bu yaşıma kadar yaşadığım durumdur. korkunun ecele faydası yok
devamını gör...
bir zamanlar rus kiril alfabesi ile tuttuğum günlüktür. kiril alfabesini bilenlerin tabiri caizse çatır çatır okuyacağı günlüktür. sonra yazmaktan vazgeçtim. şimdi tutmak isteyenler dijital ortamda da tutabilirler, şifrelersin olur biter ama ajandada ki gibi hissiyat vermez orası da ayrı bir konudur.
devamını gör...
günlük tutan herkes, yazdıklarının bir gün biri tarafından okunacağını bilir.*
devamını gör...
gizlilik konusunda takıntılı biri olarak benimdir bu. benden sonra düşündüklerimin, hissettiklerimin okunmasını falan da istemem. benle birlikte mezara girsin.
devamını gör...
(bkz: tutunamayanlar)
devamını gör...
okunup içine not yazılanı var. günlüğüne onu zehirleyeceğimi sandığını da yazmış. birlikte şarap içtiğimiz zaman.
günlük tutan kardeşim okuyan ben.

not: ben de tutardım da benimkiler özel hayatla pek ilgili olmazdı. o yüzden bu korkuya sahip bir insan değilim. yazılar, şiirler filan.
devamını gör...
ben değilim bu, başkaları okuyacak diye yazmayı bırakmak istemediğimden ve geçmişimi okumayı sevdiğim için. günlüğü en ücra köşeye saklarım, yine de yazarım.
devamını gör...
lisede çıktığım kızın, benden de bahsettiği günlüğünü okuyan babasının hışmına uğramamdan dolayı yersiz bir korku olmadığını düşünüyorum.
devamını gör...
genelde yazdıklarını birinin okuması değil de okuyanın bununla dalga geçmesi uzer insanı bu yüzdendir günlük tutmama..
devamını gör...
günlük yazabilme gibi bir yetim olsa kitap yazarım. çünkü ifade etmek bana bir tık zor geliyor. düşünmek daha kolay.
devamını gör...
whatsapp uygulamasını bile parmak iziyle sifreleyenlerin olduğu bir dönemde çok normal karşılanmaktadır.
devamını gör...
bir de bunun yazıp yazıp sonra defterleri türlü aksiyonlarla yok etmeye çalışan versiyonları var. mesela yakarak olur, parçalayarak olur..
madem yakacaktın, neden yazdın? neden kıydın güzelim deftere? bana verseydin ben yazardım :( dedirten insanlardır.
devamını gör...
ilkokuldayken günlük tutmaya başlamıştım. hoşlandığım bir çocuk vardı onu yazmıştım ve saçma sapan şeyler. sonra günlüğüm kayboldu. soğuk terler döküyo her yerde onu arıyodum ama yok lanet olası günlük evi altına üstüne getirdim okulda aradım gitmiş benden. herkes öğrenecek diye küçüklük aklıyla nasıl kötü olmuştum ve başka şeylerde vardı rap falan yazmıştım. neyse zaman geçti bi şey olmadı. günlüğü sonra bi güne eve geldiğimde buldum. çantamdan çıkmıştı. kimseye de sormadım bulduğumu da demedim. hangi akla hizmet aldın da kendi kendine bi de geri koyuyosun. hala durur o günlük yemişim korkusunu dünya alem okusun artık.
devamını gör...
sırf bu yüzden defter değil telefonun not defteri bölümünü kullanır bir de olur da telefon açık kalırsa diye şifre koyarım.işte böyle de bir şizofrenim,evet.
devamını gör...
uzunca bir süre günlük tutuyorum.
halihazırda bir kitap ve onlarca a4 kağıda yazılmış düşüncelerim ve anılarım var.

yaklaşık bir senedir ise bir youtube müziğinin altına günlük tutuyorum. 40 part'ı geçmiş durumda. ben ilk günlük yazmaya başladığımda müzik 6 bin izlenmişken şuan ise 70+bin olmuş durumda. gayet da rahat yazıyorum.

tek bir hayatımız var ve bunu da diğerlerinin ne düşündüğü ile geçirip, başkalarının düşüncelerini kendimize zindan yaparsak ...

başkalarının bizim hakkımızdaki fikirlerinin bizim gerçekliğimiz olmasına izin vermemeliyiz. les brown
devamını gör...
ben de buraya yazarken aynı şeyleri hissediyorum. ileride biri okusa yazdıklarımızı neleri dert etmişler mi der acaba. yoksa insanoğlu var oldukça hep aynı mevzuları mı dert edecek kendine.
devamını gör...
mehmet karahanlı'nın kripteks sistemini kullanarak korkularından kurtulabilecek kimselerdir.
devamını gör...
günlüğünü okuyacak kadar kimse tarafından önemsenmediğini bilenleri biraz üzebilen durum olabilir.
devamını gör...
pimpirikli ve gizliliği seven insanlar. çoğu duyguyu, düşünceyi, sevinci, hüznü kendilerine saklayıp kendi içlerinde yaşayıp dışarıya da çok azını yansıtırlar hatta bazen farklı bile olabilir bu yansıttıkları. öyle "aman beni kimse anlamaz, yok dinlemez" diye de değildir bu tavırları, sadece kendilerine saklamayı severler, isterler. sanki birileri bulursa, okursa ve bilirse ellerindeki tüm kıymetli varlıkları gidecek, sanki eski kıymeti kalmayacak gibidir. hani yazsa rahatlayacak, hem de çok; ama işte o rahatlama hissine degişemezler bu kıymetli varlıklarını.
zihnimde, kalbimde, ruhumda; bulduğum, barındırdığım, sakladığım, sevdiğim ne varsa hepsi bende ve bende gizli kalması şu hayattaki çok az olan gerçek mutluluklarımdan; çünkü onlar benim gözüm gibi baktığım, kimselere yaklaştırmadığım ve dilinden sadece benim anladığım çiçeklerim gibiler, evet sadece ben anladığım için başka kimsenin bilmesine ve yaklaşmasına gerek yok, hem de hiç.
devamını gör...
şu an otuzlu yaşlarımdayim. yazıp çizmek ufaklıktan beri bir uğraştım olmuştur.
bugün bir belgeyi ararken dolaplarda birinin en altında bir kutu buldum.
içi eski defterlerin ile doluydu.
aradığım belgenin orada olamayacağını bilmeme rağmen kurcalamaya başladım sayfaları.
ilk okuldan liseye, üniversiteye kadar yazdığım bir çok şey vardı bu sayfalarda.
birisinde o gün yaşanmış bir olay, bazılarının kenarında köşesinde ufak tefek notlar, tespitler içeren sayfalar, hatta kısa hikaye denemelerim bile vardı. hoş olan ise benim bunları yazdığımı unutup gitmiş olmamdı.
geçmişe bir yolculuk yaptım bugün bir kaç saatliğine. kendimi unutmuşum biraz. hatırlamak iyi geldi.
günlük veya başka birşey. yazmak herkesin yapabileceği ve yapması gereken en güzel dışa vurumdur.
ayrıca ölümsüzlüğünde bilinen tek sırrıdır.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"okunur korkusuyla günlük tutamayanlar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim