüllü olduğun için, en en ennn çok daa hayatımdaki varlığın için teşekkür ederim..
bence her sabah gözünü açtığında günün hangi güzellikleri beraberinde getireceğine dair bi heyecan duymana vesile oluyor. sadece manitacılık olaylarında değil , arkadaşlık durumlarında da motive edici bence. işe ilk başladığım ve yeşil mesajlaşma uygulamasının olmadığı zamanlarda en az 6-7 kişiye "günaydın" mesajı atıyordum.
ben motive oluyorum, seviyorum da.. atanlar atmaya devam etsin litfin çok mutlu ediyorsunuz.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.