hayatın insanı burzum'a dönüştürmesi
başlık "sehpadaki midi klavye" tarafından 13.08.2026 18:05 tarihinde açılmıştır.
1.
sabah metrobüsüne bindiğin an başlayan, fatura öderken derinleşen ve en sonunda insan içine çıkmak yerine evde kartondan kalkan yapmaya kadar varan bir dönüşüm süreci bu... kimse bir sabah uyanıp “ortalığın da adını koymazsam!” diyerek güne başlamıyor. insanın içindeki küçük hayal kırıklıkları birikiyor, birikiyor, en sonunda seni yavaş yavaş ormana doğru itiyor.
önce yalnız kalmak istiyorsun. arkadaşlarını daha az arıyorsun, kalabalıktan sıkılıyorsun. sonra şehir gözüne anlamsız gelmeye başlıyor. metrobüste herkes telefona bakıyor, kafede herkes kahve içiyor, sözlükte herkes “günaydın arkadaşlarrr” diye birbirine enerji saçıyor... sen de bunları izleyip “bunlar neden bu kadar mutlu?” diye düşünmeye başlıyorsun. işte dönüşüm burada başlıyor.
bir noktadan sonra normal müzik de yetmemeye başlıyor. artık sadece dungeon synth dinliyorsun. çünkü gitar, davul, vokal gibi şeyler fazla dünyevi gelmeye başlıyor. insan sesine ihtiyaç duymuyorsun, şarkının melodisini duyamıyorsun... melodi yok. davul yok. nakarat nerede, o da yok. on iki dakika boyunca kalede pusuyormuşsun gibi gibi bir ses var ortada ve sen buna “inanılmaz atmosferik” diyorsun.
derken insanın içindeki o her insan özünde iyidir” diyen genç ölüyor. yerine daha şüpheci biri geliyor. mahalledeki a101'in tabelasına bakıyorsun, ziraat atmsine bakıyorsun, sabah sekizde elinde kahvesiyle “günaydıın” diyerek ofise giren plaza çalışanını görüyorsun... işte burada burzum nasıl kilise yakmaya başladıysa, sen de kendi anarşinle destek veriyorsun... reyondaki ürünleri çok amaçsızca yan yana koyuyorsun... head&shoulders şampuanı domatesin yanına, ketçapın yanına gliss saç kremi, en son kolonyaların yanında çekirdekler beliriyor... açık baklagil kısımlarında bulgurun içine nohut, nohutun içine bulgur yerleştiriyorsun...
finalde bir gün evde kartondan kalkan yaparken yakalanıyorsun. arka planda 24 bit kalitesinde kaydedilmiş rüzgar sesi, uzaklardan gelen bir kapı gıcırtısı ve kapatıcı tüpünün kapağını şaklatarak tutulmuş tutulmuş ritim var. “ben antik çağların koruyucusuyum.” diye fısıldıyorsun.
işte hayat seni böylece burzuma çeviriyor.
önce yalnız kalmak istiyorsun. arkadaşlarını daha az arıyorsun, kalabalıktan sıkılıyorsun. sonra şehir gözüne anlamsız gelmeye başlıyor. metrobüste herkes telefona bakıyor, kafede herkes kahve içiyor, sözlükte herkes “günaydın arkadaşlarrr” diye birbirine enerji saçıyor... sen de bunları izleyip “bunlar neden bu kadar mutlu?” diye düşünmeye başlıyorsun. işte dönüşüm burada başlıyor.
bir noktadan sonra normal müzik de yetmemeye başlıyor. artık sadece dungeon synth dinliyorsun. çünkü gitar, davul, vokal gibi şeyler fazla dünyevi gelmeye başlıyor. insan sesine ihtiyaç duymuyorsun, şarkının melodisini duyamıyorsun... melodi yok. davul yok. nakarat nerede, o da yok. on iki dakika boyunca kalede pusuyormuşsun gibi gibi bir ses var ortada ve sen buna “inanılmaz atmosferik” diyorsun.
derken insanın içindeki o her insan özünde iyidir” diyen genç ölüyor. yerine daha şüpheci biri geliyor. mahalledeki a101'in tabelasına bakıyorsun, ziraat atmsine bakıyorsun, sabah sekizde elinde kahvesiyle “günaydıın” diyerek ofise giren plaza çalışanını görüyorsun... işte burada burzum nasıl kilise yakmaya başladıysa, sen de kendi anarşinle destek veriyorsun... reyondaki ürünleri çok amaçsızca yan yana koyuyorsun... head&shoulders şampuanı domatesin yanına, ketçapın yanına gliss saç kremi, en son kolonyaların yanında çekirdekler beliriyor... açık baklagil kısımlarında bulgurun içine nohut, nohutun içine bulgur yerleştiriyorsun...
finalde bir gün evde kartondan kalkan yaparken yakalanıyorsun. arka planda 24 bit kalitesinde kaydedilmiş rüzgar sesi, uzaklardan gelen bir kapı gıcırtısı ve kapatıcı tüpünün kapağını şaklatarak tutulmuş tutulmuş ritim var. “ben antik çağların koruyucusuyum.” diye fısıldıyorsun.
işte hayat seni böylece burzuma çeviriyor.
devamını gör...
2.
burnum; kara konuşmada "karanlık" anlamına gelir.*
devamını gör...
3.
bizim eski mühendislik müdürünü burzum'a benzetirdim, 10 metrekarelik hücre gibi bir odada, klavyenin başında bütün gün mıdır mıdır oyalanırdı kerkenez, ewed.
devamını gör...
"hayatın insanı burzum'a dönüştürmesi" ile benzer başlıklar
burzum
16