işimbu yazar profili

işimbu kapak fotoğrafı
işimbu profil fotoğrafı
rozet
karma: 19943 tanım: 2552 başlık: 551 takipçi: 82
işimbu (ulak)
karma: 19943 tanım: 2552 başlık: 551 takipçi: 82

son tanımları


2022 yılında herkesin köprüler için 512 tl ödeyecek olması

sadece 2022'de mi?
yap işlet devret modeliyle yapılan bu projeler için ödemeler yıllarla telaffuz ediliyor.
örneğin;

osmangazi köprüsü'nün, 15 yıl 7 ay,
avrasya tüneli 25 yıl,
yavuz sultan selim köprüsü 7 yıl 8 ay 20 gün,
ankara garı 17 yıl,
istanbul yeni havalimanı 25 yıl,
zafer havalimanı 28 yıl, şeklinde devam ediyor bu liste. buradan

ve tüm bu projelerde ödemeler dolar cinsinden yapılacak. yani başlıkta bahsedilen 512 tl., dolar arttıkça artacak bir miktar.
devamını gör...

millet ölüsünü yıkayacak kimseyi bulamıyordu

sayın cumhurbaşkanının son günlerde oldukça yorgun olduğu, hatta bazı sağlık sorunlarının da bulunduğu konuşulmakta en azından az da olsa bağımsız medya tarafında.
unutkanlık, uyuklama, yazılı cevapları bile karıştırma gibi olayları son günlerde hemen herkes canlı yayınlarda şahit oluyor zaten.
e sonuçta sayın erdoğan da bir insan, etten kemikten yaratılmış bir ölümlü değil mi ?
hiç kimse, hiç bir güç, 100 yıllık türkiye cumhuriyeti'nden büyük ve üstün değildir.
sayın erdoğan da, sağlıklı düşünce ve hareket yeteneğini yitirdiğini gördüğü ve hissettiği an, tıpkı ecevit gibi görevi layıkıyla yapacak olanlara devredecektir.
bundan kimsenin şüphesi olmasın.
devamını gör...

kuran kursu sapıklığının son sürat devam etmesi

kendini 'müslüman' olarak addedenlerin artık uyanıp, bu kepazeliklere geçit vermemesini dilemekten başka bir çare ne yazık ki görünmüyor, en azından bugün için.
devamını gör...

kadınlı başlıklara söylemek istenenler

21. yy.da aklında hala kadın-erkek vurgularıyla yaşadığını sanan, özünde gelişmemiş, geri kalmış zihinlerin varlığına işaret eden durumdur.
kadın temalı başlık açan adam kadını, erkek temalı başlık açan kadın da erkeği tanımıyor, onunla ilgili gerçek hayatta edinemediği kafasındaki bilinmezi, bu şekilde sanal ortamlarda kendini ifşa etmeden öğrenmeye çalışıyordur.
kısaca iletişim sorunlu bireylerdir, soruların cevaplarını bulsalar da, bu tipler için kadın-erkek kavramları ömür boyu bir tabu olarak yaşamaya devam edecektir.

kadında daha az, erkekte ise tahmin edilenin üzerinde fazlaca varolan bir durumdur bu. gelişmemiş ülke insanının adeta kaderi gibidir, çocukluktan gelen, aileden çevreden edinilen bu tabu, onun için sürekli bir merak, sürekli bir bilinmeyen, sürekli bir keşfedilmesi gereken ! olarak kalır.

bunda, toplumun gelişmişliğinin yanında, yönetimlerin de büyük payı olup, yönetimler tarafından ' kızlı-erkekli' gibi tanımların yapıldığı ülkelerde toplum, istese de istemese de bu kısır döngüden çıkamaz, kadın ve erkek arasında böyle bir sınır çizmekten geri duramaz, meseleye sadece 'insan !' olarak bakma yetisini bir türlü edinemez.
sonuç, gelişmemiş geri kalmış, tacizin tecavüzün normal hale geldiği tipik ortadoğu cografyası yaşam modeli.
devamını gör...

mr cihazının korkutucu olması

gözlerinizi kapatın ve kendinizi sizi mutlu ettiğine inandığınız bir yerde hayal edin, yani o an nerde olduğunuzu değil, olmak istediğiniz yeri düşünün, göreceksiniz zaman çok çabuk akıp gidecek ve sizin çekim işlemi sorunsuz bitecek.
devamını gör...

barış yarkadaş haberciliği

olamaz mı, şimdiye dek ortaya döktüğü yüzlerce meseleden bir tanesinde yanılmış olamaz mı?

ha tabii, solcuysa olamaz, yanlış yapamaz, hırsızlık yapamaz, ahlaksızlık yapamaz, hiçbir hata uymaz solcuya.

ortalık sürekli olarak yalan yanlış haber yapan güya gazeteci dolu ki bunlara gazeteci demek bile yanlış.
yani bunlar gündem olmuyor, kendini ülkedeki yolsuzluklarla hukuksuzluklarla hırsızlıklarla mücadeleye adamış bir adamın bir yanlışı gündem oluyor.
üstelik bunu gördükten sonra 'özür dilediği!' halde.
azıcık havuz medya ve güya yazar çizerlerine bakın da "gazeteci !" görün.
devamını gör...

18 ekim 2021 doların 9.30 lirayı aşması

yeni türkiye'de şimdilik gelinen son nokta...
devamını gör...

18 ekim 2021 motorin zammı

'halk o kadar alıştı ki, artık kimsenin bu tür konuları ne okumaya, ne de yazmaya mecali kalmadı.' demek isterdim ama...
devamını gör...

rte'nin afrika sevdasının tamamen duygusal olması

sayın erdoğan bundan önce afrika ülkelerine yaptığı toplam 38 ziyaretten hangi kazanımları elde etmiş?
nereye elimizi atsak adeta kurutup, popomuza bakarak eliboş geriye dönüyoruz.
afrika'da herkesin gözü varmış,
herkes kim, parasını ödediğimiz halde verilmeyen f-35'lerin müsebbibi ab ve abd.
bunlara rağmen mi afrikadaki pastadan pay alacağız.

bu ülke son 50 yılda ' en büyük payı biz alacağız' diyerek nereye bulaştıysa, sonu hep hüsran olarak geriye döndü.
insan önce kendi pisliklerini temizleyip, ülkeyi uluslararası alanda saygın bir yere oturtur, ondan sonra arenaya ' ben de varım ' diyerek atar kendini.
bizdeki bu durumu ancak ' cahil cesareti ' deyimiyle tanımlamak mümkün.
dolar 10 tl.ye dayanmış, akaryakıta 4 günde iki kez 1 tl.ye yakın zam gelmiş, bizim efeler abd, avrupa, afrika oradan oraya gezip duruyor.
haa, merkel gibi veda turlarına çıkmış da olabilirler, onu da saklı tutmakta fayda var.
devamını gör...

denizli'de deniz olmaması

denizli'ye neden bu ismin verildigiyle ilgili yapılan araştırmalardan iki sonuç öne çıkmış.
14. yüzyılda bölgedeki türkler buraya “tonguzlu” dermiş.
tonguz, türkçe’de deniz kelimesinin kökeni olarak biliniyor. peki türkler neden denize kıyısı olmayan bu şehre “tonguzlu” demiş olabilirler?
yapılan çalışmalarda bölgede zamanında çok büyük bir göl olduğu ortaya çıkmış. kaplıcalar, travertenler, şelalelerin de çevrede olduğunu düşünülürse, buraya “denizli” demek oldukça doğal hale geliyor.

bir diğer iddia veya olasılık da, bölgeye gelen türk boylarından birinin tonuzlu olması ve bölgenin bu boyun adıyla birlikte anılması.
buradan

artık kim hangisine inanırsa...
devamını gör...

kızılay

nihayet afgan talibanına da yardım edebilme şerefine nail olacak güzide kurumumuz.
buradan
devamını gör...

ümit karan'ın 1.7 milyon tl dolandırdırılması

türkiye gibi bir ülkede, çok ciddi paraları çok kolay biçimde kazandılar.
birşey olmaz, inancı varsa sadaka niyetine saysın.
futbol bunlardan sadece birisi, bunun gibi, şarkıcılık var mesela özellikle pop şarkıcılığı, mankenlik, bankacılık, borsa, döviz, müteahhitlik, vs. çoğaltılabilir bunlar.
bu kadar kolay kazanılan meslekler benim gözümde hep bir itici olmuştur, öyle de kalacaktır.
devamını gör...

63 yaşında iş arayan ve kalacak yeri olmayan gariban adam

bu konuyu anlamak için, afaki söylemler yerine, gerçek verilere bakmak sanırım en doğru yol olacaktır.

sosyal yardımlar, 2002'den bu yana 28 kat arttı ( 2017 için verilen bilgi. bugün bunun daha da arttığını tahmin etmek güç değil.)

bunu, hükümete yakınlığıyla bilinen havuz medya organı sabah gazetesi, bir övünç olarak koymuş ortaya.
buradan
ve eklemiş, 'sosyal yardım alanların sayısı 10 milyona yaklaştı'.

bu veri, olaya baktığın pencereye göre, kimisi için övünç, kimisi için de utanç kaynağı olabiliyor ki bu arkadaşlar övünmüşler.

bunun üzerine dileyen dilediğini söylesin şimdi.
evet her ülkede yoksulluk vardır, işsiz, sokakta yaşayan, yardıma muhtaç.
ama gelişen ve büyüyen hiçbir ülkede bu insanların sayısı artmaz, tam tersine azalır.

bizdeki sorun tam da bu, bizde bu sayı her geçen gün artıyor ve hükümet kanadı bununla adeta övünüyor. sorgulanacak ve konuşulacaksa meselenin bu yönüyle ele alınması gerekir.
devamını gör...

öğrencilere sosyal etkinlik adı altında cami temizletilmesi

normal şartlarda bu işte bir sorun olmamalıydı, amaa,
son 20 yılda ülkede 'din ve dindarlık' adı altında yapılan ve yaşananları gördükten sonra,
' hangi din, ne dindarlığı ?' gibi soruların varlığı, bu olayın da üstüne ister istemez ' yine var bir çapanoğlu' şeklinde yaklaşmaya sebep oluyor.
çocuklar dinini camiyi tanıyacaksa, bunun için aileleri var yanlarında, onların nezaretinde bunu yaparlar.
hacıya hocaya, cami temizlemeye ihtiyaç da gerek de yoktur.
kaldı ki, 5-6 bakanlıktan fazla bütçesi bulunan diyanet, camileri de temizletiversin arada bir, çoluk çocuğun yapacağı iş degildir bu.
devamını gör...

pilav kaşıkla mı çatalla mı yenir sorunsalı

yıl sanırım 1987 idi.
itü'de okuyan bir arkadaş, bir gün tam da bu meseleyi anlatıp, erkek arkadaşıyla beraber olup olamayacağı konusunda bir sonuca varmaya çalışıyordu. arkadaşına bu soruyu sorup, kaşık veya çatal cevabına göre onunla bir geleceğinin olup olamayacağına karar verme durumu.
normal sözlük sanırım bir 30-35 yıl geriden takip ediyor hayatı...
devamını gör...

kanserden vefat eden babama covidden öldü denmesi

başsağlığı dileyerek konuyla ilgili bir kaç cümle sarfetmek isterim.
gelinen nokta olumsuz olduğu için sayın yazara ne söylense boş gelecek ancak bazı gerçeklere temas etmek de sanırım kamuyu bilgilendirmek, bu hastalıkla mücadele eden milyonlarca hastaya az da olsa birşeyler katabilmek adına önemli diye düşünüyorum.

kanser, belki de büyük bir çoğunluk için çağın hastalığı,
çünkü kesin ve net olarak bu işin çaresi yokmuş gibi bir kanı yaygın toplumda hala.

bundan 10 yıl öncesine kadar belki öyleydi, kanser hastalarını o kaçınılmaz son bekliyor olurdu kısa zaman içinde.
ama kesin çözüm ortaya konmamış da olsa, bu konuda oldukça yol kat etti modern tıp.

bizzat kendim 5 yılı bitirdim 4. yani son evre metastazik kolon kanserinde.
2016 yılında ilk teşhis konulduğunda karaciğer, karın zarı gibi farklı organlara sıçramış ve son evreye girilmişti bile.
geç kalınmış da olsa devreye hemen modern tıbbı soktuk çünkü başka çare yoktu.
önce bir yıla yakın süre devam eden kemoterapi, ardından büyük bir ameliyat, ardından tekrar kemoterapi seansları, ameliyatlar vs. derken, geride kalan 5 yıla , 70 kür civarında kemoterapi ve 5-6 ameliyat sığdırarak bugüne geldik.

geldik ama kolay mı oldu bu, elbette kolay olmadı ama artık ne kolay ki?
ölüm en kolayı, yaşamak zor bugünün dünyasında.

onlarca çeşit kanser türü var, neredeyse aklınıza gelen her organda görülebiliyor artık kanser.
bunların bazı türlerinde tıbbi ilerleme maalesef oldukça yavaş olurken, bazılarında da yeni nesil ilaç ve tedavi yöntemleri sayesinde, hastalık bitmese de, yaşam süresi hem uzuyor, hem de daha kaliteli bir hal alabiliyor.

örneğin sayın yazarın bahsettiği akıllı ilaç denilen yeni nesil ilaçlar, hastalara ciddi katkı sağlıyor. ben de bundan faydalanan birisiyim.
ancak her kanser türünde ve herkeste kullanımı mümkün değil bu ilaçların.
örneğin kolon kanserinde kullanılan panitumumab ve altuzan gibi akıllı ilaçlar, ancak ve ancak kanserli hücrede mutasyon yok ise ki bunun tıbbi adı ' yaban tip gen' olarak geçiyor, ancak bu hastalarda kullanılabiliyor. aksi durumda bu ilaçların fayda etmeyeceği gibi bir sonuca ulaşılmış.
bu ilaçlar ne işe yarıyor, kişiye katkısı ne ?
eski bilinen klasik kemoterapi ilaçları, damardan verildiğinde vücudun her yerine yayılıp, kanserli hücrelerle savaşırken, sağlam hücreleri de öldürmesiyle bilinir.
o çevrenizde gördüğünüz saçları kaşları dökük, zayıf, bitkin kanser hastalarının büyük bölümü maalesef klasik kemoterapiyle tedavi olabilen hastalardır. ilaç bütün vücudu yorar, belirtilerini dışarıdan bakan herkes görür.
oysa akıllı ilaçların çalışma şekli öyle değildir.
bu ajanlar, vücutta tümör neredeyse, verilen kemoterapi ilaçlarının büyük oranda oraya yönlenmesine, yani hedef göstermeye yarar. kemoterapi ilaçları vücudun diğer sağlam yerleri yerine tümörlü bölgeye yönlenir. ve bu sayede vücut klasik kemoterapide olduğu kadar yorulmaz, mide bulantıları daha az olur, saçlar kirpikler dökülmez.
kanser tedavisinde psikolojik direnç o kadar önemlidir ki, o saçların dökülmemesi bile, neredeyse kanseri yenmekle eşdeğer hale gelebilir bazı kişiler için bazı durumlarda.

akıllı ilaçtan sonra meselenin cerrahi yönüne bakacak olursak,
cerrahi kanser tedavisinde hala en geçerli yoldur. çünkü tümör dokusu tüm köküyle birlikte vücuttan çıkarılıyor, bundan daha iyi bir yöntem olabilir mi?
tabii bunu ehil ellerin yapması çok önemli.
yine geçen yıllarda bu tür ameliyatlar normal cerrahlar tarafından yapılırken, bugün artık kanser cerrahisi denilen bir bölüm bir çok yerde mevcuttur.
öyle ki, bu konuda organ bazlı branslaşma bile söz konusu.
örneğin benim oldukça uzun süren ameliyatıma iki ayrı doktor girdi.
birisi sadece karaciğerde çalıştı, diğeri de kolon'da. kimse kimsenin işine karışmadı ve karışmıyor da zaten.
dolayısıyla cerrahi bu işin tam da noktayı koyma aşamasıdır.

ancak her kanser türünde bu anlattıklarım mümkün değildir.
mesela pankreas kanseri için bugün ne yapılırsa yapılsın, kısa süre içinde o kaçınılmaz sona mahkumsunuz. bu türle ilgili hala gözle görülür bir ilerleme yok.

bu sebeple, modern tıbbın son dönemde meselelere baktığı şekliyle, ' hastalık değil hasta vardır' deyip, sayın yazara tekrar başsağlığı diliyorum.
inanıyorum ki babanız bir yerlerden sizleri görüyor, geride bıraktıklarıyla, bu duyarlılıklarından ötürü gurur duyuyordur.
devamını gör...

herkes ak parti düşmanıysa bu kadar oyu nasıl alıyor sorunu

din, asırlar boyu toplumları uyutan en büyük afyon olmuştur.
din konuşulmaz, sorgulanmaz, mutlak itaat gerektirir, öbür dünya gibi bir bilinmeyeni koyar insanlığın önüne ve bu dünyanın değil, asıl oranın önemli olduğunu pompalar durur.
tarih boyunca da bütün toplumlar girmiştir bu hegemonyanın altına.
gelişmiş toplumlar 250 yıl önce yıktılar bu tabuyu, biz gibi gelişmekte olan, geri kalmış, özellikle müslüman toplumlar hala bunun etkisiyle oradan oraya savrulmakta.
kırılacak elbet bu, böyle gitmeyecek ama ya bir 250 sene de bizim beklememiz gerekirse ? diye endişe duymamak da mümkün değil doğrusu.
bunun yanında toplumun içine adeta itildiği cahillik, eğitimsizlik, yoksulluk ve mecburiyet durumu da, bu yolla siyaset yapan kesimlerin bilerek ve isteyerek oluşturdukları bir ortam olup, halk bulunduğu o kötü durumu dahi muhafaza etmenin başka yolu olmadığına adeta inandırılır.
ve sonuç müslüman toplumların içinde bulunduğu durum...
devamını gör...

metropoll'ün erdoğan seçimi kazanır mı anketi

ocak 2021 / ekim 2021
dolar 7.40. / 9.25
altın. 435. / 525
gıdaya tek tek girmek yerine, enflasyon araştırma grup enag'ın enflasyon verilerine bakınca,
ocak- ağustos arası %31.
eylül enflasyonu + 2.5

bu rakamlar elektrik, doğalgaz, kira, ulaşım vs. gibi genel giderler olarak son iki-üç yıla yayıldığında ise, karşımıza daha korkunç rakamlar çıkmakta.

20 yıldır tek başına her türlü kararı alıp, herşeyi yapmaya muktedir olan bir yönetim için, bu şartlara rağmen hala seçim kazanmaktan bahsediliyor, hala kararsız kalınıyorsa, bu durumun çok da fazla açıklaması yoktur, kısaca bu bir 'stockholm sendromu' durumudur denilir ve geçilir. çünkü bir toplumun bu kadar ölü toprağı serili vaziyette yaşamasının başka bir izahı yoktur.
devamını gör...

2022 yılında partilere verilecek hazine yardımı

chp'ye yazılan rakam 149 milyon olacak, yazım hatası olmuş olmalı.
keşke böyle bir yardım olmasa, keşke, halka hizmeti gönüllülük esasıyla kabul edip, en üst düzeyden maaş alan tüm siyasiler, vekiller bu işi gerçekten para pul için değil de, halka hizmet için yapıyor olsalar.
örneğin akp'nin 2021 yılı için aldığı para 209 milyon tl iken, buradan , bu para 2022 için bir anda 280 milyona çıkmış.
artış oranı yaklaşık %40.
ya bu ülkede hangi çalışanın, kimin geliri bu oranda arttı?
eğer enflasyon vs. denip, bunu baz aldılarsa, çalışan ve emekliye verilen %5-6-7 gibi saçma sapan komik zamlar ne oluyor?
bu ülkeden de, bu kafalardan da bir bok olmaz, bu millet de sittiğin sene boğaz tokluğuna yukarıdaki bir kaç kurnaz hırsıza uşaklık yapmaya devam eder kardeşim...
devamını gör...

f-35'lerin parasıyla f-16 almak

ben pastırma almak için anlaşma yapmışım, adam bana ' sana pastırma yerine sucuk veriyorum, bununla yetin, sesini kes' diyor, ben de 'tamam abi, sorun değil, sen nasıl istersen ' diyorum.
yıllar önce sayın erdoğan ülke yönetimiyle ilgili olarak yaptığı bir konuşmada, ' ülkeyi bir ticari şirket gibi yönetmek'ten bahsetmişti de, o aklıma gelince yukarıdaki mevzu bir anda canlandı gözümün önünde ancak, ticari bir şirket bile pastırma yerine sucuğu kabul eder miydi ondan emin değilim doğrusu.
devamını gör...
devamı...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
radyo & dergi sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim