bi kadın var, adı hande. aramızda iki ofis var ama benim çalışma saatleri çok esnek olduğundan pek temasta değildik. eylül sonu gibi hande’nin odası değişti artık kapılarımız bitişik. haftada 1 kere de gelsem çay kahve sohbet derken öğlenleri yemeğe götürmeye başladı beni. arkadaşlarımla iki gün üst üste çıkınca da beni uyardı. bir olur iki olur ama üç olmaz ilişki böyle yürümez dedi. ne kadar olabilirsem o kadar medeni şekilde ayıktırmaya çalıştım ama olmadı. bir kaç defa kolumu çekerek çıkardı. bazen topukluyu sert basarak sorular sormaya başladı ve hepsinde istediği cevapları aldı. en sonunda canavarca hisle pizzacıya götürüp eziyet çektirerek limonata içirdi. normal şartlarda limonun kokusu bile bayıltır beni ama şartlar normal değil. konuşmayı yatakta sınırsız olduğunu söyleyerek bitirdi. beni dehleyecekler matmazel.

ben de ezgi’ye anlattım. dedim ki ben koca oldum, baba olmam an meselesi. olma o zaman dedi. sence oradan bakınca irade sahibi biri gibi mi görünüyorum dedim.

ezgi odadayken hande’nin yaklaştığını görüp doğaçlama yapmaya karar verdi. kalk ayağa dedi ve ayaktayken çok yaklaştı bana. birisi kapıyı açsa başka bişey düşünmeyecek kadar yakındı. bir insanın alabileceği en kötü kararı almış. üstelik benim adıma. bir insanın kendi adına alabileceği en kötü kararı da almış. hande içeri girdiği gibi ezgi’yi saçından tutup yere 150 cm paralel duracak şekilde mutfağa doğru güdümlü fırlattı. ezgi ivme kaybetmeden 40 metre falan direkt dümdüz uçtu. sonra bana baktı ve açık ofislere doğru dönüp insan karısına bunu yapar mı diye bağırdı. yapmaz. yere yatıp çığlıklar attı, sinir krizleri geçirdi, klimanın kumandasını cama fırlattı, camda çizik yok kumandanın pili bile çıkmayınca daha da sinirlendi. uğur beyin odaya girip onu hırpaladı. başka sebeplerle de olsa uğur bunu hak etmişti. güvenlik geldi. hande ahlak polisini çağırın diye bağırdı. yaşlı olan güvenlik görevlisi gerçekten evli misiniz diye sordu, bazen dedim. bu cevap tansiyonu düşürmedi.

ofiste de karanlık bi ton var. herkesin kulağı bizde ama kimisinin gözü tavanda kimisi yere bakıyor.

önce ezgi’yi kaldırdılar, bakışlarından anladığım kadarıyla plan bu değildi.

sonra hande’yi kaldırdılar. hande’nin bakışları kötü. o da freni bıraktı zaten. ben sana ne dedim diye bağırdı, çok şey dedin hande. ilişki böyle yürümez demedim mi dedi, ortada bi ilişki yok ki dedim. ofisin tamamından endişeli bi nefes çekme sesi yükseldi.

o zamaaaaan dedi hırçın bi ses tonuyla saçlarını toplayarak, baştan başlıyoruz dedi. çantasından iki tane plastik bıçak çıkardı. o noktayı pek anlamadım. ofisin camından aşağı baktım. altıncı kat böyle bi karambolden kurtulmak için haddinden fazla yüksek.

genç olan güvenlik görevlisi telsizini çıkardı. merkez dinliyor musun dedi, merkez de devam et dedi. çocuk bişey diyemedi. diğer taraftaki adam kavga mı var dedi, bizimki hayır dedi. taciz mi var dedi, bizimki yok yok dedi. karşıdaki sinirlendi ne oldu lan net ol diye bağırdı. birisi evli olduğunu sanıyor, tamam dedi. kim diye sordular. çocuk ayakta duramayan ezgi’ye baktı, masada bıçakları hızalayan hande’ye baktı, tırnaklarını kemiren uğur’a baktı döndü bi de ofise göz attı, henüz netleşmedi, tamam dedi. sonra güvenliği kovdular. biz de nişanlandık.
devamını gör...
bir takım dizilerdeki belki sadece bir tanesinde ki bir tanesinde oldu diye diğerlerinde olmayacak diye bir kanun olmaması sebebi ile hepsini kapsar bir şekilde anlatmakta bir sakınca görmüyorum.

çeşitli senaryolarla izleyene laaağn bu benim aklıma niye gelmemişti şeklinde bir farkındalık bir gökyüzüne bakmak bir güneşi selamlama hissi yaratan o altın bulmuş gibi sevinme halinin sebebi.

çünkü artık kahramanımız ne yapacağını biliyordur. seçtiği kurbanın başına gelecek olan da tam olarak bu fiildir. çünkü sürüklenmek bir fiildir. edilgen olması sebebi ile de zeka yoksunluğu olarak yorumladım. bu kadar saf olunmaması mı gerekiyor acaba?

ve buraya kadar gelip buradan devam edememek de tamamen benimle ilgili bir durum.

konuyu nereye bağlayacağımı çok iyi biliyorum da konunun anlaşılacağından emin değilim.

neysseee..

(bkz: b planı) evlenmek isteyenlere şok gibi kampanya.
devamını gör...
yine de "suça sürüklenmekten iyidir" diyeceğim durum.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
şu an evleniyorum kelimesinin ağızdan çıkış fiyatı 2 milyon falandır herhalde. bir şekilde o noktaya gelmişseniz sürüklenmeyi hayatın olağan akışı içinde değerlendirmek lazım. sal gitsin.
devamını gör...
okumadım ama başlık çok iyi.
sürüklenme kelimesi hem gerçek hem mecaz anlamda cuk oturmuş.
devamını gör...
efsunlanan kişi beyanı.

çözemedikçe bağlandım
ben esir sen esrar
kolay değil çok alıştım
ayrılık yakar yıkar

beni beni sinene sar
sevdamı gonlune sal
öldürür bu canı bu firar
benim senden başka neyim var
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"evliliğe sürüklenmek" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim