öne çıkanlar | diğer yorumlar

bin muhteşem güneş, meryem’in trajik hayatını konu alan, meryem’in çocukluğundan yaşlılığına kadarki dönemde yaşadıklarını konu alan, adeta bir solukta okuyup bitirebileceğiniz, konunun nereye gittiğini, neler olacağını devamlı merak ettiğiniz, sizi şaşırtacak harika bir roman.
bu kitapta meryem yaşadığı hiç bir kötü olayı hak etmese de, çokça mutsuz bir hayat yaşamaktadır. bir film izler gibi kendini izletecek, en sevdiğim kitaplar arasındadır. aşağıya kitap özeti bırakıyorum spoiler var, okumak isteyenler varsa okumasın.

-özet-

celil isimli bir adamın, nana ismindeki bir kadından nikahsız bir çocuğu olur. rezil olmamak için nana’yı ve kızı meryem'i dağ başında bir kulübe yaptırarak araya yerleştirir. meryem ve nana'yı ara sıra görmeye gelen celil’e kızı meryem çok düşkündür. onun yollarını gözler. şehir hayatını hiç görmemiş olan meryem’e celilin anlattığı kendi hayatı, çok büyüleyici ve ilgi çekici gelir.

nana meryem’i sevse de bazen ona kızar ve harami diye seslenir. meryem bu yüzden annesi nana’nın onu sevmediğini düşünür, celil’e daha fazla düşkündür. meryem’in çok sevdiği bir de molla feyzullah vardır. bu şahıs ise bir haca. meryem’e kur-an’ı ve sureleri öğretir.

meryem 15 yaşına geldiğinde celil in yanına şehre iner. doğduğundan beri şehre ilk kez gidiyordur. onun için büyük cesarettir. celil’in muhteşem evini ve sinemasını merak ediyordur. nana meryem'e gitme, gidersen ölürüm der, ve in*ihar eder. meryem’i celil eve almaz. meryem geri eve döndüğünde annesini as*lmış halde gördüğü için pişmanlık duyar. celil meryem’e bakmak zorunda kalır.

—meryem’in hayatı değişiyor

celil meryem’i birkaç gün sonra 45 yaşlarında bir adamla evlendirip başka bir şehre gönderir. meryem çok korksa da zamanla bu duruma alışır, bir kez hamile kalır ve düşük yapar. bir daha çocuğu olmaz.

karşı komşusu fariba‘nın leyla adında güzeller güzeli bir kızı olur. bu kız büyür ve 12 yaşlarına gelir. leyla ve tarık çok yakın iki arkadaştır, aynı zamanda birbirlerine aşıktır. tarık’ın bir bacağı yoktur. leyla mahallenin en güzel kızıdır. sarışın, gamzeli, ela gözlü.

afganistan’da çıkan bir savaşta leyla ailesindeki herkesi kaybeder. kaybetmeden önce ise tarık ile ilişkiye girmiştir tarık ailesini de alıp pakistan’a gitmiştir. tekrar döneceğini söylemiştir. leyla’ya meryem ve kocası raşit sahip çıkar. leyla 14, meryem 35, kocası raşit 60-65 yaşlarındadır.

leyla hamiledir. raşit bir adam ayarlayıp leyla’ya “beni tarık gönderdi. o öldü.” dedirtmiştir. bunu öğrenen leyla’nın artık gidecek hiçbir yeri kalmaz ve raşit’le evlenir. hamile olduğu çocuğu raşit’e onunmuş gibi göstermeye çalışır. raşit leyla’nın oyununu anlar ama ona söylemez. ilerleyen yıllarda leyla’nın raşit’ten zalmay adında bir oğlu olur ve ilerleyen zamanlarda tarık ile karşılaşır. o ölmemiştir. tarık’ı leyla eve alır ve muhabbet ederler. zalmay bu olanları raşit’e anlatır. raşit leyla’yı öldüresiye kırba*lar. boğulmak üzere iken meryem raşit’i kürekle öldürür.

leyla ve tarık, kızları azize ve zalmay mutlu bir aile olur. meryem ise kendi isteği ile teslim olup idam edilir. meryem’in babası celil ölmeden önce molla feyzullah‘a iyi miktarda para ve mektup bırakır. leyla bu parayı yetimhaneden okula dönüştürülen bir binanın onarımında ve eşyalaştırılmasında kullanır. leyla bir öğretmen olmuştur.
devamını gör...
insanın içini dağlayan, yer yer bu kadar da olmaz dedirten, zaman zaman ohh çektiren ama genel itibariyle gözlerini nemlendiren bir roman. her ne kadar roman desek de adına, dünyanın bir yerlerinde bu olayları gerçekten yaşayan insanların olduğunu bilmek insanın içini daha da eziyor.

sözde hürriyet adına, din adına, ideolojileri adına farklı farklı gruplara ümit bağlayıp günden güne daha da kısıtlı, daha da kötü günler yaşamaya mahkum edilen afgan halkının çaresizliğini iliklerine kadar hissediyor insan. bilhassa kadınların hak ve özgürlüklerini ellerinden alıp her geçen gününü aratır hale getirmek kaçıncı seviye vicdansızlıktır mesela. mücahitler galip gelirse rahatlayacağını uman halk umduğunu bulamayınca mücahitlerden kurtulmak için taliban'a sarılıyor ama denize düşüp de yılana sarılsak daha iyiydi noktasına geliyorlar. dinle alakası olmayan ama siyasi arzu ve heveslerini, şahsi menfaatlerini din kisvesi altında gidermek isteyen bir zümre insanın zulmü yıllarca insanlara büyük çileler çektirdi.

burası spoiler:

bir harami olarak meydana gelen meryem'in hikayesi ile başlayan roman, leyla ve tarık'ın hikayesi ile devam ederken bir anda her şey birbirine girip hayatları kesişiyor. bir yerden sonra hangisine üzüleceğini şaşırıyor insan. başta iyi bir insan gibi gelen raşit ayısının erkek çocuk sevdası, leyla'ya aşkı uğruna söylediği yalanla sevdiğinden ayırması ve sonunda hayatında ilk defa anlamlı bir şey yapmaya karar veren meryem'in cesareti ile kendini feda etmesi sonucunda tatmin etmese de buna da şükür dedirten mutlu sonu ile insanın ruhunda onulmaz yaralar açıyor kitap.

aynı bizdeki bazı andavallar gibi kız çocuklarını okutmayıp karısı kızı hasta olunca kadın doktor isteyen mağara ayılarının o coğrafyalarda daha yoğun ve vahşi hüküm sürdüğünü görmek de şaşırtmıyor. toplumsal analiz yapalım demeye çalışsak bile ortada analiz edilebilecek bir toplum yok desek yeridir. baskı, korku, sindirme, dini kullanma, gücü eline geçirince başlayan zulüm... hikaye hep aynı.

bu kitabı bütün kadınlara okutmak lazım. özellikle atatürk düşmanı olanlara. bugün kendilerine sunulan imkanları, verilen hakları, gördükleri değerin neye, kime borçlu olduklarını, ayakları üzerinde durmazlarsa başlarına neler gelebileceğini görsünler.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"bin muhteşem güneş" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim