içinde bulunulan günün güzelliklerinden en güzel biçimde yararlanmanın imkansızlığı üzerine düşünerek içine düşebileceğimiz histir.

bunu çok daha kısa bir cümleyle anlatmak gerekirse şudur,
'ne yaparsam yapayım günün getirdiği güzelliklerin meyvelerini toplamama yetmeyecek.'

yani zaman akıp giderken bir şeylerin de o zamanla birlikte yitip gittiği düşüncesinin pençesinde kendimizi huzursuz hissedebiliyoruz.
bir takım şeylerin zorunlu olarak dışında kalmaya mahkum durumdayız. çünkü gücümüzün sınırları var.

mesela bugün akşama doğru istanbul'un rengi beni inanılmaz bir biçimde cezbetti.
evimin penceresinden enfes bir manzaraya kapıldım gittim. 30 dakika öncesine kadar mavinin bu derece hakim olduğu güzel bir akşamı en son ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum. mahvoldum inanın. kalbim adeta içime sığmadı...
bana bu emsalsiz güzellikleri camdan teneffüs etmek yetmedi...
sonsuz ve sahip olunamaz güzellikleri gördüğüm gibi yine bir derde düştüm..

bir gökte olmak istedim bir yerde, bir tepelerde olmak istedim bir denizlerde...
hisseme düşene razı gelmek zordu.

kısacası bugün de böyle geçti gitti.
devamını gör...
iki sene önce tatmıştım bu hissi, derealizasyonlarımla karışık. eş, dost, akraba, kadınlar, seks ve hatta avuçlarım bile gerçek değildi aylarca. zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum, hayata içten değildim aşkın da değildim yalnızca seyirci kalıyordum. özümde asla yapmayacağım şeyler yapmaya meyilliydim, hepsi biraz yaşıyor gibi hissetmek için hedonist dürtülerle altına imza attığım şeylerdi. bu tür durumlar ekseriyetle intiharın başarılı ya da başarısız olmasıyla sonuçlanır. bu zehirli düşüncelere saplanmış dostlarımdan birileri bunları okuyorsa onlara söylemek istediğim, yalnız değilsin, senin gibi hisseden onlarca insan var ve içinden çıkamayacak gibi olduğun bu halinin de bir ömrü var. kaybolmuş gibi hissediyorsun, elin ayağına dolanıyor. insan standartlarında normal bellenen bir çok aktivite senin için tiksindirici bunu da biliyorum. yalnızca kendine zaman tanı.
devamını gör...
eğer idealize edilmiş, sistemin dayattığı bir hayata dairse bu normaldir. yaşansa bile bu his kalır, robot olursun. bu histe bana göre her zaman jouissance kırıntısı vardır, yaşayamamanın ardında çok ince bir keyif vardır, yaşamak birşeymiş gibi gözüksünde arzu duyalım.

yaşamak gerektiğini kim söyledi? hayatın sadece geçmesi gerekiyorsa...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"hayatı yaşayamıyorum hissi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim