the cure dinlerken yeni boşanmış emlakçıya dönüşmek
başlık "sehpadaki midi klavye" tarafından 15.08.2026 16:27 tarihinde açılmıştır.
1.
normal şartlarda insanı depresyonun dibine vurup karanlık bir odada duvara baktırması gereken müzik zamanla insanı farklı bir noktaya evirip çevirebiliyor ya... cure insanı biraz yoran ve aynı zamanda hüzünlendiren, kendi hayatını biraz sorgulatan bir müzik grubu...
the cure çalarken insan ister istemez kendi hayatının ne kadar dağıldığını düşünüyor... bir süre sonra şu tarihi gerçekle yüzleşiyo... eski eşler ve sevgililer gün geçtikçe değer kaybeder, ama gayrimenkul asla değer kaybetmiyo lan...
ne diyo in between days şarkısında? ''yesterday i got so old, i felt like i could die..."
eski koca/karı yıpranır, eski sevgili eskir, değer kaybeder... ama bak yan sokaktaki 2+1'e? 3 senede değerini üçe katladı düşüncesini getiriyo beraberinde...
mesela lovesong'ta ne diyo? "however far away, i will always love you..." hah işte insanın aklından nah seversin gibi bir şey geçiyor... en fazla metroya 10 dakikalık bir mesafeyi sever insan, değil mi? ya da close to me'de ne diyo? "i've waited hours for this, i've made myself so sick..." hah işte bi insana yatırım yapmak yerine gayrimenkul yatırımı olsaydı beşe katlamıştı her şeyini...
sonra pictures of you geliyo. eski fotoğraflar..... bir zamanlar dünyanın en önemli insanı olan kişinin yüzünü görüyorsun ama artık hiçbir şey hissettirmiyo...
ama aynı anda telefona geçen sene kaydettiğim satılık daire ilanına bakınca çok canımı sıkıyo bu durum... işte burada insanın bütün romantizmi bitiyo... bir noktadan sonra the cure dinlemek depresyon olmaktan çıkıp yatırım danışmanlığına dönüşüyo... önümde emlakjet açık, ben bu evleri nasıl pazarlayabileceğimi, nasıl satacağımı, nasıl yalanlar söyleyeceğimi düşünüyorum...
hiç ferah olmayan evi ''burası aslında çok ferah...'' diyerek satıyorum.
gün boyu hiç ışık almayan evi güneşe bakıyor diye tanıtıyorum...
otobüs durağına 17 dakika yürüten mesafeyi otobüs ve metro için çok avantajlı diye övüyorum...
the cure çalarken insan ister istemez kendi hayatının ne kadar dağıldığını düşünüyor... bir süre sonra şu tarihi gerçekle yüzleşiyo... eski eşler ve sevgililer gün geçtikçe değer kaybeder, ama gayrimenkul asla değer kaybetmiyo lan...
ne diyo in between days şarkısında? ''yesterday i got so old, i felt like i could die..."
eski koca/karı yıpranır, eski sevgili eskir, değer kaybeder... ama bak yan sokaktaki 2+1'e? 3 senede değerini üçe katladı düşüncesini getiriyo beraberinde...
mesela lovesong'ta ne diyo? "however far away, i will always love you..." hah işte insanın aklından nah seversin gibi bir şey geçiyor... en fazla metroya 10 dakikalık bir mesafeyi sever insan, değil mi? ya da close to me'de ne diyo? "i've waited hours for this, i've made myself so sick..." hah işte bi insana yatırım yapmak yerine gayrimenkul yatırımı olsaydı beşe katlamıştı her şeyini...
sonra pictures of you geliyo. eski fotoğraflar..... bir zamanlar dünyanın en önemli insanı olan kişinin yüzünü görüyorsun ama artık hiçbir şey hissettirmiyo...
ama aynı anda telefona geçen sene kaydettiğim satılık daire ilanına bakınca çok canımı sıkıyo bu durum... işte burada insanın bütün romantizmi bitiyo... bir noktadan sonra the cure dinlemek depresyon olmaktan çıkıp yatırım danışmanlığına dönüşüyo... önümde emlakjet açık, ben bu evleri nasıl pazarlayabileceğimi, nasıl satacağımı, nasıl yalanlar söyleyeceğimi düşünüyorum...
hiç ferah olmayan evi ''burası aslında çok ferah...'' diyerek satıyorum.
gün boyu hiç ışık almayan evi güneşe bakıyor diye tanıtıyorum...
otobüs durağına 17 dakika yürüten mesafeyi otobüs ve metro için çok avantajlı diye övüyorum...
devamını gör...
2.
bu yazar şairi çok iyi anlıyorum. ben de "boys dont cry" dinlerken sevgilimden yeni boşanmış gibi hissediyorum. the cure boşanan insanların müziği diyebiliriz belki de hehe..
devamını gör...
"the cure dinlerken yeni boşanmış emlakçıya dönüşmek" ile benzer başlıklar
the cure
17