çocukluğumda çizgi filmi kanal d ekranlarında yayınlanan kitap. en sevdiğim çizgi filmdi. hala kendimi üzgün hissettiğimde youtube'dan izliyorum. anne her şeye rağmen bakış açısıyla bana güç ve moral veriyor.
yataklarımızda ölmek de iyidir
temiz bir yastıkta
ve arkadaşlarımızın arasında.
bir kez olsun
ellerimiz göğsümüze kapanmış,
boş ve solgun,
çiziksiz, zincirsiz, bantsız
ve belgesiz ölmek iyidir.
temiz bir ölümle ölmek iyidir,
gömleğimizde deliksiz
ve kaburgalarımızda delilsiz.
yanağımızın altında kaldırım taşı değil, beyaz bir yastıkla,
ellerimiz sevdiklerimizin elleri arasında,
çaresiz doktorlar ve hemşireler etrafımızda,
arkamızda zarif bir vedadan başka hiçbir şey bırakmadan,
tarihe aldırmadan,
dünyayı öylece bırakarak,
bir gün bir başkası onu değiştirir diye umarak
ölmek iyidir.
jack london'ın en iyi eseri.kendi hayatından izler taşıyan sosyalizm ve bireycilik ile ilgili anlamlı tartışmalar içeren hayli hisli bir roman.boşluk hissinin ne demek olduğunu bilmeyenler bu kitapla anlayabilir. jack london'ın romanda ruth diye adlandırdığı karaktere gerçek hayatındaki yazdığı mektubu kendisinden ve eserlerinden bahsettiği (bkz: bana göre hayatın anlamı) kitabında okuyabiliriz.bu içinizi biraz acıtabilir.
okullarda okutulması gereken bir kitap.günlük gerçekten anna'ya mı ait emin değiliz. ancak savaşı ve savaşla sıradanlaşan kötülüğü bir çocuktan okumak aklı başa getiriyor.
kitapları ile ilgili ilk reklam yapanlardan biridir. ilk kitap reklamında büyük eleştiriler almasına rağmen günümüzde kitap reklam ve tanıtımları sıradanlaştı.bir çeşit ihtiyaç haline geldi.
pozitif psikolojinin çok iyi anlaşılacağı film yurtdışında psikoloji bölümünde bu nedenle ders olarak incelenmiştir. ülkemiz için de ihtiyaç. ancak daha çok başroldeki kadının saçlarıyla ilgilenildi.
taşrada rutubet kokan bir kitapçıda tarihi epey geçmiş bir edebiyat dergisinde yazarın günlüğünden yayımlanan bu bölümü hep anımsarım:
"beni ne zaman anlayacaksın sevgili okur?"
az bilinir belki de efsanedir. kafka bu eserin ilhamını einstein'ın izafiyet teorisinden alır ve kendisi de márquez'in odasına kapanıp titizlikle yazdığı "yüzyıllık yalnızlık" eserine ilham olur.
gülse birsel'in karakter yaratabildiğini keşfettiği (bu keşif daha sonra kendisini de izleyiciyi de yoracaktı) ve lokal esprilerin bol olduğu, yıllar geçse de üstünden güldüren dizi.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.