13 eylül 2023 avrupa birliği'nden türkiye açıklaması
başlık "kremlinindelisi" tarafından 13.09.2023 22:28 tarihinde açılmıştır.
1.
türkiye'nin avrupa birliği’ne katılım sürecinin "mevcut koşullar içinde" yeniden başlatılamayacağı belirtilen rapor, avrupa parlamentosu'nda kabul edildi.
-anka
-anka
devamını gör...
2.
doğru bir karar.
devamını gör...
3.
ya hala avrupa birligine alacaklarini düşünüyor olmaları komedi show gibi.
avrupa ulkeleri türkiye ye vize vermiyor artik .
avrupa ulkeleri türkiye ye vize vermiyor artik .
devamını gör...
4.
bazılarının ab'ye gireceğine inanması?
te.ro.r gözüyle baktıkları kesimi ülkemize yollarlarken buna ihtimal vermeleri dehşet acı.
üye olmayı beklerlerken artık aday bile değiliz. başarı(!).
te.ro.r gözüyle baktıkları kesimi ülkemize yollarlarken buna ihtimal vermeleri dehşet acı.
üye olmayı beklerlerken artık aday bile değiliz. başarı(!).
devamını gör...
5.
ne avrupası bangladeş yolunda ilerliyor.belki 100 yıl sonra türkiye diye bir ülke bile olmayacak.
devamını gör...
6.
avrupa birliği'ne girme arzusundan türkler yaklaşık olarak ne zaman vazgeçer?
1) avrupa birliği çok matah bir yer değil. bağımsızlığınızı kaybediyorsunuz. millet çıkmaya çalışıyor, biz girmeye.
2) bu birlik hristiyan latin birliği, bizim ne alakamız var? kendileri dışında kalan avrupalıları bile ittire kaktıra aldılar, balkanlar tükürükle yapıştırılmış gibi duruyor birliğe.
3) birliği zaten diğer ülkelere ve bölgelere karşı birleşmek için kurdu bunlar, doğası gereği bizim orada olmamamız lazım.
4) istensek bile girme arzusunda olmamız dahi küçük düşürücü olacakken istenmediğimiz halde ab'nin kapısında devletimizi köpek gibi yalvarttığınız için kendi içime doğru çökerek bir karadelik yaratmak istiyorum. maskara olduk adamlara.
1) avrupa birliği çok matah bir yer değil. bağımsızlığınızı kaybediyorsunuz. millet çıkmaya çalışıyor, biz girmeye.
2) bu birlik hristiyan latin birliği, bizim ne alakamız var? kendileri dışında kalan avrupalıları bile ittire kaktıra aldılar, balkanlar tükürükle yapıştırılmış gibi duruyor birliğe.
3) birliği zaten diğer ülkelere ve bölgelere karşı birleşmek için kurdu bunlar, doğası gereği bizim orada olmamamız lazım.
4) istensek bile girme arzusunda olmamız dahi küçük düşürücü olacakken istenmediğimiz halde ab'nin kapısında devletimizi köpek gibi yalvarttığınız için kendi içime doğru çökerek bir karadelik yaratmak istiyorum. maskara olduk adamlara.
devamını gör...
7.
turkiye’nin ab’ye girebilecegine “halâ” inanilmasina mi yanayim, yoksa raporda sunulan gerekcelerin “gercek neden” olduguna inanilmasina mi bilemedim.
konuyla alakali 2003 yilinda sinan aygün tarafindan kaleme alinmis bir köşe yazisini alintiliyorum, utopik ab ruyamizdaki “asıl” meselenin ne oldugu anlasilsin;
ab gerçeğini görelim artık!
alman dışişleri bakanı fischer'ın ab üyeliği için türkiye'ye tarih verilmesi konusunda "türkleri oyalayalım. sonra unutalım!" sözleri, avrupa birliği üyeleri arasında almanya'nın tavrının belirgin bir biçimde türkiye karşıtı olduğunu ortaya koyuyor. nitekim, fischer'dan önce de pek çok alman politikacı ve devlet adamı, türkiye karşıtlığını açık ifadelerle dile getirmişti. örneğin almanya eski başbakanı helmut schmidt, 8 nisan 2000'de berlin'de düzenlenen "avrupa'nın geleceği" konulu konferansta, "avrupa'nın geleceğinde ne olursa olsun türkiye'nin yeri yoktur" derken gerekçelerini de şöyle sıralıyordu: "70 milyon türk vatandaşını avrupa içinde dolaştıramayız. avrupa'nın iran, ırak, suriye gibi ülkelerle sınır komşusu olmasını kabullenemeyiz. türkiye ile ekonomik ilişkilerimizi sürdürmeliyiz. genç ve hızla büyüyen nüfusun satın alma gücünden faydalanmalıyız. bu ülkeye ihracatımızı sürdürmeliyiz. ticaretimizi geliştirmeliyiz. ancak bu ülkenin globalleşmenin temel prensiplerine sahip olmadığını ve uluslararası kardeşliği içine sindiremediğini de görmeliyiz." schmidt, "avrupa'nın kendini idamesi-21. yüzyıl için perspektifler" kitabında da türkiye karşıtlığının nedenlerini, nüfus ve kültürel farklılıklar üzerine kuruyordu: "türkiye'nin nüfusu şu anda 65 milyon. 35 yıl içinde bu sayı 100 milyona çıkacak. 21. yüzyılın sonlarına doğru türkiye'nin nüfusu fransa ve almanya'nın toplamı kadar olacak. türkiye'yi ab'ye almak isteyenlerin bu rakamı akıllarında tutmaları lazım. türkiye ile avrupa arasındaki kültürel farklar rusya ve ukrayna ile aramızdaki farklardan çok daha derindir." almanya'nın eski ankara büyükelçisi vergau'nun şu sözleri de schmidt'in görüşleriyle aynı paraleldeydi: "türkiye'nin tam üyeliğinin ab'nin kimliğini büyük ölçüde değiştireceği açıktır. türkiye hiçbir aday grubuna girmemektedir." almanya cdu/csu koalisyonu meclis grubu başkanı wolfgang schaeuble ise, türkiye'ye gerçeklerin söylenmesi konusunda dürüst bir tavır sergilemekle birlikte, türkiye'nin ab'ye üyeliğinin mümkün olmadığını şu sözlerle ifade ediyordu: "türkiye'ye kesinlikle ab üyesi olamayacağı söylenmelidir. böylece türkiye'ye iyilik yapmış oluruz. ab üyeliği, yalnızca avrupa-hıristiyan geleneğine sahip ülkeler için sözkonusu olabilir. müslüman türkiye ve asyalı rusya ab üyesi olamaz. avrupa birliği'nin sınırları, avrupa'nın coğrafi sınırları ile biter. türkiye bu yüzden de ab'ye üye olamaz. ab sulandırılarak bir serbest ticaret bölgesi haline getirilemez. türkiye avrupalı bir ülke değildir. türkiye nasıl olsa ab'ye kabul edilmeyecektir. o halde artık türkiye'ye karşı dürüst davranılmalı ve ikiyüzlü politikadan vazgeçilmelidir." dışişleri eski bakanı klaus kinkel de düşüncelerini üç kelimeye sığdırıyordu: "türkiye bizim cezayirimizdir" alman tarihçi hans-ulrich wehler, şu sözleriyle alman bakış açısını özetliyordu: "türkiye, coğrafi konumu, tarihi geçmişi, dini, kültürü ve mantalitesinden dolayı avrupalı değildir. 65 milyon müslüman anadolu insanına neden avrupa'da serbest dolaşım hakkı tanınsın ve ab fonlarından istifade etmelerine izin verilsin?" dolayısıyla, alman dışişleri bakanı fischer'in sözleri ilk olmadığı gibi şaşırtıcı da değildir. şaşırtıcı olan bizim politikacılarımızın bu gerçeği algılamamakta direnmeleridir.
buyuk resmi gormek denilen o aydinlanma hali, keske 20 kusur sene once su sozlerle bir gelseydi bize sozlukcum.
kaynak icin
konuyla alakali 2003 yilinda sinan aygün tarafindan kaleme alinmis bir köşe yazisini alintiliyorum, utopik ab ruyamizdaki “asıl” meselenin ne oldugu anlasilsin;
ab gerçeğini görelim artık!
alman dışişleri bakanı fischer'ın ab üyeliği için türkiye'ye tarih verilmesi konusunda "türkleri oyalayalım. sonra unutalım!" sözleri, avrupa birliği üyeleri arasında almanya'nın tavrının belirgin bir biçimde türkiye karşıtı olduğunu ortaya koyuyor. nitekim, fischer'dan önce de pek çok alman politikacı ve devlet adamı, türkiye karşıtlığını açık ifadelerle dile getirmişti. örneğin almanya eski başbakanı helmut schmidt, 8 nisan 2000'de berlin'de düzenlenen "avrupa'nın geleceği" konulu konferansta, "avrupa'nın geleceğinde ne olursa olsun türkiye'nin yeri yoktur" derken gerekçelerini de şöyle sıralıyordu: "70 milyon türk vatandaşını avrupa içinde dolaştıramayız. avrupa'nın iran, ırak, suriye gibi ülkelerle sınır komşusu olmasını kabullenemeyiz. türkiye ile ekonomik ilişkilerimizi sürdürmeliyiz. genç ve hızla büyüyen nüfusun satın alma gücünden faydalanmalıyız. bu ülkeye ihracatımızı sürdürmeliyiz. ticaretimizi geliştirmeliyiz. ancak bu ülkenin globalleşmenin temel prensiplerine sahip olmadığını ve uluslararası kardeşliği içine sindiremediğini de görmeliyiz." schmidt, "avrupa'nın kendini idamesi-21. yüzyıl için perspektifler" kitabında da türkiye karşıtlığının nedenlerini, nüfus ve kültürel farklılıklar üzerine kuruyordu: "türkiye'nin nüfusu şu anda 65 milyon. 35 yıl içinde bu sayı 100 milyona çıkacak. 21. yüzyılın sonlarına doğru türkiye'nin nüfusu fransa ve almanya'nın toplamı kadar olacak. türkiye'yi ab'ye almak isteyenlerin bu rakamı akıllarında tutmaları lazım. türkiye ile avrupa arasındaki kültürel farklar rusya ve ukrayna ile aramızdaki farklardan çok daha derindir." almanya'nın eski ankara büyükelçisi vergau'nun şu sözleri de schmidt'in görüşleriyle aynı paraleldeydi: "türkiye'nin tam üyeliğinin ab'nin kimliğini büyük ölçüde değiştireceği açıktır. türkiye hiçbir aday grubuna girmemektedir." almanya cdu/csu koalisyonu meclis grubu başkanı wolfgang schaeuble ise, türkiye'ye gerçeklerin söylenmesi konusunda dürüst bir tavır sergilemekle birlikte, türkiye'nin ab'ye üyeliğinin mümkün olmadığını şu sözlerle ifade ediyordu: "türkiye'ye kesinlikle ab üyesi olamayacağı söylenmelidir. böylece türkiye'ye iyilik yapmış oluruz. ab üyeliği, yalnızca avrupa-hıristiyan geleneğine sahip ülkeler için sözkonusu olabilir. müslüman türkiye ve asyalı rusya ab üyesi olamaz. avrupa birliği'nin sınırları, avrupa'nın coğrafi sınırları ile biter. türkiye bu yüzden de ab'ye üye olamaz. ab sulandırılarak bir serbest ticaret bölgesi haline getirilemez. türkiye avrupalı bir ülke değildir. türkiye nasıl olsa ab'ye kabul edilmeyecektir. o halde artık türkiye'ye karşı dürüst davranılmalı ve ikiyüzlü politikadan vazgeçilmelidir." dışişleri eski bakanı klaus kinkel de düşüncelerini üç kelimeye sığdırıyordu: "türkiye bizim cezayirimizdir" alman tarihçi hans-ulrich wehler, şu sözleriyle alman bakış açısını özetliyordu: "türkiye, coğrafi konumu, tarihi geçmişi, dini, kültürü ve mantalitesinden dolayı avrupalı değildir. 65 milyon müslüman anadolu insanına neden avrupa'da serbest dolaşım hakkı tanınsın ve ab fonlarından istifade etmelerine izin verilsin?" dolayısıyla, alman dışişleri bakanı fischer'in sözleri ilk olmadığı gibi şaşırtıcı da değildir. şaşırtıcı olan bizim politikacılarımızın bu gerçeği algılamamakta direnmeleridir.
buyuk resmi gormek denilen o aydinlanma hali, keske 20 kusur sene once su sozlerle bir gelseydi bize sozlukcum.
kaynak icin
devamını gör...
8.
20 milyona yaklaşan mültecimiz ve çökmüş ekonomimizle ile bizi havada kapar a.b.
devamını gör...
9.
türkiye imkansız ab'ye giremez. hiçbir zaman avrupa'daki medeniyet seviyesinin yanına yaklasamadik belki kendi içimizde orta doğu birliğini kurariz başka ulkeler de bize katılmaya çalışır.
devamını gör...
10.
"türkiye'yi önce uyutucağız, sonra unutacağız."
rasmussen'in, türkiye'ye verilen sözleri soran michelle cevabı.
(kopenagh zirvesi-2002)*
rasmussen'in, türkiye'ye verilen sözleri soran michelle cevabı.
(kopenagh zirvesi-2002)*
devamını gör...