evet arkadaşlar dahil tamam edebiyat yapmayın.
en çok bu cazcılar edebiyatçılar kafa ütülüyor be.
sürekli şiir miir. yok seven işte kimse oradaki gibi de gelip size sevdalanmiycak.
ekonomi köti ülke cahil neyin anlamı kalmış ki elin oğlu elin kızı gelsin seni öve öve satırlar yazsın.
hangi satır arasına gizlesin seni
hangi cümlelerde ölüp dirilsin.
boş işte bırak aç tamam işte haberleri aç bak nolmuş
devamını gör...

fragmanından çok basit çok sıkıcı bulmuştum ama bir meditasyon eğitmeni ve spiritüel koç'un tavsiyesiyle bir de bu yandan bakın bu şekilde izleyin dediği şekilde ele alarak izlediğimde içime işleyen bir şeyler oldu.
ve o anda yapmak istediğim şeye karar verdim.
yaşanılan sorunlara bakarsanız herkes kendinden bir şeyler bulur
geriye dönüşler, pişmanlıklar, arayışlar ve bitmemiş yarım kalmışlıklar.
özü kendinsindir.
kendine dön.
gerisi klasik aşk hikayeleri yaz dizisi murat boz falan filan.
ben alacağım mesajı aldım. para için yapılmış yok yaşam koçluğu yok ayvalık rakı bilmem ne olması beni ilgilendirmiyor.
bu arada murat ve tuğba'nın ilişki başlarında yaşadığı her şeyi yaşamış olmam.. bunlar daha düzgün resmetmişler o öyle usturuplu yaşanmıyor pek.
edit : hayatımı değiştirmek için karşıma çıkmış bu dizi, tam zamanında tam yerinde izlenilmiş ve bana katabileceği şeyleri katmıştır. şöyle düşününce karakterler kafamda tam oturmasa bile tema olarak biri daha düzgün diğeri hovarda ötekiyse arada derede kalmış hasta bir karakter olarak kim kendinden bir şey bulursa alır gibisinden yapılmış seçilmiştir. yine de daha farklı karakterler beklerdim neyse bu zaten kitapsa bilmiyorum okumadım herkesin hayatı kendine
ben asıl kendini iyileştiremeyen şifacının akıbetini hiç düşünmemiştim. o kadar yaralanır ki bir insan ya zorba olur ya şifacı.
yolumuz çok uzun be zeytin ağacı.
öğrenecek çok şeyimiz var bu kurulu düzen gelir geçer. sana atfedilen karanlığı, travmaları atlatmak lazım ki senden sonrakilere zeval gelmesin..
devamını gör...

neler gördü bu gözler.
izlemez olaydım.
şimdi internete çöp diyorsunuz da o zamanlar asıl çöptü.
iğrenç. amerikalıların iğrençlikleri ayrı psikopatlıkları da ayrı.
adam halen twitterda yazıyor galiba.
vay be.
parayı kötülükten kırmak en sonunda daha beter ediyor ama bunlar bir şekilde paçayı kurtarır.
yancıları nerede acaba o zamanın mide bulandırıcı tipleri şimdi memur hayatı yaşayan korkak basit tiplerdir değil mi ?
mutlaka öyle olur.
yalnız işin aslı gerçekten inanmadım göndermediklerine. bu bulunan ve a tamam bu iyi burdan devam edelim denilen kılıf bence.
çünkü çok kimse yoktur sadece kendileri için çeksinler çıplak fotoğrafları. gönderildi onlar..
buna kendinizi inandırabilirsiniz, biz de inanmış gibi yapacağız çünkü ortada haklı olan taraf yine bu kadınlar.
devamını gör...

o kadar klişe o kadar bariz göze sokulan sahneler var ki çok sıkıldım. senaryo çok tahmin edilebilir. bir o aynı şeyi söylüyor sonra yanındaki karar değiştiriyor sonra illa birileri kavgaya tutuşacak ki bir olay patlak versin ve birleşsinler.
3.bölümden sonra sara sara 2 bölüm daha izledim. verilen bilgiler çok iyi fakat öyle sıkıcı sahnelerde veriliyor ki kaçırdığım çok oldu.
beğenmedim devam etmeyeceğim.
devamını gör...

netflixte gösterilen kısa bir sahneden benlik olmadığını anladım ve izlemedim. çizgi romanını okumayı tercih ederim.
dizisinden hoşlanmadım. bilmiyorum aşina değilim sanki daha farklı olmalıydı gibi geldi bana. evet birkaç sayfasını okuduğumdan ve netflixte gösterilen tek bir sahnesinden böyle bir çıkarımda bulundum...
devamını gör...

2.sezona geçtiğim dizidir. daha önce fragmanlarına bakıp diziyi izlememeye karar vermiştim. sonra 1.bölümü denedim yok olmuyor çok ağır ve sıkıcı geliyordu bugün yine karşıma çıktı ulan ne buldular diye düşünürken dedim ki ilk bölümü sal. ilki kötü olabilir bu kaç sezon çok sezon o halde vardır bi hikmeti
başladım ikinci bölümden ve evet şu an 2.sezondayım.
anladım biraz biraz. bu arada polly'i oynayan hanım helen mccrory ilk gördüğümde the quarry oyunundaki eliza geldi aklıma. sanırım böyle kaşlar yukarıda hafif tepeden bakış bazı kadınlara o kadar çok yakışıyor ki. tanrıça gibiler vay canına be.
neyse kadın ölmüş üzüldüm.
hazır sıcaklardan uyuyamıyorken canımın çok sıkılmaması ve uyuyakalmamda birebir yol yöntem neşfilişin mükemmel bir yapıtı.
bu arada ingiltere'nin kasvetinde boğularak öldüm bi ara.

düzenleme : 3.sezon 2.bölüme kadar zor dayandım ve 4.sezon dahil geçe geçe izledim artık o kadar tekrar o kadar sıkıcı oldu ki sonunda final bölüme geçtim ve bitti.
kesinlikle benlik değilmiş. iki günümü buna ayırdım yetti bana.
devamını gör...

julia, 2014 yapımı bir neo-noir intikam filmi ve matthew a. brown'ın ilk uzun metrajlı filmidir.
julia, acımasızca tecavüze uğradıktan sonra geçirdiği travmayla kendini yenilemek için alışılmışın dışında öğrenmeye başladığı bir terapinin sonunda tekrar kurban olmasını konu alıyor.
19 temmuz 2014'te bucheon uluslararası fantastik film festivali veya bifan, uluslararası fantastik film festivali'nde dünya çapında gösterime girdi.

bardaki konserde çalan şarkı :


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yönetmenliğini yaptığı p.j. pettiette aynı zamanda matt cunningham ile birlikte yazdığı 2011 yapımı julia x,
internette the stranger takma isimli bir adamla tanışan ve barda onu görmeye karar veren kadının x harfiyle damgalanıp kaçırılışıyla bir kedi fare oyunu başlar ancak her kurbanını alfabe ile damgalayan seri katilimizi hiç umulmadık bir dönüş bekler. seks, kan ve intikamla oluşan hikaye korku ve komedi türünde bir b filmdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

masumiyet, gaspar noe'nun eşi olan lucile hadžihalilović tarafından yazılan ve yönetilen, frank wedekind'in mine-haha veya genç kızların bedensel eğitimi üzerine adlı romanından esinlenen ve 24. istanbul film festivali’nden fipresci (uluslararası film eleştirmenleri federasyonu) ödülüyle dönen bu yapım marion cotillard'ın oynadığı 2004 fransız avangard psikolojik drama filmidir.

”beyin olanca gücüyle ilerlerken, cinsel sistemlerin korkunç etkinliği daha uykuda olduğu için çocukluk, hayatımız boyunca özlemle geri dönüp baktığımız masumiyet ve mutluluk dönemi, hayatın cennetidir, kayıp cennet.” arthur schopenhauer

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bakın bunu hypelayıp durmayın sürekli yazasım geliyot her gördüğümde damlıyorum başlığa.
attila bey, nasıl atlatılır bu sevdalar ?
ayrılıklar gidince bitmiyor ki..
nasıl biter onu deyin yahu bana?

yine şiirsel girdim. erken uyumaya doğru çıkış yapmaktayımdır.
bu sıcakta bile gönlümüz üşüyor be.
üşütüyorlar bizi.
yalnızların kalbinden öpüyorum hadi bakalım.
iyi geceler demek sevdaya dahilmiş bu arada.
devamını gör...

2. filmin fragmanını 720de izliyordum dedim ki olmaz. yürü yavrum zorla bakalım 4k açtım takıldı falan ama bekledim biraz sonra tam ekran izlemeye başladım ve gördüklerimden dolayı garip sesler çıkarmaya başladım çünkü başım da döndü.
stendhal sendromu yaşar gibi oldum mitiş bir sanat eseriydi bu benim için.
çok heyecanlandım falan heveslendim izlemek istiyorum bayılırsam ayıltın!
devamını gör...

bu başlığı her gün görmek yaramı kanatmaya çalışıyor mesela. hemen elim gidiyor attila ilhan kitaplarıma.
sevda koyacağım bu gidişle olursa kızımın adını.
devamını gör...

cahit bey utandırdı galiba..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yıl: 1967
tür : macera
özellikler : siyah beyaz
yönetmen : nejat okçugil
senaryo : tuncay ural
görüntü yönetmeni : mehmet özdemir
oyuncular : sadettin düzgün, ali ekdal, yılmaz gündüz, kudret karadağ, muhterem nur, pervin par, sevinç pekin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk çıktığı zaman 3 bölümünü izlemiş ve sevmiştim.
ama sürekli içtiğimden ve eski sevgilimle tam bir etkileşim kuramadan annesinin evinde yaşayınca idrak edemediğim bir yapım olmuş.
şimdi tekrar başladım. o kadar güzel ki ilk bölümü.
verilen mesajlar, alttan alta laflar sokuluyor ve evet diyorum ya işte bu hak etmiştim.
çok iyi yapmışlar gerçekten. şimdi 2. bölüme geçiyorum ve hayatımda izlediğim en iyi dizi diyebilirim.
kahveyle kendime gelmeye çalışırken açım ve yemeğimi bekliyorum.
sabah sabah süper gidiyor. ayy ne çok övdüm.
izleyin işte.
devamını gör...


bu yorucu ayrılık arsızlaşan sevdadan beter..

demişim ya bir 6 ay önce kadar. doğru valla.
attila bey bilirdi hasreti, özlemi dinmeyen arzuyu.
şairler hep en çok bilirlerdi bu duyguların yoğunluğunu..
devamını gör...

yeni izledim. sağ olsun her şeyden birer tutam koymuş ırkçılık,hastalık,lgbti,okul anıları,pedofili her şey hepsi var.
etik sizin için nasıl bilmiyorum aşırı rahatsız olabileceğiniz noktalar olabilir diye düşünüyorum.
fazla ofansif. gülünmemesi gereken yerlerde güldüm gayet yani.
bazı yerlerde uf bu biraz mmm.. ama komik lan! olursanız yalnız değilsiniz.

seviyorum bu adamın stand-uplarını. mizah sonuçta bu, gül geç.
benim de hassas olduğum noktalardan birine dokundu ama bu sinirlenecek duyar kasılacak bir şey değil. mizah.
devamını gör...

yeni izledim. daha ilk baştan weasel ölmeseydi keşke dedim, yaşatmışlar güzel.
harley her zaman ki harley işte yine müthiş.
köpekbalığına bayıldım, en çok onu sevdim çok tatlıydı ya. çok güzel yapmışlar.
film görsel şölen. adeta bir orgazmik şov.
emayzink.
devamını gör...

az önce izledim. buram buram feminizm bir yana yan öykülerden bir harley filmi yaratmışlar öbür yanda.
bence güzel yani. iyi işte izledim falan ama buna para vermezdim sanırım ya. internetten izledim işte.
güzel sahneleri vardı.
harley, ayrılık acını hissettim sis! kendimden çok şey buldum.
master olmadan yapabiliriz, yeni bir hayat kurabiliriz... ya da kimi kandırıyoruz aaah biz hep böyle kalacağız.
evini gördüğümde de benzer yanları vardı zaten ben de aynen böyleyim.
harley seven tayfadan değilim ama buzdolabımda abur cuburdan başka bir şey yoktu ve iyi beslenmediğimi fark edip çocuk muyum lan ben şu hale bak yiyecek doğru düzgün bir şey yok deyip makarna haşlarken kahve içip zeytin yiyordum..
kesinlikle bir değişikliğe ihtiyacımızın olduğunu söylüyor film.
ve sadece küçük bir kız çocuğunu kurtarmakla mı geçti bütün film ya?
- evet!
devamını gör...

arkadaşlar hayatınızda seksenler vardıysa ya da 90lar vizyonu, modası vs. mutlaka içinden bir seri katil geçmiştir.
bunu annem bile bilir. annem 3-4 seri katil ismini bilir. evet.
neyse konumuz bu değil.
mindhunter'a 3 kere 1. bölümden başladım. 4'te başladığım gibi bitirebildim. üzgünüm. ilk bölüm başlangıcı çoook sıkıcıydı.
yavaş yavaş karakterler oturunca ve yan karakterlerin neye hiizmet ettiğini algılayınca akıp gitti.
beni en çok heyecanlandıran tabii ki ed kemper oldu. aman allahım. onu canlandıran herifin röportajlarını falan izledim hep. hayır hayır katil değil onu aynayan herif çok yakışıklı. ama katil de iyiydi görsel olarak.

youtube'dan birebir röportajda dedikleriyle film kısmını koymuşlar. bilmeyen için ooo aynı lan deyip tüyleri diken diken olabilir ama hata/kusur var basit şeylerde ve high school musical zac'ın ted bundy canlandırması birebirdi mesela.
yine de sevgili ed bey olduğu kadarıyla (herhalde youtube'dan izlemiş olduğu kadarıyla) 3-5 yakaladığı hareketi ve cümleleri yapıştırıp geçmiş olsa da dedektifler bayağı sağlamdı canım. holden wendy falan gerçekte yok muydu yoksa oralarda çok hikaye akışı için kurgu vardı tam anlayamadım dinlediğim röportajlardan.
holden'ın panik atak sahnesi iyiydi. ed'in aklına girmesiyle akıl hastanesine kapatılma raddesi biraz daha çekici kıldı çünkü sağlam kalmamaları bir yerde patlamaları lazımdı o güzelim normal insanların.
bill'in çocuğunu ilk gördüğüm seri katil potansiyeli var bunda demiştim ki öyle de çıktı. hatta onun nasıl bir şey olduğunu da bill'in eşi çok güzel vermedi mi ya?
her şeyi denemesi ve ne yapsak olmuyor kocam da yok bir türlü yanımda değil ve başa çıkamıyorum dünyanın böyle oluşuyla yıkılması, depresyonu ve her şeyi bırakıp gitmesi.
ben hissettim onu. sizi bilemem.
onun dışında manson'ın aşırı hiperaktivitesini de hissettim. bir türlü yerinde durmayışını. ama yer yer sessizliğini ve hitabet yeteneğini tam şaapamamışlar arkadaşlar. hepimiz gördük izledik o zıpır çılgın halini de uzun versiyonunu izlerseniz bir tiyatrodur yavaş hızlı yavaş yer yer yükselen alçalan.
katil de olsa sanat sanattır canım aaa.
katilleri o kadar çok benzetmişler ki. çok beğendim ya diziyi. neden daha önce fırsat vermedim de geçiştirdim dedim kendi kendime. hatta üst üste izleyip bitirdim insan o dünyaya giriyor bir iki gün. kafamda ed'in sözleri bill gibi davranıyorum falan.
genel olarak özetlemek gerekirse her bir katili -oluşturulmuş profillerini- aşşırı iyi buldum ve beğendim.
paul bateson'ın the exorcist'te rol almış olduğunu öğrendiğimde şok oldum mesela. oha ya! çok iyi.
ve david berkowitz'i bilen herkesin onun her şeyi açıkladığı sahnede çok güldüğüne eminim. çünkü biliyorduk lan atıyorsun işte. hahaha.
adam, ona takılan ismi beğenmediği için kendine sam'in oğlu demesi. muazzam. ve haklıydı. kim şeytanı izleyip etkilenmedi ki zaten. fakat istese de olmadı, ele geçirilmedin ya, tüh!
bu magazin sevdalısı katillerin yanı sıra (ayakkabı sahnesinin gerçek olmadığını söyleyerek beni üzmüş olsalar da) jerry brudos sahnesinde dedektiflerin yanında topuklu ayakkabıyla masturbasyon yapılması benim midemi bulandırdı. cidden o an bir tek rahatsız oldum çünkü kurban rolünü hissedebiliyorsunuz özellikle kadınsanız. yoksa ed'in yaptıkları kafayla masturbasyon o kadar kötü değildi sanki. ne bileyim ben sanki sıradaki kurban benmişim gibi çok rahatsız oldum o sahneden. ve amaçlarına ulaştılar.
wayne williams adlı katili bilmiyordum. ve uyuz olmayan yoktur heralde. çok var böyle insanlar aramızda ya. yapıp yapıp hiçbir şey olmamış gibi davranan masummuş gibi sen de problem varmış gibi yapan hatta üste çıkan, her yerde biten tipler. aah. düşününce daha çok uyuz oluyorum.
pekala sona gelelim. baştan beri gösterdikleri btk, bir türlü giremediler mi yoksa diğer sezonu ona mı ayıracaklar bilemiyorum ama kadın kılığındaki halleri kendini boğması falan filan gerçekmiş evet. ve bunu bilmek ne ürpertici. arkaplan detayını bilmiyorum acaba karısı var mıydı vardıysa ve öğrendiyse gerçekten salonda mı yatırdı onu mesela merak ediyorum. bir seri katilin eşi olmayı da işlemeliler.
hatta çiftleri falan da ele almalılar çünkü daha önceki moors murders çok iyi işlenmemişti bence. ben onuın filmini beğenmemiştim.
gel gelelim ted bundy referanslarına. hepsi olmasa da birkaçı bir noktada ona geldi. onu takdir edip ona özenen olmak ve bunu açıklamak her seri katilin harcı değildir sanırım. ehe.
artık yeni sezon bir an önce gelmeli bakın en geç izleyenlerdenim çok boşlukta kaldım ya ramirezi tedi falan bekliyoruz. hiç olmadı aileen'i göstermeleri lazım sonuçta prodüksiyonunda yer almışsın bari çık biraz aileen'den sahneler de görelim falan.. şaka. ama değil. neyse bu saatte bu kadar oluyor. genel olarak duygu düşüncelerimi belirttim.
seri katillerle ilgili kitaplarımı piyasaya çıkarıp tekrar okumam lazım oldu izlerken. biraz youtube biraz wiki derken karşılaştırmalarla tam oturtabildim kafamda.
tenks nekşfilş.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim