hayatın gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçmesi
başlık "ebu profen" tarafından 31.12.2020 01:02 tarihinde açılmıştır.
1.
ölürken yaşanacağı iddia edilen olay.
bu mesele nerden çıktı kim uydurdu gerçek mi merak konusudur.
eğer doğruysa bunu yaşayan herkes öldüğü için hiçbiri bize anlatamazdı. en fazla ölümden dönünce yaşanan bir şey olabilir diye düşünüyorum.
bu mesele nerden çıktı kim uydurdu gerçek mi merak konusudur.
eğer doğruysa bunu yaşayan herkes öldüğü için hiçbiri bize anlatamazdı. en fazla ölümden dönünce yaşanan bir şey olabilir diye düşünüyorum.
devamını gör...
2.
bir ölüm anında ya da ölüm tehlikesi atlatıldığında beyin kendini yaşatabilmek için vücuttaki tüm kan ve oksijeni kendine çeker. o kadar yoğun bir şekilde kendini besler ki bu kan beynimizin tat, koku, mutluluk, üzüntü, hafıza gibi tüm bölgelerini aynı anda aktive eder. bu sayede bugüne kadar yaşadığımız her an her duyu her zevk birkaç dakikalığına da olsa gözümüzün önünden geçer.
devamını gör...
3.
üç gün önce birçok araştırmacının(içlerinde türk doktor da var) ortak yayınladığı makaleye göre bu durum gerçekmiş.
bildiğimiz kadarıyla ölüm anı sıfır noktasıysa ona en yakın ikinci basamak uyku evreleri, birinci basamak ise kalbin durması. kalp durmasından sonra nadir de olsa tekrar hayata dönüş durumları yaşanabilir buna da near-death experience veya ölüme yakın deneyimler deriz. hayvanlarda yapılan deneylerde ölüm anında beyinde gerçekleşen aktiviteler hipoaktif bi reaksiyon gösteriyor, yani olması gerekenden çok daha az eylemler. bu da selebral kan akışının kesilmesinden kaynaklı. fakat üç gün önce yayınlanan bu makale, bu bilgilerimizi tekrar sorgulamamıza neden oluyor: ölümün insan için uykudan hiçbir farkı yok.
87 yaşında, ölmek üzere olan bir erkeğin rızasıyla gerçekleşen eeg kayıtları ve diğer birçok raporda, kalp durması yaşanmadan öncesi, anı ve sonrası kaydedilmiştir. hasta ne zaman öleceğini bilmemekle birlikte(acil servise kendisi başvurmuş) kalp durması esnasında hangi bilgilerin inceleneceğini de bilmiyordu. ayrıca hastanın ailesi de resüsitasyon yapılmamasına karar vermiştir. kaynak link aşağıda.
hastanın kalbi durmadan yaklaşık 15 saniye öncesinde başlayan dar ve geniş bantlarda gama aktivitesinde mutlak güç artışı ve teta gücünde azalma görülmüştür. kalp durması sonrasında ise delta, beta, alfa ve gama gücü azalmış, ancak interiktal aralığa kıyasla daha yüksek bir nispi gama gücü yüzdesi gözlenmiştir. peki bu ne anlama geliyor? bu reaksiyonları ölüm dışında deneyimlediğimiz bir an var mı? makalede bu soruya da cevap var fakat bu soru, ahiret inancını da sorgulamaya sebep olabilir nitekim ölüm, hayat boyunca deneyimlediğimiz hiçbir şey ile aynı olmamalı ki, başka bir kapıya açılsın. fakat deneye göre böyle bir şey olmuyor. beyindeki elektrik dalgalanmaları sanki rüya görüyormuşçasına davranıyor. sanki maziye dair bir şeyleri hatırlamak için yaptığımız beyinsel aktiviteler gibi(aslında gibisi fazla) hafıza hatırlamaları yapıyor, neredeyse her gün deneyimlediğimiz rüya görme, halüsinasyon görme ve/veya meditasyon anında ve/veya bir iş/eyleme konsantrasyon halinde beynin verdiği geçici işlemler ile birebir aynı işlemleri ölüm anında da veriyor. yani evet, ölümden onbeş saniye kadar önce başlayan ve ölümden birkaç saniye* sonra son bulan bir "hatıraları deşme" veya "olup biten her şeyi son kez sorgulama" seansı yaşanıyor. araştırmacılar bununla yetinmemiş, tersine mühendislik yaparak kalp durması anında kalpte ve beyinde yaşanan olayları geri çevirmeye ve ölmek üzere olan birini nasıl yaşatabiliriz'e cevap aramaya teorik olarak devam etmişlerdir fakat hastanın yakınları resüsitasyon istemediği için hasta üzerinde daha fazla inceleme yapılamamış.
son olarak; hayvanın beyni ile insan beyninde yapılan gözlemlerin farklı olması, ölümün uyku gibi bi deneyim olması, insanın bir süre sonra tekrar dirileceği anlamına da gelebilir, ölümün bilinçli bir varlık için hiçlikle eşdeğer olduğu, her gece deneyimlediği uykudan farksız olduğu anlamına da gelebilir. bu makalenin sadece bir hasta üzerinden yapılan çıkarımlar olduğunu, öncesinde ölmek üzere olan birinin beyninde gerçekleşen elektriksel dalgalanmaların yeterince incelenemediğini, makaleyi yayınlayan yedi farklı kurumun bundan sonra daha fazla deney ve gözlem yapacağını hatırlatalım.
kaynak
bildiğimiz kadarıyla ölüm anı sıfır noktasıysa ona en yakın ikinci basamak uyku evreleri, birinci basamak ise kalbin durması. kalp durmasından sonra nadir de olsa tekrar hayata dönüş durumları yaşanabilir buna da near-death experience veya ölüme yakın deneyimler deriz. hayvanlarda yapılan deneylerde ölüm anında beyinde gerçekleşen aktiviteler hipoaktif bi reaksiyon gösteriyor, yani olması gerekenden çok daha az eylemler. bu da selebral kan akışının kesilmesinden kaynaklı. fakat üç gün önce yayınlanan bu makale, bu bilgilerimizi tekrar sorgulamamıza neden oluyor: ölümün insan için uykudan hiçbir farkı yok.
87 yaşında, ölmek üzere olan bir erkeğin rızasıyla gerçekleşen eeg kayıtları ve diğer birçok raporda, kalp durması yaşanmadan öncesi, anı ve sonrası kaydedilmiştir. hasta ne zaman öleceğini bilmemekle birlikte(acil servise kendisi başvurmuş) kalp durması esnasında hangi bilgilerin inceleneceğini de bilmiyordu. ayrıca hastanın ailesi de resüsitasyon yapılmamasına karar vermiştir. kaynak link aşağıda.
hastanın kalbi durmadan yaklaşık 15 saniye öncesinde başlayan dar ve geniş bantlarda gama aktivitesinde mutlak güç artışı ve teta gücünde azalma görülmüştür. kalp durması sonrasında ise delta, beta, alfa ve gama gücü azalmış, ancak interiktal aralığa kıyasla daha yüksek bir nispi gama gücü yüzdesi gözlenmiştir. peki bu ne anlama geliyor? bu reaksiyonları ölüm dışında deneyimlediğimiz bir an var mı? makalede bu soruya da cevap var fakat bu soru, ahiret inancını da sorgulamaya sebep olabilir nitekim ölüm, hayat boyunca deneyimlediğimiz hiçbir şey ile aynı olmamalı ki, başka bir kapıya açılsın. fakat deneye göre böyle bir şey olmuyor. beyindeki elektrik dalgalanmaları sanki rüya görüyormuşçasına davranıyor. sanki maziye dair bir şeyleri hatırlamak için yaptığımız beyinsel aktiviteler gibi(aslında gibisi fazla) hafıza hatırlamaları yapıyor, neredeyse her gün deneyimlediğimiz rüya görme, halüsinasyon görme ve/veya meditasyon anında ve/veya bir iş/eyleme konsantrasyon halinde beynin verdiği geçici işlemler ile birebir aynı işlemleri ölüm anında da veriyor. yani evet, ölümden onbeş saniye kadar önce başlayan ve ölümden birkaç saniye* sonra son bulan bir "hatıraları deşme" veya "olup biten her şeyi son kez sorgulama" seansı yaşanıyor. araştırmacılar bununla yetinmemiş, tersine mühendislik yaparak kalp durması anında kalpte ve beyinde yaşanan olayları geri çevirmeye ve ölmek üzere olan birini nasıl yaşatabiliriz'e cevap aramaya teorik olarak devam etmişlerdir fakat hastanın yakınları resüsitasyon istemediği için hasta üzerinde daha fazla inceleme yapılamamış.
son olarak; hayvanın beyni ile insan beyninde yapılan gözlemlerin farklı olması, ölümün uyku gibi bi deneyim olması, insanın bir süre sonra tekrar dirileceği anlamına da gelebilir, ölümün bilinçli bir varlık için hiçlikle eşdeğer olduğu, her gece deneyimlediği uykudan farksız olduğu anlamına da gelebilir. bu makalenin sadece bir hasta üzerinden yapılan çıkarımlar olduğunu, öncesinde ölmek üzere olan birinin beyninde gerçekleşen elektriksel dalgalanmaların yeterince incelenemediğini, makaleyi yayınlayan yedi farklı kurumun bundan sonra daha fazla deney ve gözlem yapacağını hatırlatalım.
kaynak
devamını gör...
4.
filmi 9-10 yaşları arasında tutup makasla keserim.
devamını gör...
5.
filmin final bölümü porno film tadinda oldugu kesin.
devamını gör...
6.
alay edilecek bir şey değildir tabi.
aort damarım tıkanıp, emboli geçirdiğimde yoğun bakım süreci başlayana kadar tam olarak hayatım film şeridi gibi geçmişti.
insan artık pes ediyor ve ölüme yürüyor. çok başka bir deneyimdi bana göre.
aort damarım tıkanıp, emboli geçirdiğimde yoğun bakım süreci başlayana kadar tam olarak hayatım film şeridi gibi geçmişti.
insan artık pes ediyor ve ölüme yürüyor. çok başka bir deneyimdi bana göre.
devamını gör...
7.
sayılar geçiyor ki biz buna ömür deriz.
sayı doğrusunun eksi tarafı ebeveynlerimin yaşamı, biz artıya doğru yol alalım.
dokuz elinde en yakın arkadaşından çaldığı tek bacağı olmayan oyuncak atı ile masanın altında oyun oynuyor. büyüdükçe öğrenecek atların sakat kaldığı zaman vurulduğunu. zihnimin içindeki sayı doğrusunda en mutlu olduğum anlar küçük bir hırsız olduğum dokuz sayısına denk geliyor.
yirmi'nin yaşadığı gurur, aileye karşı verilmiş bir savaşın kazanılmasından ibaret. zihnimin bir köşesinde hala o gururu yaşıyor eline aldığı üniversite yerleştirme belgesi ile. henüz farkında değil ama bir savaşı kazandığını zannederken aslından sadece bir cephede başarı elde etmişti.
ilk kez kalbi çarpan on bir ceren'i görmek için hızla yürüdüğü okul yolunda gülümsüyor. hayatına daha pek çok ceren girecek ve kalbi defalarca çarpacak bir çift güzel göz için ama o an yaşadığı o duygu hem kalbi hem de beyni için ilk.
on altıyı hatırlamayı pek sevmiyorum ama zihnimde her zaman hüznü ile büyük bir yer kaplıyor, üniformasını giyip okul yolu tutmak için evden çıkmış anneannesinin evinin önünden geçerken gördüğü kalabalık karşısında okul çantasını sımsıkı tutarken. bu an hayatında hep bir yer tutacak.
yirmi yedi hayatının yorgunluğunu ve öfkesini üzerinden atmanın yolunu miligramlarda bulmuş. bir kanepede bedeni yorgun zihni sakin bir şekilde derin bir duman çekerken içine işte hayat böyle yaşanmalı diyor. daha sonra kendi ile gireceği savaş bu huzuru bir daha yaşamamasına neden olacak.
dünyanın en uzun nehrine göğsünü yataklık etmiş yirmi beş sevdiğine ve sevildiğine çok emin. tüm hayatını bir nehrin üzerindeki salda geçireceğini düşünüyor henüz kırmızı botlardan ve yeşil gözlerden habersiz.
ayna karşısında durup saçlarında dolan beyazlara bakan otuz altı sayı doğrusunun solunda kalan onlarca sayının yaptığı hataların bedelini kendisi ödediği için öfkeli. kendine karşı öfke nöbetleri ile heba ettiği bir sayının kendisi olduğu farkında bile değil.
tam bir salak olan yirmi üç ölümün kendini yücelteceği düşüncesi ile sartre okuyor. okuduklarının başkalarının sayı doğrusunun yansıması olduğunu fark etmesine daha çok var okumadığı kitapları okumuş gibi anlatmasını bırakmasına daha uzun yıllar var, gerçekten okumaya başladığı zaman ölümün yüce bir şey olmadığını anlayacak.
tuhaftır ki tüm bu sayı doğrusu içinde en huzurlu olduğu an on dörtün abdest almak için şadırvanın soğuk suyunu yüzüne çarptığı zamanlar. önce abdest almayı sonra namaz kılmayı sonra ise inancını bırakacak. gerçeği huzura tercih edecek.
fabrikadan içeri giriyor otuz yedi. yirminin elde ettiği zaferi otuzda çoktan kaybetmiş. içerisi yağ ve pas kokuyor. hayatının geri kalanını makine gürültüleri ile geçireceği uzun yıllar var. aklında tek bir şey dönüyor bu şartlar altında çalışmayı hak etmiyorum ben. yirmilerin sahip olduğu sınıf ahlaklını ne çok çabuk kaybetmiş ve diğerinin yerinin orası olduğuna emin.
kendini çok değersiz hissedip düşüncelerini buraya aktaran kırk bir kendinden önce gelen hiçbir sayıya kırgın ya da üzgün değil. mutsuzluğun sebebini bilmiyor, geri dönüp baktığı her sayı diğerinin üzerine bir ekleyerek buraya kadar geldi. tek merak ettiği hayatımın en güzel anı dediği anın dokuz'da bir masanın altında çalıntı bir at ile oynadığı an olarak kalıp kalmayacağı.
şimdilik kırk bir...
sayı doğrusunun eksi tarafı ebeveynlerimin yaşamı, biz artıya doğru yol alalım.
dokuz elinde en yakın arkadaşından çaldığı tek bacağı olmayan oyuncak atı ile masanın altında oyun oynuyor. büyüdükçe öğrenecek atların sakat kaldığı zaman vurulduğunu. zihnimin içindeki sayı doğrusunda en mutlu olduğum anlar küçük bir hırsız olduğum dokuz sayısına denk geliyor.
yirmi'nin yaşadığı gurur, aileye karşı verilmiş bir savaşın kazanılmasından ibaret. zihnimin bir köşesinde hala o gururu yaşıyor eline aldığı üniversite yerleştirme belgesi ile. henüz farkında değil ama bir savaşı kazandığını zannederken aslından sadece bir cephede başarı elde etmişti.
ilk kez kalbi çarpan on bir ceren'i görmek için hızla yürüdüğü okul yolunda gülümsüyor. hayatına daha pek çok ceren girecek ve kalbi defalarca çarpacak bir çift güzel göz için ama o an yaşadığı o duygu hem kalbi hem de beyni için ilk.
on altıyı hatırlamayı pek sevmiyorum ama zihnimde her zaman hüznü ile büyük bir yer kaplıyor, üniformasını giyip okul yolu tutmak için evden çıkmış anneannesinin evinin önünden geçerken gördüğü kalabalık karşısında okul çantasını sımsıkı tutarken. bu an hayatında hep bir yer tutacak.
yirmi yedi hayatının yorgunluğunu ve öfkesini üzerinden atmanın yolunu miligramlarda bulmuş. bir kanepede bedeni yorgun zihni sakin bir şekilde derin bir duman çekerken içine işte hayat böyle yaşanmalı diyor. daha sonra kendi ile gireceği savaş bu huzuru bir daha yaşamamasına neden olacak.
dünyanın en uzun nehrine göğsünü yataklık etmiş yirmi beş sevdiğine ve sevildiğine çok emin. tüm hayatını bir nehrin üzerindeki salda geçireceğini düşünüyor henüz kırmızı botlardan ve yeşil gözlerden habersiz.
ayna karşısında durup saçlarında dolan beyazlara bakan otuz altı sayı doğrusunun solunda kalan onlarca sayının yaptığı hataların bedelini kendisi ödediği için öfkeli. kendine karşı öfke nöbetleri ile heba ettiği bir sayının kendisi olduğu farkında bile değil.
tam bir salak olan yirmi üç ölümün kendini yücelteceği düşüncesi ile sartre okuyor. okuduklarının başkalarının sayı doğrusunun yansıması olduğunu fark etmesine daha çok var okumadığı kitapları okumuş gibi anlatmasını bırakmasına daha uzun yıllar var, gerçekten okumaya başladığı zaman ölümün yüce bir şey olmadığını anlayacak.
tuhaftır ki tüm bu sayı doğrusu içinde en huzurlu olduğu an on dörtün abdest almak için şadırvanın soğuk suyunu yüzüne çarptığı zamanlar. önce abdest almayı sonra namaz kılmayı sonra ise inancını bırakacak. gerçeği huzura tercih edecek.
fabrikadan içeri giriyor otuz yedi. yirminin elde ettiği zaferi otuzda çoktan kaybetmiş. içerisi yağ ve pas kokuyor. hayatının geri kalanını makine gürültüleri ile geçireceği uzun yıllar var. aklında tek bir şey dönüyor bu şartlar altında çalışmayı hak etmiyorum ben. yirmilerin sahip olduğu sınıf ahlaklını ne çok çabuk kaybetmiş ve diğerinin yerinin orası olduğuna emin.
kendini çok değersiz hissedip düşüncelerini buraya aktaran kırk bir kendinden önce gelen hiçbir sayıya kırgın ya da üzgün değil. mutsuzluğun sebebini bilmiyor, geri dönüp baktığı her sayı diğerinin üzerine bir ekleyerek buraya kadar geldi. tek merak ettiği hayatımın en güzel anı dediği anın dokuz'da bir masanın altında çalıntı bir at ile oynadığı an olarak kalıp kalmayacağı.
şimdilik kırk bir...
devamını gör...
8.
gavurunki 70mm şerit geçerken bizimki anca 35’le geçiyor. ses payı ve delikleri de düşünce kalır sana 20… hayat harbiden yoruyosun.
devamını gör...