1.
anlam
ne olduğunu asla çözemeyeceğim sanırım. kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerde başlar. anlam artar, azalır, kaybolur ve yeniden gelir. biz sanki bir figüranızdır tüm bunlar olup biterken. görünen ve görünmeyen bütün şeylerin ötesindedir benim nezdimde anlam. yüzeyde kalmayıp derinleşmek lazım. gerçi nasıl becereceksek!
varlığın özünden tutun, bir çocuğun elinden oyuncağının alınmasından ötürü ağlamasına kadar her yerdedir anlam. onsuz ne insan var olabilirdi ne de varlık.
anlamak istediğim tek bir şey vardır o da benim için anlamlı olan şeyi nasıl anlayacağım? hayat çok garip dostlarım. görünen dünyanın dışında çok ilginç şeyler olup bitiyor. madde, mananın tezahüründen doğmuştur. gören göz için eşyadan çok daha fazlasıdır dünya. ve en çok gördüğüm zamanlar ise genellikle gözümü kapattığım zamanlardır. algılarımın açılması için, daha fazla anlamak için uzaklaşmak gerek sıcak hayattan. nasıl anlayacağımı bilmiyorum, anlama süreci nasıl gerçekleşiyor bilmiyorum ama bir şekilde anlayabiliyorum. burada ise hududu aşmayı bıraktım artık. algılamayacağım bir gerçeği zihin sınırlarına hapsedir, onu eğip büküp başka bir forma getirerek ''anladım'' demenin hiçbir esprisi yok. sürrealizmin ta kendisi olur bu. ya da cehalet de diyebiliriz.
yıllar içerisinden öğrendiğim en büyük gerçektir. anlamanın önünü açan 2 unsur var:
1 - neyi anlayamayacağını bilmek
2 - anlamanın sadece düşünmekle alakalı bir durum olmadığını anlamak.
oturduğumuz yerden bakış açımızı değiştiremeyiz. başka bir yere gitmek, yolculuğun sonucunda gerçekleşir. zihnimizde aynı konuları döndürmenin bir anlamı yoktur, göç etmek lazım. terk etmek demiyorum, göç etmek diyorum. daha iyi koşullarda düşünmenin vakti geldiyse olduğu yerde durmaya çalışmamalı insan. nereden geldiğini unutmadan, nereye gitmek istediğini bilerek yolculuğa çıkmak lazım.
bilinsin ki bu tefekkür yolculuğunun varmak ile bir alakası yoktur. meselenin özü yolda olmanın ta kendisi.
varlığın özünden tutun, bir çocuğun elinden oyuncağının alınmasından ötürü ağlamasına kadar her yerdedir anlam. onsuz ne insan var olabilirdi ne de varlık.
anlamak istediğim tek bir şey vardır o da benim için anlamlı olan şeyi nasıl anlayacağım? hayat çok garip dostlarım. görünen dünyanın dışında çok ilginç şeyler olup bitiyor. madde, mananın tezahüründen doğmuştur. gören göz için eşyadan çok daha fazlasıdır dünya. ve en çok gördüğüm zamanlar ise genellikle gözümü kapattığım zamanlardır. algılarımın açılması için, daha fazla anlamak için uzaklaşmak gerek sıcak hayattan. nasıl anlayacağımı bilmiyorum, anlama süreci nasıl gerçekleşiyor bilmiyorum ama bir şekilde anlayabiliyorum. burada ise hududu aşmayı bıraktım artık. algılamayacağım bir gerçeği zihin sınırlarına hapsedir, onu eğip büküp başka bir forma getirerek ''anladım'' demenin hiçbir esprisi yok. sürrealizmin ta kendisi olur bu. ya da cehalet de diyebiliriz.
yıllar içerisinden öğrendiğim en büyük gerçektir. anlamanın önünü açan 2 unsur var:
1 - neyi anlayamayacağını bilmek
2 - anlamanın sadece düşünmekle alakalı bir durum olmadığını anlamak.
oturduğumuz yerden bakış açımızı değiştiremeyiz. başka bir yere gitmek, yolculuğun sonucunda gerçekleşir. zihnimizde aynı konuları döndürmenin bir anlamı yoktur, göç etmek lazım. terk etmek demiyorum, göç etmek diyorum. daha iyi koşullarda düşünmenin vakti geldiyse olduğu yerde durmaya çalışmamalı insan. nereden geldiğini unutmadan, nereye gitmek istediğini bilerek yolculuğa çıkmak lazım.
bilinsin ki bu tefekkür yolculuğunun varmak ile bir alakası yoktur. meselenin özü yolda olmanın ta kendisi.
devamını gör...