hayatın esası, özü "yeme-içme, barınma, uyuma ve cinsellik" ten ibaret. insanlar özlerindeki bu "ilkelliği/hayvanlığı" kabul etmedikçe, bununla barışmadıkça, birtakım kurallar, tabular ve yönlendirmelerle reddettikçe modern kesim insanında içe dönük çatışma yani depresyon, sıkıntı, bunalım, daha "varoş/taşra" kesim insanında ise dışa dönük çatışma kavga dövüş, öldürmeye meyil başlıyor. insanın kendiyle olan tüm çatışmaları dünyanın tümüne zarar veriyor, olan bitenin özeti bu bence…
devamını gör...
nasıl görme engelli bir vatandaşa kırmızı rengi anlatamazsanız, anlatsanız da anlayamazsa ön lobu az gelişmiş bireye de bazı şeyleri öğretmek mümkün olmuyor.

insan dediğimiz şey zaten bu ön lob.
devamını gör...
aslında her ne kadar hayatın özü ve insanın doğası diye kavram-eylem sıralamalarında bulunsak da hesaba katmadığımız bir şey kalıyor geriye: insan zaten ilkel güdüleri ve daima ilkel kalışı sebebiyle; doğası doğrultusunda sürekli bir yapma ve tahrip etme ilişkisi içerisinde sürdürüyor yaşamını. çünkü; madem konunun temel noktası insan doğası, insan da doğası gereği 'yapma' peşindedir.

demek istediğimi yüzeysel bir tasvirle açıklamam gerekirse; insanın göçebe yaşamdan kopup yerleşik hayata geçmesinden tutun da paranın bulunuşuna, altının ekarte edilip kağıt paranın basılışına, endüstri devrimine, yükselen sanayileşmeye, yapılan ilk köprülere, tıbbi gelişmelere, gökdelenlere, yollara, şehirleşmeye, yükselen binalara, bankalaşmaya, uzaya çıkmaya, modernizm başlıklı günümüz yeniliklerine bakacak olursak tüm bunları yapan da insanın ilkelliğidir.

bugün tüm bu yukarıda saydığım yapılar-yenilikler bir anda bir şekilde yok olsa ve geriye kalan bir avuç popülasyon ilkel yaşamla baş başa kalsa; sadece ilkel saydığımız yeme-içme-çayırlarda koşma-cinsellik gibi eylemlerini gerçekleştirmeye kalkışsa bu noktadan tam yüzlerce asır sonrasına bir göz attığımızda her şeyin günümüzde olduğu şekle varacağına neredeyse eminim.

çünkü insanın ilkel doğası; birbirini ve kendini ilerleyerek/gelişerek kafeslemeye, köleleştirmeye, devletler kurmaya, sınırlar koymaya, yasalar çıkarmaya, ehlileştirmeye, kontrol altında tutmaya, gökdelenler inşaa etmeye, ateşi bulmaya, yaşadığı alanı ve kendisini yok etme ve olma tehlikesiyle baş başa kalmaya varacak şekilde programlanmıştır.

kısacası insan varlıklar yeryüzünde belirmeye başladığından bu yana doğası gereği yapması gereken her şeyi yapmıştır ve yapmakta oldukları için doğalarını reddetmemiş, yaşamışlardır. çünkü insan'ın, başlı başına kendisi bir endüstridir.
devamını gör...
"hangi ilkel doğası?" şeklinde soru sorulabilecek insanoğludur.

ilkel doğa denilen kavram 0-5 kavramı şeklinde işlemez. yani sizin ağaçtan düştüğünüz için sürekli düşme hissi yaşamanız (uykudan düşermiş gibi uyanmak) sizi milattan önceye götürüyor olabilir. ancak geçtiğimiz yılların bütün birikimleri de sizin dna'nıza ekleniyor. yani diyelim ki sizin atalarınızın hepsi şarap içmeyi seviyordu. ancak siz bundan çekiniyorsunuz. bu da sizin doğanızı reddettiğiniz anlamına gelir.

demek istemem şu ki sizin içinizde yaşamış olan bütün atalarınızın dnası var. ne yapıyorsanız yapın, "ilkel" olarak adlandırdığınız o doğayı yine reddettmiş olacaksınız. siz ilkel doğadan değil hominidlerden falan bahsediyorsunuz. onların kalıntıları yok oldu gitti bile. devinime ayak uydurun.

entropi tek kanun.
devamını gör...
"g*tüyle kavga eden altına sıçarmış" sözündeki inatlaşma gibidir. fakat yakın gelecekte bu kavga komple bitecek gibi. biyo mühendislik, robotik teknolojiler, nöro implantlar derken ütopik sandığımız geleceğe geldik.

ilkel doğası çok eskilerde kalacak insanlığın.
devamını gör...
yakın zamanda intihar etmelidir.
devamını gör...
ilkel doğasını reddeden insan özünde olanla inandığı hayat arasında devamlı çatışma halindedir ve buradan galip çıkamaz.
devamını gör...
modern insan.
bu konu üzerine güzel bir entry için (bkz: medeniyet)
devamını gör...
medeni insandır. burada asıl soru şu olmalıdır; medeni olmak iyi bir durum mudur? bir zamanlar okuduğum bir yazı, barbar olarak nitelendirilen, genellikle paganist inanışları olan toplumların aslında sadece doğayla barışın olduğu ve medeni dediklerimizinse doğaya sürekli bir karşı gelme eylemi içinde olduğunu vurguluyordu. tabii her ne kadar medeni olmaya çalışsa da insanlar, toplumlar; içimizden atamadığımız o ilkellik hep var olacak.

unutmamak lazım ki binlerce yıl ilkel yaşadı ınsanlık. şunun şurasında yazı bulunalı kaç sene oldu, dünya globalleşeli kaç sene oldu değil mi?
devamını gör...
insanın balta girmemiş özünü görmek isteyenleri brezilya ve meksika’ya yönlendirmek için uygun ortamı sağlayan başlıktır.

en vahşi ve sadece tarih kitaplarında namı yürümüş hükümdarların uygulayageldiği ve sadece artık filmlerde olduğunu varsaydığımız yöntemlerle adam doğrama, kulak burun biçme vs bolca uygulamalı olarak bu tip coğrafyalarda icra edilmektedir.

insanın özü göt keser, burada racon kesmeye benzemez.

medeniyet tek dişi kalmış canavardır, medeniyetsizlik ise bildiğin t-rex.
devamını gör...
insan doğası ilkel değil karmaşıktır. içimizde katille beraber bir pembe panter taşıyoruz. iyi de doğa bu kadar vahşi midir? biz doğadan daha aşırı bir biçimde vahşi yönlerimizi tartışacaksak bir file işkence den bir maymun gibi bir örnek bulabilir miyiz doğada?

sorun şu, insanın özü değişkendir, şartlara göre değişir. bu yüzden evrim diyoruz, insan değiştikçe doğası da değişime uyar.
devamını gör...
yoktur. var ise amigdalası ile prefrontal korteksi arasındaki bağlantılar gitmiştir ki bu da ciddi bir nörodejenerasyondur dolayısıyla bilişsel olarak yoktur.
devamını gör...
ilk başta insanın doğada var olan yerini düşünmemiz gerekir. hayvanlar ve bitkilere ek olarak insanlar vardır. eğer evrimi göz önünde bulundurursak hepimiz bitkilerden geliyoruz yani yeryüzünde var olan ilk oksijen üreten varlığa alg'lere inelim daha sonrasında tek hücreli canlılar ve çok hücreli canlılara. su içerisiniden katı sahasına harekete geçmeye cesaret etmiş ilk canlıya gelelim ve sonra hayvanlığa tam adımımızı atıp daha sonrasında ise iki ayağımızın üzerine çıkıp ve yavaş yavaş günümüz insanlarından alakasız bir canlı ile karşılaşalım. doğanın bize sunduğu bir bolluk içerisinden diğer canlılar ile alan, yaşama hakkı gibi bir çok konuda savaşalım hatta tüm canlılar birbirileri ile savaşsın. aslanlar dişlerini, ayılar pençelerini ve homo tür ise beynini, algısını keskinleştirsin. işte tam olarak insanın ilk doğası burada başlar ve daha sonrasında tüm canlılara karşı verdiğimiz savaşı kazanmak daha sonrasında o canlıların en büyüğü olan doğaya karşı açtığımız savaşımıza dönelim..
devamını gör...
kendini kandirmaktadir.
devamını gör...
sekuler 1 koyun oluverir
devamını gör...
çok fazla kavram sokmuşuz hayatımıza.
kafalar karışık tabi.
bugün doğru dediğiniz 50 yıl sonra yanlış.
dün yanlış dediğiniz, yarın doğru.
gerek yoktu, keyfimize bakmak varken gereksiz kasmışlar.
devamını gör...
yani o kadar doğru bir tanım ki
bu düzenin bizi mahvetmesi de bu yüzden olabilir.
örnek verirsek kat sayıları yüksek binalar
sentetik şeyler
devamını gör...
ülkesel değil çağsal düşünen bir üst formdur.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"ilkel doğasını reddeden insanoğlu" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim