bengaripsengüzeldünyaumutlu
başlık "bal yerine reçel yapan arı" tarafından 11.03.2021 13:31 tarihinde açılmıştır.
nickaltı sahibi yazar profili: bengaripsengüzeldünyaumutlu
281.
nerde bu kız yahu. istediği kadar direktör olsun ben onun bebeklik hallerini bilirim. *
allahım inşallah uçurmaz beni bu kadın şaka bunlar hep şaka..
neyse şaka bir yana nerdesin nerde, özletti kendisini.
allahım inşallah uçurmaz beni bu kadın şaka bunlar hep şaka..
neyse şaka bir yana nerdesin nerde, özletti kendisini.
devamını gör...
282.
bu sezon çok mesajlaşacağız çooook.
the rising sun over europe
the rising sun over europe
devamını gör...
283.
nerede olduğu merak edilmiş olan yazar, direktör. hemen açıklıyorum. kendisi 17.03.2021 tarihinde yahudi ajanlar tarafından kaçırılmış, yerine yossi kohen geçirilmiştir. şu an online listesinde gördüğümüz kişi kendisi değil, yossi kohendir. nerede tutulduğu bilinmiyor.
yerine geçen yossi kohen her an beni uçurabilir, ansızın kaybolursam sebebi bu gizli bilgiyi açıklamış olmamdır.
yerine geçen yossi kohen her an beni uçurabilir, ansızın kaybolursam sebebi bu gizli bilgiyi açıklamış olmamdır.
devamını gör...
284.
şu anda online olan yazar. bir kurucu online çok şükür yarabbim, tüm kurucular tatilde değilmiş.
devamını gör...
285.
sözlüğün düşüşünün başlangıcı, bu yazarın önce kanka sonra yönetici ve sonra sözlüğün her şeyi konumuna getirilmesiyle oldu.
sıradan bir ev kadınıydı. (mesleği öğretmenlik olabilir ama ruh ve zihniyeti ev kadını. kendini kanıtlama çabasındaki bir ayşe abla.)
ve bugün buradayız.
sıradan bir ev kadınıydı. (mesleği öğretmenlik olabilir ama ruh ve zihniyeti ev kadını. kendini kanıtlama çabasındaki bir ayşe abla.)
ve bugün buradayız.
devamını gör...
286.
287.
online listesindeyken mesaj attığım ama diğer modlar gibi mesajıma bakmayan yöneticimiz.
inşallah her şey yolundadır.
yoksa bu umursamazlık hayra alamet değil.
inşallah her şey yolundadır.
yoksa bu umursamazlık hayra alamet değil.
devamını gör...
288.
aslında bu yazıyı doğum gününde paylaşmayı planlamıştım. ama tezcanlı olduğum için o güne kadar sabredemedim, içimde tutamadım.
(bkz: öyle bir içimden geldi aslında bu yoktu)
sözlükte tanışıp da sohbetimizin sözlük dışına taştığı nadir insanlardan. kendisiyle olan ilk konuşmalarımızı çok iyi hatırlıyorum. kendisini tanımıyordum, benim için herhangi bir yazardı, konuşmamız ve tanışıklığımız da henüz mecburi bir durumdan öteye gitmemişti. buna rağmen o kısıtlı sohbette kalbinin güzelliğini hissettiğim, o güzel enerjisi ekranları aşıp bana geçen bir iki insandan biri oldu.
içine herkesi alacak kadar kocaman kalbiyle tam bir öğretmen. kendisiyle ilk tanıştığınızda sadece varlığının çok büyük bir kısmını kaplayan bu tatlılık, minnoşluk, iyi kalplilik karşılıyor sizi. hatta o kadar büyük bir kısmını kaplıyor ki, başta sadece bunlardan ibaret sanıyorsunuz. bu yüzden onu daha fazla tanıma şansına erişemeyenler bu minnoşluğun, tatlılığın sahte olduğunu kolayca düşünebilir. çünkü masallarda bile bu iyi kalpli, tatlı mı tatlı prenseslerin başına mutlaka bir iş gelir. fakat kendisini biraz daha tanımaya başlayınca bir o kadar zeki ve komik bir kadın çıkıyor karşınıza. sohbetiyle keyiflendiriyor, akıllıca esprileriyle güldürüyor, anlayışıyla iyi hissettiriyor. sadece mutluluğuna değil; üzüntüne, sinirine de ortak oluyor. senle beraber kızıyor, sayıp sövüyor*, şaşırıyor. çok uzun bir tanışıklığımız yok ama bu sürede beraber o kadar çok şey paylaştık, yaşadık, konuştuk ki. bu gözler neler gördü neler.
yani adı üstünde güzel öyle güzeldir. varlığıyla çevresindekileri de güzelleştirir. yanınızda olmasa da hep orada bir yerlerde olduğunu bilirsiniz, hissedersiniz. orda bir köy vardır uzakta ve gezmeseniz de tozmasanız da o köy sizin köyünüzdür.
iyi ki varsın, iyi ki doğmuşsun. seni seviyorum*
(bkz: öyle bir içimden geldi aslında bu yoktu)
sözlükte tanışıp da sohbetimizin sözlük dışına taştığı nadir insanlardan. kendisiyle olan ilk konuşmalarımızı çok iyi hatırlıyorum. kendisini tanımıyordum, benim için herhangi bir yazardı, konuşmamız ve tanışıklığımız da henüz mecburi bir durumdan öteye gitmemişti. buna rağmen o kısıtlı sohbette kalbinin güzelliğini hissettiğim, o güzel enerjisi ekranları aşıp bana geçen bir iki insandan biri oldu.
içine herkesi alacak kadar kocaman kalbiyle tam bir öğretmen. kendisiyle ilk tanıştığınızda sadece varlığının çok büyük bir kısmını kaplayan bu tatlılık, minnoşluk, iyi kalplilik karşılıyor sizi. hatta o kadar büyük bir kısmını kaplıyor ki, başta sadece bunlardan ibaret sanıyorsunuz. bu yüzden onu daha fazla tanıma şansına erişemeyenler bu minnoşluğun, tatlılığın sahte olduğunu kolayca düşünebilir. çünkü masallarda bile bu iyi kalpli, tatlı mı tatlı prenseslerin başına mutlaka bir iş gelir. fakat kendisini biraz daha tanımaya başlayınca bir o kadar zeki ve komik bir kadın çıkıyor karşınıza. sohbetiyle keyiflendiriyor, akıllıca esprileriyle güldürüyor, anlayışıyla iyi hissettiriyor. sadece mutluluğuna değil; üzüntüne, sinirine de ortak oluyor. senle beraber kızıyor, sayıp sövüyor*, şaşırıyor. çok uzun bir tanışıklığımız yok ama bu sürede beraber o kadar çok şey paylaştık, yaşadık, konuştuk ki. bu gözler neler gördü neler.
yani adı üstünde güzel öyle güzeldir. varlığıyla çevresindekileri de güzelleştirir. yanınızda olmasa da hep orada bir yerlerde olduğunu bilirsiniz, hissedersiniz. orda bir köy vardır uzakta ve gezmeseniz de tozmasanız da o köy sizin köyünüzdür.
iyi ki varsın, iyi ki doğmuşsun. seni seviyorum*
devamını gör...
289.
miko'yu da kapıp gelirse çok şık olacak.
naptınız kıza allah bilir.
boyu devrilesice yoldaş, kesin senin işindir.
naptınız kıza allah bilir.
boyu devrilesice yoldaş, kesin senin işindir.
devamını gör...
290.
biz geliriz adımız döner düşmanlar ayağını denk alsın*
devamını gör...
291.
saygısıyla gönlümde yer edinmiş güzel insan, öğretmenim. ne oldu da gittin veya ara verdin bilmiyorum. ama özleniyorsun bunu bil. hem daha şampiyonluğu kutlayacağız, sensiz mi bırakacaksın bizi? okuyorsan burayı, gel dön hadi, özletme daha fazla.
devamını gör...
292.
mü-kem-mel bir insan. kendisi benim için bir arkadaşdan daha fazlası, her şeyi rahatça konuşabildiğim sırdaşım, güvendiğim dostum. normal sözlük'ün hayatıma kattığı iki muhteşem insandan biri. işte bazen işe yarıyor sözlük. değerli insanlar katabiliyor insanın hayatına, sonra onlara kahve ısmarlatıyorsun falan. süpeeeerrr. kişinin ekonomisine bile faydası var.
neyse çok havalı cümleler kuramam, tarzım değildir ama canım arkadaşımı uzuuuun bir aradan sonra yeniden online listesinde görmek çok güzel. sarı sarı, efil efil, ışıl ışıl görünce mutlu ediyor insanı. yine dikilecek milletin başına zebani gibi aslan direktörüm benim.
bengarip yoksa normal sözlük superman için eksik kalıyor. asitsiz cola gibi oluyor. tatsız tuzsuz. ıykkkk. görmem lazım, burada olduğunu bilmem lazım. sözlük o zaman güzel benim için. bir daha bu kadar uzak kalma bu köyden.
ayrıca kahve içmemiz gereken konular birikti. miko'yu özlediysen hemen gelmen lazım. kendim için bir şey istiyorsam şerefsizim.
neyse çok havalı cümleler kuramam, tarzım değildir ama canım arkadaşımı uzuuuun bir aradan sonra yeniden online listesinde görmek çok güzel. sarı sarı, efil efil, ışıl ışıl görünce mutlu ediyor insanı. yine dikilecek milletin başına zebani gibi aslan direktörüm benim.
bengarip yoksa normal sözlük superman için eksik kalıyor. asitsiz cola gibi oluyor. tatsız tuzsuz. ıykkkk. görmem lazım, burada olduğunu bilmem lazım. sözlük o zaman güzel benim için. bir daha bu kadar uzak kalma bu köyden.
ayrıca kahve içmemiz gereken konular birikti. miko'yu özlediysen hemen gelmen lazım. kendim için bir şey istiyorsam şerefsizim.
devamını gör...
293.
miko nerde? sısısıs
devamını gör...
294.
isyanım var ulann!
nasıl tak diye burdayım!
saniyede!
bilgi!
deneyim!
disiplin!
herkes güzelcim, herkess…**
nasıl tak diye burdayım!
saniyede!
bilgi!
deneyim!
disiplin!
herkes güzelcim, herkess…**
devamını gör...
295.
yazarların cep telefonu duvar kağıtları başlığındaki #2981106 nolu tanımınıza 'bengaripsengüzeldünyaumutlu' tarafından (+) oy verildi.

bir sevdadır fenerbahçe.
www.youtube.com/shorts/-g_y...

bir sevdadır fenerbahçe.
www.youtube.com/shorts/-g_y...
devamını gör...
296.
297.
298.
299.
300.
sene bin dokuzyüz çif sıfır
o zaman siz yoktunuz.
medineli müşrik olan lerzan mutlu ile efendisi bünyamin fikrettin ülkeden kaçmak için planlar yaparken ulaştılar bana.
o zamanlar graham daha osmanlı topraklarına uğramamış tabi, bir gün roller coaster'da ellerim havada yihuuuu diye bayır aşağı sallanırken tam göğsüme bir güvercin.
şapkasında ptt yazıyo hem de.
aldım ayağındaki kağıdı.
bir baktım yazı tıpkı ettahiyatu. anlamadım haliyle.
gidip bizim antrenör rüknettin abiye translate for me dedim.
o da arapçadan ingilizceye çevirdi.
dear fellas... diye başlıyordu mektup.. ıhh dedim.. topuktan enseye kadar saygılar.
kısaca diyor ki turkey üzerinden bizi avrupaya oradan da amerikaya kaçırırsan varım yoğum senin. dedi.
hemen iki translate.
derhal.
bi ıslık çaldım. gelen ilk güvercinle haber yolladım. uçak fırlatır gibi de güvercini fırlattım.
ertesi gün de ben yola çıktım. kanatlarım yok tabi ruhumda.
at, katır, deve...
elbette allah vere...
düşük bütçeli yolculuğumuzda ankaraya uğrayıp bir güzelin elinden su içerekten yola devam ettik.
iki gün sonra mekkedeydim.
hatun varım yoğum senin demişti..
şakaya gelmezdi...
hay dedim ben deniz fikçi tüpret
hay dear fella dedi baaaa
hav ar yu dedim.
allah sizi inandırsın fayn dedi. sonra bir de gülümsedi
whats ur job dedi.
boksör dedim
oooohhhh naysssss dedi.
nays lan tabi dedim..
erzak stokladık. noodle, konserve, bakliyat...
yol uzun hayat kısaydı
geceler daha kısa
yanındaki eleman kim diye sordum bünyamin fikrettin dedi.
gerçek adı ne leynn dedim benjamin franklin dedi
nereli dedim rus dedi
bak dedim o varsa ben yoğum
o var dedi
ben yoğum. dedim tam gidiyordum omzumdan tuttu. fikçiiii staapp diye bağırdı.
sana ihtiyacım var dedi.
yoldaş benjiye yol veren lerzan mutlu artık tekelde yola devam ediyordu.
mardin, ankara, istanbul, keşan derken yünanistana gelmiştik.
sınırı geçtik hatunun lehçe kaydı.
düzelt lan ağzını sen garip marip değilsin! lerzan mutlu'sun sen. dedim.
nitekim düzeltti.
dortmund, hannover, lil derken almanya üzerinden londraya geldik.
o gece otelde kalacaktık.
salonun göbeğinde küvet. yarıya kadar ılık. yarıdan üstü köpük. ulan dedim fikçi, sen misin jakuzide işçi..
keyfime ve kendime şampanyamı yudumlarken manchester united sokaklarına bakaraktan dem tutuyordum ki o girdi içeri...
amanın dedim. neyse ki köpük yüksekti. hayırdır lerzan dedim.
kömür lazım dedi.
mangal için daha erken dedim.
dear fella var mı yok mu dedi.
var dedim arabanın bagajından çıkarıp odun kömürü verdim.
bir mangal için daima tedarikliydim.
aldı kömürü çorabının arkasını çizip çıktı dışarı.
seni bekliyorum gidiyoruz dedi. bir dışarı çıktım ki tamamen tarzı değişmiş
bildiğin mafya annesine dönüvermiş.
nereye dedim. gidiyoruz dedi.
gidiyorduk ki
yolumuzu bir kaç hatun kesti.
meğer forti elefınt çetesinin üyeleri olan bu hatunlar lerzanı görünce bir buz kesildiler.
sen kimsin diye sordular bana
fellas boksör dedi benim yerime.
hayırdır hatun dedim
belinden silahı çıkarıp dört kadını oracıkta hiç etti.
bir pij kaldı yanlarında bir de ben.
gözlerime inanamadım.
bokum dondu.
lerzan sen naptın dedim.
silahı bana çevirdi.
yetişkin bir bakireydim.
hızlıydım. makineydim.
al sana uleynnn dedim.
planör kanadı kaşlarının ortasına bir boşluk açmıştım ki..
pijamalı pij fellas boksör is killer diye bağırmaya başlayarak ara sokaklara dalmıştı.
o gün bu gündür ingilterede bana fellas boksör derler.
onlar erdi muradına
biz de erelim muradımıza tt
o zaman siz yoktunuz.
medineli müşrik olan lerzan mutlu ile efendisi bünyamin fikrettin ülkeden kaçmak için planlar yaparken ulaştılar bana.
o zamanlar graham daha osmanlı topraklarına uğramamış tabi, bir gün roller coaster'da ellerim havada yihuuuu diye bayır aşağı sallanırken tam göğsüme bir güvercin.
şapkasında ptt yazıyo hem de.
aldım ayağındaki kağıdı.
bir baktım yazı tıpkı ettahiyatu. anlamadım haliyle.
gidip bizim antrenör rüknettin abiye translate for me dedim.
o da arapçadan ingilizceye çevirdi.
dear fellas... diye başlıyordu mektup.. ıhh dedim.. topuktan enseye kadar saygılar.
kısaca diyor ki turkey üzerinden bizi avrupaya oradan da amerikaya kaçırırsan varım yoğum senin. dedi.
hemen iki translate.
derhal.
bi ıslık çaldım. gelen ilk güvercinle haber yolladım. uçak fırlatır gibi de güvercini fırlattım.
ertesi gün de ben yola çıktım. kanatlarım yok tabi ruhumda.
at, katır, deve...
elbette allah vere...
düşük bütçeli yolculuğumuzda ankaraya uğrayıp bir güzelin elinden su içerekten yola devam ettik.
iki gün sonra mekkedeydim.
hatun varım yoğum senin demişti..
şakaya gelmezdi...
hay dedim ben deniz fikçi tüpret
hay dear fella dedi baaaa
hav ar yu dedim.
allah sizi inandırsın fayn dedi. sonra bir de gülümsedi
whats ur job dedi.
boksör dedim
oooohhhh naysssss dedi.
nays lan tabi dedim..
erzak stokladık. noodle, konserve, bakliyat...
yol uzun hayat kısaydı
geceler daha kısa
yanındaki eleman kim diye sordum bünyamin fikrettin dedi.
gerçek adı ne leynn dedim benjamin franklin dedi
nereli dedim rus dedi
bak dedim o varsa ben yoğum
o var dedi
ben yoğum. dedim tam gidiyordum omzumdan tuttu. fikçiiii staapp diye bağırdı.
sana ihtiyacım var dedi.
yoldaş benjiye yol veren lerzan mutlu artık tekelde yola devam ediyordu.
mardin, ankara, istanbul, keşan derken yünanistana gelmiştik.
sınırı geçtik hatunun lehçe kaydı.
düzelt lan ağzını sen garip marip değilsin! lerzan mutlu'sun sen. dedim.
nitekim düzeltti.
dortmund, hannover, lil derken almanya üzerinden londraya geldik.
o gece otelde kalacaktık.
salonun göbeğinde küvet. yarıya kadar ılık. yarıdan üstü köpük. ulan dedim fikçi, sen misin jakuzide işçi..
keyfime ve kendime şampanyamı yudumlarken manchester united sokaklarına bakaraktan dem tutuyordum ki o girdi içeri...
amanın dedim. neyse ki köpük yüksekti. hayırdır lerzan dedim.
kömür lazım dedi.
mangal için daha erken dedim.
dear fella var mı yok mu dedi.
var dedim arabanın bagajından çıkarıp odun kömürü verdim.
bir mangal için daima tedarikliydim.
aldı kömürü çorabının arkasını çizip çıktı dışarı.
seni bekliyorum gidiyoruz dedi. bir dışarı çıktım ki tamamen tarzı değişmiş
bildiğin mafya annesine dönüvermiş.
nereye dedim. gidiyoruz dedi.
gidiyorduk ki
yolumuzu bir kaç hatun kesti.
meğer forti elefınt çetesinin üyeleri olan bu hatunlar lerzanı görünce bir buz kesildiler.
sen kimsin diye sordular bana
fellas boksör dedi benim yerime.
hayırdır hatun dedim
belinden silahı çıkarıp dört kadını oracıkta hiç etti.
bir pij kaldı yanlarında bir de ben.
gözlerime inanamadım.
bokum dondu.
lerzan sen naptın dedim.
silahı bana çevirdi.
yetişkin bir bakireydim.
hızlıydım. makineydim.
al sana uleynnn dedim.
planör kanadı kaşlarının ortasına bir boşluk açmıştım ki..
pijamalı pij fellas boksör is killer diye bağırmaya başlayarak ara sokaklara dalmıştı.
o gün bu gündür ingilterede bana fellas boksör derler.
onlar erdi muradına
biz de erelim muradımıza tt
devamını gör...




