bir türlü vakıf olamadığım hususlardır.

kullandığım entstürmanlar sadece gitar, piano, saksofon ve çello fakat tam bitti şarkı derken bir bakıyorum sesler birbirine girmiş aşırı akustik var. akustiği kısınca da sesler yavan kalıyor. bilenler lütfen portakal atsın.
devamını gör...
şu konuda sadece seslendirme için ne yapılabilir? bilenler beni de bilgilendirirse sevinirim valla
devamını gör...
kendimiz yapmamak. swh. şaka şaka eğer yapacaksak ses mühendisliği kasmalıyız, 20-20k arası frekansları çakıştırmadan ya da bilinçli olarak çakıştırarak şarkı örmeyi öğrenmeliyiz. bir iki trik ile yapılabilecek iş değil. ama bir yerden başlayalım dersek, bas gitardan ya da işte kontrbas vs enstrümanlardan başlayarak müziğin türüne göre violine kadar ya da artık ne ise ona kadar enstrümanların baskın frekanslarını öğrenmek işe yarayabilir.
devamını gör...
dikkat edilecek ilk husus, teknik konular haricinde -ki eğer final mix sonrasında mastering'i de siz yapacaksanız problem değil- çok da bir husus olmamasıdır aslında.
bu ne demek derseniz de naçizane şöyle ki;
miks derslerinde öğretilen ilk kurallardan biri, teknik konulardan bağımsız, estetik davranabilme durumudur.
bas gitar şurada şöyle gelmeli, klavyeler şurada şöyle olmalı, vokal en önde olmalı gibi safsatalar artık geride kaldı.
mesela tame impala grubuna kadar vokallerde reverb efekti hep bir arka planda kalırdı, sonra ne oldu? adamın biri çıktı, "yoo benim vokallerim bol reverbli, arka planda olabilen, en önde olmak zorunda olmayan bir vokal" dedi ve tame impala oldu. dolayısıyla alışılagelmiş teknikler ve kalıplar başka, zorunluluklar başka bir şey. isterseniz parçanızda klavye en önde duyulur, gitar hiç duyulmaz -bazen böyle yaptığım miks ve live miksler vardır- bazen davul var mı yok mu belli değilken, bazen de en önde zebellah gibi davul duyulur falan.
bu işin estetik kısmısı. bir de teknik kısımlar var.
buraya daha çok editci arkadaşlarım bakıyor fakat ben takıntılı bir herif oldugum icin editlerimi de kendim yapıyorum.
mikrofonlar arası faz ve polarite dengesi, clipping var mı yok mu, ölçüler ve gain staging doğru yapılmış mı gibi durumlara da bakıyorum. bu konular her ne kadar recording kısmıyla ilgili olsa da, gelişen ve değişen * teknolojiyle beraber sonradan da müdahale etmek gayet de mümkündür.
her neyse, işimize bakalım.
şimdi diyelim ki bizden önceki -editing ve recording- durumları mükemmel derecede, bize sadece miksing durumları kaldı.
o zaman dans diyebiliriz.
teknik konular zaten bittiği için, artık tamamıyla estetik kısma odaklanmak mümkün. surgical dediğimiz ve gayet de düzeltme amacıyla yapılan müdahalelerden çok, işin "şurası daha güzel" kısmına odaklanabiliyoruz miksing kısmısında.
işte o yüzden tame impala kalkıp "benim vokal bol reverblü kral, en arkada duyulsun isterse önemli değil" diyebiliyor.
çünkü adamın prodüksiyonundaki estetik bu şekilde cereyan ediyor.
dolayısıyla "bu böyle yapılmalı, şunu da şöyle yapmayan ölmeli" kısmı, dijital döneme geçtiğimiz gün zaten bitti. çünkü artık birden fazla hakkımız var herhangi bir istenmeyen durumu tek bir tuşla geri alabiliyoruz.
ve yine dolayısıyla, miks; sizin yorumunuzdur. el lezzetinizdir.
yemeklerini hep dengeli bulduğunuz bir usta vardır mesela. sonra başka bir usta denersiniz, onun yemekleri de lezzetlidir fakat diğer ustaya "göre" tuzludur gibi bir yorumda bulunabilirsiniz.
işte miks de tam olarak "göre" bir durumdur. size uyan miks mühendisi başkadır, bir başkasına uyan miks mühendisi başkadır. o yüzden bu kadar çok miks mühendisi vardır zaten.
herkes kendi ustasını bulmuştur bir şekilde.


mastering meselesine gelecek olursaaak;
şimdi anam babam, buradaki mevzular biraz daha teknik ağırlıkta olsa da, aslında "lezzete lezzet katmak" gibi bir yaklaşımla gayet çözülebilir.
sıkıntı şurada ki bu mastering aşamasından geri dönüş yoktur.
çok kötü bir mastering yaptıysan -teknik olarak- ve o parça basıldıysa geçmiş olsun.
ha ama bu demek değildir ki hasta öldü. hayır, mikste hoşuna giden bir yeri, daha çok hoşuna gidecek hale getirebilirsin bu aşamada.
buraya kocaman bir fakat bırakırsak ise, miksi -teknik olarak- yanlış yaptıysan, o hasta yaşamaz babam.
felçli kalır. nefes alır ama yaşıyor denmesi için birçok parametreyi de geride bırakmış olursun.
buradaki temel durumlardan biri şu; masteringten çıkmış bir parçadan şunu bekleriz;
telefon, bilgisayar, hoparlör -marka fark etmeksizin- kulaklık gibi cihazların "tümünde" aşağı yukarı aynı renkte ve seviyede gelmesini bekleriz.
bu fiziksel olarak mümkün değildir fakat telefonda dinlerken kulağına dayaman gereken bir final masteringi, bilgisayar hoparlörlerinde de benzer seviyede duyarsın. onlar sana harikalar yaratamaz.
yine bu fizik durumlarına bağlı kalacağın gibi mastering de sana harikalar yaratamaz. miksinde iş varsa ayağa kaldırır, güzelleştirir fakat senin hasta nefes almıyorsa, sana bir çift ciğer veremez.
o yüzden mastering mühendisleri her parçayı kabul etmezler.
"bana şu headroom'u düzgün ayarlayın, şu dengeleri de kontrol edin, patlayan yeriniz olmasın" diye notlar düşebilir.
hakkıdır bu arada, sıçarsa onun başına kalır çünkü.
en azından hep öyle oldu.



final: iş bu yazı sadece kişisel gözlemler ve tecrübelerden yararlanılarak, boşluk anında yazılmıştır ve tamamen kişisel görüşlerdir. küfrünüzü ona göre ayarlayınız. düzeltme yapacak olan arkadaşlar lütfen sert bir dille* eleştirisini yapsınlar ki sağı solu salak salak bilgilerle kirletmiş olmayayım.
sevgiler.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"mix-mastering yaparken dikkat edilecek hususlar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim