kar yağdığı zaman sokağa çıkan tipler
başlık "anonim hesap" tarafından 16.01.2021 23:53 tarihinde açılmıştır.
101.
ankara'da iken—ki 11 yılım orada geçti—eksi derecelerde dışarı çıkıp gezmek gibi bir hobim vardı. -20'ye kadar müthiş keyif alırdım bundan. ama bir gece -30 derecede dışarıdaydım ve sinemadan yurda yürümem gerekiyordu. o sıkıntılıydı işte. yamulmuyorsam the green mile filmini izlemiştim ve anormal uzun bir film olduğu için gecenin cidden ileri saatlerinde bitmişti. ekleme: bu arada şimdi baktım da o film martta gösterime girmiş ülkemizde. 1999-2000 kışındaki başka bir filmdi o zaman, herhalde. ama çok geç çıkmıştım sinemadan ve anlattıklarımı net hatırlıyorum. o saatlerde de hava iyice soğumuş. 2000 senesiydi herhalde ki tam o gece ölçülen en soğuk gün/gece rekoru kırılmış. sinemadan çıktığımda kafamı hiç hissedemedim. ellerimle kafamı yokladım hatta, yerinde mi diye. ahahashah
kar da seviyordum elbette. ama açıkçası pek rüzgar esmese iyi olurdu, karlı havalarda. rüzgarsız ve buz gibi karlı havaya bayılırdım yoksa.
kar da seviyordum elbette. ama açıkçası pek rüzgar esmese iyi olurdu, karlı havalarda. rüzgarsız ve buz gibi karlı havaya bayılırdım yoksa.
devamını gör...
102.
çocukluğum geldi aklıma.. ankara yılları.. şubat sömestr tatilinde kuzenler gelirdi bize egeden.. (teyzem ve dayılarımın çocukları..) "çocuklar kar görsünler.." derlerdi şaşırırdım..
kuzenler ayrıca şaşırtırlardı cesaretleriyle.. hiçte mevsim ankarasına uygun sayılmayacak kıyafetlerle ve bitmez tükenmez bir oynama isteğiyle, uzatırlardı bahçe oyunlarını. ta ki annemin müdahalesine kadar.
tabi daha ertesi gün ev revire döner, hepimiz hastanelik olurduk.. ilk şoku atlatan kuzenler burunlarını cama yaslar, bahçede birgün önce yaptığımız kardan adamı seyirle geçirirlerdi sonraki günleri.. çocukça bir aptallıkla, annemler ters tarafta kahve keyfi yaparlarken yatak kıyafetiyle hızlıca bahçeye koşulup, kardan adamın havuç burnunu ve bozulan kısımlarını yenileyip dönmek, inanılmaz bir keyif verirdi hepimize. (her ne kadar hastalığımızı tüm sömestre yaysa da..)
kısaca ben, yadırgamam kar yağdığında sokağa çıkanları. alışkınım.. ilk karı hepimiz dışarda karşılardık zaten çocukken.. ve hastalanana kadar da önemsemezdik sanki..
o eski kışlar yok gibi.. bahçeler zaten yok.. kardanadamlar sentetik ve vitrinlerde şimdi..
lapa lapa bembeyaz karlar bile yok.. isli kirli sarı çamur yağıyor caddelerimize.. kimi neden yadırgıyor niye kızıyorsunuz.. sizin hiç çocuk kışlarınız olamadıysa bunun suçlusu onlar değil..
kuzenler ayrıca şaşırtırlardı cesaretleriyle.. hiçte mevsim ankarasına uygun sayılmayacak kıyafetlerle ve bitmez tükenmez bir oynama isteğiyle, uzatırlardı bahçe oyunlarını. ta ki annemin müdahalesine kadar.
tabi daha ertesi gün ev revire döner, hepimiz hastanelik olurduk.. ilk şoku atlatan kuzenler burunlarını cama yaslar, bahçede birgün önce yaptığımız kardan adamı seyirle geçirirlerdi sonraki günleri.. çocukça bir aptallıkla, annemler ters tarafta kahve keyfi yaparlarken yatak kıyafetiyle hızlıca bahçeye koşulup, kardan adamın havuç burnunu ve bozulan kısımlarını yenileyip dönmek, inanılmaz bir keyif verirdi hepimize. (her ne kadar hastalığımızı tüm sömestre yaysa da..)
kısaca ben, yadırgamam kar yağdığında sokağa çıkanları. alışkınım.. ilk karı hepimiz dışarda karşılardık zaten çocukken.. ve hastalanana kadar da önemsemezdik sanki..
o eski kışlar yok gibi.. bahçeler zaten yok.. kardanadamlar sentetik ve vitrinlerde şimdi..
lapa lapa bembeyaz karlar bile yok.. isli kirli sarı çamur yağıyor caddelerimize.. kimi neden yadırgıyor niye kızıyorsunuz.. sizin hiç çocuk kışlarınız olamadıysa bunun suçlusu onlar değil..
devamını gör...