1.
farsça meneviş
1. isim hare.
2. isim, bitki bilimi terementi ağacının tohumu.
türk dil kurumu sözlüğünde bu şekilde açıklanmış, sadece kitaplarda gördüğüm kelime.
o donuk renkli üstü pütürlü beyaz gazoz şişelerine bakarken rıza efendi'nin perdeli ve sıkıntıdan ve yaşamaktan bunalmış gözlerinin menevişini gördüm.
şule gürbüz - coşkuyla ölmek
devamını gör...
2.
müzeyyen'imden gelsin, gürül gürül söylesin...
geçmesin günümüz sevgilim yasla
o güzel başını göğsüme yasla
birleşebilir mi âh aşk ihtirasla
o güzel başını göğsüme yasla
elâ gözlerinde menevişler var
kor gibi dudaklar ve kızıl saçlar
okşasam doyamam ta fecre kadar
o güzel başını göğsüme yasla
geçmesin günümüz sevgilim yasla
o güzel başını göğsüme yasla
birleşebilir mi âh aşk ihtirasla
o güzel başını göğsüme yasla
elâ gözlerinde menevişler var
kor gibi dudaklar ve kızıl saçlar
okşasam doyamam ta fecre kadar
o güzel başını göğsüme yasla
devamını gör...
3.
4.
5.
bıçak yapımında kullanılan temperleme işlemidir. ısıl işlem sonunda yüksek sertliğe ulaşan bıçağın gerginliğini almak için bir süre reçeteye uygun ısılarda fırında bekletilmesi işlemidir.
devamını gör...
6.
kuşların renklerinde çok sık rastlanır.
sana bir sevinçlik, menevişli kuş yolladım.
son kuşlarımdı bunlar, telef olmasın.
geçti artık, göğsümde kuş barınmaz anladım.
esti rüzgâr bozuk bozuk, örselendi yüreğim
eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım.
bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın
bu kuşları senin için gözlerimde sakladım....
sana bir sevinçlik, menevişli kuş yolladım.
son kuşlarımdı bunlar, telef olmasın.
geçti artık, göğsümde kuş barınmaz anladım.
esti rüzgâr bozuk bozuk, örselendi yüreğim
eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım.
bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın
bu kuşları senin için gözlerimde sakladım....
devamını gör...
7.
manevinin poncik hali
devamını gör...
8.
gölgelerin kıvrıldığı, ışığın kırılarak çoğaldığı anların içinden geçtim.. zamanın akla oyun oynadığı aynalardan yürüdüm.. bir yüzüm hep parlaktı, diğer yüzüm hep karanlık.. içimde bin renk yanıp söndü, ama hiçbiri tam olmadı..
kırık bir vitray gibiyim şimdi.. cam parçaları hâlâ ışığı yakalıyor, ama hiçbir desen tamamlanmıyor. yalnızlığın dokusunda ince çizgiler, acının kıyılarında tuz kokusu taşıyorum.. ve işte bütün bu yarım kalmışlıklarla, gölgeli ışıltılarla varmak bir yerlere..
bir menevişli hikâye bu, kimseye anlatılmamış, kimsenin tam olarak bilmediği.. içinde hem ışık olan hem gölge.. çatlamış bir toprağın arasında açan incecik bir çiçek gibi.. yaşama inadıyla, kırılganlığıyla, güzelliğiyle..
kırık bir vitray gibiyim şimdi.. cam parçaları hâlâ ışığı yakalıyor, ama hiçbir desen tamamlanmıyor. yalnızlığın dokusunda ince çizgiler, acının kıyılarında tuz kokusu taşıyorum.. ve işte bütün bu yarım kalmışlıklarla, gölgeli ışıltılarla varmak bir yerlere..
bir menevişli hikâye bu, kimseye anlatılmamış, kimsenin tam olarak bilmediği.. içinde hem ışık olan hem gölge.. çatlamış bir toprağın arasında açan incecik bir çiçek gibi.. yaşama inadıyla, kırılganlığıyla, güzelliğiyle..
devamını gör...

