loleyla yazar profili

loleyla kapak fotoğrafı
loleyla profil fotoğrafı
rozet
karma: 132 tanım: 11 başlık: 0 takipçi: 2

son tanımları


anlam

ne olduğunu asla çözemeyeceğim sanırım. kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerde başlar. anlam artar, azalır, kaybolur ve yeniden gelir. biz sanki bir figüranızdır tüm bunlar olup biterken. görünen ve görünmeyen bütün şeylerin ötesindedir benim nezdimde anlam. yüzeyde kalmayıp derinleşmek lazım. gerçi nasıl becereceksek!
varlığın özünden tutun, bir çocuğun elinden oyuncağının alınmasından ötürü ağlamasına kadar her yerdedir anlam. onsuz ne insan var olabilirdi ne de varlık.
anlamak istediğim tek bir şey vardır o da benim için anlamlı olan şeyi nasıl anlayacağım? hayat çok garip dostlarım. görünen dünyanın dışında çok ilginç şeyler olup bitiyor. madde, mananın tezahüründen doğmuştur. gören göz için eşyadan çok daha fazlasıdır dünya. ve en çok gördüğüm zamanlar ise genellikle gözümü kapattığım zamanlardır. algılarımın açılması için, daha fazla anlamak için uzaklaşmak gerek sıcak hayattan. nasıl anlayacağımı bilmiyorum, anlama süreci nasıl gerçekleşiyor bilmiyorum ama bir şekilde anlayabiliyorum. burada ise hududu aşmayı bıraktım artık. algılamayacağım bir gerçeği zihin sınırlarına hapsedir, onu eğip büküp başka bir forma getirerek ''anladım'' demenin hiçbir esprisi yok. sürrealizmin ta kendisi olur bu. ya da cehalet de diyebiliriz.
yıllar içerisinden öğrendiğim en büyük gerçektir. anlamanın önünü açan 2 unsur var:
1 - neyi anlayamayacağını bilmek
2 - anlamanın sadece düşünmekle alakalı bir durum olmadığını anlamak.
oturduğumuz yerden bakış açımızı değiştiremeyiz. başka bir yere gitmek, yolculuğun sonucunda gerçekleşir. zihnimizde aynı konuları döndürmenin bir anlamı yoktur, göç etmek lazım. terk etmek demiyorum, göç etmek diyorum. daha iyi koşullarda düşünmenin vakti geldiyse olduğu yerde durmaya çalışmamalı insan. nereden geldiğini unutmadan, nereye gitmek istediğini bilerek yolculuğa çıkmak lazım.
bilinsin ki bu tefekkür yolculuğunun varmak ile bir alakası yoktur. meselenin özü yolda olmanın ta kendisi.
devamını gör...

intihar etmek

fiziksel ve psikolojik acıların sonucunda gerçekleştirilen kısmından bahsetmeyeceğim. hakikate geçiş kapısıdır ölüm. ya tanrıyla tanışacağız ya da yok olacağız. çok fazla seçenek yok. alt başlıklar önemsiz, hangi dinin tanrısıdır vs.
bu hakikate erişmek için beklemek, bu bekleyiş içerisinde ne yapılırsa yapılsın inancın asla kanıt raddesine gelememesi durumundan ötürü tanrıya duyulan bir özlemdir benim için intihar. düşüncesi beni hem çok geriyor hem de çok rahatlatıyor. ölmek için varım, var olduğum için ölmek zorunda değilim.
beni intihardan alıkoyan gerçekse çok çok basit. ölmek için çaba sarf etmeme gerek yok. kendisi beni bulacak. ölüm anında ise hayat hiç yaşanmamış gibidir artık. toprağın altında ırk, mevki, statü ayrımı olmaz. klişedir lakin gerçektir. sakince bekliyorum. cana kıymanın ise korkacak bir yanı olduğunu düşünmüyorum. öleceğimizin bilgisi hepimizde var. kendi yaşamım üzerinde söz sahibi olmamın neresi korkutucu? bunlar hep anlamaya çalışmaktansa yargıya ya da sonuca varmamızdan ötürü işte.
kimseye inat değil ulan, yaratana duyduğum saygıdan ötürü yaşıyorum. zalimi de batsın mazlumu da batsın. benim kıyametim çok yakın.
devamını gör...

tefekkür

gerçek anlamda becerenleri bambaşka diyarlara götürür. galaksiler arasında ışık hızıyla da seyahat edebilirsiniz, 1 metrelik yolu bin ışık yılında da kat edebilirsiniz. gerçek anlamda yaşadığımı hissettiğim tek andır tefekkür anları. insanın sadece kendisiyle değil, harici gerçeklerle de yüzleşmesi gerekir. üzerine kafa yorulmamış bir hayat neden yaşanmaya değmez? çünkü temel fonksiyonlarımızı kullanabilecek yetiye zaten sahibiz. düşünmek, yemek içmek, konuşmak vb...
bunların üzerine kafa yormamıza gerek yok çünkü yapabiliyoruz. tefekkür burada devreye giriyor. sahip olduğum materyalin düzeyi nedir?
bu materyali hangi eylem için kullanmalıyım?
materyali kullanırken dozajı ne olmalı?
hele hepsinden önce sahip olduğumuz materyalleri kullanmaya gerek var mıdır onu sormak lazım. düşünmek üzerine düşünmemiş bir insan beyninin içine ne bulduysa alır. çorba dedikleri zihin yapısı böyle oluyor maalesef.
tefekkür insanı aydınlatabilen yegane şeydir. hayatın ne olduğu, insanın bu hayatta ki yeri ve rolünün ne olması gerektiği konusunda ki tüm cevaplar uzun uzadıya düşünme seanslarının sonucunda gerçekleşir.
benden bir tavsiye, ciddiye aldığınız şey yaşadığınız hayat olmasın. yaşamanız gereken hayatı ciddiye alın. mesele tatmin değil, anlam her zaman beraberinde tatmini getirmez.
devamını gör...

ölüm

ne zaman gelip beni bulacak diye merak ederdim eskiden. şimdi ki tek derdimse ölmeden önce ölmeyi becerebilmek. yüksek bir farkındalık yakalamışsanız hayattaki tek hakikatin ölüm olduğunu anlamışsınızdır. ve hayatınızı bu hakikati aramakla geçirirsiniz. eşya ve insanın gerçek anlamına erişirsiniz. eşyayı insanın icat ettiğini anlarsınız. önemsizdir, cansızdır. anlam yüklenildiği kadar vardır eşya. insan ise karışıktır. başkalarını çözmeye gerek olmadığını anlarsınız, kendinize odaklanırsınız.
neden sorusu zamanla yerini nasıl sorusuna bırakır. neden öleceğim değil. nasıl yaşamam gerektiği, neden öleceğimin sorusunun cevabı zaten. hali hazırda nefes alabiliyorken bunun peşine düşmek lazım. varoluşun dayanılmaz bir sancısı vardır. bunun edebiyatını çok yaptılar lakin kavramın içi asla boşalmadı. kendimin farkında olma bilincinin kaynağı nedir? burada aranılan cevap somut bir bilgi cümlesi değil. tanrı veya evrim! önemli olan bu cevabı bilmek değil, cevabı anlayacak yetiye ulaşmak. gitmekle kalmak arasında zerre fark kalmıyor. olmakla olmamak, sevmekle nefret etmek. bunlara biz yükledik anlam. nereden bakarsan baktığın yere göre şekillenir anlam. olumsuz denilen şey beynimizin bir ürünüdür. üst insana erişince bunların bir önemi kalmayacak artık. belki lal olacağız. belki gözlerimiz görmeyecek ama gönül gözümüz açılacak.
bilemiyorum. düşünce sisteminiz olsa da olmasa da insan savruluyor. tek bildiğim ne zaman toprağa baksam beni çağırdığı. çok özlediğini söylüyor. ne gariptir, toprak içine aldığı her şeyi toprak yapıyor. mutmain ölümlerde buluşmak üzere.
devamını gör...

yaşam

ölümle iç içe olan kavramdır kendisi. yaşamın ne olduğunu nasıl anlayabiliriz?
düşünerek mi?
yaşayarak mı?
ölerek mi?
kavramlar zıttı ile var olur. iyiyi iyi yapan kötünün ta kendisidir. bu yüzdendir ki dünya da iyi var olduğu müddetçe kötü var olmalıdır. ve kötülük iyiliğe gebedir bu durumda. kötünün var olması için yegane şart iyidir.
yaşam ve ölüm arasında ki bağlantı da aynı bu durum gibi. yaşam beraberinde ölümü getiriyor derler ama tam tersi bakmak daha makbul gelir bana. ölmemiz gerektiği için yaşamın kendisi var. nu neyi değiştirir peki? hakikatin kendisi yaşam mı, ölüm mü sorusunda daha net bir cevap vermemizi sağlar. tabi teorik olarak en azından. yaşarken yaşadığını hissetmek çok zor. nadiren de olsa farkına varabiliyorum artık. içinde bulunduğum mekanda soyutlanıp kendime 3. tekil şahıs gözüyle bakabiliyorum. dışarıdan bir göz nasıl görüyorsa beni öyle görüyorum kendimi. öyle anlamsızlaşıyorum ki kendime uzaktan bakarken. tüm dertlerim ve mutluluklarım aynı kefeye giriyor. arasında ki fark kayboluyor. adım atan ayağımdan tutun gözümün gördüğüne kadar, beynimin en ücra köşesinde ki düşünceyi bile yakalayabiliyorum. yaşamaya kaptırıp gitmişken hayatta olduğumuzu unutuyoruz. dolayısıyla ölümü unuttuğumuz an hayata kaptırıyoruz kendimizi.
ölüm bana hatırlatıyor asla emin olamayacağım gerçekleri. verebilecek bir canım var. fazlasına sahip değilim.
devamını gör...

rüyada görülen en ünlü kişi

hz. muhammed.
yıllar önce görüp de etkisinden çok sonra çıkabildiğim bir rüyadır. aile evimin oturma odasında oturuyoruz. ben koltuktayım, o ise yerde bana sırtını dönmüş oturuyor. elimde bir makas, simsiyah saçlarını kesiyorum usulca. rüya bu kadar olmakla beraber duyduğum huzurun yoğunluğu tarif edilemezdi. hikmetini çok sorguladım, lakin hikmeti anlayacak farkındalığı hala elde ettiğimi düşünmüyorum.
devamını gör...

ölüm

yaşarken üzerine bol bol düşünülmesi gerek bu kavramın. hayatın anlamını ancak ölümün gerçek muhteviyatına eriştiğimde bulabileceğime inanırım. ölmeden önce ölmek üzre.
devamını gör...

kafa sözlük

düşüncelerimi arz etme konusunda hayatıma yeni bir pencere açmamı sağlayan oluşum.
devamını gör...

eşine 12 lira bırakarak canına kıyan genç

bir insanın yaşamına son vermesi, yaşamak için ya sebebi kalmadığındandır, ya da yaşayacak gücü kendinde bulamadığındandır. güzel kardeşimin gücü bitmiş. karnını doyurmak için sana her şeyi veren toprak şimdi ''güçlülerin'' elinde. allah onların belasını bizim elimizden versin. yaşamak bir lüks olmamalı. mekanı inşallah cennet olur.
devamını gör...

zenginler kötüdür algısı

zenginler, fakirler sustuğu için zengindir. daha az önce bir haber okudum. adam cebinde ki son 12 lirayı eşine verip balkondan atlıyor. yaşamak bir lüks değildir bu dünyada.
devamını gör...

okunur korkusuyla günlük tutamayanlar

kendisini olduğundan fazla ciddiye alan kişidir. kimse senin iç dünyanı, duygularını umursamıyor. senden 7 milyar var. özel değilsin. o yüzden bazen bir eylemi gerçekleştirmenin en iyi yolu, üzerine çok kafa yormadan sadece onu yapmaktır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim