1.
çocukken izlediğim; erol evgin, ayşen gruda ve birçok oyuncu, müzisyen ve performans sanatçısının bir araya geldiği yapım.
benim izlediğim 1980 versiyonu idi. daha sonra 2007 versiyonu da çıkmış.
1980 verisyonunda erol evgin başta omak üzere şu oyuncular var idi.
erol evgin (erol sevgin),
nevra serezli (süheyla deniz),
mehmet ali erbil (cafer),
adile naşit (adile),
ayşen gruda (prenses mehtap),
ilyas salman (hüseyin ağa),
belkıs dilligil (şebnem),
asuman arsan (hilda),
turgut boralı (emin)
kartal kaan (çığırtkan)
yukarıda bahsettiğim tiyatro versiyonundaki oyunculardır.
bunun bir de 1980'lerin sonlarında trt'de çıkan versiyonu vardı onu bulamadım. benim çocukken izlediğim o idi.
bu versiyonunda erol ebgin oyuncuları yeniden toplamaya çalışıyordu.
herkes bir yerlere dağılmış ve kendi yaşam mücadelelerini veriyorlardı. çoğunlukla sefalet içerisinde yaşayan bu oyuncu ve performansa sanatçıları artık yaptıkları işin heyecanını yitirmiş sadece hayatta kalmaya odaklanmışlardı.
trt versiyonu bölüm bölüm ilerliyor ve her bölümünde 1 veya 2 şanatçıyı ikna çabası ve flashback'lerle geçiyordu.
şimdi izlesem beğenir miyim bilmem ama o dönemlerde dizinin yansıttığı heyecan ve burukluk bana aynen geçmişti.
onlarla seviniyor, onlarla üzülüyordum.
edit: trt versiyonunu buldum efenim buyrun
benim izlediğim 1980 versiyonu idi. daha sonra 2007 versiyonu da çıkmış.
1980 verisyonunda erol evgin başta omak üzere şu oyuncular var idi.
erol evgin (erol sevgin),
nevra serezli (süheyla deniz),
mehmet ali erbil (cafer),
adile naşit (adile),
ayşen gruda (prenses mehtap),
ilyas salman (hüseyin ağa),
belkıs dilligil (şebnem),
asuman arsan (hilda),
turgut boralı (emin)
kartal kaan (çığırtkan)
yukarıda bahsettiğim tiyatro versiyonundaki oyunculardır.
bunun bir de 1980'lerin sonlarında trt'de çıkan versiyonu vardı onu bulamadım. benim çocukken izlediğim o idi.
bu versiyonunda erol ebgin oyuncuları yeniden toplamaya çalışıyordu.
herkes bir yerlere dağılmış ve kendi yaşam mücadelelerini veriyorlardı. çoğunlukla sefalet içerisinde yaşayan bu oyuncu ve performansa sanatçıları artık yaptıkları işin heyecanını yitirmiş sadece hayatta kalmaya odaklanmışlardı.
trt versiyonu bölüm bölüm ilerliyor ve her bölümünde 1 veya 2 şanatçıyı ikna çabası ve flashback'lerle geçiyordu.
şimdi izlesem beğenir miyim bilmem ama o dönemlerde dizinin yansıttığı heyecan ve burukluk bana aynen geçmişti.
onlarla seviniyor, onlarla üzülüyordum.
edit: trt versiyonunu buldum efenim buyrun
devamını gör...
2.
türk tiyatrosunun hem eğlence hem de hiciv damarını aynı potada eriten, zamanla kült statüsü kazanmış müzikli oyunlardan biridir. metni ve sahnelemesiyle tamamen haldun dormen imzası taşıyan eser, ilk olarak 1980’lerde sahnelenmiş ve yıllar içinde farklı kadrolarla defalarca yeniden yorumlanmıştır. eski versiyonunu youtube'da izlemek mümkün.
oyunun müzikleri melih kibar'a, şarkı sözleri de çiğdem talu'ya ait olmakla birlikte erol evgin tarafından seslendirilen "söyle canım", "sevdan olmasa" ve "hep benimle kal" gibi şarkılar, türk pop müzik klasiği hâline gelmiştir.
oyun, adından da anlaşılacağı üzere kumpanya geleneğini merkeze alır, bir grup tiyatrocunun, hayatta kalma mücadelesi ile sahne üzerindeki illüzyon arasında gidip gelen hikâyesini anlatır. bir nevi tiyatronun kendi kendini masaya yatırdığı ironik bir anlatıdır. bu kurgusu hem sahne arkasını sahneye taşır, hem de sahneyi irdeler. karakterler biraz abartılı, biraz naif, bir miktar da trajikomiktir. yer yer karikatürize hissettiren olur de. pelin öztekin'i kumpanya dansözü olarak gördüğümde bir miktar böyle hissetmiştim ama pelin öztekin'in ifadeleri ve dansı da ayrıca keyifli gelmişti. bir bakıma absürt bir ti'ye alma da söz konusu diyebiliriz.
müzik ve dansın, anlatının ayrılmaz bir parçası olduğu oyun, klasik anlamda bir hikâye anlatmından çok; skeçler, şarkılar ve geçişlerle ilerleyen bir atmosfer kurar. bu yapı, izleyiciyi tek bir olay örgüsüne bağlamak yerine, bir duygu hâlinden diğerine sürükler.
oyunun müzikleri melih kibar'a, şarkı sözleri de çiğdem talu'ya ait olmakla birlikte erol evgin tarafından seslendirilen "söyle canım", "sevdan olmasa" ve "hep benimle kal" gibi şarkılar, türk pop müzik klasiği hâline gelmiştir.
oyun, adından da anlaşılacağı üzere kumpanya geleneğini merkeze alır, bir grup tiyatrocunun, hayatta kalma mücadelesi ile sahne üzerindeki illüzyon arasında gidip gelen hikâyesini anlatır. bir nevi tiyatronun kendi kendini masaya yatırdığı ironik bir anlatıdır. bu kurgusu hem sahne arkasını sahneye taşır, hem de sahneyi irdeler. karakterler biraz abartılı, biraz naif, bir miktar da trajikomiktir. yer yer karikatürize hissettiren olur de. pelin öztekin'i kumpanya dansözü olarak gördüğümde bir miktar böyle hissetmiştim ama pelin öztekin'in ifadeleri ve dansı da ayrıca keyifli gelmişti. bir bakıma absürt bir ti'ye alma da söz konusu diyebiliriz.
müzik ve dansın, anlatının ayrılmaz bir parçası olduğu oyun, klasik anlamda bir hikâye anlatmından çok; skeçler, şarkılar ve geçişlerle ilerleyen bir atmosfer kurar. bu yapı, izleyiciyi tek bir olay örgüsüne bağlamak yerine, bir duygu hâlinden diğerine sürükler.
devamını gör...