film, eşini kaybetmiş yaşlı bir kadının huzurevindeki yalnızlığını ve geçmişe duyduğu özlemi hüzünlü bir şekilde yansıtır. onun gözlerinden, huzurevi yaşamının insanın iç dünyasında bıraktığı derin izleri hissederiz.
yönetmen:
taha kağızmman
taha kağızmman
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 09.03.2026 13:20 tarihinde açılmıştır.
1.
taha kağızman tarafından çekilen kısa film; yönetmenin huzur evleri ile ilgili dönem ödevi için çekmiş olduğu bilgisi verilmiş ve 2020 yılında yayınlanmıştır.

dikkat ederseniz senaryo bilgisi vermedim çünkü bu film bir gerçek, hayatın acı gerçeklerinden birini yansıtıyor.
film çekildiği sıralar 71 yaşında olan ve eşini 4 yıl önce yitiren 4 çocuk annesi bir kadının huzur evindeki hüzünlü zamanları hissettiriyor, huzur evinde yaşamanın bir insanın psikolojisi ve iç dünyasındaki etkileri üzerine düşündüren bir kısa film olduğu görülmektedir.
masmavi gözleri uzaklara dalan ve " sonum böyle mi olacaktı" diye sorar gibi bakan bir kadının hayatına dair belirleyici ögeleri dile getirmesiyle filmimiz başlıyor, bir ömrün son mekânı huzur evi olmamalıydı, huzur evlerinde huzur var mıydı ki?
derin mavi gözleri olan teyzemiz, üç oğlunun ve bir kızının olduğunu söylüyor, torunları ve çocukları onu ziyarete geldiklerinde çok mutlu olduğunu anlatıyor,
onlardan bahsederken bile gözleri ışıldıyor,
keşke kocası hayatta olsaydı da torun sevgisini birlikte yaşasalardı, diyor insan izlerken.
benim için hüzünlü bir kısa filmdi,
izlerken düşündüğüm bazı şeyler vardı, fark edeli ise uzun zaman olmuştur, hayatta bazı şeyler zaman geçtikçe tersine döner, hayat her şeyin tersini görebileceğimiz kadar uzundur.
çocukken anne babalarımız bizi kreşe, ana okuluna verir, biz büyürüz ve anne babamızı huzur evine veririz, değişen tek şey insanlar, mekânlar ve zaman olur.
filmde rol alan teyzemizin uzun bir ömrü olsun dilerim, çocuklarıyla ve torunlarıyla,
hep mutlu olsun, kendi evinde ve huzurlu olsun...

dikkat ederseniz senaryo bilgisi vermedim çünkü bu film bir gerçek, hayatın acı gerçeklerinden birini yansıtıyor.
film çekildiği sıralar 71 yaşında olan ve eşini 4 yıl önce yitiren 4 çocuk annesi bir kadının huzur evindeki hüzünlü zamanları hissettiriyor, huzur evinde yaşamanın bir insanın psikolojisi ve iç dünyasındaki etkileri üzerine düşündüren bir kısa film olduğu görülmektedir.
masmavi gözleri uzaklara dalan ve " sonum böyle mi olacaktı" diye sorar gibi bakan bir kadının hayatına dair belirleyici ögeleri dile getirmesiyle filmimiz başlıyor, bir ömrün son mekânı huzur evi olmamalıydı, huzur evlerinde huzur var mıydı ki?
derin mavi gözleri olan teyzemiz, üç oğlunun ve bir kızının olduğunu söylüyor, torunları ve çocukları onu ziyarete geldiklerinde çok mutlu olduğunu anlatıyor,
onlardan bahsederken bile gözleri ışıldıyor,
keşke kocası hayatta olsaydı da torun sevgisini birlikte yaşasalardı, diyor insan izlerken.
benim için hüzünlü bir kısa filmdi,
izlerken düşündüğüm bazı şeyler vardı, fark edeli ise uzun zaman olmuştur, hayatta bazı şeyler zaman geçtikçe tersine döner, hayat her şeyin tersini görebileceğimiz kadar uzundur.
çocukken anne babalarımız bizi kreşe, ana okuluna verir, biz büyürüz ve anne babamızı huzur evine veririz, değişen tek şey insanlar, mekânlar ve zaman olur.
filmde rol alan teyzemizin uzun bir ömrü olsun dilerim, çocuklarıyla ve torunlarıyla,
hep mutlu olsun, kendi evinde ve huzurlu olsun...
devamını gör...
