iki boyutlu bir dünya haritası hayal edin, haritayı yukarıdan aşağı üç bölüme ayıracak iki çizgi çekin, en üstte kalan ülkeler en zengin olanlar, orta kısımda bulunanlar her türlü sınıfı içinde barındıranlar, en altta kalanlarsa boku yemiş olanlar.

not: avustralya hariç.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
hatalı açıklamadır zira o top küçük ingiltere. tam tersi ingilizler dünya ile oynuyor. düzen bu şekil.
devamını gör...
dünya düzeni düzensizliğin kanıtıdır.
adaletsizliğin, hoş görememenin, kalpsizliğin düzensizliğinde tam bir düzen halidir.
devamını gör...
düzen düzüyor.
devamını gör...
ınsan düzenin bir parçası olmaktan sıkılmış gibi görünse de en ufak bir kaosta camasira kahverengi çizgi bırakıyor. iç gudusel olarak hakim olan yöneten olmak istiyor ama boyun egmekten kendini alamıyor.
devamını gör...
dünya düzeni ile doğa düzeni aynı şekilde işler. güçlü olan hayatta kalır ve güçlü ve kurnaz olan ,doğanın nimetlerinden daha fazla pay alır. güçlü olup lider olan , avlanan hayvandan önce tıka basa doyacak kadar yer, kalanları (kalırsa) sürüdeki diğer hayvanlar paylaşır örneğinde olduğu gibi.
devamını gör...
düzenli bir düzensizlik ile günü kurtara kurtara çarkları döndürmeye devam ediyorlardı.
devamını gör...
güçlü olan suçsuzdur.

dünyanın her yerinde bu böyledir.
devamını gör...
üzerine kurulduğu hikayeye bakmak lazım. her şey şöyle başlıyor. şeytansın. cennette öyle kafana göre takılıyorsun. bir derdin sorunun yok. sonra tanrı geliyor diyor ki bir gün; bak bunu ben yarattım, bütün melekler secde etti, sen de edeceksin. şimdi durup dururken nereden çıktı lan bu diyorsun tanrıya. o da diyor ki; ona ruhumdan üfledim. hatta ondan önce diğer melekler gidip diyor ki; sen yeryüzünde kan döküp, fesat çıkaracak bir halife mi yaratacaksın? o da diyor ki; en doğrusunu ben bilirim. ha doğru ne, yanlış ne? bunların bir önemi yok. o biliyor yani, yaptıklarının iyi veya kötü olmasının da bir önemi yok, o yapıyor yani. hem ona engel olabilecek biri de olmadığına göre? doğruyu, yanlışı, iyiyi, kötüyü size mi soracak olum?

aha her şey böyle oldu. orada değildim ama eminim. nasıl mı? şeytanın başına gelen benim de başıma geldi çünkü. öylece evimin arka bahçesinde oturuyordum. hiçbir şey yapmamıştım ha. güzel güzel takılıyordum kafama göre. sonra götürdüler, bir kadın gösterdiler, ismi öğretmen, bu sana her şeyi öğretecek, ne derse dinleyeceksin? yani şimdi, durup dururken bu nereden çıktı ki? ne güzel bahçede oynuyordum ben, ağaca tırmanıyordum, koşuyordum, çimlerde yuvarlanıyordum, iyiydim yani.

o kadın bana bir şeyler öğretiyordu, bir nevi ilahe ve etrafında diğer öğrenciler de melekler gibi o ne derse, onu yapıyorlardı ama ben mesela şeytan gibi anlayamıyordum, neden bu kadının sözünü dinlemem gerektiğini.

tanrı ne dedi; ona ruhumdan üfledim. işte püf nokta burası. hümanist tanrı. her şeyi insan için yarattım diyor. sonra aradan tanrıyı çıkardılar tabii ama bu her şeyin insan için olması aynı kaldı. tanrı ne dedi meleklere ve şeytana? ona secde edeceksiniz, tapacaksınız. üstelik kendisinden başka ilaha tapınılmasına öfkelenen tanrı, şeytana insana tapmadığı için hiddetlendi. yani bu tanrı'nın ne istediği de çok açık değil. şimdi insana tapsan bir dert, tapmasan başka bir dert. belki de seni sınıyor, yani ben şeytan olsam, öyle düşünebilirdim. ki bu emri hiç mantıklı değil üstelik. gerçi dediğim gibi; mantığa falan gerek yok, ne derse doğru sonuçta. melekleri azarladı işte, siz ne bilirsiniz la dedi.

bu insan işte, her yeri cehenneme çevirdi, şeytan için ve benim için de öyle. öğretmen de bana tapınmam gereken insanlar öğretiyordu üstelik. mesela; olmasaydın olmazdık mustafa kemal. ha onu beğenmeyenler için ise, başka seçenekler de vardı; menzil şeyhi gibi mesela, olmadı futbolculardan seç; ronaldo, messi, şarkıcılardan seç; ajda, tarkan, bilim adamlarından seç; pastör, einstein. yani illa bu insana tapma meselesine takılmış, illa taptıracaklar. yok en büyük sanatçı, en iyi futbolcu, en iyi şu, en iyi bu, en, en, en. hepsi kafayı yemiş üstelik. birini bulup; göklere çıkarıyorlar. tanrının isteği, orası öyle. ve tanrı gibi hepsi; en doğrusunu biliyor şüphesiz, sorgulanamaz. ne haddimize?

ben şimdi şunu düşünüyorum ki; yani bu varlıkta tapınalacak bir yan göremiyorum aksine tiksinç buluyorum. tanrı'nın ufacık parçacıkları bu kadar tiksinç ise, kendisinin karşısında sürekli midemi kusup, tekrar yutup, tekrar kusacağım herhalde.

işte medeniyetin üzerine kurulduğu hikaye bu. temel saçma, bina düzgün olur mu? her şey insan için; eee mesela ormanda kurt beni neden paramparça ediyor öyleyse? hayır. tanrı ve onun parçası insan en doğrusunu bilir, kurt kim? ben kimim?
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"dünya düzeninin en basit açıklaması" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim