biraz akıtıp gideceğim.
son zamanlarda oldukça zorlanıyorum ve kendime itiraf edemediğim çok şey var. belki de bu yüzden yazdıklarım hiç susmuyor. moralim çok bozuluyor. eylülden beridir uzunca bir kpss süreci geçirdim. ne kadarını oldurabildim sınavda bilmiyorum. ciddi anlamda bilmiyorum. öabt.. harbiden de çalışmadım gelmiyor. biri bana bu akşam pes mi ettin nova diye sordu. hayır etmedim bilmem ne diye gevelerken bunu düşünmeye başladım.
nasıl bir nova var şu an karşımda ben bilmiyorum. tanıyamıyorum.
hayatım boyunca bir kez bile evlilik fikri aklımdan geçmemişken keşke bir ailem eşim olsa diye düşünmeye başladım. aile evinin handikapı mı etrafımda çok fazla evlenen çift var ondan mı bilmiyorum. ciddi anlamda çok üzülüyorum.
mutluluk niye bu kadar zor? biz ne zaman kavuşacağız o prime döneme. gerçekten üzülüyorum. ilk defa birilerine öykünerek bakıyorum. çok sinir bozucu bir duygu. üzücü yıpratıcı. mutlu olmak istiyorum. bir hayatım bir ailem olsun istiyorum. bu da mı gol değil diye sadri alışık misali bu gece sigaralar çiftlensin.
iyi geceler herkese.
devamını gör...
ne gemiler yaktım
sonunda aynaya baktım
kendimden yıldızlar kadar
uzaktım
devamını gör...
sevgili dijital günlüğüm aynı zamanda normal sözlüğüm.
bugün bir garip hissettim kendimi. tam olarak da ne hissettim onu da bilmiyorum aslına bakarsan. çoooook uzun bir zamandır hayatımda özenme ya da imrenme gibi bir kavram yok. ben kendi tabağından yiyenlerdenim. dolayısıyla pek kimse ile işim olmaz. ama önemsenmek, gözlerinin ta içine en güzel duygularla bakılması güzel olsa gerek diye düşünüyorum. bu da beni ister istemez hayatımda pek yeri olmayan o iki kavrama götürüyor.
güzel arkadaşım bebek gibi seviliyorsun ve bunu görüyorum umarım daim olur. çünkü ben bu duyguyu biliyorum. bu sevgiyi de.. her ne kadar bizden geçti modunda da olsam.
o yüzden senin adına mutluyum ama kendi adıma buruk.

giden gittiği yeri mutlu etsin. mottomuz bu artık. ancak şöyle bi pencere var ki.. sanki giderken bütün duygularımı götürdü gibi hissediyorum. heveslerimi heyecanımı umudumu mutluluğumu. üzülmüyorum gittiğine hatta mutluyum. çok üzgünüm ama bana yapabileceği en ama en büyük iyilik gitmekti. bunun için teşekkür bile etmeliyim sanırım.

.. giden duygulara bir çözüm yok sanırsam. gözlerim bile dolmuyor bunları yazarken. bomboş bir tahtaya döndüm ve üzerime yazılan her şey siliniyor zannımca.
öylesine işte..
öylesine yaşıyorum.
nefes alıyorum.
arada yeme atakları geçiriyorum. çünkü çoğu zaman niye yediğimi bilmiyorum.
epeydir ağlamıyorum.
özel eğitim öğretmeni olarak ücretli öğretmenlik yapıyorum. çocuklarımı çok seviyorum. çok saflar temizler. onlara sarılmayı ve okulumu seviyorum.
danışanlarımı çok seviyorum. attkları her adımda mutlu oluyorum.
iyileşmeyi bilmiyorum belki ama iyileştirmeyi biliyorum.
sevgili nova.. geçecek biliyorsun ama içindeki bu giden bu duygulara neden bu kadar üzülüyorsun.
sevgili kendim ya o topraklar taşa dönüştüler ve bir daha asla çiçek açmazsa..
devamını gör...
okumadım.
çok uzun
özet geç.
devamını gör...
sakın kusmayın içmede olanlar.
devamını gör...
morning pages (sabah sayfaları) diye bir meditasyon yöntemi var. sabah kalktığınızda içinizden geçen ne varsa yazıyorsunuz, çok güzel zihin boşaltma yöntemi. sabah duru bir kafa olduğu için de daha ılımlı, yaratıcı ve özünde ki senle ilgili kelimeleri kaleme dökebiliyorsun.
devamını gör...
hemen
bıdı bıdı bıdıı bıd ı da bıdııı
öyle işte arkadaşlar uzun anlatsam da bıdı bıdı gelecek size o yüzden kısa ve öz bir şekilde anlattım
devamını gör...
hayatta bir çok şeyi yaşamış birisi olarak sevgisizliği ve şefkatsizliği çok net hissediyorum.

sevgi güzel bir şeydir. bir kere tadını alırsanız, sonra bağımlısı ve müptelası oluyorsunuz. bu aralar yoksunluğunu çok hissediyorum artık. hiçbiriniz durduk yere eroin aramazsınız, eroini ancak müptelası, yani tadını önceden almış olan arar. işte bu sebeple sahip olup da kaybetmek, hiç sahip olmamaktan çok daha ağırdır.

ben bunu defalarca kaybettim. daha doğrusu beni ittiler, sahip olmama izin vermediler, çok gördüler, hor gördüler.

eğer bunu hak etsem zoruma gitmez ama zoruma giden, bunu hak etmemiş olmak. çünkü yarım, eksik hissediyorum.

ha bu sevgisizlik dünyanın sonu mu? hayır.

ancak herkesi kendi cenneti kadar, kendi cehennemi de var ve ben o cehennemden ilmek ilmek geçmekten de yoruldum. kendime yetmekten de yoruldum. enerjim kalmadı. birçok cephede tek başıma savaşmaktan yoruldum.

oysa ben savaşmak değil, savaşmamak istiyorum. bu savaşmayı bilmediğim ya da korktuğum için değil ama savaşın cinayet olduğunu bildiğimden sadece.

tüm savaşları kazandım ama bir "seni" kazanamadım. ya da sen henüz kazanmama izin vermiyorsun, istemiyorsun, ancak artık adam atacak takatim yok haberin olsun.

sevgisiz ve şefkatsiz de yaşarım, yaşıyorum ve yaşayacağım. inadına yaşayacak hırsta, inatta ve güçteyim. yine de bu yorulmadığım ve takatimin bitmediği anlamına gelmiyor.

lakin hep eksik hissetmekten, hep yoksun, hep noksan ve hep tetikte, güvensiz hissetmek de yoruyor anasını satayım. çok yoruyor lan.

çok yoruyor hem de.
devamını gör...
ay hiç dökecek dermanım yok, kalsın.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dökeyim.
oğlum çok kötü oldum ya şunu görünce.
erkekler duygusal değildir diyene de şu ağaç neyse*
devamını gör...
lil wayne ve benim hiç ihtiyacımız olmayan şeydir. tüm içsellik artık kapandı. seanslar asla yabancıya değil. doktor diplomalı bile olsa
devamını gör...
yıllar oldu içimi anlık biriken duygularımı dışarıya aktarmayalı nasılını nedenini bilmeden bilemeden akıp geçen yıllarım oldu. kendimi bu rüzgara düşmem sanıp bırakmışken çakılacağımı ben de düşünmemiştim burada kendisini son kez anarak veda edeceğim. seni çok bekledim o telefon çalsın, evimin önünde bir kere belir diye kaç gece öldüm bilmedin. geçmişim geleceğim her şeyimi adadığım bu aşkta ben tekmişim meğer bunu öğrettin. ne sokak, ne gar meydanı, ne bir kaldırım taşı kalmadı adını bilmeyen de bir sen bilemedin bu kara sevdayı. o çok istediğin huzuruna kavuştun mu bilmiyorum ama sen beni hiç hayatında bulunmamışım gibi çıkarttın ve gittin olsun be. duygularımı saklamıyorum o kadar şeffaf oldum ki her şeye ve herkese karşı hayat bana bütün kozlarını oynuyor işte. ölümcül hastalığa tutulsam belki arar sesini duyarım diye dua etmişliğim vardı benim sen gibi vefasız için. bizden bir telefonla ayrılacak kadar seni korkak bir insana dönüştüren hayat... senin vefasızlığına da yas tuttum. beni bu derece bırakıp gitmen bana da şok oldu biliyor musun artık o saçlarım öyle bir ağardı ki. çok zordu hâlâ çok zor, hastalıklarım var, kayıplarım olmuştu zaten sen bile bile beni bunların içinde terk ettin ben seni affetmek için yine de kalbimle savaştım ruhun duymadı. benim ne hâle geleceğimi bilerek buna göz yumarak gittin sen ölsem de unutmam. ölüm hariç her yerden dönülen sen bir kere gelmedin ben de seni istediğin o bensiz geleceğine bıraktım. şimdi öyle şeyler yaşıyorum ki başıma bir şey mi gelmiş umurumda bile değil bir köşede ölür giderim ama mezarıma ilk çiçeğimi sen dik isterim, bilirsin sarı laleler... şimdi hayat karşımda bir sürü sorumluluk bir sürü sorunlarla yeniden devam ediyor, bir şeyler iyiye gidiyor mu onu bilemem hayat bu ne getirir yine belli olmaz. bu sana veda mektubum belki bir gün görürsün . yerin yönün kutup yıldızın(eskiden)...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"iç dökme seansı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim