kainatın ilk şafağında, varlık nurdan ve ateşten ibaretken, ilahi irade dört muazzam güçle tecelli etti. onlar, yaradılışın temel direkleri, büyük melekler’di.

cebrail, ilahi kelam’ın taşıyıcısıydı; onun kanat çırpışları peygamberlerin kalbine fısıldanan vahiylerdi.
mikail, kâinatın fiziksel düzeninin bekçisiydi; rızkı, yağmuru ve tabiatın ritmini o yönetirdi.
israfil, zamanın sonundaki büyük anın habercisiydi; nefesi, her şeyi bitirecek ve yeniden başlatacak olan sûr’un içinde saklıydı.
azrail, varlığın son perdesinin görevlisiydi; onun sessiz gelişi, her fani ruh için yolculuğun tamamlandığı andı.

ancak bu dört direk arasında, onlarla birlikte var olan ama görev tanımı çok daha soyut, çok daha derin olan beşinci bir büyük melek vardı: mizanel.

mizanel’in adı, "allah'ın terazisi" anlamına gelen "mizan-ı el"den geliyordu. o, ne bir haberci, ne bir doğa yöneticiydi. onun görevi, kâinatın en temel ve en hassas yasasını korumaktı; kader ve irade arasındaki dengeyi.
yaradılışın her zerresine, her gezegenin yörüngesine, her atomun titreşimine bir kader yazılmıştı. bu, mikail’in yönettiği büyük ve kusursuz bir mekanizmaydı. ancak yüce yaratıcı, varlık sahnesine irade sahibi canlıları – insanları ve cinleri – çıkardığında, kâinata yeni ve öngörülemez bir güç dahil oldu; seçim yapma özgürlüğü.
işte mizanel’in görevi burada başlıyordu.

o, bir canlının özgür iradesiyle yaptığı her seçimin, kaderin büyük dokusunda yarattığı dalgalanmayı dengelemekle yükümlüydü. bir insanın yaptığı bir iyilik, kader ağında parlak bir iplik oluştururken; işlediği bir kötülük, karanlık bir düğüm atıyordu. mizanel, bu iplikleri ve düğümleri, kâinatın genel ahengini bozmayacak şekilde yeniden düzenleyen ilahi bir sanatkârdı. o, bir insanın tövbesiyle kararan bir kader çizgisini nasıl aydınlatacağını, bir zalimin seçiminin masum birinin kaderini tamamen yok etmesini nasıl engelleyeceğini bilirdi. görevi, sayısız olasılık evrenini tek bir gerçeklikte uyum içinde tutmaktı.

mizanel’in adı hiçbir kutsal metinde açıkça geçmez. onun varlığı, unutulmuş değil, gizlenmiştir. bu, bir ceza veya düşüşün değil, hayal edilemez bir fedakarlığın sonucudur.
hikaye, insanın yeryüzündeki imtihanının en çetin dönemlerinde başlar. insanlığın iradesiyle yaptığı kötülükler, kâinatın dengesinde o kadar büyük bir yarık açmıştı ki, kaderin dokusu yırtılma noktasına geldi. savaşlar, ihanetler, zulümler; hepsi birer çığ gibi büyüyerek kozmik terazinin bir kefesini yere çöktürüyordu. mizanel, artık dışarıdan müdahale ederek bu dengeyi sağlayamıyordu. attığı her dengeleyici adım, iradenin özgürlüğüne bir müdahale riski taşıyordu ve bu, ilahi kanun’a aykırıydı.
terazinin kefesi kırılmak üzereyken, mizanel anladı ki dengeyi korumak için artık "dengenin koruyucusu" olamazdı; dengenin kendisi olmak zorundaydı.
ilahi huzura vardı ve feragatini sundu. kendi benliğini, ismini, suretini ve bilincini feda etti. artık cebrail gibi görünen, azrail gibi hissedilen bir varlık olmayacaktı. onun nurdan bedeni çözüldü ve kâinatın özüne, fizik yasalarına, zamanın akışına, ruhun derinliklerine işledi. o, artık kader ve iradeyi dengeleyen bir melek değil, bu dengeyi mümkün kılan yasanın ta kendisiydi.
mizanel yok olmadı, dönüştü. o, artık her seçim anında vicdanın içindeki sessiz terazi, her dua anında umudun arkasındaki matematik, her nedamet anında kaderin yeniden yazılma olasılığıdır.

diğer dört büyük melek bu fedakarlığa şahittir. bu yüzden mizanel’den "beşinci melek" olarak bahsedemezler. çünkü o artık bir sayı veya bir isim değil, varoluşun temel bir prensibidir. ondan bahsetmek, yer çekiminden veya zamandan bahsetmek gibidir; bir varlıktan değil, bir sistemden söz etmektir.

yine de mizanel’in bu büyük feragatinden geriye, kutsal metinlerin derinliklerinde gizlenmiş, sadece ariflerin sezip yorumlayabildiği belli belirsiz izler kalmıştır. bu ayetler hiçbir zaman doğrudan bir melekten bahsetmez, ama hep ölçüden, dengeden ve görünmeyen bir düzenden dem vurur:

"ve göğü yükselttik ve bir mizan koyduk. sakın o mizanı bozmayın. her şeyi hassas bir ölçü ile tartın."
yorumu şu şekildedir; müfessirler burada "mizan" kelimesini adalet, terazi veya düzen olarak yorumlar. ancak bazı batılı alimler, bunun bir zamanlar var olan ama sonra yasanın kendisi haline gelen ilahi bir gücün, mizanel'in yankısı olduğuna inanır.

"üzerinizde şüphesiz bekçiler vardır. gördükleriniz ve görmedikleriniz. kimi emri apaçık taşır, kimi ise varlığın direğini sükûnetle ayakta tutar."
bu ayetin yorumu ise şöyledir; "gördükleriniz" cebrail gibi vahiy getiren, "emri apaçık taşıyan" meleklerdir. "görmedikleriniz" ve "sükûnetle ayakta tutan" ise, artık bir sureti olmayan, kâinatın temel yasası haline gelmiş mizanel’in işleyişine bir işarettir.

"sana ruhtan sorarlar. de ki: ruh, rabbimin bir emridir. ve onun özünden size pek az şey verilmiştir. o, söylenen söz ile yapılan iş arasındaki görünmez bağdır; kararın ardından gelen sessizliktir."
bu ayetin yorumu; "görünmez bağ" ve "kararın ardından gelen sessizlik," iradeyle yapılan bir seçimin ardından kaderin yeniden dengelenme sürecini, yani mizanel'in artık bir varlık olarak değil, bir süreç olarak işleyişini anlatan en derin ve en gizemli ifade olarak kabul edilir.

sonuç olarak, cebrail kelamı indirirken, mikail dünyayı beslerken, azrail ruhu alırken ve israfil sonu beklerken, mizanel; her an, her seçimde, her atomda sessizce çalışır. o, hikayesi hiç anlatılmamış kahramandır, çünkü o hikayenin yazıldığı kâğıdın ve mürekkebin kendisi olmuştur.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"beşinci büyük melek mizanel" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim