1980 yılı yerli komedi filmidir. bilo'nun hayali almanya'ya işçi olarak gitmektir. bu nedenle o ve onun gibi gençler maho ile anlaşırlar. maho onları almanya diye istanbul'a bırakır ve kaçar. maho ile bilo'nun yolları tekrar kesişecektir.
yönetmen:
ertem eğilmez
oyuncular:
ilyas salman
şener şen
meral zeren
ahu tuğba
münir özkul
nizam ergüden
ertem eğilmez
oyuncular:
ilyas salman
şener şen
meral zeren
ahu tuğba
münir özkul
nizam ergüden
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "merovingian" tarafından 01.12.2020 23:18 tarihinde açılmıştır.
1.
filmi tekrar tekrar izleyiince aslında mahonun biloya bir sürü iyilik yaptığını farkettim. bilo kendi saflığının cezasını çekti ve mahoya filmin sonunda büyük bir kazık attı. asıl kötü bu filmde maho değil gibi.
devamını gör...
2.
bir ertem eğilmez filmidir.

filmin senaryosunu sadık şendil ve yavuz turgul yazmıştır ve bu ikili olmasaydı yeşilçam sineması ne halde olurdu hiç düşünmek istemiyorum. başrolde ise her filmde harika bir ikili olan şener şen ve ilyas salman oynamaktadır.
filmin bize bıraktığı bir sürü replik vardır aslında, benim en sevdiklerim:
-ibo’yu göreceğim, öbür adı ibrahim bey.
-yaptım, yaptım ama sor bakalım niye yaptım?
-asıl o pezevenki içeri sokma dedi.
-münih, pavlike, adres
film boyunca bilo, maho tarafından defalarca kandırılır. her seferinde aynı şekilde hem de. ve bilo hiç akıllanmaz. belki de bu kadar saf olmak da bir suç sayılmalı. parasını, sevdiği kızı kaptırır ama akıllanmaz. hatta maho sarhoş olunca onu sırtında eve kadar taşır. yine de aklı başına gelmez. can arkadaşı ibo ondan yatak parası ister. oralı olmaz. haso ondan komisyon alır. umrunda olmaz.
yani düşününce maho’ya kızmak yersiz. her şey bilo’nun suçu. belediye başkanına rüşvet verecek kadar saf olmak bence cezalandırılmalı.
zaten elbirliği ile öldürdük fakiri. huzurlarımızda namussuz bilo.

filmin senaryosunu sadık şendil ve yavuz turgul yazmıştır ve bu ikili olmasaydı yeşilçam sineması ne halde olurdu hiç düşünmek istemiyorum. başrolde ise her filmde harika bir ikili olan şener şen ve ilyas salman oynamaktadır.
filmin bize bıraktığı bir sürü replik vardır aslında, benim en sevdiklerim:
-ibo’yu göreceğim, öbür adı ibrahim bey.
-yaptım, yaptım ama sor bakalım niye yaptım?
-asıl o pezevenki içeri sokma dedi.
-münih, pavlike, adres
film boyunca bilo, maho tarafından defalarca kandırılır. her seferinde aynı şekilde hem de. ve bilo hiç akıllanmaz. belki de bu kadar saf olmak da bir suç sayılmalı. parasını, sevdiği kızı kaptırır ama akıllanmaz. hatta maho sarhoş olunca onu sırtında eve kadar taşır. yine de aklı başına gelmez. can arkadaşı ibo ondan yatak parası ister. oralı olmaz. haso ondan komisyon alır. umrunda olmaz.
yani düşününce maho’ya kızmak yersiz. her şey bilo’nun suçu. belediye başkanına rüşvet verecek kadar saf olmak bence cezalandırılmalı.
zaten elbirliği ile öldürdük fakiri. huzurlarımızda namussuz bilo.
devamını gör...
3.
köyünden çıkmamışların istanbul'u new york bile sanabileceğini ancak zaman içerisinde saf köylünün şehir ortamının etkisiyle nasıl bir çarıklıya dönüşeceğini gösteren film.
aslında saf ama iyi yürekli/niyetli görünen bilo saftır ama iyi yürekli/iyi niyetli değildir. almanya'da kurnazlığı sökmüş olan alamancı maho kadar en az bilo'da suçludur ki kestirme yol olarak kaçak almanya'ya gitmeye çalışmasından dolandırıcılığın kurban oluyordur bu da çiftlikbank dolandırıcılığına denk bir durumdur. bu saf bilonun nasıl bir çakala/çarıklıya dönüşeceği münich sandıkları istanbul'daki insanların sürekli türk olmalarına şaşırmalarıyla beraberinde hiç şehir görmemiş olup yere tükürenin türk olduğunu anlamasıyla ve münich sandıkları istanbul'dakiler için "bunları atar biz yerleşiriz" demesinden gayet belli oluyordur.
daha ülkemizdeki şehir hayatını bilmeden almanya'ya gitmeye çalışması da bu durumun cabasıdır ki istanbul'daki bozuk düzeni saf yüreğiyle gören bilo zaman içerisinde kendisini toparlayıp kendi memleketinden olan, istanbul'a kendisiyle beraber gelip kalabalıkta kaybettiği dostuyla karşılaşır ancak dostu her ne kadar dost olup ona edindiği evin kapısını açsa da artık o kendi toprağından olan arkadaşı şehir etkisiyle menfaatçi olmuştur yani bilo'dan bir nevi ev kirası ister. kısa süre sonra da kendilerini dolandıran mahoyla karşılaşır ama mahonun ağzı iyi laf ettiğinden habire bilonun kendisine empati kurmasını sağlar ama maho her seferinde biloyu çarpar ve en sonunda bilonun bu yollara çıkma sebebi olan köyden sevdiceğinin biloyu maho ile aldattığını görünce bilo mahodan daha büyük canavara dönüşür ve resmen dark side'a geçiş yapıp mahoyu çarpar yeni kapitalist patron olur..
en sevdiğim hatta bence filmin en efsane kısmı mahonun bilo ile beraber topladığı saf köylüler kamyonun arkasındayken bulgar polisi ve alman polisiyle konuşuyomuş gibi taklitler yapmasıdır.
maho bulgar polisi taklidi yaparken: kamyonndaa ne varrr?
maho: ee kamyonda şey var... karpuz var..
m.b.p.t.y: karpuzz? nedirrr karpuzzz?
maho: karpuzzz canımm... ya karpuz haammm nammmm şapırr şupurr...
hele ki alman polisin köpeğinin hauvv havv taklidi yapması gerçekten bir tiyatro eseridir.
aslında saf ama iyi yürekli/niyetli görünen bilo saftır ama iyi yürekli/iyi niyetli değildir. almanya'da kurnazlığı sökmüş olan alamancı maho kadar en az bilo'da suçludur ki kestirme yol olarak kaçak almanya'ya gitmeye çalışmasından dolandırıcılığın kurban oluyordur bu da çiftlikbank dolandırıcılığına denk bir durumdur. bu saf bilonun nasıl bir çakala/çarıklıya dönüşeceği münich sandıkları istanbul'daki insanların sürekli türk olmalarına şaşırmalarıyla beraberinde hiç şehir görmemiş olup yere tükürenin türk olduğunu anlamasıyla ve münich sandıkları istanbul'dakiler için "bunları atar biz yerleşiriz" demesinden gayet belli oluyordur.
daha ülkemizdeki şehir hayatını bilmeden almanya'ya gitmeye çalışması da bu durumun cabasıdır ki istanbul'daki bozuk düzeni saf yüreğiyle gören bilo zaman içerisinde kendisini toparlayıp kendi memleketinden olan, istanbul'a kendisiyle beraber gelip kalabalıkta kaybettiği dostuyla karşılaşır ancak dostu her ne kadar dost olup ona edindiği evin kapısını açsa da artık o kendi toprağından olan arkadaşı şehir etkisiyle menfaatçi olmuştur yani bilo'dan bir nevi ev kirası ister. kısa süre sonra da kendilerini dolandıran mahoyla karşılaşır ama mahonun ağzı iyi laf ettiğinden habire bilonun kendisine empati kurmasını sağlar ama maho her seferinde biloyu çarpar ve en sonunda bilonun bu yollara çıkma sebebi olan köyden sevdiceğinin biloyu maho ile aldattığını görünce bilo mahodan daha büyük canavara dönüşür ve resmen dark side'a geçiş yapıp mahoyu çarpar yeni kapitalist patron olur..
en sevdiğim hatta bence filmin en efsane kısmı mahonun bilo ile beraber topladığı saf köylüler kamyonun arkasındayken bulgar polisi ve alman polisiyle konuşuyomuş gibi taklitler yapmasıdır.
maho bulgar polisi taklidi yaparken: kamyonndaa ne varrr?
maho: ee kamyonda şey var... karpuz var..
m.b.p.t.y: karpuzz? nedirrr karpuzzz?
maho: karpuzzz canımm... ya karpuz haammm nammmm şapırr şupurr...
hele ki alman polisin köpeğinin hauvv havv taklidi yapması gerçekten bir tiyatro eseridir.
devamını gör...
4.
bilo ,finalde , manidar el hareketiyle , 'bu zamana kadar hep sen bindin sırtıma.simdi sira bende.ben binecem senin sirtina. ehiehiehi!' diyerek bni kopartmistir.
oscarlik filmdir.özellikle alman siniri performansi.
oscarlik filmdir.özellikle alman siniri performansi.
devamını gör...
5.

ertem eğilmez'in yönettiği ve 1980 yılında izleyiciyle buluşan "banker bilo", türk sinemasının yalnızca güldüren değil, aynı zamanda derinlemesine düşündüren başyapıtlarından biridir. film, ilk bakışta saf köylü bilo'nun, kurnaz hemşehrisi maho tarafından dolandırılıp almanya yerine istanbul'a bırakılmasının trajikomik hikayesini anlatsa da, satır aralarında 12 eylül 1980 darbesi öncesi türkiye'nin sosyal ve ekonomik çalkantılarına dair keskin bir eleştiri barındırır. bu yönüyle "banker bilo", bir komedi filminin çok ötesinde, dönemin ruhunu yansıtan siyasi bir inceleme niteliği taşır.
filmin en temel siyasi göndermesi, 1970'lerin sonu ve 1980'lerin başında türkiye'yi saran "köşeyi dönme" zihniyetine ve bunun bir yansıması olan "banker" furyasına yaptığı eleştiridir. şener şen'in canlandırdığı maho karakteri, bu yeni ve acımasız ekonomik düzenin mükemmel bir temsilcisidir. maho, köydeki dayanışma ve güven gibi geleneksel değerleri hiçe sayarak, insanların umutlarını ve hayallerini sömüren bir fırsatçıya dönüşür. onun "banker mahmut" olarak yükselişi, aslında o dönemde türeyen, yüksek faiz vaatleriyle halkın birikimlerini toplayan ve sonunda büyük bir ekonomik krize yol açan bankerlerin karikatürize edilmiş halidir. film, bu yozlaşmış sistemin nasıl çalıştığını, paranın ahlakı nasıl satın aldığını ve sistemin kurnaz olanı nasıl ödüllendirdiğini maho'nun şahsında gözler önüne serer.
diğer yandan, ilyas salman'ın hayat verdiği bilo karakteri, bu vahşi kapitalizmin ve şehir hayatının karşısında ezilen, saf ve dürüst anadolu insanını simgeler. bilo'nun almanya'ya gitme hayali, aslında dönemin türkiye'sindeki ekonomik sıkıntılardan ve işsizlikten bunalan milyonlarca insanın ortak umududur. bu umudun maho tarafından acımasızca sömürülmesi, büyük şehirlere göç eden kırsal kesim insanının yaşadığı hayal kırıklığının ve sömürünün bir alegorisidir.
bilo ve arkadaşlarının istanbul'da bir inşaatta, sefil koşullarda çalıştırılması, dönemin kontrolsüz kentleşme ve emek sömürüsü sorunlarına doğrudan bir göndermedir. inşaat patronunun onlara reva gördüğü muamele, işçi haklarının ve sosyal güvencenin olmadığı, insanın değersizleştirildiği bir düzenin eleştirisidir.
filmin siyasi okuması, sadece ekonomik sistemle sınırlı kalmaz. maho'nun rüşvetle ve dalavereyle işlerini yürütmesi, bürokrasideki ve toplumsal düzendeki çürümüşlüğe de işaret eder. para sayesinde her kapıyı açabilen, kanunları ve kuralları hiçe sayabilen maho'nun karşısında bilo'nun dürüstlüğü ve saflığı sürekli kaybetmeye mahkumdur. bu durum, "doğru duvarın yıkılacağı" yönündeki karamsar toplumsal inancı pekiştirir. ancak filmin sonunda bilo'nun tesadüfler zinciriyle maho'nun yerine geçmesi ve ondan intikam alması, halkın adalet özlemini yansıtan sembolik bir zaferdir. bu final, ezilenin bir gün ezeni alt edeceği yönündeki naif ama güçlü bir toplumsal temenniyi dile getirir.
sonuç olarak "banker bilo", kahkahaların ardına gizlenmiş güçlü bir sosyo-politik eleştiridir. ertem eğilmez, 12 eylül darbesine giden süreçteki ekonomik liberalleşmenin sancılarını, toplumsal değerlerdeki erozyonu, sınıf çatışmasını ve emek sömürüsünü bilo ile maho'nun zıtlığında ustalıkla işlemiştir.
film, üzerinden geçen onca yıla rağmen, fırsatçılık, gelir adaletsizliği ve iyi ile kötünün mücadelesi gibi evrensel temaları sayesinde güncelliğini korumakta ve türk toplumunun hafızasında özel bir yer tutmaya devam etmektedir. o, sadece bir güldürü klasiği değil, aynı zamanda çekildiği dönemin vicdanı ve aynasıdır.
devamını gör...
6.
senaryoyu kadın-erkek ilişkisi dinamikleri üzerinden okumak da mümkündür. ne kadar abartılmış olsa da bilo, oneitis ( tek kadına saplantılı şekilde bağlı erkekler için kullanılan terim) durumundan alfa erkekliğie geçiyor. bunu taçlandıran olay da sonunda maho'nun servetiyle beraber kadınını da elinden alması. şimdi karakterleri tek tek inceleyelim.
- maho olumsuz özelliklerine rağmen kişiliğiyle doğru orantılı bir erkeklik stratejisine sahip. kendisi gibi sonradan görme birisi olan ali ağa'nın ( ali şen) kızıyla evleniyor. bu evlilik hem ticari hem de ikinci nesil şehirli olan ali ağa'nın kızı necla ( ahu tuğba) maho için sınıfsal bir sıçramayı da ifade eden politik bir birliktelik. çünkü kadın hem güzel hem de prezentabl. çocukları ve torunları zengin, şehirli ve elit olacaklar. doğru seçim.
- zeyno ( meral zeren) de hipergamik doğaya sahip gayet normal bir kadın. köylülüğü ve eğitimsizliğine rağmen şehir hayatında adapte olabilecek doğal zeka ve kurnazlığa sahip. güzelliğinin farkında ve bunu heba etmemesi bir sahnede annesince söyleniyor. anne, uyuklayan baba haso (münir özkul)'u işaret ederek, kafasını kullanmazsa babası gibi bir sümsüğe kalıp, kapıcı karısı olarak apartmanın eksi katında ömrünü tüketeceğini söylüyor. zeyno aptal değil. maho'ya açıkça ''sen benimle gönül eğlendiriyorsun'' diyor. nikahtan haricine razı değil ama maho'nun da onu vermesi mümkün değil.
maho sadece gönül eğlendiriyor çünkü necla gibi çıtkırıldım değil ve hala vahşi-erotik bir auraya sahip köylü kızı prototipiyle maho'nun şehvetini tahrik eden bir karakterdir zeyno. necla ile maho'nun sevişmelerini hayal edebiliyor musun ? saçım açıyor, mememi ısırma mahmut vs.
bilo: en az inandırıcı karakter olarak saflığıyla keloğlan ve inek şaban arası bir adam. ilişki stratejisinde bir erkeğin uyanışı o kadar kısa sürede keskinleşmez. yalnız bilo, bir red pill'den ziyade black pill düşüncesine ulaşıyor. şirketi ele geçirdiğini öğrenen zeyno ve ailesine xtiri çekiyor ama esas önemlisi ve imza hareketi, can düşmanı maho'nun karısını da elde etmesi. ilk ve orta çağ'da bu hareket bir hükümdarın diğerine kurduğu mutlak üstünlüğü gösteren sembolik bir davranış biçimiydi. cengiz han, düşmanın kadınlarının yalvaran çığlıklarını dinlemenin çok zevkli olduğundan bahseder ve sistematik olarak on binlerce kadınla çiftleşmiştir. keza ankara savaşı'ndan sonra aksak timur, yıldırım bayezit'in sırp asıllı karısını, kendisine hizmetçi yapmış, şarap ikram ettirmiştir. yıldırım'ın bu yüzden intihar ettiği kaynaklarda yazar.
dolayısıyla bilo, maho ve temsil ettiği değerlerin tamamını yıkmıyor, bilakis o özellikleri kuşanarak direksiyona kendisi geçiyor. zaferin sembolü olarak da sancağını maho'nun karısına dikiyor.
- maho olumsuz özelliklerine rağmen kişiliğiyle doğru orantılı bir erkeklik stratejisine sahip. kendisi gibi sonradan görme birisi olan ali ağa'nın ( ali şen) kızıyla evleniyor. bu evlilik hem ticari hem de ikinci nesil şehirli olan ali ağa'nın kızı necla ( ahu tuğba) maho için sınıfsal bir sıçramayı da ifade eden politik bir birliktelik. çünkü kadın hem güzel hem de prezentabl. çocukları ve torunları zengin, şehirli ve elit olacaklar. doğru seçim.
- zeyno ( meral zeren) de hipergamik doğaya sahip gayet normal bir kadın. köylülüğü ve eğitimsizliğine rağmen şehir hayatında adapte olabilecek doğal zeka ve kurnazlığa sahip. güzelliğinin farkında ve bunu heba etmemesi bir sahnede annesince söyleniyor. anne, uyuklayan baba haso (münir özkul)'u işaret ederek, kafasını kullanmazsa babası gibi bir sümsüğe kalıp, kapıcı karısı olarak apartmanın eksi katında ömrünü tüketeceğini söylüyor. zeyno aptal değil. maho'ya açıkça ''sen benimle gönül eğlendiriyorsun'' diyor. nikahtan haricine razı değil ama maho'nun da onu vermesi mümkün değil.
maho sadece gönül eğlendiriyor çünkü necla gibi çıtkırıldım değil ve hala vahşi-erotik bir auraya sahip köylü kızı prototipiyle maho'nun şehvetini tahrik eden bir karakterdir zeyno. necla ile maho'nun sevişmelerini hayal edebiliyor musun ? saçım açıyor, mememi ısırma mahmut vs.
bilo: en az inandırıcı karakter olarak saflığıyla keloğlan ve inek şaban arası bir adam. ilişki stratejisinde bir erkeğin uyanışı o kadar kısa sürede keskinleşmez. yalnız bilo, bir red pill'den ziyade black pill düşüncesine ulaşıyor. şirketi ele geçirdiğini öğrenen zeyno ve ailesine xtiri çekiyor ama esas önemlisi ve imza hareketi, can düşmanı maho'nun karısını da elde etmesi. ilk ve orta çağ'da bu hareket bir hükümdarın diğerine kurduğu mutlak üstünlüğü gösteren sembolik bir davranış biçimiydi. cengiz han, düşmanın kadınlarının yalvaran çığlıklarını dinlemenin çok zevkli olduğundan bahseder ve sistematik olarak on binlerce kadınla çiftleşmiştir. keza ankara savaşı'ndan sonra aksak timur, yıldırım bayezit'in sırp asıllı karısını, kendisine hizmetçi yapmış, şarap ikram ettirmiştir. yıldırım'ın bu yüzden intihar ettiği kaynaklarda yazar.
dolayısıyla bilo, maho ve temsil ettiği değerlerin tamamını yıkmıyor, bilakis o özellikleri kuşanarak direksiyona kendisi geçiyor. zaferin sembolü olarak da sancağını maho'nun karısına dikiyor.
devamını gör...
