1.
geçen akşam oğluşun odasına daldım, matematik ödevi yapıyor sanıyorum ama ne gezer... kitabı ters çevirmiş, arkasına "arda 7" yazmış, formalar tasarlıyor.
"oğlum" dedim, "yarın matematik sınavın var, rasyonel sayılar konusundan.. sen hala forma peşindesin. şu x'leri, y'leri bi' çöz artık."
arda sandalyede bir gerindi, kollarını arkaya bağladı. "anne" dedi, "cidden şaka gibisiniz. dünyanın en iyi futbolcusu olacağım diyorum, sen bana payda eşitle diyorsun. messi'ye maçtan önce 'hocam şu denklemi çözmeden sahaya çıkamazsın mı diyorlar? adamın sol ayağı matematik zaten, gerisi boş..."
"evladım" dedim, "o işler öyle kolay değil. bir sakatlansan, ayağın kaysa ne olacak?"
"sakatlanmam anne, profesyonelim ben. ayrıca bak ronaldo’ya, adam okumuş mu..? çalışmış, basmış kası, olmuş kral. ben de antrenmana gidiyorum işte, matematik benim sahada koşmama yardım etmeyecek."
baktım bu laftan anlamayacak "peki" dedim. "madem profesyonel bir futbolcusun, bugünden itibaren seninle "menajer-kulüp" ilişkisine giriyoruz. okul, ödev mödev yok. sadece antrenman ve kariyer yönetimi.."
gözleri parladı. "hah şöyle yaa..! sonunda vizyoner bir anne!"
ertesi sabah saat 06:00. odasına daldım, ışığı cart diye açtım. "kalk lan!" dedim. "antrenman vakti."
"ya anne ne antrenmanı, cumartesi bugün..."
"ne cumartesisi aslanım? sen profesyonelsin. hadi, sitenin etrafında 10 tur koşu, sonra 50 şınav.. menajerin olarak emrediyorum."
söylene söylene kalktı, buz gibi havada koştu geldi. eve döndüğünde kurt gibi açtı. masaya oturdu, önünde sadece bir kase yulaf ve haşlanmış yumurta akı.
"bu ne ya..? hani patatesli börek yapacaktın?"
"arda’cım, kulüp disiplini" dedim. "messi börek yiyerek mi o kasları yaptı sanıyorsun? şeker, un, yağ yasak. bu vücut senin sermayen."
suratı asıldı ama yedi. öğleden sonra tam arkadaşlarıyla oyun oynamaya oturacaktı ki, eline bir kağıt tutuşturdum. kağıtta tamamen ingilizce ve bir sürü karmaşık sayı olan bir metin var.
"bu ne anne..?"
"transfer sözleşmen" dedim. "avrupa’dan teklif var. ama bak, şurada 'madde 4' diyor, yıllık kazancının %30'u menajere (yani bana), %20'si vergiye, kalanının yarısı da kulübe gider diyor. bir de yabancı dil bilmen lazım ki neye imza attığını anla. al bakalım, hesapla bakalım ayda eline kaç para geçecek?"
arda kağıda baktı, sayılara baktı, ingilizce kelimelere baktı... "anne bu ne biçim sayı, yüzde kaç dedin? ingilizcesi ne bunun..?"
"e hani matematik boştu?" dedim. "adamlar seni ayakta uyutuyor bak, sözleşmede "sakatlanırsan kulübe borçlanırsın" bile yazıyor olabilir, ingilizcen yok ki anlayasın. eğer matematiğin zayıfsa, o kazandığın milyon dolarları muhasebecin bir gecede "ofsayta" düşürür, ruhun duymaz.."
durdu, kağıdı buruşturdu. "eee ben ne anladım bu işteen? hem açım hem koşuyorum hem de paramı mı çalacaklar?"
"aynen öyle aslanım" dedim. "dünyanın en iyi futbolcusu da olsan, o kafanın içindeki "hesap makinesi" çalışmıyorsa seni sadece yedek kulübesinde oturtmazlar, direkt tribüne gönderirler."
o akşam ne mi oldu? bizimki tıpış tıpış odasına gitti, matematik kitabını açtı. "anneeğ" diye seslendi içeriden, "şu payda eşitleme olayını bir daha anlatsana, transfer paralarımı hesaplarken lazım olacak..!"
"oğlum" dedim, "yarın matematik sınavın var, rasyonel sayılar konusundan.. sen hala forma peşindesin. şu x'leri, y'leri bi' çöz artık."
arda sandalyede bir gerindi, kollarını arkaya bağladı. "anne" dedi, "cidden şaka gibisiniz. dünyanın en iyi futbolcusu olacağım diyorum, sen bana payda eşitle diyorsun. messi'ye maçtan önce 'hocam şu denklemi çözmeden sahaya çıkamazsın mı diyorlar? adamın sol ayağı matematik zaten, gerisi boş..."
"evladım" dedim, "o işler öyle kolay değil. bir sakatlansan, ayağın kaysa ne olacak?"
"sakatlanmam anne, profesyonelim ben. ayrıca bak ronaldo’ya, adam okumuş mu..? çalışmış, basmış kası, olmuş kral. ben de antrenmana gidiyorum işte, matematik benim sahada koşmama yardım etmeyecek."
baktım bu laftan anlamayacak "peki" dedim. "madem profesyonel bir futbolcusun, bugünden itibaren seninle "menajer-kulüp" ilişkisine giriyoruz. okul, ödev mödev yok. sadece antrenman ve kariyer yönetimi.."
gözleri parladı. "hah şöyle yaa..! sonunda vizyoner bir anne!"
ertesi sabah saat 06:00. odasına daldım, ışığı cart diye açtım. "kalk lan!" dedim. "antrenman vakti."
"ya anne ne antrenmanı, cumartesi bugün..."
"ne cumartesisi aslanım? sen profesyonelsin. hadi, sitenin etrafında 10 tur koşu, sonra 50 şınav.. menajerin olarak emrediyorum."
söylene söylene kalktı, buz gibi havada koştu geldi. eve döndüğünde kurt gibi açtı. masaya oturdu, önünde sadece bir kase yulaf ve haşlanmış yumurta akı.
"bu ne ya..? hani patatesli börek yapacaktın?"
"arda’cım, kulüp disiplini" dedim. "messi börek yiyerek mi o kasları yaptı sanıyorsun? şeker, un, yağ yasak. bu vücut senin sermayen."
suratı asıldı ama yedi. öğleden sonra tam arkadaşlarıyla oyun oynamaya oturacaktı ki, eline bir kağıt tutuşturdum. kağıtta tamamen ingilizce ve bir sürü karmaşık sayı olan bir metin var.
"bu ne anne..?"
"transfer sözleşmen" dedim. "avrupa’dan teklif var. ama bak, şurada 'madde 4' diyor, yıllık kazancının %30'u menajere (yani bana), %20'si vergiye, kalanının yarısı da kulübe gider diyor. bir de yabancı dil bilmen lazım ki neye imza attığını anla. al bakalım, hesapla bakalım ayda eline kaç para geçecek?"
arda kağıda baktı, sayılara baktı, ingilizce kelimelere baktı... "anne bu ne biçim sayı, yüzde kaç dedin? ingilizcesi ne bunun..?"
"e hani matematik boştu?" dedim. "adamlar seni ayakta uyutuyor bak, sözleşmede "sakatlanırsan kulübe borçlanırsın" bile yazıyor olabilir, ingilizcen yok ki anlayasın. eğer matematiğin zayıfsa, o kazandığın milyon dolarları muhasebecin bir gecede "ofsayta" düşürür, ruhun duymaz.."
durdu, kağıdı buruşturdu. "eee ben ne anladım bu işteen? hem açım hem koşuyorum hem de paramı mı çalacaklar?"
"aynen öyle aslanım" dedim. "dünyanın en iyi futbolcusu da olsan, o kafanın içindeki "hesap makinesi" çalışmıyorsa seni sadece yedek kulübesinde oturtmazlar, direkt tribüne gönderirler."
o akşam ne mi oldu? bizimki tıpış tıpış odasına gitti, matematik kitabını açtı. "anneeğ" diye seslendi içeriden, "şu payda eşitleme olayını bir daha anlatsana, transfer paralarımı hesaplarken lazım olacak..!"
devamını gör...
2.
ilk entry soruya cevap vermemiş ama ronaldo muazzam bir yetenek. messi ise bir dahi.
devamını gör...
3.
(bkz: sabri sarıoğlu)
devamını gör...
4.
ronaldo.
fifa 20 verilerine göre; ronaldo birinci, messi ikinci. neymar jr üçüncü.
fifa 20 verilerine göre; ronaldo birinci, messi ikinci. neymar jr üçüncü.
devamını gör...
5.
sabahlara kadar ronaldo.
dünyanın en zorlu liginde (premier lig) kendini kanıtladı, oradan ispanya'da başarılar, üzerine italya ekledi ki orada messi'nin ayağını eline verirler öyle bir lig.
yani herif top 3 ligde krallığını ilan etti.
bu camianın lideri benim dedi.
messi ise hep korkak olarak anılacak.(bana göre tabi, sevene saygım var)
ispanya gibi savunma zaafiyetli bir lig.
üzerine amerika.
fransa'yı saymıyorum çünkü herhangi bir zorlama, rakip yoktu. kendileri çalıp kendileri oynadılar orada.
dünyanın en zorlu liginde (premier lig) kendini kanıtladı, oradan ispanya'da başarılar, üzerine italya ekledi ki orada messi'nin ayağını eline verirler öyle bir lig.
yani herif top 3 ligde krallığını ilan etti.
bu camianın lideri benim dedi.
messi ise hep korkak olarak anılacak.(bana göre tabi, sevene saygım var)
ispanya gibi savunma zaafiyetli bir lig.
üzerine amerika.
fransa'yı saymıyorum çünkü herhangi bir zorlama, rakip yoktu. kendileri çalıp kendileri oynadılar orada.
devamını gör...