aksiyon / fantastik / macera
9 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

2023'te gelen ve toplamda 4. official d&d filmi olan dungeons and dragons: honor among thieves ile birlikte bu 70'lerden gelen harikalık yeniden gündeme geldi. hatta netflix, forgotten realms setting'i bazlı bir dizisini de çıkartacak gibi görünüyor: #3399656

başlığın konusu olan yapım ise 2. d&d filmi. 2000'lerin başında gelen ilk film... anlatıldığı kadar da kötü değildi bence aslında. imdb'de edindiği rating ortalaması çok gülünç bence. hatta wotdg*'nin aldığı rating de öyle. bunun nedenini çok iyi biliyorum: frp'ciler çok zor beğenir. çok acımasızdır. d&d'deki amansız ve merhametsiz savaş lord'ları gibidirler. eğer ki d&d değil de başka şeylerin temel alındığı fantastik filmler olsalardı bunlar, frp'cilerin bu kadar gazabına uğramazdı. örneğin, başlığın konusu olan filmin imdb'deki rating ortalaması 4.6. bu en az 5.4 olurdu, bu bir dungeons and dragons filmi olmasaydı. haha.

hat*'in şimdiye kadar çıkan en iyi/kaliteli d&d filmi olduğunu ben de herhalde çoğu kişi gibi kabul ediyorum ama bu ikinci film ve dungeons & dragons: the book of vile darkness adlı 3. d&d filmi de gayet güzeldi bence. bunların bütçeleri belli tabii, 4. filmle kıyaslanamaz, ki zaten bovd* ve wotdg* doğrudan video formatında piyasaya sürülen filmler diye biliyorum. 3. filmin bütçesi daha düşüktür gibi bir izlenimim olmuştu izledikten sonra, başlığın konusu olan filmden. neyse... dediğim gibi, ilk filmi bile o kadar kötü bulmamıştım ben ki 4. film dışındakilerin en yüksek bütçelisi de oydu ve oradaki baş kötü olan büyücü profion, favori aktörlerimden biri olan jeremy irons tarafından canlandırılıyordu. bir tane aşşşırı saçma şey vardı ilk filmde gerçi. yani alelade bir karakter için "hoop, ben o über staff'ı kullanabiliyorum/kullanabilirim" olmaz d&d'de ama filmde oluyordu. 4. filmi ben en çok ilkine benzetmiştim zira ikisi de eğlenceli, daha az karanlık fantastik filmlerdi. ancak, honor among thieves elbette ki çook daha iyi bir filmdi.

the book of vile darkness'ın bakınız'ını vermiştim. ilk d&d filminin de bakınızını vereyim zira günün birinde ben veya başka biri bunların başlığını açabilir. (bkz: dungeons & dragons (film))

wotdg, yani başlığın konusu olan filme tam olarak geçelim artık madem. yazının geri kalanında spoiler'lar olacak ama çok önemli spoiler'lar vermekten kaçınacağım.

yazıyı yazdıktan epey sonra gelen ekleme: bu filmin benim açımdan ne denli özel olduğu şu başlıktaki tanımımda yer verdiğim filmlerden biri olmasından anlaşılabilir: (bkz: yazarların favori fantastik filmleri)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

öncelikle, yazıda d&d'yi bilmeyenler için epey anlaşılması zor kısımlar yer alabilir ama anlaşılmasının önemli olduğu kısımları anlaşılır hale getirmeye çalışacağım.

ilk d&d filmindeki kötücül büyücü profion, damodar'a bayağı zalimce davranmıştı ve onu piyonu gibi kullanmıştı. bir de sonra onu bir undead* haline getiren bir büyü yapmış, daha doğrusu bu büyü yerine lanet desem daha doğru olabilecek şey yüzünden kendisi yalnızca bir undead olarak yeniden var olabiliyor, ancak efendisinin*, bunu yapamayacak bir kaderi yaşadığı için bu lanet/curse'ü kaldırabilme olasılığı ortadan kalkıyor ve artık damodar kendi lanetini kendi kaldırabilmenin bir yolunu bulmak durumunda; bu hikayenin özünü damodar'ın ağzından dinliyoruz zaten bu ikinci filmde. ilk filmdeki olaylardan 100 yıl sonrasında geçiyor bu 2. d&d filmi. ama aslında 3.000 sene öncesinden de bir şeyler öğreniyoruz ki filmin zaman diliminde yaşananlar bu kadim zamanlarla bağıntılı. d&d'de normalde böyle büyülü orta çağ gibi bir hava/anlayış vardır ve d&d'ye pek hakim olmayıp filmi izleyenler bunu aklında tutsun öncelikle. gerçi the lord of the rings'i bilmeniz de zaten bunu normal/doğal karşılamanızı kolaylaştırır kanaatindeyim. orada orta dünya denmiş ama d&d'de bunu diyemeyeceğimiz için ben büyülü bir orta çağ benzeri setting filan diyorum.

neyse... filmdeki baş kötümüz damodar olsa da 3.000 yıl öncesine gittiğimizde faluzure adlı ejderha tanrının, turanian'lar denen kudretli bir antik medeniyetin mensupları—herhalde büyücüleridir—tarafından hapsedildiğini öğreniyoruz. faluzure bir d&d tanrısı/deity olsa da bir lesser deity, yani d&d'de tanrılar da kudretlerine göre kategorilere ayrılıyor ve faluzure güçlü sayılabilecek deity'lerden biri değil. yine de bir deity... yani tanrı... ve elbette ki çok güçlü. ona özgürlüğünü verebilmenin bir yolu da varmış ve baş kötümüz bunun için sabırla, inatla uğraşıyor ve aradığı, bunu gerçekleştirebilecek orb'a bir şekilde ulaşabiliyor. zaten bu anlattığım yerler filmin hemen başında, hoş bir narration tekniğiyle anlatılıyor. bu küreyi elde etmesi onun üzerindeki "undead curse"ü de kaldırıyor ama tam da değil galiba. yani vücuduna garip bir sıvı döktürüp "ecstasy of life" diyordu ve bir replikte ve bunu nasıl yorumlamalıyız emin değilim. belki de zamanla tam bir "living being" hissiyle yaşamaya başlayabilecektir... ama tabii o filmin başlarında gördüğümüz undead halindense "insana benziyor" bu orb'u ele geçirdikten sonra damodar. haha. kendi sözüne güvenirsek undead curse'ü kalkıyor işte o orb'u ele geçirdikten sonra. undead var, undead var... mesela vampirler de undead'dir ama hayattan büyük zevk alabilirler. damodar için işte bir "corpse being" olmak gibiymiş undead'lik. filmdeki lich karakter klaxx içinse undead'lik iyi bir şey gibi duruyor. zaten normal şartlarda lich'lik, evil spellcaster'lar tarafından tercih edilebilen bir şeydir. tercih ettiğin bir şeyden de şikayet etmeszin. haha!

işte damodar (sol) ve klaxx (sağ):

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

damodar'ın amacı ismir'i yerle bir etmek. burada tipik bir, kendisine bu lanetin gelmesine sebep olanların torunlarından intikam alma teması var. yani böyle fantastik filmlerde yaygın görebileceğimiz bir konu elementidir bu. onun kini 100 yıllıksa, faluzure'un ise 3.000 senelik! gerçi mışıl mışıl uyumuş bu süreçte ama sonuçta bu onun tercihi değildi ve bir tanrıya bunu yaparsanız torunlarınızın torunları, onların da torunları... yani işte tehlikeli sular bunlar arkadaşlar. haha. bu filmdeki ismir, şu anda sınırları içinde olduğum izmir değil ama. fantastik bir yer. ilk filmde direkt "izmir" diye de telaffuz ediyorlardı diye aklımda kalmış ama bu filmdeki telaffuzu "işşmiğr" şeklinde. ekstra bilgi, komiktir ki metropia adlı modern distopya filminde de bir izmir vardı. ne istiyorlar güzel izmir'den bu gavurlar allasen? ehehe. neyse... esasen damodar güçlü bir villain olsa da tek başına bu fantastik ismir'i öyle taş üstünde taş kalmayacak hale getiremez elbette. yani falazure isimli ejderha tanrıyı uyandırıp, o ismir'i yok ederken kenardan izleme hayalleri kuruyor damodar. peki işi kolay mı?.. şunu da ekleyeyim, d&d kaynaklarına göre faluzure aslında uçamayan bir ejderha tanrı olsa da filmde kendisini uçabilir kılmışlar.

hiç de değil. onun bo orb'u ele geçirdiği bilgisi ismir'e bir şekilde ulaşıyor. burada bir büyücüler konseyi gibi bir şey var ama bunlarda pek iş yok gibi. film boyunca melora adlı çaylak olmasa da düşük seviyede sayılacak büyücü, koca koca archmage'leri falan afallatacak şeyler yapabiliyor ve düşünebiliyor. bu council of mages'ın baş büyücüsü oberon isimli biri. pek bir karizmatik. sanırım robe of eyes da giyiyor ki bu gayet üst level bir item'dır. archmage falan değilseniz kolay kolay bulamazsınız bunlardan. ama bir baş büyücü bu kadar mı aymaz olabilir... sonunda da hak ettiğini buluyor bence. millet kan ter içinde şehri kurtarmaya çalışsın, sen küvette olmayan aklınla kıymetli kitapları ıslatma riskini doğur. haha. ya cidden intelligence score'unu merak ettim kendisinin. bence kesin diploması da sahtedir. * bu arada büyük bir spoiler vermiyorum bence, daha ziyade kafa karıştırıyorum sanki. mesela oberon sonunda vezir olmuyor, bu belli bir spoiler olabilir ama rezil mi oluyor yoksa sonu trajik mi oluyor... onu söylemem işte!

melora'nın eşi, yani yavuklusu veya kocası (tam anlayamadım ama kesin sevgililer), tip olarak futbol insanı önder özen'in daha genç bir haline benzeyen berek de aslında başta yetiştirdiği bir savaşçı karşısında rezil oluyor ama bana göre iyi çizilmiş bir karakter. yani gayet iyi bir lider. bir fighter olarak belki kadın barbarian lux kadar epik olaylara girişmiyor ama en azından iyi bir lider figürü bence kesinlikle. kadın bir elf/elven wizard olan ormaline'i de beğendim ben. çok pratik kararlar alabiliyor ve yapımdaki kudretli kötüler arasındaki, bir lich olan klaxx the malign'dan party'sini o kurtarmıştı ve başka kritik yerlerde de hızlı ve doğru kararlar aldı kendisi. yani o lich kadar üst level bir wizard olmasa da (en azından henüz) gene de aferin denilesi bir karakter. ring of the ram'i de kaptı, artık daha mutlu. * bu adventurer'lardan diğerleri de usta bir thief olan ve yine ekip arkadaşlarını bazı kritik durumlarda kurtaran nim—ki o da bir gem of true seeing bulunca sevindirik olmuştu— ve obad-hai'nin bir cleric'i olan dorian. bu son eleman... bilemedim, şimdi ne desem spoiler olabilir ama lich'in ormanda onun illüzyonunu yaratması sahnesi filmin az sayıda komik sahnesindendi bence. soğuk bir espri yapıp spoiler mı versem?.. dediğim gibi, bu epey karanlık bir film, bundan bir sonraki d&d filmi kadar olmasa da; ilk ve şimdilik son d&d filmlerindeki gibi çok da komedik şeyler beklemeden seyretmek lazım tanıttığım filmi.

dorian'ın taptığı obad-hai da bir tanrı/deity (yoksa niye tapsın, swh) ve filmde önemli bir rolü var. yani filmdeki tek deific varlık faluzure değil. burada faluzure'un bir nevi anti'si olarak bu greyhawk deity'sinin seçilmesi elbette tesadüf olamaz: faluzure, yaşayan ölülüğün, çürümenin falan tanrısıyken obad-hai ise bir doğa tanrısı. acaba hangisi kazanacak?.. gerçi bu tanrılar kapışmıyor aslında zira obad-hai'ı göremiyoruz ama işte üstte bahsettiğim melora bir haltlar karıştırıyor ve olaylar gelişiyor... bu melora'ya dikkat edin bakın. zaten kendisi bir wizard olsa da mystic theurge diye adlandırılan prestige class'tan devam etmek istiyor gibi görünüyor.* yani hem arcane hem de divine büyüler yapabilen bir karakter... d&d 3.5 kapsamında böyle sayısız prestige class var ve işte filme de yansıması diyebiliriz bunun için.

filmdeki kötülerden damodar zaten en çok gördüğümüz olanı ama lich klaxx da cidden farklı farklı sahnelerde çok önemli roller oynuyor konuda. dizaynı biraz garip olmuş. o postürü, dişleri, plastik makyajı falan... gene de bence okey verilebilir. kurnazlıkta da master level diyebiliriz kendisine sanırım, ki filmi sonuna kadar izlediğinizde bunu kendiniz de görebilirsiniz. ve elbette, ormaline'in, klaxx'ı görür görmez "the lich is too powerful" demesi de kendisinin kudret level'ını idrak edebilmemiz için yeterli. kahramanlarımız onun alanına geldiğinde lich'in onlara kurduğu tuzak gayet iyiydi ve orada, bir tür disintegrate büyüsü üzerinde çalıştığını görebiliyoruz kendisinin. peki bu büyüsünü bir kahramanımızın üzerinde kullanabilecek mi?.. işte bunu söylersem önemli bir spoiler olur. ama başarılı bir paralyze büyüsü yapabiliyordu ilgili karaktere. işte bundan sonrasını görebilmek için filmi izleyin. *

klaxx the malign [lich]

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yalnız yazı çok uzayacak böyle giderse... yani bu konulara girdiğim zaman duramayabiliyorum ve midnight chronicles'ın başlığındaki tanımım 10.000 kelimeyi geçmişti. bunda öyle abartmayayım diye düşünüyorum. hehah.

hatta ufaktan sadede geleyim artık.

yazı bittikten sonra gelen ekleme: hiç de bir anda sadede gelemedim. yazı bayağı daha uzadı. lakjsdlkasjdlakdjs

filmdeki oyunculuklar bence yeterli derecede tatmin edici. midnight chronicles'ı tanıtırken de söylemiştim galiba; böylesi fantastik işlerde alışılandan farklı oyunculukların olması benim için genelde daha ideal oluyor. yani ben gerçek bir "drama" görmek istemiyorum böylesi fantezi filmlerinde. karakterlerin renkli olması, sahnelerin çok dandik olmaması falan yeterli geliyor bana normalde. gönül ister ki bu gibi konularda her fantastik film, 2023'te çıkan şimdilik son d&d filmindeki gibi en üst seviyelerde olsun. ama olmuyorsa da elimizdekinden zevk alıp almamak da bize kalmış. ben bu 2. d&d filmini gayet seviyorum ve son d&d filmine verdiğim notun aynısını vereceğim: 8.5/10.

ekleme: pardon ya, honor among thieves'e 8/10 vermişim ben. demin başlığına bakınca gördüm. daha iyi olmuş aslında zira bu tanıttığım albümü daha çok seviyorum zaten.

bu arada filmdeki cgi kullanımı gibi şeyler beni tatmin etti. majör battle'lardan birinde yer alan ice dragon'ın [yani white dragon'ın], faluzure'un falan başka şekilde yaratılmasının/canlandırılmasının zaten hala alternatif bir yolu yok sanırım. herhalde artık yapay zekayla bunlar çok daha iyi yapılabiliyordur ama filmleri de dönemlerine göre, yapıldığı zamandaki teknolojilere göre değerlendirmek gerekir. fazla gerçekçilik aramıyorum ben şahsen böyle sahnelerde ve beklediğimi buldum diyebilirim bu bakımdan.

filmdeki o görkemli kale litvanya'daki vilnius yakınlarındaymış ve filmin çekimleri de burada yapılmış oluyor haliyle. filmin senaristlerinin bir röportajda açıkladıklarına göre 6 hafta civarında sürmüş çekimleri. bu senaristlerden biri olan brian rudnick de çekimlerde yardıma gitmiş ve prodüksiyon sürecinin büyük kısmında aktif rol oynamış. işte d&d kuralları dışına çıkılmaması ve d&d dinamikleri bağlamında tutarlı olunabilmesi amacıyla, özellikle emprovize çekilen sahnelerde yönetmen gerry lively ile beyin fırtınaları yapmışlar ve senaryodan sapan doğaçlama kısımlarda brian, d&d konusundaki bilgileriyle yönetmene destek olmuş ve buralarının da d&d anlayışına ters düşmemesine özenmişler bu tarz bir ortak çalışmayla. bu bilgiler, sorcerers.net sitesinde yayımlanan bir röportajdan kendi yaptığım çeviriden geldi.

bu arada film bittikten sonra çıkan yazılarda bir dolu böyle balkan, yugoslav, yunan gibi... işte bişeyeviç, bişeyakis, bişeyvilnus, bişeynilski gibi soyada rastlıyoruz ve avrupa sınırlarındaki böyle yerlerdeki ekipler de filme çok katkıda bulunmuş belli ki.

aslında 9 da verebilirdim bu yapıma ama... birkaç tane yuh artık dediğim şey vardı filmde. öncelikle melora'nın, sevdiceği berek'e "there are two forms of magic. i, myself study the arcane, clerics study the divine" falan demesi... kelimeler farklıdır da yani bu minvalde bir şeyler söylüyordu. yahu "gocan" bir captain. üst level bir fighter. kaz kafalı bir barbarian falan da değil. ve uzun süredir sevgilisiniz de, belli ki. o ayrımı bilsin bir zahmet. karşında 1. seviye bir fighter yok ki. işte seyircilere biraz bilgi tepikleyelim demişler ama bu diyalog o iki karakterin arasında geçmemeliydi ya. ahahaha. bir de, "fire, earth, water, air; the four elements..." falan. işte cidden bir de böyle sanki anca bir grand mage'in nail olabildiği bilgilerden bahsediyorlarmış gibi heyecanla falan söylemiyorlar mıydı. lakjdlskjadlkasjd

gene de 9/10 vermeye karar verdim. yani bu gibi detaylar yüzünden not kırmak pek makul görünmedi gözüme sonradan.

bu tarz filmlerdeki kahramanları idiot falan diye yaftalamak da pek modadır, malum. geçmişte bunu ben de yapardım ama bir zaman sonra bu bağlamda daha bilgeleştiğim kanısındayım. mesela bu filmde thief nim'in, o aynadan nerelerine güvenle basabileceklerini gördükleri tuzaklı alanda bir anda atlaması sahnesi... şimdi ben derdim ki o basamakları biri aklında tutuversin ve işte bir şeyler ters giderse diğer karakterlere şimdi iki arkandaki sol bölmeye bas falan deyiversin, ki örneğin ormaline bunun çok daha karmaşıklarını bile aklında tutabilecek bir zekaya sahip olmalı, bir wizard olduğu için. hoş, bu esnada ormaline'in dikkati başka yöndeydi ancak buradaki kalan birkaç adımı nim kendi de aklında tutabilirdi. ama işte bu sahnede şu unutulmamalı: karakterler panikledi burada ve panik de her zaman kötü kararların gelmesiyle neticelenebilir. ayrıca bir barbarian olan lux bağırıyor burada atla diye ve barbarian'ların da d&d'deki zeka seviyeleri belli. haha. bir de o aynanın olduğu kısım tam kapandığında belki de mekanizma sıfırlanacaktı, yani aklında tutsan bile bastığın her yerde "ceryanı" yiyecektin?.. öyle 1-2 saniyede işte tüm bunları düşünemeyebilirsin panikleyeceğin için... ben bundan ziyade, aynı sahnenin gerilerinde wizard'ın magical bird'ü ona'nın haşat olmasına gülen ve çok basit bir mekanizmayı çalıştırması gereken yerde ekip arkadaşlarıyla dalga geçen nim'in karmik bir kader yaşamış olabileceği şeklinde yorumlamıştım o sahneyi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

neyse... valla seviyorum ben bu filmi cidden. çıktığı sene falan izlemişimdir. toplamda da 5-10 kez seyretmişimdir. ileride de izlerim sanırım. size de izlemenizi salık veririm, fantastik filmlerden hoşlanıyor iseniz.

son olarak da... dungeons & dragons denince belki de akla gelen ilk isim olan gary gygax tarafından da çok sevilmiş bir film bu. filmin senaryo yazarlarından biri brian rudnick bunu bir röportajında açıklıyordu. post prodüksiyon sürecinde filmi gary'ye izletme fikirleri oluşmuş ve kendisinin wisconsin'deki evine bir ekip gönderilmiş ve işte onun bunu izlemesi ve belki dvd'nin özel içeriği için bir röportaj vermesi umulmuş. neticede d&d'nin yaratıcılarından biri filmi sevdiğini (love, like'tan da öte yani) söylemiş ve bu da rudnick'i onurlandırmış ve tüm film ekibi de bundan onur duymuştur herhalde. bu röportajı hangi sitede görmüştüm, onu anımsayamıyorum şu anda.

zaten gygax, bu filmin baz alındığı d&d - greyhawk setting'inin de yaratıcısı ve işte onun filmi beğenmesi ekstra önemli bu yüzden. mesela forgotten realms setting'inin baz alındığı bir d&d filminin de ed greenwood tarafından beğenilmesi bu seviyede bir önem arz edebilir. honor among thieves'i "sevdim" diyor muydu ed bilmiyorum ama sanırım beğenmiş olmalı ki bu filmdeki içeriğin de fr history'sine dahil edileceğini açıklamış. gerçi filmdeki "fail"lerden bahsettiği bir video da var kendisinin ama gene de filmi çoğu kişi gibi beğenmiş gibi görünüyor. wrath of the dragon god'ı ise o kadar çok insan beğenmedi ama işte gygax tarafından beğenilmesi benim açımdan yeterli. zaten hat* ve wotdg* arasında devasa bir bütçe farkı var, o yüzden bu iki filmi kıyaslarken de bu değişkeni göz ardı edemeyiz. her halükarda ben wrath of the dragon god'ı daha çok seviyorum.

şunu da ekleyeyim yazıyı bitirirken, ki bu bilgi de yazının gerilerinde bahsettiğim sorcerers.net'teki röportajdandı... senaristlerden biri, forgotten realms setting'indeki hazır kurgu elementleri ve karakterlerin alınması ve bunun üzerine böyle bir filmin çekilmesi, sıfırdan bir setting yaratmaktan daha ideal olmaz mıydı gibi bir soruya; wrath of the dragon god projesine ilk filmin sequel'ı olması anlayışıyla başlandığından ve zaten lisans hakları olarak da sadece ilk filmin setting'ininkilere sahip olmalarından bunun mümkün olmadığını söylüyordu. yani isteseler de bir forgotten realms filmi çekemezlermiş bunda. sonuçta evet, wrath of the dragon god'da greyhawk setting'inden alınma faluzure ve obad-hai gibi karakterler ve çeşitli başka şeyler var ama doğrudan greyhawk setting'inden buraya taşınan şeyler de epey sınırlı ve bu bir official d&d filmi olduğundan da illaki bu kadarına izin verilir zaten. hiçbir d&d referansı olmasa ve filmdeki her şey sıfırdan yaratılması zaten wizards of the coast'un yetkililerinin de işine gelmezdi kanısındayım, ki onlar da film sürecinde aktif rol oynamışlar.

yazıyı da bir türlü sonlandıramıyorum zira yazdıkça aklıma sorcerers.net'teki röportajda bahsedilen bazı başka kısımlar geliyor. haha. wizards of the coast, işte 90'ların sonlarından itibaren tsr'dan devralarak bu fantastik mevzuları yürüten sihirbazlar birliği, d&d bünyesindeki ve o ekipten cindi rice ile çok yakın çalışmış bu filmin senaristleri. ed stark ile charles ryan'ında aralarında olduğu wotc* ekibine council of wizards, yani büyücüler konseyi diyormuş bu senaristler ve onlardan bazı spesifik direktifler de almışlar. mesela filmde bir sal var ve bu çiviyle yapılmış başta. büyücüler konseyi de d&d evreninde çivi yok, onları iplerle/halatlarla değiştirin diye bir not göndermiş ve filmde de elbette sal kütüklerinin halatlarla bağlanmış halini görüyoruz. salı bu hale getirebiliyorsa bu büyücüler, çarşambayı sel mi alır, siz düşünün artık. (bkz: sorun salı mı sorunsalı) - bu arada yazının gerilerinde de dediğim gibi gary gygax... değil de, işte böyle komedik unsurlar arıyorsanız bu filmde ve bir sonraki d&d filminde bunlara pek rastlayamazsınız. son d&d filminde var mesela bu boyut, çünkü ne demişler: (bkz: son gülen iyi güler)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
ikincisini bilmem de yani izlemedim ama bunun bir önceki filmi herhalde gördüğüm en kötü fantastik kurgu yapımıydı. frp filmi demeye dilim varmıyor o derece berbattı... kraliçeyi görünce t.bitch diye okuduğum t.birch'e aa american beauty'deki sosyopat kız demiştim. thief eleman tek başına koskoca mage gebertti ona yuhela demiştim bir de efektler ne kadar berbattı be yıldırım efekti ejderhalar hepsi gerçekten çok kötüydü. bir de film o kadar uzun vizyonda da kalmadı bariz lord of the rings üçlemesini de yapan new line cinema ertesi sene gene o sıralarda fellowship of the ring'i vizyona sokmuştu o gelene kadar böyle zaman geçsin millet idare etsin şimdilik esas performansı lotra saklıyoruz niteliğinde yapılmış çabuk tüketilen unutulan yapımlar gibiydi.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"dungeons & dragons: wrath of the dragon god" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim